ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > İslam Akaidi > Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri  (Okunma Sayısı 2935 defa)
26 Mart 2010, 18:10:26
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 26 Mart 2010, 18:10:26 »



NÛREDDÎN ES-SÂBÛNÎ HAYATI ve ESERLERİ


Sâbûnînin Hayatı ve Şahsiyeti

İlmî Hayatı:

Münazaraları :

Sabûn’nin Eserleri

1.El-Muntaka:

a. Kitabın Aslı, Sûbûnîye Nisbeti:

b. El-Muntaka´nın Nüshaları:

c. El-Muntaka´nın Muhtevası:

2. El-Kifaye.

a. Müellife Nisbeti, Nüshaları:

b. El-Kifâye´nln Muhtevası:

3. El-Bidaye.

a. Kitabın müellife nisbefi ve adı:

b. el-Bidâye´nin Nüshaları:

El-Bidâye´nin Neşre Hazırlanmasında Tâkib Edilen Metod.

1. Metin Tesbiti:

2. Notlar, Kaynaklar, Fihristler:

3. Istılahlar:

NÛREDDÎN ES-SÂBÛNÎ HAYATI ve ESERLERİ


Sâbûnînin Hayatı ve Şahsiyeti

Ahmed b. Mahmûd b. Ebî Bekr Buhârâ´nın Hanefî ulemasından-dır. Tabakât kitaplarında «ei-lmâm» ve «Nûreddîn» lâkablarıyle anıl­dığı kaydedilmekte ise de[1] kelam kitaplarında daha çok «Nûreddîn es-Sâbûnî» diye zikrediidiği görülmektedir. Fahreddîn er-râzî (ölm. 606/1210) Buhârâ´da kendisine «en-Nûr es-Sâbûnî» denildiğini kay­deder. [2] Sabun imal etmek veya satmak mânâsına gelen «es-Sâbûnî»[3] nisbetinin menşei bilinmemektedir. Buhârâ´da yetişip vefat ettiği için «el-Buhârî» diye de anılır, Künyesi «Ebû Muhammed»dir. Kâtip Çelebîden (ölm. 1067/1657) neş´et ettiği anlaşılan[4] ve Bağ­datlı İsmâîİ Paşa (ölm. 1339/1920) ile Brockelmann tarafından tekrar edilen bir yanlışlıkla ona «Ebû Bekr» künyesi verilmiştir. [5] Bu hatanın isim zincirinde bulunan dedesi Ebû Bekr´den doğmuş olması muhte­meldir. Bazı kaynaklarda kendisi için kullanılan «Ebu´l-Mahâmid», künyesi olmayıp medih ifade eden bir lâkabdır. Müellifin kendi adı­nın Ahmed, oğlunun ki Muhammed ve babasının da Mahmûd ol­ması sebebiyle «Ebu´l-Mahâmid» diye anılması da muhtemeldir,

Nûreddîn es-Sâbûnînin nerede ve hangi tarihte doğduğuna dair sarih bir bilgiye sahip değiliz. Ancak kaynaklarda devamlı olarak kendisinin Buhârâ´ya nisbet edilişine ve hayatında her hangi bir irti-hal kaydına rastianmayışına bakılırsa onun Buhârâ´da doğup neş´et ettiğini söylemek mümkündür. Fahreddîn er-Râzî ile, tahminen H. 580 yılında vuku´ bulan münazarası sonunda kendisinin artık ihtiyarlık devresinde bulunduğunu söylemesi6, onun genç yaşta ölmediğini ve binâenalyh. [6] hicrî asrın başlarında doğduğunu gösterir.

Yine RâzTnin Münâzarât´ından, müellifimizin hacca gittiğini, gidiş geliş esnasında Horasan ve İrak´ta âlimler meclisinde va´zlar verdiği­ni, ilmî konuşmalar yaptığını anlıyoruz. Kendisinin Suhâra´da hürmet toplamış bir âlim olduğunu, zengin ve itibarlı bir aileye mensup bu­lunduğunu da aynı kaynaktan çıkarmak mümkündür.

İmam Nûreddîn es-SâbûnTnİn vefat tarihi mevzuunda kaynaklar ittifak halindedir[7] 16 Safer 580, Çarşamba günü, akşam namazı vakti. Bu tarih milâdî 30 Mayıs 1184´e tekabül eder. Buhâra´da «el-Kudâtu´s-seb´a» kabristanına defnedilmiştir. [8]

İlmî Hayatı:

Sâbûnînin ilmî hayatı mevzuunda en önemli kaynağımız onun eserleri ve bize kadar intikal eden İki münâzarasıdır. Tahsil hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Gerçi Tâcu´t-terâcim. Taba-kâtu´t-Temîmî ve Süllernu´l-vusûl´de Sâbûnînin Şemsü´l-eimme el-KerderTden fıkıh ahzettiği kaydedilmekte ve Kâtib Çelebî de aynı eserde Sedîduddin Muhammed e!-Esedîden rivayette bulunduğu­nu ilâve etmektedir, Fakat bunu ilk kaynaklar teyid etmemiştir. Buna mukabif en eski kaynağımızı teşkil eden el-Cevâhiru´i-mudıyye, Şem­sü´l-eimme Muhammed e!-Kerderî(ölm. 642/1244)´nin Sabûnîden fı­kıh öğrendiğini zikretmekte ve bu Kerderînin terceme-i halinde, ayrı­ca müellifimizi hocaları arasında saymaktadır. [9]e!-Cevâhir sahibini KefevîCölm. 990/1582) ve LüknevîCötm. 1304/1887) de teyid eder.

İlk üç müellifin zikrettiğine göre SâbûnTnİn hocası olsa olsa Abdul-ğafûr b. Lukmân b. Muhammed Şemsü´l-eimme el-Kerderî (ölm. 562/1167) olabilir. Fakat bu zat Hârezm mülhakatından Kerder asıllı olup Haleb kadılığını deruhte etmiş ve orada ölmüştür. [10] Müellifimizin bu zatla teması ma´lûm değildir. Müellifin terceme-i halini yazankaynaklar arasındaki bu ikilik yerine gibiyazıda küçük görünen, kolay yapılabilir bir hata sebebiyet vermiş olabilir.

Aşağıda eserlerinin tahlili yapılırken asıl ilmî hüviyeti meydana çı­kacak olan Sâbûni için şimdiden şunu söyliyelim ki her üç eserinde de kullandığı dil onun arapçaya vukufunu gösterir. Müellifimiz kelâ­mın bir çok münakaşalı, girift meselelerini sağlam fakat kolay aniaşı-lır, dolambaçlı olmayan ve terimlere boğulmayan bir ifade ile an­latmasını başarmıştır,

Kelâm iliminden başka sahalarda eser verdiği bilinmemesine, id­diasız ve mütevazi bir hayat yaşadığı için isminin fazla şöhret kazan­mamasına rağmen eserlerinden bilhassa muhtasar olan el Bidâ-ye´nin oldukça fazla istinsah edilmesi onun hüsnü kabul gördüğüne delâlet eder.

Sa´düddîn et-Teftâzânî(ölm. 793/1390) ŞerhuVAkâid´İnde[11] hem el-Bidâye hem de el-Kifâye´den, Kemâluddîn el-Beyâdî (ölm. 1098/ 1687) İşârâtu´l-merâm´ında[12] Râğıb Paşa (ölm. 1176/1763) da SelT-ne´sinde[13] el-Kifâye´den ve Sefîne´den de (Abbâs Mahmûd el-"Akkâd «Allah» adlı kitabında[14] nakiller yapmışlardır. Brockelmann, el-Kifâye´ye meçhul bir müellif tarafından yapılan bir haşiyenin el-Mektebetü´l-Hinaîde mevcud olduğunu (nr. 1714) zikreder. [15]

Müellifimizin, «Ma´dûmun merî olup oimayıcağı» mevzuunda Şeyh Reşîduddîn ile fârtsî olarak yaptığı münazaradan onun fârisîyi de bildiğini anlamaktayız. [16]

Münazaraları :

Sâbûnînin ilmî şahsiyetinden söz ederken onun münazaralarına temas etmek mecburiyetindeyiz. Mâtürîdiyyenin samimi müdafii olan müellifin gerek Ehl-i sünnetin diğer mekteplerine bağlı âlimleriyle, gerek Ehl-i bid´at müntesibieriyie münazaralar yapmış olması ga­yet tabiîdir. Bunlardan sadece iki tanesi bize kadar intikal etmiştir.

Bu münazaralardan biri ünlü mütekeiüm, hâtîb ve âlim Fahreddi-în er-Râzî (ölm. 606/1210) ile cereyan etmiştir. Bu çetin ve oldukça nahoş kavgayı, sadece taraflardan birini teşkil eden Râzîden dinle­mek mecburiyetindeyiz.

Müellifimizin vefat senesi olan H. 580 yıllarında Fahreddîn er-Râzînin Mâverâunnehr ulâmâsıyla yaptığı çeşitli münazaraların üçü­nün Sâbûnî ile cereyan ettiği, bu münazaraları toplamış bulunan Münâzarât adlı kitabında görülmektedir. Buna göre müellifimizle Râ-zî arasında geçen münazaraların hikâyesi şöyie:

Sâbûnî hacca gider, dönüşünde memleketi olan Buhârâ´da min­bere çıkarak Mekke´ye gidiş geiiş esnasında va´z ve ilim meclislerin­de konuştuğunu, fakat usûl ilimine vâkıf, anlayışlı bir insana tesadüf edemediğini söyler. Meclisinde bulunan Horasan ve Iraklı dinleyici­ler bundan müteessir olur, durumu Râz?ye haber verirler. Râzî Buhâra´ya geldiğinde Sâbûnîyi evinde ziyaret eder ve daha önce söyle­diği sözleri tekrar ettirir. Müteakiben Sâbûnînin, hac yolculuğu esnasında bahis konusu ettiğini söylediği «Ru´yetuiiâh» ve doiayısiyle «Vucûd delili» mevzuunda münazaraya girişirler. Râzî bir kaç sözle hasmının «âlim ve mütehassıs olmak şöyle dursun, ukalâ zümresinin dışında bulunduğunu isbat» eder.[17]

Bu nahoş karşılaşmadan bir kaç gün sonra F. er-Râzîye haşin. ´ davranışları hatırlatılarak Sâbûnîye tarziye vermesinin gerektiği söy­lenir, o da evine kadar gider. Bunu gören halk yine toplanır. Bu sefer de «Tekvîn ve mukevven» mevzuunda İkinci bir münazara başlar. Sâbûnî tekvinin mükevvenin gayrı olduğunu savunur. Münakaşa yi­ne sertleşir, hatta Râzfnin naklettiğine göre söyliyecek bir söz bula-mıyan Sâbûnî, bir ara, halka dönerek; «Ey insanlar, ben: Allah taâlâ halk edicidir, kendisini halk ile vasıflandırmıştır, diyorum, bu adam ise: hayır, hakîkat Allah´ın dediği gibi değildir, diyor» tarzında konu­şur ve dinleyicilerin kafasını bulandırmak İster. Râzî ise kendisine mü­nazara ve ilmî münakaşa kaidelerini aştığını, halkı tahrik etmeyebaşladığını hatırlatır ve münakaşayı aynen cereyan ettiği gibi kale­me alarak «zeki ve akıllı» kimselere göndermeyi, onların vereceği hükme razı olmayı teklif eder. Münazaranın cereyan tarzının yazıya alınmaya başlandığını gören Sâbûnî yalvarır, sözünü geri alır ve cel­se böylece kapanır.[18]

Münazaranın üçüncü celsesi de şöyle : Sâbûnînin kardeşi, Râ-zi´den, evini teşrif etmesini istirham eder. Mükemmel bir ziyafette her iki mühâsım yine birleşir. Yalnız havassın bulunduğu bir odada yine münazara başlar, konu: «Baka´ bakînin zâtı üzerine zâid bir sıfat mı­dır, değil midir?» Sâbûnîye göre baka´ zat üzerine zâid bir sıfattır, Netice belli, Sâbûnî elbette mağlûp olacaktır. [19]

Münazara sonunda müellifimiz şu itirafta bulunur: «Ben Ebu´lmaîn en-Nesefînin Tebsıratü´l-edüle´sini okumuş ve onun fevkinde bir eser bulunmadığını sanmıştım. Fakat şimdi seni görüp dinledikten sonra bu ilme vâkıf olabilmek için bir mübtedî gibi ta baştan başiamam lâzım geldiğini anladım. Halbuki ben ihtiyarlık günlerimi yaşıyorum, bunu yapmaya kudretim yoktur. Sizden ricam, beni fâş etmemeniz ve bu ilimdeki aczimi yayma man izdir.» Râzî bu itiraf üzerine Sâbûnîye hürmet ve ta´zim ettiğini ve ricasına sâdık kalacağını söy­ler. [20]

Nûreddin es-Sâbûnînin ilmi ve şahsiyeti mevzuunda nazardan uzak tutulamıyacak önemli unsurlar taşıyan bu münazaraların SâbûnTnin hal tercemesinden bahseden kaynaklarda zikredilmeyişi mevzuun nahoş oluşuna ve Hanefîlik-Mâtûrîdîlik gayretine hamledi-lebilir. Zaten bahis konusu esere bakılırsa F. er-Râzînin Mâverâun­nehr seyahati buranın âlimleri için bir afet olmuş, bu ünlü Eş´arî âlim, fakîh ve mütekeüim kimle karşılaşmışsa yıldırım gibi çarpmış ve Ha-nefî-Mâtürîdî bilginleri ağız açamaz hale getirmiştir, Ancak kendisiy­...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri
« Posted on: 17 Kasım 2019, 16:25:42 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri rüya tabiri,Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri mekke canlı, Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri kabe canlı yayın, Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri Üç boyutlu kuran oku Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri kuran ı kerim, Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri peygamber kıssaları,Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleri ilitam ders soruları, Nûreddin Es-Sâbûnî Hayatı ve Eserleriönlisans arapça,
Logged
10 Aralık 2014, 16:33:43
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.579


« Yanıtla #1 : 10 Aralık 2014, 16:33:43 »

Esselamu aleykum.Rabbim razı olsun paylaşımdan kardeşim....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &