ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Açık Öğretim & İlitam Dunyasi ๑۩۞۩๑ > Dokuz Eylül İlitam > İslam Felsefesi > Ünite 10 Ders Özetleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ünite 10 Ders Özetleri  (Okunma Sayısı 1450 defa)
22 Kasım 2013, 12:48:33
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 22 Kasım 2013, 12:48:33 »



10. ÜNİTE / ENDÜLÜSTE FELSEFE 1. İBN BACCE ve İBN TUFEYL 2. İBN RÜŞD

* İBN BACCE

1-ENDÜLÜS FELSEFESİ’NE İLK YÖN VEREN FİLOZOFLAR KİMLERDİR ?
-Endülüs Felsefesi ilk olarak Farabi ve İbn Sina’nın adımlarını izlemiştir.Bir taraftan Farabi ile sistematik bir yapıya kavuşan Meşşailik İbn Rüşt’ün şerhleriyle
zirvesine ulaşmıştır.Endülüslü filozoflar tasavvufun cazibesine kapılmışlardır.Bunlar içinde en önde gelen sufi İbn Arabi’dir.Arap kaynaklarına göre Endülüs
Felsefesi’nin öyküsü,aynı zamanda bir şair olan İbn Bacce ile başlamıştır.

2-İBN BACCE’NİN ÇALIŞMALARI HANGİ ALANDA OLMUŞTUR?
-Matematik ilimlerinin özellikle astronomi ve müziğin hem teorisi hem de pratiğinde uzmanlaşmıştır. Tıp alanında da iyi bir doktordur.Mantık ,tabiat felsefesi ve
matematik gibi teorik alanlarda çalışmalar yaptı.Mantık ,fizik ve metafizik konularında büyük ölçüde Farabi’nin yolunu takip etti.Mantık ve felsefe de Farabi’nin
eserlerine şerhler yazmıştır.

3-İBN BACCE’NİN FELEFE TARİFİ NASILDIR?
-O’na göre felsefe, kıyasın kullanıldığı beş bilimin en önemlisidir ve felsefe’de iki husus vardır:Bilgide kesinlik ve alanın külliliği.Bu iki şart felsefenin beş kısmını
oluşturan metafizik,fizik,pratik felsefe,matematik ve mantık için geçerlidir.Metafizik; ne cisim olan ne de bir cisimde bulunan nihai sebeplerin bilgisidir.Fizik ve
tabiat felsefesi;tabii cisimlerin,hiçbir şekilde insan iradesine dayanmayan varlıkların incelenmesidir.Pratik felsefe ;pratik felsefeye ihtiyari ilim adını verir.İnsanın
irade ve ihtiyarı tarafından meydana getirilen varlıkları ele aldığı bölümdür.Matematik;maddelerinden soyutlanan varlıklarla ilgilenmekte ve
aritmetik,geometri,optik, astronomi,musiki,ağırlıklar ilmi ve araçlar ilmi şeklinde mühendisliğe ayrılmaktadır.Mantık;felsefenin son kısmıdır ve insan zihninde
ortaya çıkan özellikler üzerinde yoğunlaşmaktadır.Aynı zamanda mantık, felsefenin bir parçası ve aletidir.
Tıp ve Tarımı kıyasa dayalı bilimler olarak kabul etmez. Bu iki bilim pratik sanata girmektedir. Dolayısıyla pratik sanatlara giren bilimleri kıyasa dayalı bilimlerden
saymaz.Bundan da anlıyoruz ki İbn Bacce bilimleri kıyasa dayalı olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmıştır

4-METAFİZİKLE İLGİLİ DÜŞÜNCESİ NEDİR?
-Farabi ve İbn Sina gibi O’ da bir İlk Varlık’ın bulunduğu ve ondan akılların son akıl ve cisimlere suretlerini bahşeden Faal Akıl’a varıncaya kadar sudur ettiği
sudurcu bir sisteme inanmaktadır. Cisimler dört basit unsurdan meydana gelir: Ateş,hava,su,toprak.Bunarın suretleri zıt nitelikler ,yani sıcak-soğuk,yaşkurudur.
Su soğuk ve yaştır gibi. Bu nitelikler temelde harekete sebep olan birer güçtürler.Bütün tabi varlıklar,bu basit unsurlardan varlığa gelmekte ve çok
karmaşık suretler almaktadırlar ki içlerinde en karmaşık olanlar nefislerdir.Nefislerin en basiti besleyici nefistir ve o bir bitkinin cisminin mükemmelliğidir.Besleyici
nefsi hayvani olan duyusal nefs,onu da insan ve hayvanların mükemmelliği konumundaki ve önceki duyu algılarından görüntüler çıkartan hayali nefs,son olarak
da akli nefs takip etmektedir.Bütün bunlar etkin suretler,yani güç ve yetilerdir,fakat sadece akli nefs cismani olanın sınırları ötesine geçebilir.

5-İBN BACCE’NİN RUHANİ SURETLERLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ NELERDİR?
Ruhani suretler külli ve cüzi suretlere ayrılırlar. Cüz’i suretler ortak duyuda bulunmaktadır ve cismanidir.Külli suretler sadece Faal Akılda bulunmaktadır.Ruhani
suretler nefiste bir durum meydana getirebilirler.Bu durum ya güzellik, mükemmellik ya da bunların zıtları olan hal.Ruhani suretler bundan dolayı insan
faaliyetlerinin her vechesinde bir role sahiptirler.Peygamberlerin aldığı vahiy Faal Akıldan alınan cüzi ruhani suretler sınıfına girer. Kişiler ruhani suretler
tarafından harekete geçirilirler. Giyinme, barınma, yeme gibi temel şeyler olabilir.Mesela iki aşamada koruyucu ve süsleyici olarak gerçekleşir.Faziletler, hayal
gücündeki ruhani suretlerle yakından ilgilidir.Bunlar nefislerde olumlu hisler ve beğeni meydana getirirler,insanları çoğunun ruhaniliği cizi suretlerle
sınırlıdır,filozoflar gayri maddi ve külli akledilirler olan en yüksek ruhanilik derecesine ulaşabilmektedirler.Çünkü filozoflar daha şerefli yaşamak için külli ayrık
suretlere yöneliktirler.Hikmet insanı,ruhani fiillerin onu en şerefli kılmalarından dolayı ilahi ve faziletli kişidir

6-İBN BACCE’NİN PSİKOLOJİSİ NASILDIR?
Fizik üzerine bina eder. Araştırmasına nefsin tarifiyle başlar.O’na göre, tabi olsun suni olsun cisimler, madde ve suretten oluşmaktadır.Suretler daimi olan
varlıklardır.Yani suret cismin kemalidir.Cisim, hem hareket ettiren hem de hareket ettirilenden müteşekkildir.O halde tabii bir cisme söz konusu yetkinliği
sağlayan surete nefs denir.Yani nefs, tabii organik cismin cismin besleyici,hissedici ve aklen olmak bakımından ilk yetkinliğidir.
Kainatın bir parçası olarak mevcut olan bütün geçici varlıklar, bulundukları duruma göre belli bir fonksiyonu yerine getirirler.Beslenme melekesinin, büyüme ve
üreme şeklinde iki gayesi vardır.Bu meleke yalnızca bedenin devamlılığı için gereken maddeleri tedarik etmekle kalmaz,gelişmeyi üremeyi de hasıl eder.Duyu
idraki de kuvve ya da fiil halinde bulunur.Kuvve halinden duyu haline geçmek için,yani değişmek için bir hareket ettirici gereklidir.Bu hareket ettirici duyulur
nesnedir,hareket ettirilen ise duyu organıdır.İdrak iki türlüdür; duyum ve hayal.Duyum, hayalden öncedir ve bu yüzden ona veriler sunar.Beş duyu ortak duyunun
melekeleridir.Orta duyu sayesinde, bir kimse idra edilir, nesnelerin farklı durumlarını birbirinden ayırır,Mesela;bir elmanın bütün parçalarının tat,koku renk,
sıcaklık,soğukluğa sahip olup olmadığını anlar.Çünkü duyular,duyulur nesnelerde algıladıkları ortak duyuya verir, o da bunları muhafaza eder.Bu yönüyle ortak
duyu, bütün bedenin yetkinliğidir ve yüzden nefs olarak adlandırılır.Aynı zamanda bu meleke hayal için malzeme teşkil eder.Hayal ve duyum, nefsin idrakini
gerçekleştirdiği iki türdür.Fakat ikisi arasında şöyle bir fark vardır; duyum cüzi , hayal küllidir.Hayal gücü, düşünme gücünde kemal noktasına ulaşır.
Şehvani nefsin üç melekesi vardır:
a-Hayal gücüne dayalı şehvet; nesillerin devamını sağlar,müteessir olur ve aşık olur
b-Mutavassıt şehvet, bu meleke sayesinde gıda, mesken ihtiyacı, sanat zanaat gerçekleşir.
c-Konuşma melekesi; bununla öğretim olur ve bu meleke sadece insana aittir.
Her canlı mutavassıt şehvete sahiptir, zira onunla gıdasını temin eder
Hayal gücü hem uykuda hem uyanıkken fonksiyonunu icra eder.Hayalin son merhalesinde akıl zuhur eder ve akletme gücü fonksiyonunu icra eder.Böylece
hayvanlardan farklı olduğunu anlar,iyi ile kötü,doğru ile yanlışı ayırdetme yönünü keşfeder.Burda akıl, bilkuvve akıl adını alır,çünkü daha önce bilmediği şeyi
idrak etmiştir.
Bilginin çeşitli dereceleri vardır.Bunların ilki,cüzi nesnelere aittir.Cüzi bir nesnenin hayal gücünde yer alması mümkün olduğunda insan onun niteliklerini giderek
daha ayrıntısıyla kavrar ve bu,kendisine o nesneyi farlı zamanlarda aynı şekilde kavramasına yardım eder.Mesela;zeyd’i , bildiğimiz bütün güzel yönleriyle hayalde
canlandırırken ,başka bir zaman da gene aynı özellikleriyle hayalimize getiririz.

7-İBN BACCE’YE GÖRE AKIL VE BİLGİ ARASINDAKİ BAĞ NASILDIR?
Akıl insanın en önemli parçasıdır.Doğru bilgi ancak akılla kazanılır.Akıl bizi saadete ulaştıran ve iyi ahlak sahibi kılan yegane şeydir.Allah’ın yaratıkları arasında
araştırma yapılması durumunda, insan onları ilk önce hayal gücüyle kavrar ve akıl gücü de kendi içgözüyle saf,basit ve kendine özgü bir tarzda onları görür.Akıl,
akledilirler olarak adlandırılan bilgi objelerini hayal gücünden türetir ve hayal gücüne de bir dizi başka bilgi objeleri sunar. Hayal gücüne sunulan bilgiler arasında
ahlaki ve sanatsal idealler yer alır.Hayal gücüyle ilgili en şaşırtıcı şey, onun vahiy ve kehanetle ilgili olan ilişkisidir.Aklın,insan hayaline getirdiği bu hadiseler,ne
bizzat akıldan neş’et eder ne de aklın hayal gücü üzerindeki faaliyetiyle meydana gelir.Onlar, ancak önceden bilen ve halk etmeye kadir olan bir fail aracılığıyla
hayal gücüne doğarlar.Buna sebep olan Allah’tır ve bunu aktif feleklerin (meleklerin)iradesiyle yapar.
Akıllar kendi mevkilerine göre Allah’tan ilim alırlar, felekler kendi mevki ve mertebelerine göre O’ndan şekilleri ve tabii suretleri alırlar. Bütün semavi cisimler akl
ve nefs sahibidir.İbn Bacce akılların çokluğuna inanır ve onları ilk akıl ve ikinci akıllar şeklinde kategoriye irca eder.
Aklın eşya hakkında sahip olduğu bilgi iki türlüdür:
a-Akledilir olan ama varedilemeyen
b-Akledilir olan ama varedilebilir olan
Akıl da iki kısma ayrılır:
a-İnsanın kesinlikle varedemeyeceği nesneleri kavradığı akıl; bu akıl nazari akıldır.
b-İnsanın varedebileceği sınai şeyleri kavradığı akıl; bu akıl ameli akıldır. Ameli aklın kemali,insanın suni objeleri kavraması ve varedebilme gücüne göre onları
yapmasında yatar.Meydana gelen bu şeyler, yalnızca insan bedenindeki organlarla varedilir.
İnsan organları bizzat hareketlidir. Organlardaki gücün varlık kazanması, ancak akıl gücü tarafından sağlanır.Yine aklı gücü,yapılacak bir şeyin hayalinin hayal
gücünde belirmesine sebep olur.Bundan sonra organlar irade sayesinde ,hayal edilen objelerin hasıl edilmesine sebep olabilirler
İbn Bacce’ye göre insan, ilk akla şu iki yolla yaklaşabilir:
a-Burhana dayalı bilgiyi elde etmekle
b-Öğrenme ve iktisaba dayanmayan bilgiye ulaşmak. İkinci yol,sufilerin yoludur...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ünite 10 Ders Özetleri
« Posted on: 02 Nisan 2020, 06:27:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ünite 10 Ders Özetleri rüya tabiri,Ünite 10 Ders Özetleri mekke canlı, Ünite 10 Ders Özetleri kabe canlı yayın, Ünite 10 Ders Özetleri Üç boyutlu kuran oku Ünite 10 Ders Özetleri kuran ı kerim, Ünite 10 Ders Özetleri peygamber kıssaları,Ünite 10 Ders Özetleri ilitam ders soruları, Ünite 10 Ders Özetleriönlisans arapça,
Logged
07 Ocak 2014, 17:03:53
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« Yanıtla #1 : 07 Ocak 2014, 17:03:53 »


ENDÜLÜS’TE FELSEFE

Endülüs’teki tıp ve antik bilimlere ilişkin çalışmalar, Emevi halifesi Muhammed Ibn Abdurrahman’ın hakim olduğu bir dönemde başlamış, ancak asıl hızına El-Mustansır diye bilinen el-Hakem’in hükümdarlığı esnasında kavuşmuştur. Bu dönemin göze çarpan bilgini Mesleme İbn Ahmed el-Mecriti’dir. Doğuyu baştanbaşa dolaşmış ve İhvan-ı Safa ile temas kurmuştur. İhvan-ı Safa Risaleleri’nin de el-Mecriti’nin öğrencilesi el-Kirmani tarafından Endülüs’e getirildiği rivayet edilmektedir. Endülüs’te felsefe, ilk olarak Farabi ve İbn Sina’nın adımlarını izlemiş, fakat kısa sürede birbirinden oldukça farklı iki yol gelişmiştir. Bir tarafta Farabi ile sistematik bir yapıya kavuşan Meşşailik, İbn Rüşd’ün şerhlerinde zirvesine ulaşmıştır. Diğer taraftan Endülüslü filozoflar tasavvufun cazibesine kapılmışlardır. Bunlar içinde en önde gelen sufi, İbn Arabi’dir. Felsefe geleneğini sürdüren düşünürler bile sufilerin cazibesine kapılmışlardır.

İBN BACCE

Endülüs felsefesinin özü İbn Bacce olarak bilinen Ebu Bekr İbnu’s-Saig ile başlamaktadır. İbn Bacce şiir kabiliyetine sahipti ve muvaşşaha tarzında şiirler yazıyordu. Bu dönemde Endülüs ve Kuzey Batı Afrika büyük problemler ve karışıklıklarla karşı karşıyaydı. Kasaba ve kentlerdeki valiler bağımsızlıklarını ilan etmişler, kanunsuzluk ve kaos ülkenin her tarafına yayılmış vaziyetteydi. Rakip grup ve şahsiyetler, üstünlük elde etmek ve halkın gözüne girmek için birbirlerini dinden çıkmakla itham ediyorlardı. Düşmanları da İbn Bacce’yi tekfir etti ve birkaç kez öldürmeye teşebbüse kalktılar. Fakat çoğu başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak dönemi ünlü hekimi İbn Zuhr’un hizmetçisi tarafından patlıcanla zehirlenerek öldürüldüğü rivayet edilmektedir.

a.Selefleri
İbn Bacce’nin selefleri arasında İbn Hazm özel bir yer tutar. İbn Hazm, kelam ve öteki din ilimlerinde yüksek bir konuma sahiptir. Onun Kitabu’l-Fasl fi’l-Milel ve’n-Nihal adlı kitabı sahasında eşsizdir.

b.Çağdaşları
İbn Bacce hakkındaki bilgilendirmelerimizi onun öğrencisi olan İbni’l İmam’a borçluyuz. Ebu Bekr İbn es-Saig’in buradaki önemi ise diğerlerinden daha zeki, isabetli ve sağlam görüşlü olmasıdır.

c.Felsefe
İbn Bacce, matematik ilimlerinin, özellikle astronomi ve müziğin hem teorisi hem de pratiğinde uzmanlaşmıştır. Tıp alanında da hazık bir doktordu. Mantık, tabiat felsefesi ve metafizik gibi teorik alanlarda çalışmalar yapmıştır. Mantık, fizik ve metafizik konularında büyük ölçüde Farabi’yi takip etmiştir. Kıyasın kullanıldığı sanatlarla çok fazla ilgilenmiş ve beş külliyi açıklamadan önce kendi bilimler tasnifine yer vermiştir. Kıyasın kullanıldığı bilimler beş tanedir; en önemlisi ve birincisi tüm varlıkları kapsayan felsefedir. Felsefede de iki husus gereklidir; bilgide kesinlik ve alanın külliliği. Bu iki şart, felsefenin beş kısmını oluşturan metafizik, fizik, pratik felsefe, matematik ve mantık için geçerlidir. Fırlatılan nesnenin hareketi hakkındaki değerlendirmesiyle fizik nazariyesine özgün katkılar yaptı. Aklın menşei hakkındaki meselelere el atmış, Aristo’nun spekülatif metodunu anlamak için her şeyden önce onun felsefesini doğru anlamanın üzerinde durmuştur.

d.Psikoloji
İbn Bacce psikilojisini fizik üzerine bina eder. Araştırmasına öncelikle nefsin tarifiyle başlar. Ona göre ister tabii olsun ister sun’i olsun, cisimler, madde ve suretten oluşmuştur. Suretler daimi olan varlıklardır. Yani, suret, cismin kemali’dir.

e.Akıl ve Bilgi
İbn Bacce’ye göre akıl insanın en önemli parçasıdır. Doğru bilgi ancak akılla kazanılır. Akıl bizi saadete ulaştıran ve iyi ahlak sahibi kılan yegane şeydir. İbn Bacce akılların çokluğuna inanır ve onları ilk akıl ve ikinci akıllar şeklinde iki kategoriye ayırır. Ona göre insan aklı, ilk akla en uzak olan akıldır. Ayrıca bazı akıllar, doğrudan ilk akıldan türerken, bazıları ise ikinci akıllardan türer.

f.Siyaset Felsefesi
İnsanın sosyal bir varlık olduğu, tabiaten medeni olduğu ve saadetin faziletlere uygun bir hayat olduğu anlayışından hareket eden İbn Bacce ev yönetimi ve şehir devleti yönetimi üzerine küçük risaleler yazmıştır ancak konuyla ilgili olarak sadece Tedbiru’l-Mütevahhid adlı eseri vardır. İbn Bacce büyük oranda Farabi’nin etkisindedir ve buna bağlı kalmaktadır. Farabi’yi izleyen İbn Bacce erdemli şehri, sakinleri tabibe ve yargıca ihtiyaç duymayan şehir olarak tanımlamaktadır. Sevgi onlar arasındaki en güçlü bağdır ve bütün fiiller doğrudur.

g.Ahlak
İbn Bacce fiilleri hayvani ve insani olarak ikiye ayırır. İlki, tabii ihtiyaçlarla ilgilidir ve hayvani olduğu kadar insanı da içine alır. Mesela beslenme. Şehveti karşılamak istendiği için yapıldığında hayvani manevi mutluluğa ulaşmak için yapıldığında insanidir. İbn Bacce insanın aktif ve pasif meleklerle donatılmış olduğunu belirtir. Ona göre insan, maddi ve hayvani olan pasif melekelerle donatılmış olmakla zaten yeterince şeref sahibidir. Bir fiilin hayvani mi insani mi olduğunu belirleyen ölçü onun iradeye ilaveten düşünme melekesine de nispetinin olmasındandır.

h.Tasavvuf
İbn Bacce tasavvuf üzerine eğilerek Gazali’nin keşf ve tasavvuf yolunun kişiyi marifetullaha götüreceğini ve bu yolun Hz. Peygamberin öğreticisi üzerine temellendiğini açıklar. İbn Bacce Allah dostlarına yüce bir mertebe verir ve onları Peygamberlerden sonraya yerleştirir. Allah’a ve takdirine karşı tavrında, İbn Bacce kendini bir kaderci olarak tanıtmaya meyyaldir. Bir risalesinde, eğer Allah’ın emrine uyup takdirine rıza gösterirsek, barış ve huzura ulaşacağımızı beyan eder.

İBN TUFEYL

Altıncı/Onikinci yüzyılın ilk on yılı içinde, Gırnata’nın kuzey doğusundaki Vadi Aş’ta doğan İbn Tufeyl İşbiliye(Sevilla) ve Kurtuba’da (Cordobva) tıp eğitimi ve felsefe öğrendi. İbn Tufeyl Muvahhidi Endülüs’ünde parlak bir hekim, filozof, matematikçi ve şairdi.
Doktrinleri
a.Alem İbn Tufeyl seleflerinin aksine ezelilik ya da yaratılmışlık fikirlerinden herhangi birine katılmaz.
b.Allah Alemin ezeliliği fikri olsun, yoktan yaratma anlayışı olsun, her ikisi de eşit ve zorunlu olarak Ezeli, Gayrı Cismani, Mutlak bir varlığın mevcudiyeti fikrine götürür. Alemin zamanı içinde yaratılmış olması bir Yaratıcı’yı gerektirir; çünkü alem kendinden varolmuş olamaz.
c.Nur Kozmolojisi Bir’den sadece Bir’in sadır olduğu prensibini kabul eder. Birlikten çokluğun tezahür edişi, ilahi nurdan sadır olan varlık mertebeleriyle açıklanır. Bu süreç, güneş ışığının aynada ardı ardına yansıması olayına benzer. Güneş ışığının çok sayıda aynaya düşüp yansıması çokluk görüntüsü verir. Bütün bir çokluk, güneş ışığının yansımasından ibarettir.

Bilgi Teorisi
İbn Tufeyl cisimlerin yapılarını inceleyerek ve onlar üzerinde düşünerek maddi olmayan bir ‘’varlık verici’’ fikrine ulaşır. Cisimlerin ortaya koydukları farklı fonksiyonları açıklamak için de bir Varlık Verici’ye ihtiyaç vardır.

Ahlak
İbn Tufeyl insanın kendisinin ne tür bir varlık olduğunu alemdeki konumunun ne olduğunu ve nasıl yaşaması gerektiğini bilmesinin bir yükümlülük olduğuna inanır. Ona göre insanın semavi cisimlere benzediği yön onu diğer canlılardan farklı kılmaktadır. O halde insan semavi cisimlerin fiillerini taklit etmeli ve onlara benzemelidir.

Felsefe ve Din
Felsefe hakikatin tamamen akılla kavranmasıdır. Din avam içindir. Din ilahi alemi zahiri sembollerle tasvir eder. Dini ifadeler teşbihler, mecazlar ve antropomorfik kavramlarla doludur. Felsefe belli bir mizaç ve aydınlanma arzusunu gerektirir. Felsefe bizi hakikatle yüzleştirir. İbn Tufeyl’in görüşleri İbn Rüşd’ün üzerinde etkili olmuştur. Yine İbn Arabi ve İbn Seb’in Tufeyl’in görüşlerinden etkilendiği görülmektedir. Bati felsefesinde İbn Tufeyl’in etkisi oldukça fazladır. Özellikle insanın aklıyla hakikatı bulabileceği düşüncesi insanlara hakim olmuştur. Bu anlayış karşısında kiliseye ve ruhban sınıfına bağımlılık üzerinde ısrar ederek hakikatın bulunmasında insan aklının işe yaramazlığını savunanlar, İbn Tufeyl’i kendilerine düşman ilan etmişlerdir.

İBN RÜŞD

İbn Rüşd 1126 yılında Kurtuba’da doğdu ve 1198’de de Marekeş’te vefat etti. O, felsefenin din ile uyumlu olduğunu göstermek suretiyle felsefe yapmanın meşruluğunu savundu. Çünkü Kur’an’ın kendisi akli incelemeyi emretmekteydi. İbn Rüşd Allah’ın varlığıyla ilgili olarak inayet ve ihtira delillerinin diğer delillerden daha üstün olduğunu ileri sürer. İnayet delili bütün varolanların insanın varlığı için uygun bir tarzda yaratılmış olmasına dayanır. İhtira delili de yaratılmışlık kavramından yaratıcı fikrine giden bir delildir. İbn Rüşd zaman ve hareket için bir başlangıç noktasından düşünüleyemeyeceğini ifade eder. Ona göre alemin varlığı için bir başlangıç noktası tayin edemeyiz. Peygamberliğe ihtiyacın olduğunu ifade eden İbn Rüşd kaza kader konusunda da orta bir yolun tutulmasını önerir. Ruhun ölümsüzlüğüne inanır ancak insanın uhrevi varlığı konusundaki farklı düşüncelerin insanı küfre götürmeyeceğini bildirir. Bilginin elde edilmesi konusunda bilginin duyular ve akılla elde edilebileceğini belirtir. Duyularla cüz’i bilgiye, akılla külli bilgiye ulaşılır. Gerçek bilgi ise külli bilgidir. İnsanın bilgisi ilahi bilgiden farklıdır. Allah’ın ilmini hiçbir şekilde insanın ilmine benzetemeyiz. Bizim bilgimiz, varolanlara dayanır. Oysa Allah’ın ilmi varolan şeylerin sebebidir. Allah’ın ilmi ezeli insanın ise sonradan kazanılmıştır. İnsanın bilgi elde etme sürecinde aklın tecrit, terkip ve hüküm verme fonksiyonları vardır. İbn Rüşd, Gazali’nin nedensellik eleştirisi karşısında ilmi gerçeklere ulaşma yolunu gösterme çabası içine girer. Gazali neden-sonuç arasındaki ilişkinin zorluluğunu kabul etmiyordu. İbn Rüşd mucizelerin inkar edilemeyeceğini...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &