ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kültürü K-Z > Sual
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sual  (Okunma Sayısı 661 defa)
01 Şubat 2010, 11:08:03
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 01 Şubat 2010, 11:08:03 »



Sual-Cevap Adabı
Evliyânın büyüklerinden Ahmed bin Mûsâ el-Acîl (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerine, bir gün Cebel beldesinden biri geldi. Bir toplu­luk içinde çeşitli ilimlere dâir meseleler sordu. Ahmed bin Acîl hazretleri suâllerin bir kısmını cevaplandırıp, bir kısmına cevap vermedi. Sükût etti. Soran kişi bunları bilmediğini sandı. Oradaki topluluk birer ikişer dağılıp kimse kalmayınca Ahmed bin Mûsâ hazretleri odasına çekildi. Hizmetçi­sine soru soran kişinin yanına getirilmesini emretti. Odaya girince; "Kardeşim bu sorularının cevabını herkes anlayamaz. Zihinler karışır. Fitne çıkar. Şimdi sana îzâh edeyim." buyurdu ve teker teker îzâh etti. Soru sâhibi gerçeği anlayıp kötü zannına tövbe edip af diledi.

İslâm âlimlerinin ve velîlerin büyüklerinden Celâleddîn-i Devânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) konuşma âdâbını şöyle anlatır: Başkasına so­rulan bir suâle cevap vermemelidir. Onun da bulunduğu bir topluluğa so­rulursa, başkalarından evvel davranıp, cevap vermede acele etmemeli­dir. Bir kimse cevap verirken, kendisinin daha iyi bildiğini anlarsa, o kim­senin bitirmesine kadar beklemeli, sonra cevap vermeli ve kendinden önce konuşanı ayıplamamalıdır.

Kendisine bir şey söylendiği zaman, söyliyenin sözü bitmeden, ce­vap vermeye başlamamalıdır. Yanında olan mubâhase, konuşma ve tar­tışmalarda kendisi yoksa, yâni onu ilgilendirmiyor veya onun karışması istenmiyorsa, karışmamalıdır. Ondan gizli konuşuyorlarsa, kulak verme­melidir.

En büyük velîlerden İmâm-ı Ebû Yûsuf (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazrelerine, adamın biri bir suâl sordu.

"Bilmiyorum." cevâbını alınca sinirlendi.

"Nasıl olur da bilmezsiniz? Hazîneden şu kadar para alırsınız." dedi. İmâm-ı Ebû Yûsuf hazretleri sâkin sâkin;

"Kardeşim, bize bildiğimiz kadar para veriyorlar. Yok, eğer bilme­diklerimize göre para alsaydık, hazîne yetmezdi" diye cevap verdiler.

Büyük velîlerden Ma´rûf-ı Kerhî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hakkında Muhammed bin Mansûr Tûsî haber veriyor: Bağdât´ta Ma´rûf-ı Kerhî haz- retleri´nin huzûruna gittim. Yüzünde bir yara izi gördüm. "Dün burada iken yüzünüzde bir şey yoktu. Bu nedir bir şey mi oldu?" diye sordum. "Seni ilgilendirmeyen şeyi sorma, sana yarayanı sor." dedi. "Allah aşkına söyle!" dedim. Şöyle anlattı: "Bu gece namaz kılıyordum. Mekke´ye gidip Kâbe´yi tavaf etmek istedim. Su içmek için zemzem kuyusuna gittim. Ayağım kaydı ve yüzüm oraya çarptı. Bu iz ondandır."

Muhaddis, zâhid, âbid, ârif-i kâmil ve Tâbiînin büyük âlimlerinden Muhammed bin Vâsi (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir gün devrin âmirlerin­den Kuteybe bin Müslim?in kapısına yün elbisesi ile gitti. Kuteybe ?Niçin suf (yün) giydin?? dedi. Cevap vermedi. ?Niçin cevap vermiyorsun?? diye sorunca; ?Zühd yapmak için diyeceğim, kendimi övmek olacak. Fakirlik­ten diyeceğim, Hak teâlâdan şikâyet olacak? buyurdular.

Tâbiînin büyüklerinden, meşhûr bir âlim ve velî Şa´bî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Bilmediği sorulunca, bilmiyorum demek, ilmin yarısıdır. Bilmediği bir şeyde Allah için sükût edenin alacağı sevâb, ko­nuşandan az değildir. Çünkü, nefse en ağır gelen şey, bilmediğini kabûl etmektir."

Ebû Zeyd anlatır: Şa´bî hazretlerine bir şey sordum. Bunun üzerine bana kızdı ve onu söylemiyeceğine yemin etti. O zaman gidip, kapısının önüne oturdum. Bana; "Ey Ebû Zeyd! Ben, sorunun cevâbını söylemiye- ceğime, yemin ettim. Fakat sana üç şey söyliyeceğim, iyi dinle. Bunları da aklından çıkarma. Birincisi, Allahü teâlânın yarattığı bir şey hakkında, bunu niçin yarattı, bundaki murâd ve hikmet nedir, deme! İkin­cisi, bilme- diğin bir şeyi, ben onu biliyorum deme! Üçüncüsü, dînî mese­lelerde ken- di aklına göre, mukâyese yapma! Bakarsın, bir helâli harâm, harâmı da helâl yapabilirsin. Neticede, ayağın sürçüp, tökezler, mahvo­lup gidersin." dedi.

Tâbiîn devrinde yetişen büyük âlim ve velî Vehb bin Münebbih (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Senden, bildiğin bir şey soru­lursa, söyle. Eğer bilmiyorsan, bilmiyorum, de. Sana sorulursa cevap ver ve konuş, yoksa sükût et."

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sual
« Posted on: 21 Ekim 2019, 10:08:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sual rüya tabiri,Sual mekke canlı, Sual kabe canlı yayın, Sual Üç boyutlu kuran oku Sual kuran ı kerim, Sual peygamber kıssaları,Sual ilitam ders soruları, Sualönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &