ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Zeyd > Hariciler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hariciler  (Okunma Sayısı 865 defa)
15 Eylül 2010, 19:20:26
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 15 Eylül 2010, 19:20:26 »



HARİCİLER


95- Zeyd yaşamı boyunca Hariciler´in ihtişam ve kuvvetlerinin başlangıcından tutun da, yıldızlarının sönmesini, güçlerinin silinmesini gördü. Dolayısıyla onlar hakkında, Özellikle kendilerinin Şia fırkalarının karşısında bulunan bir fırka olduklarından dolayı haklarında bir kaç söz söylememiz gerekmektedir. Hariciler, fikri yapılanın alan nda Şia´nın fikir yapılarının oluşumunun tam karşısmdadırlar. Çünkü şiiler İmametin yalnız Ali (ra)ın soyundan olacağını kabul ederler. Hariciler ise. Arap ailelerinden hiçbirinin imameti tekeline alamıyacağma inandıkları gibi, bilakis imametin yalnız Araplara has olamayacağını da kabul ederler. Ayrıca imamın mevaliden olmasını caiz gördükleri gibi, zulüm veya işkencede bulunduğunda alaşağı edilmesi konusunda kendisini himaye edecek bir engel olmaması için halifenin Kureyş dışından getirilmesinin daha uygun olacağını da kabul ederler.

Hariciler, garip fikirlerin dolup taştığı böyle bir dönemde ortaya çıkan bozuk renk­lerden bir renktir. Nitekim haricilerin zuhuru, Şiilerin ortaya çıkışıyla paralellik arzeder. Çünkü her ikisi de Ali (ra) döneminin bir fırkası imiş gibi ortaya çıktı. Onlar,Ali´ye son-derece bağlı taraftarlarından idiler.

Hariciler, Sıffin´de savaş kızışıp, Muaviye´nin savaşın acısını tattığı, savaş ateşinin yüzünü alazladığı ve şayet hakeme başvurma düşüncesi can simidi gibi yetişip onu kur-tarmasaydi kaçmayı düşündüğü bir esnada, ortaya çıktı. Muaviye´nin ordusu, Kur´an´ın hakemliğine başvurmak amacıyla mushafları havaya kaldırdı. Fakat Hz. Ali, savaşa de­vam edilmesinde ısrar etti. Ordusu içerisinden ortaya çıkan grup hakeme başvurmaya çağırarak kıyam etti ve Hz. Ali´yi hakeme başvurmaya kabule zorladı. İşte ortaya atılan bu grup daha sonraki haricilerin çekirdeğini teşkil etmiştir. Hakeme başvurma olayı Ebu Musa el-Eş´ari´nin oyuna getirildiği bir aldatmacayla son buldu. O da, Eş´ari´nin, Hz. Ali´nin azlini, Amr b. el-As´m Muavİye´yi azletmesi karşılığında kabullenmesidir. Böy­lece o, Ali´yi azletti, ancak Amr, Muaviye´yi azletmedi aksine onu yerinde bıraktı. Bu olay sayesinde Muaviye´nin üstlendiği başkaldırı eyleminin tırmanışına yardımcı olun­du. İşte o anda, ortaya çıkan bu grup hakeme başvurmayı kabul etmekle kendilerinin ve kendileriyle birlikte Ali´nin de hataya düştüğünü, böyle bir hatanın da küfür olduğunu, kendilerinin bu düşünceden vazgeçip tevbe ettiklerini, Ali (kv) nin de işlediği bu hata­dan dolayı tevbe etmesi gerektiğini, aksi takdirde tevbe edinceye kadar kafir sayılacağı­nı ilan ettiler. Hariciler, kendilerine slogan olarak "Hüküm yalnız Allah´a aittir" sloganı­nı edindiler. "Hüküm yalnız Alllah´a aittir" sözünü çok tekrarladıklarından dolayı kendi­lerine Muhakkime adı verildi. Bu sözle, kişilerin din işlerinde hakem yapilamiyacağını kastediyorlardı.

96- Bu fırka, İslami fırkaları, arasında fikirlerine ileri derecede bağlı olanı hiddet ve atılganlık bakımından da en şiddetli olanıdır. Onlar, savunmalarında ve gözü pek davra­nışlarında, zahiri anlamlarıyla ele aldıkları lafızlara ummuyorlardı. Bu zahiri anlamları kutsal bir din zannettiler. "La hükme illa Iillah" kelimesi kalplerinde köklü bir yer et­mişti. Böylece bu kelimeyi çağrıda bulundukları din olarak benimsediler. Yine onlan, efendimiz Osman (ra), İmam Ali (kv) ve Emevi oğulannın zalim hükümdarlanndan uzak durma düşüncesi büyüledi. Bu uzak duruş, kendilerini hakka yöneltecek ve oradan da tekrarlayıp durdukları kelimelerin anlamlarına vardıracak bütün yollan üzerlerine ka­padı. Daha doğrusu dini hakikatlerin anlamlarına doğrudan doğruya vardıracak kapıla­rı... Ancak bu uzak kalış düşüncesine cemaatlerine katılmanın ilk temel ilkesi olarak bakmadılar. Böylece her kim bu imamlardan ve Emevi oğullarından berî olduğunu açıklarsa onu cemaatleri arasına katıyorlar, bunun yanında diğer birçok temel ilkeler ko­nusunda tolerans gösteriyorlardı.

Adil hükümdar Ömer b. Abdülaziz onlarla tartışmaya girdi; hiçbir hükümde onu zu­lümle İtham edip sorgulmadilar. Ancak Emevi oğulları ile olan geçmişine karşı çıktığı­nı, zulümlerin sürüp gitmesini engellediğini, hatta onların elde ettikleri haksız kazançla­rı ehline geri verdiğini ikrar etmeleri yanında zalim aile ocağından beraatini alenen söy­lememesini tenkit konusu kabul ettiler..

Ancak kendilerim berî sayma mantığı ile düşünmek, onları tümüyle sardığından bu düşünce onların Ömer b. Abdülaziz´İn itaati altına girerek İslam cemaati sancağı altında yürümemelerine engel oldu.

97- Böyle sözcüklere tutunma olayı, onları tuhaf bir fikri saplantıya sürükledi. Zım-miyi öldürmeyi ve malını yemeyi engellerken, kendilerine muhalif olan mü´mini öldürü­yorlardı. Bu hususta rivayet edilir ki, boynunda Kur´an ve beraberinde hamile hanımı ol­duğu halde Abdullah b. Habbabb. Eret onlara rastlar. Şöyle derler:

- Boynundaki, şüphesiz bize Öldürülmeni emrediyor. Devamla:

- Ebubekir ve Ömer hakkında neler söylersin? Onları hayırla andı. Bu defa:

- Hakeme başvurmadan önceki Ali hakkında ve ilk alü yılındaki Osman hakkında ne dersin? (Yani halifeliğinin ilk yıllarındaki) onlar hakkında da iyi şeyler söyledi.-Bu sefer

de şöyle dediler:

- Peki hakeme başvurma olayı konusunda ne dersin?

- Şüphesiz Ali´nin Allah´ın kitabını daha iyi bilen onun, dini karşısında daha muttaki ve basiretinin daha etkili olduğunu söylerim. Bunun üzerine, "sen hiç de hidayet üzere değilsin. Sen adamlara isimlerine göre tabi oluyorsun" dediler, sonra da onu nehrin ke­narına çektiler ve boğazladılar. Hanımının da karnını deştiler. Bu esnada hıristiyan bir adamdan hurmasını satın almak istediler. Adam, "o sizin olsun" dedi. Onlar:

- Vallahi biz onu ancak para karşılığı alırız. Adam:

- Ne tuhaf şey, siz Abdullah b. Habbab gibisini öldürüyorsunuz da bizden bir hurma­yı kabul etmiyorsunuz!

- Senin için Rasulullah´ın verilmiş sözü var.[1]

Böylece onlarda birbirine zıt sıfatlar bir araya geldi: Takva ve fikri açıklamada çıl­gınlık, kabalık, hıyanet, gözü peklik, ortaya atılış, dini konulara yan bakış... İşte meram ve gayelere nüfuz etmeksizin lafızlara takılıp kalan herkesin durumu budur.

98- Haricilerde bu sıfatların bulunmasındaki temel neden, çoğunluğunun kırsal ke­sim Araplarından olmasıdır. Onların az bir kısmı yerleşik Araplardandı. Bu kimseler, aşırı fakirlik ve cefakarlık içerisinde idiler. Fikri oluşumlarındaki kısırlıklarına, ta-savvurlarındaki dar görüşlülüklerine ve ilmi düşüncelerden uzak bulunmalarına rağmen İslam kalplerinin içine kadar girebilmişti.

İşte bu özelliklerin toplamından akli yapılarındaki dar görüşlülük^nedeniyle mütaas-sıb, tam inançlı, sahradan çıkageldikleri için aniden parlayan ve düşünmeden ileri atılan, bir şey bulamadıkları için de zahid olan gönüller oluştu. Çünkü birşey bulamayan gönül inanç bayındır eder, vicdanına da güçlü bir itikad dokunursa artık bütün maddi şehvet ve arzulardan, böyle bir hayatın sığmağından vazgeçer ve bütün varlığıyla ahiretin, şa´şaalı

hayatını kazanmaya yönelir.

İçinde yaşadıkları bu yaşama biçimi, onları sertliğe, kabalığa ve terör davranışlarına itmişti. Eğer onlar lüks yaşam biçimlerinin herhangi birisi içerisinde müreffeh ve eğlen­celi bir tarzda yaşasalardı, bu tarz yaşayış onların terörce davranışlarını hafifletecek, ka­balıklarım yumuşatacak, gönüllerini zinde tutacaktı. Bu konuda rivayet olunur ki, Ziyad İbn Bbihi´ye gözü pek ve yiğitlerden Ebu´1-Hayr künyesiyle anılan bir adamın Haricilik görüşünde olduğu haberi ulaşır ulaşmaz onu çağırır ve vali yapar. Kendisine dört bin dirhem aylık bağlar. Zekat tahsildarlığı komisyonu olarak da yıllık yüz bin takdir eder. Ebu´1-Hayr şöyle derdi: "Taatın gerekliliğinden ve cemaatın sırtından geçinmekten daha yararlı bir şey görmedim." Ziyad´m. kendisinin yaptığı bir şeyi beğeıımeyinccye kadar bu haliyle vali olarak devam etti. Dolayısıyle kendisi de Ziyad´ın icraatını beğenmeyince Ziyad onu hapsetti. Ölünceye kadar da hapishanesinden çıkmadı.[2]

99- Haricilerin dini hamasetlerine rağmen, onların kenar mahallelerde yaşayan kabi­lelerden olduğu ve bu tür kabilelerle şehir merkezinde yaşayan kabileler arasında ezeli bir çekememezlik bulunduğu varsayılabilir. Dolayısiyle onların hareketleri şehirlilere hasetten uzak kalamaz. İşte hariciler, Kureyş´i halifeliği tekellerine aldıklarından dolayı çekemiyorlardı. Belki de bu etken, gönüllerinde şuursuzca davranışları meydana getiri­yordu. Çünkü kinler bazan görüş ve mezhepleri, veya mezhep sahibini farkında olma­dan etkisi altına alır. Bazan insanın gönlüne, onu sabit bir fikre iten arzusu egemen olur. Yalnız aklı kendisini doğru yofa ulaştırdığı halde. İhlasın bu yola ittiğini hayal etti­rir.

Madem ki bunlar birer psikolojik gerçekliklerdir, öyleyse çoğunluğu kenar mahalle ehlinden olan haricilerin, halifeleri lüks hayat içerisinden gelen kimseler olarak gördük­lerini, onların hükümranlığından nefret ettiklerini, halifeliği ve halifeliğe hak kazananla­rı, bu nefretli bakışların gölgesi altında mülahaza ettiklerini tasavvur etmek zorundayız. İşte bu durum, onları şuursuzca davranışlara itiyordu.

Haricilerin çoğunluğu Araplardan ve pek azı da kendileriyle birlikte yaşayan fakat Arap olmayan kabilelerdendi. Bu durum, Şia´nın tam tersinedir. Çünkü Şiilerin çoğunlu­ğu mevaliden olduğu gibi pek azı içlerinde yaşayan Araplardan idi. Mevalilerin hariciler arasında az oluşunun nedeni, onlardan nefret etmelerinden dolayıdır. îbni Ebi´l- Hadid rivayet eder ki, bir mevali Haricilerden bir kadına evlilik teklif etti. Bunun üzrine harici­ler kadına; "Sen bizi rezil ettin" dediler. [3]


Haricileri Cemaat Yapan İlkeler


100- Haricilerin temel ilkelerinin bir kısmı ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hariciler
« Posted on: 01 Haziran 2020, 15:37:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hariciler rüya tabiri,Hariciler mekke canlı, Hariciler kabe canlı yayın, Hariciler Üç boyutlu kuran oku Hariciler kuran ı kerim, Hariciler peygamber kıssaları,Hariciler ilitam ders soruları, Haricilerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &