ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kültürü A-İ > Evliya
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evliya  (Okunma Sayısı 710 defa)
29 Mart 2010, 03:17:55
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 29 Mart 2010, 03:17:55 »



Evliya

Beyt:

Evliyâyla, onları candan severek otur,

Onlarla oturan kul, kalkınca sultan olur.



Abdülfettâh-ı Bağdâdî Akrî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri:



KIRK YIL HİZMET ETTİ




Hâlid-i Bağdâdî´nin, şânını o zamanlar,

Duymuştu dünyâdaki, bilcümle müslümanlar.



Yayılınca şöhreti, her yerine dünyânın,

Bağdad´a geliyordu, insanlar akın akın.



Hem İstanbul´dan dahi, birçok âşık olanlar,

Ona kavuşmak için, Bağdad´a yollandılar.



Bu gelen insanların, şu idi tek gâyesi:

"Hâlid-i Bağdâdî´nin, olmaktı talebesi."



Zîrâ Resûlullah´tan, fışkıran bütün "nûrlar",

Ondan yayılıyordu, herkese o zamanlar.



İstanbul´dan Bağdad´a, taşınan insanlara,

Baktığında, Mevlânâ, kıyamadı onlara.



Emir verip hemence, Abdülfettâh Akrî´ye,

Gönderdi İstanbul´a, "feyzini saçsın" diye.



Abdülfettâh Efendi, İstanbul´a gelince,

Nuh kuyusu denilen, yere geldi hemence.



Bu mübârek velî zât, buraya vardığında,

Cümle Hak âşıkları, buldu onu ânında.



Etraftan akın akın, geliyordu insanlar,

Zîrâ ondan akardı, ilâhî feyiz, nûrlar.



Devlet ricâlinden de, vezir, paşa, kumandan,

Gelirdi akın akın, bu dergâha o zaman.



On binlerce müslüman, gelerek bu dergâha,

Bağlardı kalplerini, hepsi Resûlullah´a.



Abdülfettâh Efendi, kırk yıldan daha fazla,

Bu dergâhta böylece, hizmet etti ihlâsla.



Mevlânâ Hâlid ise, o gelince Bağdad´dan,

Otuz dokuz yıl önce, ayrılmıştı dünyâdan.



Onun ayrılığına, hiç dayanamıyordu,

Hocasına kavuşmak, aşkıyla yanıyordu.



Bin sekiz yüz altmış dört, yılı Muharreminde,

Cümle talebesiyle, helâlleşti evinde.



Ayın on dokuzunda, hem de bir Cumâ günü,

Kur´ân´ı dinler iken, teslim etti rûhunu.



Âlim ve evliyâlar, sözbirliği hâlinde,

Şunu bildirdiler ki: "İstanbul dahilinde,



Binlerce evliyâdan, eshâbın hâricinde,

Üçü, en büyüğüdür, bu velîler içinde.



Bu üçünden biri de, Abdülfettâh Akrî´dir,

Kabri, âşıklarının, istifâde yeridir.



İkisi de şunlardır, bu üç büyük velînin,

Murâd-ı Münzâvî´yle, Tokâdî Mehmed Emîn.



Yâ Rabbî, bu üç büyük, velînin hürmetine,

Şifâ ver hasta olan, Muhammed ümmetine.





Bekr bin Abdullah Müzenî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri buyurdular ki:

EVLİYÂYI ÇOK SEVİN



Tâbiîn-i kirâmdan olan bu mübârek zât,

Tesirli sözleriyle, ederdi çok nasîhat.



Haram ve şüpheliden, sakınırdı pek fazla,

Emr-i mâruf yapardı, insanlara ihlâsla.



Derdi ki: "Ey insanlar, yapsanız da çok günah,

Hemen tövbe edin ki, affeder çünkü Allah."



Hak teâlâ Kur´ân´da, buyurur ki "Ey insan,

Semâyı doldursa da, yaptığın günah isyân,



Tövbe edip, îmânla, gelirsen bana şâyet,

Yaparım ben de sana, yer dolusu mağfiret."



Yine buyuruyor ki Müzenî hazretleri:

"Sevmeye gayret edin, Hak dostu velîleri.



İyi amellerimin, arasında ben bu gün,

O zâtlara sevgimi, görüyorum en üstün."



Yine o buyurdu ki: "Mütevâzi olunuz,

Halk içinde daha çok kıymetli olursunuz."



Arafat´ta vakfeye, durmuştu bu zât yine,

Şöyle düşünüyordu o an kendi kendine;



"Şu hüccâcın içinde, olmasaydım eğer ben,

Hak teâlâ onları, bağışlardı tamâmen."



Buyurdu: "Bir kimseyi, görürseniz ki eğer,

İnsanların aybını, herkese verir haber.



Yâni gıybet ediyor, yapıyorsa nemmâmlık,

Cehennem ateşine, hazırlansın o artık."



Zamânın hükümdârı, çok severdi bu zâtı,

Bir gün teklif etti ki, ülkeye olsun kâdı.



Lâkin o, kâdılığı, kabûl eylemeyince,

Hükümdâr, "olsun" diye, ısrâr etti bir nice.



O zaman hükümdâra, arz etti ki o artık,

"Yemin ediyorum ki, ben yapamam kâdılık.



Bu sözüm doğru ise, durumu eyledim arz,

Yalansa, yalancıdan, zâten kâdı olamaz."



Buyurdu: "Ey insanlar, din, öğüt, nasîhattır,

Ve emri mâruf yapmak, çok kıymetli tâattır."



Bir Cumâ namazında, çok fazlaydı cemâat,

O dahî ediyordu, halka vâz-ü nasîhat.

Buyurdu: Şimdi bana, sorsalar ki: "Ey Bekir,

Şu insanlar içinde, iyileri kimlerdir?"



Derim: "Emri mâruf ve nehyi anil münkeri,

En iyi yapanlardır, en çok kıymetlileri."



Yâni İslâmiyeti, öğrenip kendi önce,

Başkalarına dahî, öğretendir güzelce.



Çünkü bütün yapılan, nâfile ibâdetler,

Bunların sevapları, toplansa hepsi eğer



Allah için gazânın, sevâbının yanında,

Bir damla gibi bile, değildir esâsında.



Yine Allah yolunda, gazâda çarpışmanın,

Allah için harb edip, hattâ şehîd olmanın,



Ecri de, emri mâruf, sevâbına nisbetle,

Bir deryânın yanında, değildir damla bile.



Bütün peygamberlerin, yaptığı tek iş vardı,

Dîni, İslâmiyeti, halka anlatırlardı.



Bu yolda eziyyetler, görselerdi de hattâ,

Yine gevşemezlerdi, onlar bu nasîhatta.



Endülüs?te ve Mısır?da yetişmiş olan büyük velîlerden, Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi Ebü?l-Abbâs-ı Mürsî (rahmetullahi teâlâ aleyh) evliyânın halleri ve üstünlükleri husûsunda buyurdular ki: "Allahü teâlânın velî kulu, O´nun katında, ana kucağındaki arslan yavrusu gibidir. Acabâ o yavruya kötülük etmeyi kasdedene, anası imkân ve fırsat verir mi? Allahü teâlâ dostlarını muhâfaza eder."

"Velîler, peygamberlerin makamlarını görebilirler, ancak varamazlar."

"Evliyânın büyüklüğüne îtirâz ettikleri için helâk olanlar, velîlik yoluna girerek kurtulanlardan daha çoktur."

"Evliyâlık yolunda bulunan bir kimse, ortaya çıkmak, meşhûr olmak, herkes tarafından tanınmak isterse, şöhretin kölesi olur. Gizli kalmayı, bilinmemeyi isteyen, gizliliğin kölesi olur. Kim de Allahü teâlâya kul olmak arzusunda ise ve başka bir niyeti yoksa, yâni evliyâlık yolunda bulunmak dâvâsında samîmî ise, o kimse için, meşhûr olmak ile gizli kalmak aynıdır."

"Zâhirî ilimlerde âlim bir kimse, sıdk ile evliyânın sohbetinde bulunursa, o kimsenin ilmi artar."

"Allahü teâlânın evliyâsından, sizi hatırlamasını, hatırında tutmasını taleb etmeyiniz. Bilâkis, siz devamlı olarak o velîyi hatırınızda tutmaya gayret ediniz. Çünkü, sizin yanınızda o ne ise (siz onu ne kadar çok hatırlar iseniz), onun yanında siz de öylesiniz (o da sizi o kadar hatırlar)."

"Allahü teâlânın bir velî kulu, kendisine eziyet, sıkıntı veren bir kimseye darılsa, o kimse o anda helâk olur. Fakat velînin, Allahü teâlâyı tanıması, mahluklara merhameti pek fazla olduğundan, kendisine eziyet ve sıkıntı da verse, bir kimsenin helâk olmasını istemediği için, insan ve cin- lerden kendisine eziyet verenlerin sıkıntılarına tahammül eder. Kendisine sıkıntı verenlerden hiçbir kimseye de hiçbir zararı dokunmaz."

Ebü´l-Abbâs-ı Mürsî hazretleri, evliyâlık yolunda bulunan bir kimsenin, Allahü teâlâya duâ ederek; "Beni her ne sûretle imtihân edip denemek istersen öyle yap!" dediğini, bunun üzerine kendisine idrâr tutukluğu illeti verdiğini, buna dayanamayıp, yakınlarına; "Yalancı amcanızın (benim), bu dertten kurtulması için Allahü teâlâya duâ edin!" dediğini, yâni sabredemediği için kendisini yalancı saydığını bildirerek; "Bu zât, ilk baş- ta Allahü teâlâya; "Yâ Rabbî! Beni affeyle!" diye yalvarsaydı, daha hayırlı olurdu." buyurdu.

Hindistan´ın meşhûr velîlerinden Hacı Dost Muhammed Kandehârî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerinin, Molla Mîr Vâiz Sâhib Ahmedzâ- de´ye yazdığı bir mektupta şöyle buyurdular: "Ey kardeşim biliniz ki gerçek evliyâ ile evliyâlık iddiâsında bulunan sahte kimseler arasındaki fark şöyle isbat olunur. Gerçek evliyânın birinci alâmeti Ehl-i sün­net vel cemâat îtikâdında olması ve bunda derinleşmesidir. Ehl-i kıble olan sapık fırkaların, şianın, vehhâbîliğin, râfizîliğin ve diğerlerinin sapıklıklarından uzak olmasıdır. Şaz olan yâni meşhur olmayan rivâyetlerle amel etme- mesidir.

İkinci alâmeti ise, dört hak mezhebin yâni Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheblerinden birinin fıkıh kitaplarına uygun amel etmesidir. Öyle ki farz, vâcip, sünnet, müstehab ve mendublardan hiçbirini kaçırmaması bu hususta hatâsı ve noksanı bulunmaması lâzımdır. Çünkü zâhirin bunlarla düzeltilmesi, zînetlenmesi bâtının da düzeltilip zînetlen- mesine vesîle olur.

Üçüncü alâmet olarak da tasavvuf ehli olanın tövbe, zühd, tevekkül, kanâat, uzlet (yâni dîni, ahlâkı bozan kimselerden ve şeylerden sakınmak), zikir teveccüh, sabır, murâkabe ve rızâyı elde etmesidir.

Yine evliyânın sohbetinde öyle bir tesir olur ki, dünyâ sevgisi ve dünyâya düşkün olanların sevgisi onun sohbetinde bulunanların kalbinden çıkar. K...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Evliya
« Posted on: 26 Haziran 2019, 10:53:09 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Evliya rüya tabiri,Evliya mekke canlı, Evliya kabe canlı yayın, Evliya Üç boyutlu kuran oku Evliya kuran ı kerim, Evliya peygamber kıssaları,Evliya ilitam ders soruları, Evliyaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &