ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kültürü A-İ > Hasta İlaç Şifa
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hasta İlaç Şifa  (Okunma Sayısı 528 defa)
27 Mart 2010, 15:28:09
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 27 Mart 2010, 15:28:09 »



Hasta-İlaç-Şifa

Abdullah-ı Dehlevî, şânı büyük bir velî,

Meşhurdu halk içinde, bir çok kerâmetleri.



Bir gün biri gelerek, mübârek huzûruna,

"Oğlumuz çoktan beri, kayıptır" dedi ona.



Ve ilâve etti ki: "Lütfen duâ ediniz,

Tekrardan ihsân etsin, onu bize Rabbimiz."



Onun bu sözlerini, dinleyip o büyük zât,

Buyurdu ki: "Oğlunuz, evindedir şu saat."



O kimse heyret edip, dedi: "Ama efendim,

Şimdi evden ayrılıp, huzûrunuza geldim."



O yine buyurdu ki: "Evine dön ki şu an,

Rabbimiz onu size, tekrardan etti ihsân."



"Peki efendim" deyip, evine gittiğinde,

Gördü ki oturuyor, oğlu gelmiş evinde.



Yine bir gün birisi, ölüm yatağındaki,

Hastasını sırtlayıp, geldi bir seher vakti.



Dedi ki: "Ey efendim, çok ağırdır hastamız,

Belki bir şifâ bulur, duâ buyurursanız."



Şöyle bir nazar etti, hastaya bir kerrecik,

Kavuştu sıhhatine, o kimse hemencecik.



Böyle, binlerce kişi, duâ alıp o zâttan,

Şifâya kavuşurdu, her türlü mazarrattan.



Lâkin kendisinin de, üç mühim derdi vardı,

Hattâ namazlarını, hep özürlü kılardı.



Sevdiklerinden biri, buna olup muttali

Bir gün kendilerine, suâl etti bu hâli.



"Efendim, bu devirde, kim hasta olsa eğer,

Kapınıza gelerek, sizden duâ isterler.



Siz bir duâ edince, gelen her bir hastaya,

Her biri, duânızla, kavuşuyor şifâya.



Hâlbuki sizin dahi, vardır hastalığınız,

Ve bilhassa üçünden, hiç yoktur râhatınız.



Lâkin hikmet nedir ki, etmezsiniz hiç duâ?

Etseniz, size dahi, verir Allah bir devâ."



Buyurdu ki: "Kurtulmak, istiyor dertten onlar,

Bu yüzden bize gelip, hep duâ istiyorlar.



Biz ise Rabbimizin, verdiği bu dertlerden,

O gönderdiği için, râzıyız herbirinden.



Mahbûb-u kemenddir ki, her musîbet ve belâ,

Sevdiği kullarına, gönderir Hak teâlâ."



Kıtlık vâki olmuştu, bir zaman da Delhi´de,

Buna çok üzülmüştü, Abdullah Dehlevî de.



Mescidin avlusuna, çıktı bir gün nihâyet,

Kızgın güneş altında, oturdu kısa müddet.



Dedi ki: "Yâ İlâhî, yağmur yağana kadar,

Buradan gitmemeğe, bu kulun verdi karar."



O böyle söyleyince, çok geçmedi aradan,

Nehirler akar gibi, yağmur yağdı havadan.



Çok nazlı kullarıdır, Allah´ın çünkü onlar,

Onların hürmetine, yağdırır yağmur ve kar.



Resûlullah´tan gelen, o ilâhî feyiz, nûr,

Onların kalplerinden, herkese vâsıl olur.



Bu büyük velîlerin hürmetine yâ Rabbî,

Bizi, her hâlimizde, onlara eyle tâbi.



Evliyânın büyüklerinden Abdullah bin Ebû Bekr el-Ayderûs (rah- metullahi teâlâ aleyh) hazretleri zamânında Abdürrahmân Hatîb isimli bir zâtın, sağ elinde bir yara çıktı ve kısa zamanda yayıldı. Eli şişti. Bu du- rum karşısında çok korktu ve ne yaptı ise çâre bulamadı. Kime gitti ise, yarası daha da azdı. Sonunda o zât Abdullah el-Ayderûs haz­retlerinin yanına gelip durumunu arz etti. Şeyh Ebû Muhammed, yarasına baktı. Sonra eliyle şişkin olan yaranın üzerini meshetti. Bâzı ilâçlar sürdü. "Şifâ Allahü teâlâdan." buyurdu. Orası iyileşti ve yaradan eser kalmadı.

Süleymân bin Ahmed-i Bahnâk şöyle anlatır: Bir zaman küffâr beldesinde idim. O sırada çok hastalandım. Yanımda Şeyh Abdullah el-Ayderûs´un bir elbisesi vardı. Onu giydim ve Abdullah Ayderûs´u vesîle ederek Allahü teâlâdan şifâ dileğinde bulundum. Sonra yatıp uyudum. Rüyâmda; kendimi katıra binmiş gördüm, peşimde de bir grup çocuk vardı. Çocuklar; "Yâ Hannân, yâ Mennân âfi Süleymân (Yâ Hannân, yâ Mennân Süleymân´a şifâ ver)!" diye yalvarıyorlardı. Sabah kalktığım zaman, hastalığımdan hiç eser yoktu.

Meşhûr velîlerden Ahmed bin Ebü?l-Havârî (rahmetullahi teâlâ aleyh) şöyle anlatmıştır: Muhammed bin Semmâk bir gün hastalanmıştı. Onun idrâr şişesini alıp hıristiyan doktora götürürken, yolda güzel yüzlü, güzel kokulu ve temiz elbiseli bir kimse ile karşılaştık.

"Nereye gidiyorsunuz!" dedi.

"İbn-i Semmâk´ın şişesini falan doktora göstermek için götürüyoruz." dedik.

Bunun üzerine: "Sübhanallah! Allah dostunun ilâcını Allah´ın düşmanından mı istiyorsunuz? Bu şişeyi yere atınız ve İbn-i Semmâk´a deyiniz ki: Elini ağrıyan yer üzerine koysun ve Bilhakkı enzelnâhü ve bilhakkı nezel desin." dedi ve gözden kayboldu. Ne olduğunu anlayamadık. Bunun üzerine dönerek İbn-i Semmâk´ın yanına gelerek olanları anlattık. Hemen elini ağrıyan yerine koydu ve o zâtın dediğini okudu. Ağrıyan yer hemen iyileşti.

İbn-i Semmâk; "O zat Hızır aleyhisselâmdı." dedi.

Velîlerin büyüklerinden ve Ehl-i sünnetin amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imâmı Ahmed bin Hanbel (rahme- tullahi teâlâ aleyh) zamânında meşhûr bir falcı vardı. Fal baktırmak isti -yenler her taraftan gelir kendisini bulurlardı. Bu şahıs falcılığı meslek hâ- line getirmişti. Bir ara hastalandı. Yirmi sene iyileşemedi. Biri ziyâretine gelmişti. Hâlini görünce; "Senin iyileşmenin tek yolu var, o da zamânı- mızın en büyük âlimlerinden ve evliyâsından biri olan Ahmed bin Hanbel hazretlerinin duâ etmesidir." dedi. Bu falcı da annesini gönderip, duâ etmesini istedi. Annesi Ahmed bin Hanbel´in huzûruna varınca; "Oğlum yirmi senedir hasta yatıyor. İyileşmesi için sizden duâ istemeye geldim." deyince; "Herkes iyileşmek için oğluna gelirdi. Senin oğlun da, her şeyi bildiğini zannederdi. Kendi hastalığını tedâvî etmeyip de, seni bana mı gönderdi?" buyurdu. Kadının defalarca ısrârı karşısında dayanamayıp, falcılığı bırakması şartıyla, duâ edeceğini söyledi. Hazret-i İmâmın bu sözü üzerine falcılığı bıraktı. Tövbe istigfâr etti ve sıhhate kavuştu.

Bir gencin, felç olmuş, hasta bir annesi vardı. Bir gün oğluna; "Ey oğlum! Eğer benim rızâmı almak, beni sevindirmek istersen, İmâm-ı Ah- med´in huzûruna git ve sıhhate kavuşmam için bana duâ etmesini söyle. Belki Allahü teâlâ beni bu hâle getiren bu hastalıktan kurtarır." dedi. Genç, İmâm-ı Ahmed´in kapısına geldi ve seslendi. İçerden bir ses; "Kimsin?" dedi. Cevâbında; "Size muhtâcım, hasta bir annem var, siz- den duâ istiyor." dedi. İmâm çok üzüldü. Kendi kendine; "Beni nereden biliyor?" dedi. Sonra kalktı, abdest aldı, namaza durdu. İmâmın hizmet- çisi o gence; "Sen geri dön, İmâm duâ ediyor." dedi. Genç geri döndü, evin kapısına geldiği zaman, annesi Allahü teâlânın izniyle tam sıhhate kavuşmuş olarak kalktı ve oğlunu kapıda karşıladı.

Mısır evliyâsından Ahmed Satîha (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazret- leri zamânında, kötürüm bir kadının dört senedir devâm eden hastalığı- na bir çâre bulamadılar. Nihâyet gelip durumu Ahmed Satîha hazret- lerine arzettiler. O da, o kadının bulunduğu yere gitti. Bir mikdâr zeytin- yağı istedi. Getirdiler. Bu yağın içine ağız suyundan bir mikdâr koyup, kadının bulunduğu tarafa gönderdi ve yağı vücûduna sü­rüp oğmasını söyledi. Kadın, o yağı vücûduna sürdü ve Allahü teâlânın izni ile şifâ buldu. Tamâmen iyileşti.

Irak´ta yetişen evliyânın büyüklerinden Ali bin Ebî Bekr el-İdrîsî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri ile ilgili olarak Sâlih bin Yâkûb el-U- kûbî şöyle anlatır: "Babam anlatırdı: "Beş yaşındaki oğlum İsmâil yatalak hasta idi. Onu alıp, Ali bin Ebî Bekr hazretlerine götürdüm. Yolda ona rastladım. Yanında başkaları da vardı. Şifâ bulması için duâ buyurması- nı ricâ ettim. Beni kabûl etmedi. Ben de çocuğu oraya bıraktım. Ali bin Ebî Bekr, o zaman elindeki portakalı attı ve portakal oğlumun dizine geldi. O anda oğlum derhâl ayağa kalkıp yürümeye başladı. O da, attığı portakalı aldı ve dergâhına yöneldi. Orada bulunanlar tehlîl (Lâ ilâhe illallah) getirdiler. Oğlumla berâber sevinç içinde geri döndük."

Mısır evliyâsından Ali Havâs Berlisî (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir takım istek ve hacet sâhiplerini, Ezher Câmii kapısında turp satan bir kişiye gönderirdi. Bu zât da, kendisine gönderilen kişilerin işini hemen görürdü. Birgün Ali Havâs hazretlerinin yanına, boğazına sülük yapışan bir kişi geldi. Bu sülük, kan emmekten balık iriliğine ulaşmıştı. Ali Havâs, derhâl onu câmi kapısında turp satan zâtın yanına gönderdi ve ondan bir demet turp satın alarak, yemesini tavsiye etti. O kişi hemen gidip, ondan bir demet turp aldı. Bu turptan biraz yedi ve aksırmaya başladı. Bu aksırma ile sülük, boğazından düştü

Ehl-i beytten ve meşhûr velîlerden İmâm-ı Câfer-i Sâdık (rahmetul- lahi teâlâ aleyh) hazretlerinin, rivâyet ettiği hadîs-i kudsî şöyledir: İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri Müsned´inde buyuruyor ki: Cebrâilin Allahü teâlâdan naklen, Peygamber efendimize; "Lâ ilâhe illallah hısnî, men kâlehâ, dehale hısnî ve men dehale hısnî, emine min azâbî" şeklindeki duâyı her kim rivâyet edenlerin isimleriyle, inanarak ihlâsla bir deliye veya hastaya okursa şifâ bulur.

Darendeli Muhammed Hilmi Efendi (rahmetullahi teâlâ aleyh) talebelerinden biri bir gün çok hastalandı. Hiç bir tedâvî fayda vermedi. Doktorlar ümidi kesdiler. Başında bekleşen akrabâları hastanın küçük çocuğuna; "Dârendeli hoca efendiye git. Babam çok hasta, onun ilacı sendeymiş, diyerek ilaç iste, yalvar, ağla..." dediler. Çocuk Muhammed Hilmi Efendinin yanına gelip, babam hasta, babamın ilâcı sendeymiş deyip boynunu bükünce, şeyh hazretleri onun başını okşayıp; "Haydi oğlum sen evine git. İnşâAllah baban şifâ bulmuştur." deyip gönderdi. Gerçekten de ç...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hasta İlaç Şifa
« Posted on: 17 Eylül 2019, 13:32:20 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hasta İlaç Şifa rüya tabiri,Hasta İlaç Şifa mekke canlı, Hasta İlaç Şifa kabe canlı yayın, Hasta İlaç Şifa Üç boyutlu kuran oku Hasta İlaç Şifa kuran ı kerim, Hasta İlaç Şifa peygamber kıssaları,Hasta İlaç Şifa ilitam ders soruları, Hasta İlaç Şifaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &