ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > İslam Hukuku - İmam Gazali > Kavramlar Sözlüğü
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kavramlar Sözlüğü  (Okunma Sayısı 1949 defa)
16 Aralık 2009, 18:41:25
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 16 Aralık 2009, 18:41:25 »



Kavramlar Sözlüğü

Ahd: Atama, belirleme

Akile: Hataen öldürme suçu işleyen kişiyle birlikle diyeti yüklenen kişiler anlamında olup, bunlar genelde kişinin asabesidir.

Anveten: Kılıç zoruyla, savaş yoluyla.

Arâyâ: 1) Sahibinin, ihtiyaç sahibine verilmek üzere hurmasını bağışladığı hurma ağacı.

2) Bey´ul-arâyâ: Yaş hurma yedirmek için diğer bir kişiden tahmini olarak verdiği kuru hurma kadar yaş hurma alması.

Arız: İlinek, ilineksel, geçici.

Aslî nefy: Boşluk, olumlu ya da olumsuz hüküm bulunmaması durumu.

Ayn: Dış dünyada var olan şey; deyn (borç) mukabili.

Bâis: Etken, İçitken, iç sevkedici, yönlendirici sebep

Bâtın: İç, görünmeyen

Bedene: Deve

Behimetu´l-en´âm: Deve, sığır, koyun gibi kara hayvanları

Beyyine: Gerçeği açığa çıkaran kesin delil. Muhakeme usulünde şahitlik vs. gibi ısbat vasıtalarına verilen ad.

Biaynihi: Bizzat, doğrudan, muayyen olarak

Bid´î talak: Sünnete uygun olmayan boşama

Bintu lebûn: İki yaşını doldurmuş dişi deve

Bintu mahâd: Bir yaşını doldurmuş dişi deve

Bulûğ: Ergenlik yaşına ulaşma, küçüklükten çıkıp, mükellefiyet merhalesine girme.

Cehd: Çaba, gayret

Celî: Açık, net

Cem1: Birleştirmek, biraraya getirmek, toplamak

Cemre: Çakıl, taş. Taş atılan yer.

Cerh-ta´dîl: (Hadis ilminde) ravi-lerin adaletinin araştırılması.

Cerime: Suç

Cevaz: İmkan, caİzlik Celd: Zina eden gayr-i muhsan kişilere ve zina iftirasında (kazf) bulunanlara, belirlenen ölçülerde değnek veya kamçı ile vurmak demek olup, her bir vuruşa celde denir.

Cibâye: Toplama

Cizye: İslam topraklarında oturan gayri müslimlerdcn alınan baş vergisi.

Cübrân: Telâfi, tedârik

Dâiye: İtici sebep, iç çağrı Dînar: Altın para Dirhem: Gümüş para. Ağırlık ölçüsü birimi.

Diyet: İnsan öldürmekten dolayı Öldüren tarafın vermesi gereken mal. Can/kan bedeli.

Emare: Belirti, iz. Erş: Öldürmeyle sonuçlanmayan yaralanmalarda verilmesi gereken mal. Eyyim: Kocasız kadın.

Fâcir: Bkz. Fücur

Fahva´l- kelam: sözün gelişinden çıkan anlam, muhteva.

Fasd: Bazı hastalıkların tedavisi amacıyla boyun damarından kan akı-tılmasıdır.

Fere: Yarık, kadının cinsel organı, (erkeğin ki içinde kullanılır)

Fevr: Hemen, derhal, çabucak.

Fevt: Ortadan kalkma, kaçıp gitme

Fidye: Bedel. Bir ibadetteki eksikliğe karşılık olarak Allah için takdim edilen şey (Oruç keffareti vs. gibi)

Fısk: Allah´ın emrine muhalefet etmek

Fücur: Doğrudan ayrılmak, isyan

Garar: Belirsizlik, işin nereye varacağının bilinmemesi, aldanma, risk, tehlike. Garar satımı: Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen şeyin salımı

Grum (Garame): Bir kimse üzerine, cinayet ve hıyanet dışında verdiği bir zarara bedel olarak ödemesi lazım gelen şeydir.

Gurre: Ceninin diyeti (kan bedeli) anlamında kullanılır. Gurre, kaliteli bir köle veya cariye olarak belirlen-

miştir. Ancak bunların kıymeti de ödenebilir

Haccâm: Hacamatçı

Hamr: Şarap

Havi: Sene

Hazr: Yasaklık, haramlık.

Hilaf: Tartışma, görüş ayrılığı.

Hıkka: Üç yaşını doldurmuş dişi deve.

Hırz: Koruma altına alınmış mekan, malın adeten korunduğu yerdir ki, korunan mala göre değişiklik arzeder.

Hutf: Geri kalma, aykırı davranma.

Hulul: Vakti gelmek, vadesi dolmak, girmek, yerleşmek.

Hüccet: Zannı galip oluşturabilecek mahiyetteki delil.

Ihsân: Meşru bir evlilik içinde zifafa girmiş olma durumu anlamındadır.

Ikâb: Cezalandırma, ceza, azap.

Iyne Satımı: Vadeli satın aldığı malı aynı mecliste daha ucuza peşin olarak geri satmak.

İbdâl: Bedel/ alternatif getirme.

İbra: Temize çıkarma, aklama, borçsuz kalma.

İczâ: Asgari yeterlilikle yerine getirme, kaza borcundan kurtulacak bi-Çİmde îfa.

İddet: Süre. Boşanan veya kocası ölen kadının beklemesi gereken süre.

İdlâ: Ulaşmak, bağlantılı olmak.

İdmâr: Zikretmemek, gizli tut [II, 396mak.

İhticâc: Hüccet getirme, gerekçelendirme.

İhtisar: Özetleme, kısaltma.

İktida: Birini önder edinmek, onun gibi davranmak.

İktizâ: Gerektirme, gerekme.

İktiran: Bitişme, yakınlaşma, hemen peşinden gelme, birliktelik, yakın/eş zamanlı olma.

İktisâr: Kısaltmak, hasretmek.

İlhak: Katma, dahil etme.

İlkâ: Atmak, koymak.

İltizâm: Yüklenme, üzerine alma, yerine getirmek durumunda olma.

İlzam: Gerekli kılmak, yüklemek, bağlamak.

İmsak: Tutmak, elde tutmak (nikah) geri durmak (oruç).

İmtisal: Uygun davranma, yerine getirme, boyun eğme, uyma.

İmtizaç: Tutma, karışma

İn´ikâd: Kuruluş, gerçekleşme, (akit için)hukuki varlık kazanma.

Inkirâz: Geçip gitme, yok olma.

İnkiyâd: Boyun eğmek.

İntifa: Bulunmama.

İrâdetu´l-Kâinat: Olan şeyleri dileme, murad etme.

İrtikâp: İşleme, yapma.

İstidlal: Delilden hareketle sonuca ulaşma, delile dayanma, delil gösterme.

İstifham: Soru sorma, anlama isteği.

İstiğrak: Bütünüyle içine alma, yutma, kaplama, kapsama.

İstihbâb: Müstehaplık, yapılması iyi/güzel olmak.

İstikra: Tümevarım, tek tek araştırma

İstîlâd: Efendinin, cariyesinden çocuk edinmesi durumu olup, böylesi cariyeye ümmü veled denir.

İstinbât: Çıkarmak. Hüküm istin-batı; ietihad yoluyla hükmün çıkarılması.

İstincâ: Abdest bozan kişinin su veya başka bir şeyle temizlenmesi.

İstintaç: Sonuç çıkarma, netice elde etme.

İstismar: Semere elde etme işi. Üretim, ürün alma.

İstİşhâd: Şahit getirme, desteğini alma.

İstitâat: Güç yetirme, yapabilme.

İşkal: Anlam kapalılığı.

İştiyak: Arzulama, Özlem duyma, şevk.

İtlaf: Telef etme, tüketme.

İ´tikâf: Oruçlunun ibadet maksadıyla mescidde kalması.

Itk: Azat etme, hürriyetine kavuşturma.

İttırad: Birbirine uymak, tabi olmak, düzenlilik, süreğenlik, tekdüzelik.

İttıradu´l-âdât: Olağan işlerin düzenji akışı.

İttiba: Tabi olmak, peşinden gitmek, uymak.

İttisal: Bitişme, buluşma.

İzmâr: Bk. İdmâr

Kariha: İnsanın söz söyleme ve görüş açıklamasını sağlayan zihnî yetenek, meleke.

Karine: İpucu.

Kasır: Özel, geçişsiz.

Kazf: Bir kimseye, onu zina töhmeti altında bırakacak bir söz söyleinektir.

Kefâet; Denklik.

Keffâret: Belli bir suçu/günahı yoketmek için Şer´in köle azadı, oruç tutma, yemek yedirme ve benzeri bir şeyi vacib kıldığı tasarruftur.

Kelâmu´n-nefs: İçsel konuşma.

Kesb: Çalışıp kazanma.

Keyl: (Hacim olarak) ölçme.

Kîrât: Beş arpa ağırlığında ağırlık Ölçüsü. (Hadiste, Uhud dağı anlamında)

Kitabe akdi: bk. Mükâtebe.

Kıntar: Çok mal.

Kıyemi: Piyasada misli bulunmayan, kıymete göre değerlendirilen.

Küt: Saklanabilir, dayanıklı yiyecek maddesi.

Liân: Lanetleşmek. Kocanın karısına zina isnadında bulunup, bunu dört şahitle isbat edememesi durumunda hakim önünde özel şekilde yeminleş-meleridir.

Mahzûf: Silinmiş, atılmış.

Makdur: Kudret sonucu oluşan, güç dahilinde olan.

Ma´lûfe: Yılın çoğunu ahırda yemlenerek geçiren hayvan.

Mansûs: Nas ile belirtilmiş, hakkında nass bulunan.

Mantuk: Açıkça söylenmiş, dile getirilmiş, sözlü ifade.

Maslahat: Yarar, fayda, iyilik.

Mazınne: Zan kaynağı, zan sebebi, kaynak.

Mebde: Başlangıç, hareket noktası.

Me´cûr: Ecir verilmiş, mükafatlandırılmış.

Medârik: Kaynak, idrak yeri.

Medlul: Delâlet edilen, gösterilen, delilin delâlet ettiği şey.

Mefkûd: Kendisinden haber alınmayan, nerede olduğu ve yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen kayıp kişi.

Me´haz: Kaynak, alınma yeri.

Mehir (Mehr) : Evlenme akdinde kocanın karısına vermesi gereken meblağ, mal.

Mekâdir: Mikdar´ın çoğulu olup, ölçü anlamına gelir.

Me´lûf: Alışılmış.

Menât: Dayanak, kaynak, illet.

Meyte: Usulüne göre boğazlan-maksızın veya avlanmaksızın ölmüş hayvan, murdar.

Mislî: Piyasada şeklen ve sureten benzeri/dengi kolayca bulunan.

Muaheze: Sorgulama, sorguya çekme.

Muâtât: Teati yoluyla satım; sözlü irade beyanı olmaksızın fiilen alip-verme yoluyla yapılan satım.

Mufavvıda: Mehir belirlenmeksi-zin evlenen ve zifaftan önce kocası ölen kadın.

Muhabere: Belli bir hisse karşılığında toprağı kiraya verme şeklinde yapılan tarım ortakçılığı.

Muhala´a: Erkeğin karısını kendisine verdiği mal mukabilinde boşaması.

Muhassıl: Derinleşmiş, mütehassıs.

Mut´a: Mehire hak kazanmaksızın boşanan kadına verilen mal, hediye. Faydalanma.

Muttarid: bk. İttirad.

Muztar: Zarurette/darda kalmış, meşru seçenekten yoksun kişi.

Müellef: Birleştirilmiş, uzlaştınl-mış.

Mübdel: Kendi yerine bedel getirilen şey, asi.

Mücâleme: İyi geçinme, iyi görünme.

Müdebber: Hürriyeti efendinin ölümüne bağlanmış köle.

Mühmel: İhmal edilmiş, hoşlanmış, anlamsız.

Mükâteb: Hakkında mükâtebe akdi yapılmış köle.

Mükteseb: Kazanılmış, elde edilmiş.

Mülhid: Dinden sapan, uzaklaşan.

Münhasır: Özel, hasredilmiş.

Mü...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kavramlar Sözlüğü
« Posted on: 18 Ekim 2019, 15:15:14 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kavramlar Sözlüğü rüya tabiri,Kavramlar Sözlüğü mekke canlı, Kavramlar Sözlüğü kabe canlı yayın, Kavramlar Sözlüğü Üç boyutlu kuran oku Kavramlar Sözlüğü kuran ı kerim, Kavramlar Sözlüğü peygamber kıssaları,Kavramlar Sözlüğü ilitam ders soruları, Kavramlar Sözlüğüönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &