ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kavramları A-L > Haçlı seferleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haçlı seferleri  (Okunma Sayısı 878 defa)
17 Şubat 2010, 17:42:28
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Şubat 2010, 17:42:28 »



HAÇLI SEFERLERİ




İslâm düşmanı papaların Kudüs´ü müslümanları hakimiyetinden kurtarmak ve müslümanları Anadolu ve Avrupa´dan atmak gayesiyle başlattıkları seferlere verilen âd.

İslâmiyetin hristiyanlığın aksine büyük bir süratle yayılması, müslümanların Suriye, Filistin ve Anadolu´ya hakim olarak İznik´in başkent olduğu yeni bir devleti kurmaları, hristiyan aleminin dini lideri papayı ve hristiyanlığın hâmîsi olarak kabul edilen Bizans imparatorunu ciddi bir şekilde endişelendiriyordu. Bu yüzden hem İslâmiyetin yayılışını durdurmak hem de sosyal ve ekonomik sıkıntı içinde olan Avrupa´yı bu durumdan kurtarmak için Batı Avrupa´da Vatikan kilisesinin önderliğinde yoğun bir faaliyet başlatıldı. Papa II. Urbanus Hz. İsa´nın doğum yeri olan Kudüs´ün ve kutsal saydıkları makamların müslümanlar tarafından kirletildiğini, Kudüs´e giden hristiyan hacı adaylarına zulüm ve işkence yapıldığını öne sürerek böyle mukaddes bir beldenin müslümanların baskısından kurtarılması için bütün hristiyanların canla başla seferber olmaları gerektiğini söyleyerek halkı sefere katılmaları için tahrik ediyordu. Halbuki uzun süredir bu kutsal topraklar hristiyan hacı adayları tarafından ziyaret ediliyor, bu konuda onlara engel olunmak şöyle dursun yardım bile ediliyordu. Filistin´de kendilerine ayrılmış hastaneleri, kilise ve manastırları hatta kütüphaneleri bile vardı. Öte yandan Batı Avrupa´da halkın içine düşmüş olduğu ekonomik kriz ve sıkıntıdan da ancak doğunun baharat yollarının ele geçirilmesiyle kurtulabileceği söylenerek halk bu sefere katılmaya teşvik ediliyordu. Bütün bu gayelerin gerçekleşmesi de ancak hristiyan aleminin yek vücut halinde hareket etmesiyle mümkün olabilirdi.

Birinci Haçlı Seferi:

Papa II. Urbanus 18-28 Kasım 1095 tarihleri arasında bütün Batı Avrupa´nın ileri gelen din adamlarının katıldığı bir toplantıda bu büyük harekâta süratle hazırlanmaları gerektiğini hatırlattıktan sonra ilk büyük haçlı kafilesinin harekete geçmesini temin etmiştir. Ertesi yıl yani 1096´da Pierre L´Ermitte adlı bir keşişin idaresinde heyecanlı fakat disiplinsiz bir haçlı kitlesi düzensiz bir vaziyette Belgrat, Niş, Sofya, Filibe ve Edirne yoluyla İstanbul´a gelmiş ve 6 Ağustos 1096´da Bizans İmparatoru Alexios Kommenos tarafından Anadolu yakasına geçirilmiştir. Savaş disiplininden uzak bu haçlı kitlesi Eylül 1096´da Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından bozguna uğratılmıştır.

Bu haçlı sürülerinin Kılıç Arslan tarafından imha edilmesi üzerine Avrupa´da prensler, dükler ve zırhlı askerlerden oluşturulan ordularla yeni bir hareket başlatılmıştır. Birincinin aksine tam bir disiplin içinde bulunan bu ordular savaş kabiliyeti yüksek şövalyelerden oluşuyordu. Meşhur kontların idaresinde dört kol halinde harekete geçen yeni haçlı kuvvetleri 1097´de yine İmparator Alexios tarafından Anadolu´ya geçirildi. Mayıs 1097´de İznik´i kuşatan Haçlılar müstahkem surlarla çevrili şehri sıkıştırmaya başladılar. Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan bu sırada Malatya´da bulunuyordu. Üstün haçlı kuvvetleri karşısında başarılı olamayacaklarını anlayan müslüman askerler şehri Bizans kumandanı Butumites´e teslim etmek üzere müzakerelere başladıkları sırada Kılıç Arslan gelince teslimden vazgeçerek haçlılarla kanlı bir mücadeleye girdiler. Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan ordusunu İznik hisarı önündeki ovada savaşa soktu. Çok çetin geçen bu çarpışmalar sırasında her iki tarafın da ağır kayıpları oldu. Sonunda Kılıç Arslan İznik´i kendi mukadderatına bırakarak haçlıları dağlık bölgelerde ve geçitlerde sıkıştırmak gayesi ile geri çekildi. Haçlılar şiddetli hücumlar sonunda İznik´i ele geçirerek Bizans´a teslim ettiler.

(19 Haziran 1097). Kılıç Arslan böylece yalnız başkentin değil oradaki asker ve hazinelerini de kaybederken haçlı kuvvetleri de Eskişehir istikametinde ileri harekâta devam ettiler. 30 Haziran 1097´de Eskişehir ovasında Haçlıları tekrar sıkıştıran Kılıç Arslan arkadan yetişen zırhlı birlikler karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. Anadolu içlerine çekilirken de muhtelif yörelerdeki Türk birliklerini kendisine katılmaya çağırdı. Bu arada Danişmend Gazi ve Kayseri bölgesi emiri Hasan ile ittifak yaptı.

Haçlılar Eskişehir ovasında birkaç gün dinlendikten sonra Bizanslıların tavsiyesine uyarak Konya´ya doğru yola çıktılar. Türk birlikler zaman zaman yaptıkları baskınlarla Haçlılara ağır kayıplar verdirdiler. Hâçlılar Ağustos ortalarında Konya´ya varıp Meram´da bir süre dinlendikten sonra Ereğli´ye hareket ettiler. Kılıç Arslan bu sırada tekrar haçlıların karşısına çıktı fakat savaşa girmeye cesaret edemedi. Haçlılar Ereğli de iki kola ayrıldılar. Bir kısmı Kilikya istikametinde yola devam ederken büyük bir bölümü de Kayseri´ye yöneldi. Emir Hasan yol boyunca Haçlılarla kahramanca savaştıysa da müslümanların Kayseri´yi boşaltmalarına engel olamadı. Haçlılar Kayseri´yi geçip Göksün ve Maraş yoluyla Antakya´ya doğru ilerlediler.

Ana Haçlı ordusu Konya Ereğli´sine vardığı sırada Kilikya´ya giden Baudouin de Boulogne, Maraş´ta birleşik haçlı ordusuna katılmış ve daha sonra Antakya istikametinde ilerleyen ordudan tekrar ayrılarak Urfa bölgesine gitmiştir. Telbâşir´de bulunduğu sırada kendisine yapılan davet üzerine Urfa´ya hareket etmiş ve 10 Mart 1098´de Urfa Haçlı Kontluğu´nu kurmuştur. Antakya´ya varan haçlı kuvvetleri ise burçlardan birini korumakla görevli Ermeni asıllı Firûz ile anlaşarak 3 Haziran 1098´de şehri işgal etmişler ve burada Antakya prensliğini, kurmuşlardır.

Haçlıların Suriye bölgesine inmeleri ve müslümanların mallarına ve canlarına kastetmeleri sebebiyle beliren hoşnutsuzluk üzerine halife Mustazhir Sultan Berkyaruk´a bir elçi gönderdi ve ordularının gücü kuvveti artmadan haçlılara karşı cihad için gerekli hazırlıklarda bulunmasını istedi. Berkyaruk da askerlerine "Amîdu´d Devle ile birlikte cihada çıkmalarını emretti (491/1097-1098). Hille Arap emîri Sadaka da aynı maksatla harekete geçti ve öncü birliklerini Enbar´a gönderdi. Fakat haçlıların çok büyük bir orduya sahip olduğu duyulunca müslümanların cesareti kırıldı. Bu durum Frankların Suriye´de iyice yerleşmeleri ve daha ileri bir harekâta devam ederek Kudüs´ü işgal etmeleriyle neticelenecektir.

Kudüs, Tâcu´d-Devle Tutuş´un hâkimiyetinde idi. Bilâhere Artuk oğlu Sokman´a ikta´ etmişti. Haçlıların Antakya´yı işgalini ve bütün müslümanları kılıçtan geçirmelerini fırsat bilen Fâtımîler Efdal b. Bedru´l-Cemâlî´nin komutasında gönderdikleri ordu ile Kudüs´ü muhasara ettiler ve mancınıklarla taş yağmuruna tuttular. Şehri kırk gün koruyan Artukoğlu İl-Gazi ve Sokman sonunda Kudüs´ü onlara teslim etmek zorunda kaldılar.

Haçlılar Antakya´dan sonra asıl hedefleri olan ve Fâtımî emîri İftihâru´d devle tarafından idare edilen Kudüs´e yöneldiler. Aç ve perişan bir halde olan bu kutsal şehri günlerce muhasara ettiler. Nihayet 15 Temmuz 1099 tarihinde ele geçirdiler. Bir kısım müslümanlar Mihrab-ı Davud´a sığınıp 3 gün mücadele verdiler, fakat daha sonra eman ile teslim olmak zorunda kaldılar. Franklar Mescid-i Aksâ´da yetmiş bin müslümanı kılıçtan geçirdiler. Altın ve gümüş kandillere, sayısız denecek kadar değerli eşyaya sahip oldular. Böylece hedeflerine ulaşan haçlılar Kudüs´te Lâtin Devleti´nin ilk krallığını kurdular.

Bu müslüman katliamı karşısında Kadı Ebu Sa´d el-Herevî başkanlığında Suriye´den gelen heyet müslümanların acıklı vaziyetlerini gözler önüne serip yardım diledi. Halife gözleri yaşartan ve gönülleri ürperten bu durum karşısında Kadı Ebu Muhammed ed-Damağânî, Ebu Bekr eş-Şasî, Ebu´l-Kasım ez-Zencânî, Ebu´l-Vefâ b. Ukayl, Ebû Sa´d el-Hulvânî, Ebu´l-Hüseyn b. Semmâk´ı emirleri ve mü´minleri cihada teşvik etsinler diye gönderdi ise de çoğu yaşlılık ve hastalığım bahane etti. Bunlardan Ebu´l-Vefâ, Ebû Sa´d el-Hulvânî ve Ebu´l-Hüseyn Hulvân´a geldiklerinde Sultan Berkyaruk´un veziri Mecdu´l-Mülk´ün katledildiğini duyup geri döndüler. Böylece bu hayırlı teşebbüsten de hiç bir şey elde edilemedi. Sultan Berkyaruk ve diğerleri taht kavgalarından fırsat bulup da bu konularla ilgilenemediler.

Hz. Ömer´in Kudüs´ü fethettiği zaman hristiyan halka can ve mal emniyeti, din ve vicdan hürriyeti tanıdığını ve onlara nasıl İslâmî ve insanî bir muamelede bulunduğunu bilenlerin onun bu âlicenap hareketiyle hristiyanların Kudüs´ü işgal ettikleri zaman sergiledikleri vahşice davranışları birbirleriyle mukayese ederek Hz. Ömer´in bu asilce davranışı karşısında saygı ile eğilmeleri gerekir. Ama bu gibi olaylar İslam´ın ve müslümanların merhametli davranışları ile İslâm düşmanlarının gaddarca tavırlarının karşılaştırmak arasında son derece önemlidir.

İkinci Haçlı Seferi:

Atabeg İmadeddin Zengi´nin 1144´te Urfa´yı fethi bütün Avrupa´da çok büyük yankı uyandırdı. İslâm dünyasının bağrına bir kama gibi saplanan Urfa Haçlı Kontluğu´nun yıkılması ve Urfa´nın tekrar İslâm topraklarına katılması müslümanları büyük bir sevince boğarken hristiyanları da aynı şekilde üzüntüye sevketti. Urfa´yı üs olarak kullanıp el-Cezire ve Suriye´deki müslüman halka zulüm ve işkence eden hristiyanlar Aziz Bernard´ın teşvikleri ve Papa III. Eugenius´un 1145 tarihli fermanıyla yeni bir haçlı seferi için hazırlıklara başladılar. Papanın çağrısı üzerine Fransa kralı VII. Louis ile Alman imparatoru III. Konrad bu sefere katılmaya karar verdiler ve 1147´de ayrı ayrı hareket ettiler. Konrad Dorylaion yakınlarında Anadolu Selçuklu sultanı I. Mesud´a mağlup olarak sıkıntı içinde yoluna devam etti. Kral Louis de Antakya üzerinden Kudüs´e hareketle burada Konrad ile buluştu. İki haçlı lideri Şam´a sardırmaya karar verip 50.000 kişilik büyük bir orduyla harekete geçtiler. Şam âtabeği Emir Üner, Musul atabeği Nureddin Zengi´den yardım istedi. Bir müddet Şam´ı kuşatan haçlılar hiç bir başarı elde edemeden geri döndüler. Böylece ikinci h...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Haçlı seferleri
« Posted on: 04 Nisan 2020, 11:29:27 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Haçlı seferleri rüya tabiri,Haçlı seferleri mekke canlı, Haçlı seferleri kabe canlı yayın, Haçlı seferleri Üç boyutlu kuran oku Haçlı seferleri kuran ı kerim, Haçlı seferleri peygamber kıssaları,Haçlı seferleri ilitam ders soruları, Haçlı seferleri önlisans arapça,
Logged
28 Aralık 2014, 21:32:28
Kaan Han
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 778


« Yanıtla #1 : 28 Aralık 2014, 21:32:28 »

tesekkur ederim bilgi sahibi olmus oldum Allah razi olsn
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &