ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kavramları M-Z > Taha suresi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Taha suresi  (Okunma Sayısı 571 defa)
27 Mart 2010, 20:26:15
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 27 Mart 2010, 20:26:15 »




TÂHÂ SÛRESİ





Kur´an-ı Kerîm´in yirminci sûresi. Mekke´de inmiş olup 135 ayetten ibârettir. 130, 131´inci ayetler Medîne´de inmiştir.

Bu sûre Hz. Peygamber´e hitapla başlayıp, yine O´na hitapla son bulmaktadır. İki harften ibaret olan "Tâ Hâ" sözcüğü müteşâbih ayetlerden olup gerçek anlamını ancak Allah bilir. Bununla birlikte müfessîrler bu ayete; "Ey Muhammed!", "Ey insan", "Ey erkek adam", "Ey temiz olan ve doğru yolu bulan kişi", "Gece namazında yorgunluktan ayağını yerden kaldıran kişi, ayağını yere bas" gibi anlamlar vermişlerdir.

Sûrenin baş tarafında Hz. Peygamber´in yükümlülükleri anlatılıyor, ancak Kur´an´ın onu sıkıntıya düşürmek için indirilmediği bildiriliyor. O, sadece Allah´tan korkanlara bir uyarıcı ve bir müjdecidir. Yüce Allah kâinatın içine ve dışına her şeye hakimdir, gizli açık her şeyi bilir. Bütün yaratılanlar O´nun önünde eğilir. İnsanlardan inkârcılar olursa onların bu hali peygamberi sıkıntıya düşürmemelidir.

Bu giriş ve sonuç kısmı arasında büyük peygamberlerden olan Hz. Musa´nın kıssası konu edilir. İsrailoğullarının Mısır´dan çıkışları, yollarda geçirilen sıkıntılar, buzağıya tapmaları ve benzeri ayrıntılar uzunca anlatılır. Hz. Musa ile Firavun arasında geçen tartışmalar zikredilir. Musa (a.s.) ile sihirbazlar arasında yapılan müsabakadan söz edilir. Böylece bir peygamberin mucizesi karşısında sihrin yenilgisi vurgulanır. Yüce Allah´ın Hz. Musa´yı en sıkıntılı zamanlarında nasıl desteklediği ve selâmete çıkardığı anlatılır.

Hz. Musa´nın kıssasından sonra kısa olarak Hz. Âdem´in kıssası yer alır. Onun hata işlemesi ve sonra bağışlanması anlatılır. Âdem´in soyundan gelecek insanlara ilâhî hakkatler anlatıldıktan sonra iyi veya kötüyü seçme hürriyetlerinden söz edilir.

Sûrenin akışı iki ana bölüme ayrılabilir. İlk bölümde Hz. Peygamber´e yöneltilen hitap yer almakta ve Yüce Allah´ın seçip peygamber yaptığı kullarına sıkıntı çektirmediği ve buna örnek olarak da daha önce yasamış olan Musa´nın hayatı ve kıssası sunulmaktadır. İkinci bölümde ise kıyamet sahneleri ve Hz. dem (a.s)´ın kıssası yer almaktadır. Sûre´nin sonu ise başı gibi benzer bir üslupla noktalanmaktadır. Bu genel girişten sonra sûrenin bölümlerini şu şekilde açıklayabiliriz.

1-) Hz. Peygamber´e hitap ve Allah´ın yüceliğine dikkati çekme:

İlk âyetlerde Kur´ân´ın indiriliş nedeni şöyle belirlenir: "Tâ, Hâ. Ey Muhammed! Biz sana Kur´an´ı sıkıntıya düşesin diye göndermedik. Biz onu ancak Allah´tan korkup O´na itaat edene bir öğüt olsun diye indirdik. Bu Kur´an sana, yerin ve yüce göklerin yaratanı tarafından indirildi" (1-4).

Sûre´nin nüzül nedeni şudur. Mekke´de Kur´an inmeye başlayıp, namaz farz kılındıktan sonra Hz. Peygamber ve ashabı geceleri de nafile olarak çok ibadet yapıyordu. Kureyş müşrikleri; "Bu Kur´an, Muhammed´i sıkıntıya düşürmek için indi" demeye başladılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.)´in, çok şükreden kul olma arzu ve isteği ile geceleri yaptığı fazla ibadet nedeniyle ayakları yorulur, arada birisini yerden kaldırıp dinlendirir, onu basar bu defa da diğer ayağını kaldırıp sırasıyla dinlendirirdi. Böylece "Ey habibim, bu şekilde ayaklarını dinlendirmeye muhtaç olacak derecede kendini yorma. Çünkü Kur´an´ı biz kendini helâk edercesine yorman için indirmedik" buyurularak, ibadetlerin, emir ve yasaklara uymanın itidal ölçüleri içinde yapılması gereğine işaret edilmiştir (bk. İbn Kesîr, Muhtasar Tefsir, tahk. M. Al es-Sâbûn, Beyrut 1402/1981, II, 469).

Hz. Peygamber´e farz namazlardan sonra en faziletli namazın hangisi olduğu sorulunca, "gece namazıdır" buyurmuştur. Çünkü O´na farzlardan sonra gece namazı emredilmiştir: "Ey Muhammed! Gecenin bir bölümünde sadece sana mahsus nafile namaz (teheccüd namazı) kıl. Böylece, Rabbinin seni övülmüş bir makama erdirmesi umulur" (el-İsrâ, 17/79). Teheccüd namazı gece uyuyup uyandıktan sonra kılınan namazdır. Hz. Peygamber´in bu namazı kıldığı ve yalnız O´na vacip olduğu rivâyet edilmiştir. Hasan el-Basrî gibi bazı bilginler bunun yatsıdan sonra kılınan bir namaz olduğunu söylemiş iseler de bu da uykudan sonraki namaza hamledilir (İbn Kesir, a.g.e., II, 391, 392). Gece namazı kılanlar başka bir ayette şöyle övülür: "Ey Muhammed! Şüphesiz Rabbin senin ve beraberindeki bir grup ashabın gecenin üçte ikisine yakın, yarısı ve üçte biri kadar bir süre kalkıp namaz kıldığını bilir" (el-Müezzemil, 73/20).

Bu duruma göre yatsı namazından sonra ve sabah namazı vakti girmezden önce kılınan namaz "gece namazı" adı verilmekte ve böyle bir namaz uykudan sonra kalkıp kılındığı takdirde "teheccüd namazı" adını almaktadır. Hz. Peygamber´in ve bir kısım sahabelerin farzlardan ayrı olarak kıldığı gece namazlarının gerek sağlık ve gerekse gündüz yapacakları işlerini aksatmayacak ölçüde yapılması istenmiştir.

Sûrenin bundan sonraki dört âyetinde Allah´ın gücü, kudreti ve yüceliği şöyle ifade buyurulmuştur: "Rahmân olan Allah, Arş´ı kudretiyle kuşatmıştır. Göklerde, yerde ve nemli toprağın altında ne varsa hepsi Allah´ındır. Sen sesini yükseltsen de yükseltmesen de şüphesiz Allah, gizliyi de bilir gizlinin gizlisini de. Allah kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan bir Allah´tır. En güzel isimler O´nundur" (5-8)

2-) Hz. Musa Peygamber´in kıssası:

Burada Hz. Musa´ya Medyen dönüşü Tûr-i Sinâ´da vahyin ilk gelişinden itibaren İsrailoğullarını Mısır´dan kurtarması ve Ken´an iline yerleştirmesine kadar olan peygamberlik dönemi anlatılır.

İsrailoğulları Mısır´da Hz. Yusuf´tan sonra çoğaldılar. Yakup ve Yusuf´un şeriatı üzere kaldılar. Mısır´ın eski yerli halkı olan Kıptler ise Firavunların yönetiminde İsrailoğullarına esaret hayatı yaşatıyor ve onlara aşağılık gözüyle bakıyorlardı. Bir kâhinin İsrailoğullarından doğacak bir çocuğun Firavun hanedanına son vereceğini haber vermesi üzerine, Firavun bunlardan yeni doğacak tüm çocukları öldürtmeye başlar. İşte böyle bir ortamda Ya´kup (a.s)´in üçüncü oğlu Lavi´nin torunlarından "İmran" adındaki şahsın soyundan Hz. Musa dünyaya gelir. Annesi onu ölümden kurtarmak için bir sepetin içinde Nil nehrine salar, sular sepeti, Firavun´un saray bahçesinin kenarına sürükler. Firavun´un adamları bunu bulunca karısı Asiye onu evlat edinmek ve yetiştirmek ister. Musa´nın gerçek annesi de süt anne olarak saraya ulaşır. Böylece Hz. Musa Firavun´un sarayında yetişir.

Hz. Musa gençlik yaşında iken Mısır´da bir gün İsrailoğullarından biri ile bir kıptînin kavga ettiğini gördü. Aralarına girip kıptînin göğsüne bir yumruk vurunca eceli gelen kıptı öldü. Firavun tarafından cezalandırılmaktan korkan Musa (a.s) Mısır´dan kaçıp Medyen´e geldi (bk. el-Kasas, 28/15-22) Medyen suyu başında koyunları sulamakta zorluk çeken Şuayb (a.s)´in iki kızına yardımcı oldu. Bunun üzerine emeğinin karşılığını vermek üzere kızların yaşlı babaları Hz. Şuayb O´nu evine davet ettirdi. Şuayb (a.s) sekiz veya on yıl çobanlık yapması şartıyla kızlarından birisini kendisine nikâhlamak istediğini bildirdi. Hz. Musa hizmet süresini doldurunca ailesiyle birlikte Mısır´a doğru yola çıktı (bk. el-Kasas, 28/23-29). Çünkü annesi ile büyük kardeşi Harun Mısır´da bulunuyordu.

İşte Tâhâ sûresinde "Musa´nın kıssası sana ulaştı mı?" (9)ayetinden itibaren bu Mısır´a dönüş yolculuğu ve sonrası söyle anlatılır: Hz. Musa Tur dağının da bulunduğu Tuvâ vadisine varınca kışın karanlık ve soğuk cuma gecesinde bir oğlu dünyaya geldi. Geceleyin yolu kaybetmiş ve davarları da dağılmıştı. İşte bu sırada dağ tarafında bir ateş görmüş ve ailesine; Siz şurada durun, ben bir ateş gördüm, belki size ondan bir kor getiririm. Veya ateşin yanında bu yol gösteren bulurum " dedi (10). Ateşin yanına gelince de şöyle bir ses işitti: "Ey Musa! Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi, Tuva´dasın" (12). Bu ateş nûr halinde "Avsec" veya "Musa ağacı" denilen dikenli bir ağaçtan parıldıyordu. Hz. Musa´nın o sırada en çok muhtaç olduğu ateş veya yollarını gösterecek bir rehber böyle bir tecelliye neden olmuştur. Çünkü başka türlü bir tecelli onun bu derece dikkatini çekmeyebilirdi.

Cenabı Hak işte burada Hz. Musa´ya, onu peygamber olarak seçtiğini, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmadığını, yalnız kendisine kulluk edip namaz kılmasını, kıyametin mutlaka kopacağını, hesaplaşmanın meydana geleceği o günün ne zaman olacağını açıklayacağı zamanın geldiğini ve kıyamet gününe inanmayanların etkisi altında kalınmaması gerektiğini vahyetti (13-16).

Bundan sonra Hz. Musa´ya verilen iki mucizeden söz edilir. Yere bırakılınca ejderha halini alan asa (baston) ve elini koynuna sokup çıkarınca elin bembeyaz olması. O´nun bu mucizelerle Mısır´a dönüp Firavun´un dine çağırması istenir. Bunun üzerine Hz. Musa şöyle dua eder: "Rabbim, göğsüme genişlik ver. Tebliği işimi kolaylaştırır. Dilimin düğümünü çöz ki insanlar sözümü iyi anlasınlar" (25-28).

Ayrıca kardeşi Harun´a peygamberlik vazifesi verilerek birlikte bu ağır görevin yürütülmesini istedi. Böylece Allah´ı çokça tesbih ve çok zikretme imkânlarının doğacağını bildirdi. Hz. Musa´nın bu niyazı kabul edildi. Bu arada yüce Allah O´na daha önceki lütuflarından da söz eder. Bu lütuf ve ikramlar şunlardır: a- Küçüklüğünde annesine önemli hususlarda ilham edilmesi, b- Nil nehrinde salınan sepetin Firavun hanedanına intikali ve Musa´nın sevimli bir çocuk kılınması, c- Süt emzirme nedeniyle yeniden öz anneye kavuşturulması, d- İstemeyerek ölümüne neden olduğu katl olayından ötürü endişe ve gamdan kurtarılması, e- En önemlisi de peygamber olarak seçilmesi (37-41).

Bundan sonra Hz. Musa ve Harun´a, azmış olan Firavun´a gidip yumuşak sözlerle tebliğ yapmaları bildirilir. Firavun´un kendilerine karşı sert tepki göstereceğinden korktuklarını bildirince de Cenab-ı Hak Firavun´a şöyle hitap etmelerini ister: Şüphesiz biz, Rabbi...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Taha suresi
« Posted on: 16 Eylül 2019, 17:18:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Taha suresi rüya tabiri,Taha suresi mekke canlı, Taha suresi kabe canlı yayın, Taha suresi Üç boyutlu kuran oku Taha suresi kuran ı kerim, Taha suresi peygamber kıssaları,Taha suresi ilitam ders soruları, Taha suresiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &