ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Malik > Üstadları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Üstadları  (Okunma Sayısı 666 defa)
17 Eylül 2010, 17:08:56
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Eylül 2010, 17:08:56 »



İMAM MALİKİN ÜSTADLARI

81- Medine´nin Filim Yatağı Olduğu:


Mevsuk hadis alimleri, Hz. Peygamberden şu hadisi naklederler: «Öyle zaman gelecek ki, insanlar ilim tahsili yolunda develeri yoracak­lar, fakat Medine aliminden daha iyi bilen bir alim, diğer, rivayette de Medine aliminden daha iyi bir fakih bulamayacaklar.>>[1]

Bu bir sahih hadis olup Mâlikiler bunu İmam Mâiik´in (Allah ondan razı olsun) üstünlüğüne delil gösterirler. Onlara göre bu hadis-i şerif, onun ilim ve fazlına, onun mezhebinin diğerlerine tercihine şahiddir, maksad onun diğerlerinden daha itibarlı olduğunu belirtmektedir.

Bizse bu hadisi bundan başka birşey için Medine halkının üstün olduğunu, ora aiimlerinin derin bilgilerini beyan için getiriyoruz. Medine, ulemasının çokluğu ile tanınmıştır, fukahası âsâr ilmini bilmekte müm­tazdır, Hz. Peygamber Aieyhisselamın hadislerini, sünnetini onlardan daha iyi bilen bir alim yoktur. Sahabe devrinde Medine alimlerinden daha çok bilgili kimse bulunmadı, bu Tabiin, tebai tabiin devrinde de böyle oldu, ictihad devrine kadar böyle geldi.

Biz hadis-i şerifi bu maksadla zikrettik, yoksa Mâlikiierin yaptığı gibi, bunu Mâiik´in şahsiyetinin, onun mezhebinin faziletine bir delil saydığımız için değil. Şunu da söyleyelim ki, hadis başka yer alimlerinin ilminin onlardan ziyade olmadığını gösterir, noksan olduğunu değil.


82- Ulemanın Medine´de Çok Olmasının Sebepleri:



Bu Hadis Şerifi sahabe, Tabiin ve onlardan sonra gelenler çağında Medine-i Münevvere´nin faziletini beyan için zikrettik. Bunu kimse inkar edemez. İmam Mâiik´in Medine halkının amelini delil olarak almasını beyan ederken, bu hususu daha biraz açıklayacağız. Burada sadece Mâlik zamanında ve ondan önce Medine´de ulemanın çokluğuna işaret etmek istiyoruz. Medine-i Münevvere, Hulefayi Râşidin devrinde sa­habe yuvasıydı. Özellikle İslama hizmeti olanlar, Sâbıkûn Olan evvelûn oradaydı. Hz. Ömer (Allah ondan razı olsun) onları Medine civarında ayrılmaya bırakmıyordu. Onların İslam dinine ıhlasla bağlantıları vardı, onlarda İslam ilimleri çoktu, boldu. Savaşlarda onların öldürülmesinden endişe ediyordu. Onlar Peygamberin sancağını taşıyanlar, onun ilmine varis olanlardı. Onları Medine´de ve civarında bıraktı, devlet işlerine dair onlarla istişare yapıyordu. Bunu en iyi. siyaset görüyordu. Ayrıca halk arasında onun siyasetini tenkid etmelerinden de kuşku duyardı. Kendi­lerini diğer insanların üstünde seçkin bir taife saymalarından veya halkın onları yüksek mertebeye çıkarmalarından, buna kapılmalarından endişe ederdi. Bütün bu sebeplerden dolayı onları Medine´de alıkoydu. Diğer yandan onların görüşlerini alıyor, onların meşveretlerinden fayda­lanıyor, sorumluluğu paylaşsınlar diye idareye katılmalarını istiyordu. Çünki onlar irşad ve sorumluluğu paylaşmada en hayırlı olanlardı. Bu sayede onların ilimleri Medine´de kaldı, Medine-i Münevvere ilim kay­nağı oldu, ancak bazları büyük islam merkezlerine dağıldılar, onların orada talebeleri ve tabii´leri oldu. Emeviler çağı gelince, Medine´nin gayri-yerlerde fitneler çoğaldığından, alimler yine Medine´ye can at­mamağa başladılar. Çünki orası vahyin indiği kutsal bir yer, Resulü Ekrernin mübarek na´şı orada, Sâbikûnun ve Sahabilerin eserleri orada, onun için tâbilerin çoğu Mekke- iMükerreme ve Medine-i Mü-nevvere´de idiler, ancak azı Irak ve Şam´da idi, Mısır´da ve İslam diyarının başka yerlerinde daha azdılar. Emeviler devrinin sonu yakla­şınca, Emevi hanedanında huzursuzluk ve sıkıntılar baş gösterdi, fitne­ler başladı, o zaman alimler bu fitnelerden kaçarak Hicaz´a can atmaya koyuldular. Nasıl ki, Irak fıkhının üstadı Ebû Hanife´nin, canını kurtar­mak için, Beytutlah´a mücavir olarak Mekke´ye kaçtığını görüyoruz. Emevilerin Hükümeti düşünceye kadar orada kaldı, Abbasiler duruma hakim olup işler düzeldikten sonra Küfe´ye döndü.


83- Herkesten İlim Almayıp Üstad Seçmesi:



İmam Malik Emevi Devleti´nin son devrinde yaşadı. O zaman Medine de alimler çoktu, daha körpe bir çocukken Medine alimlerinin ilim çeşmelerinden su içmeye başladı. İlimde biraz ilerleyince, ilim ve hadis öğreneceği kimseleri seçip ayırma yolunu tuttu. İlim susuzluğunu kandıracak pek çok alimler vardı. Kız kardeşinin oğlu Mutarrif ondan şunu nakleder: «Bu ilim dindir, dininizi kimden aldığınıza bakın, dikkat edin. Ben, bu direklerin,dinde (yani Mescid-i NebevVde) falan dedi, Resulullah buyurdu diyen yetmiş kadar kimseye yetiştim, hepsinden almadım, halbuki onlardan birine; Beytülmal emanet olunsa, emin olur­du. Fakat onlar bu ilmin ehli değildiler. Zuhrî buraya gelince onun kapısına üşüştük.»[2]

İmam Mâlik, ulema bol olduğundan, bu tenkidi yapıyor, baktı ki alimler çok, beğendiğinden alıyor, 70 alimden hadis dinlemeyi reddedi­yor, halbuki onlar emanet sahibi, faziletli ve muttaki kimseler...


84- Cafer Sadık´tan Ders Aldığı:



Mâlik, işte bu ilim çevresinde küçük bir hafız olarak dikkatle hoca seçerek ilim tahsiline koyuldu. Medine o zaman ilim ve hadis yatağı. O, 100 kadar yüksek alimden ders aldı.[3] Ondan biraz, bundan biraz toplamaya başladı. Emin, takva sahibi oldukça kimden aldığına önem vermezdi. Hatta Cafer Sadık b. Muhammed Bâkır´dan ders aldığı riva­yet olunur. Halbuki onunla meşrebleri ayrıydı, onun Hz. Ali´den yana olduğunu biliyordu, yollan farklıydı. Fakat bu husus, Cafer Sadık´tan okumasına engel olmadı, onu, bir talebenin hocasını nasıl hürmetle anarsa, ondan daha güzel bir tarzda şöyle zikreder:

«Cafer Sadık b. Muhammed Bâkir´a gelirdim. Çok latifeci idi, daima güler yüzlüydü. Yanında Hz. peygamber Aleyhisseiam zikrolu-nunca sararır solardı, rengi atardı. Ona bir müddet devam ettim. Onu daima üç hal üzere bulurdum: Ya namaz kılar, ya oruçlu, yahutta Kur´an okurken.. Onu Hz. Peygamberden (Ona salat ve selam olsun) abdest-siz hadis rivayet ederken asla görmüş değilim. Kendisini ilgilendirme­yen birşey konuşmazdı. Allah´tan korkan, abid, zahid, alimlerdendi. Ona ne zaman gelsem, hemen altından minderi çıkarır, benim altıma koyardı, bunu hiç ihmal etmezdi.. Mâlik onun ve diğer üstadlarının faziletlerini uzun boylu saymaktadır..»[4]

İmam Mâlik, zamanındaki her türlü ilimle ilgilenirdi. Fakat insanlar arasına ancak Hz. Peygamberin ilmiyle yani hadislerle, Sahabe ve Tâbi´inin ilimlerini neşretti. Bütün ilimleri okuduğundan muhtelif fırkaları tanırdı. Fakat bunları insanlara anlatmadı, açıklamadı, o hadis ilmiyle fetvalarla alakalı olanları okutup anlattı, insanlara dini hükümleri öğre­ten şeyleri bildirdi.

. Onun için en çok önem verip dikkat ettiği şey Hz. Peygamberi hadisleri İle Ashab-ı Kiram´ın fetvaları ittifak veya ihtilaf üzere oldukları şeyleri bilmekti. Şöyle derdi; «İhtilaflı meseleleri bilmeyene fetva ver­mek caiz olmaz.» Ona; «Ya ehli rey´in ihtilafı nasıl.» dediler. Hayır, dedi. Ashabın ihtilafiyle nâsıh ve mensuhu bilmek gerek.»[5]


85- Ashabın ve Tâbi´inin İlmini Aldı:


İmam Mâlik araştırma ve incelemelerinde özellikle Hz. Ömer´in (Allah ondan razı olsun) fetvalarına çok önem verirdi, onun çağı, İslam devletinin parladığı bir devirdi. Bir çok önemli yerler .onun devrinde alındı. Yeni hükümler çıkarmak hususunda İslam düşüncesi gelişti. Onun için Hz. Ömer´in fetvalarını öğrenmeye, tanımaya önem verdiği gibi, başta Zeyd b. Sabit olmak üzere ondan sonra gelenlerin, özellikle Abdullah İbni Ömer´in fetvalarını araştırırdı. Bazı hadis alimleri şöyle demiştir: «Hz. Ömer´den sonra insanların baş alimi Zeyd b. Sabit idi, ondan sonra Abdullah İbni Ömer gelir. Zeyd b. Sâbit´den 21 kişi ilim almıştır. Sonra bunların ilmi üç kişiye geçti: İbni şahab Zührî, Bükeyr b. Abdullah ve Ebû Zennad. Sonra da bunların tümünün ilmi Mâlik İbni Enes´e geçti.»[6]

Bunlar gösteriyor ki, İmam Mâlik, sahabeden bu üç zatın (Hz. Ömer, Zeyd b. Sabit, Ömer oğlu Abdullah) fetvalarına önem verir, dikkat ederdi. O Hz. Peygamber Aleyhisselamin ashabından bu seçkin fakihierin ilminin kendisine nasıl geldiğini anlatır ve bunun Tâbii´nin içinden yedi fakih denen zatlar vasıtasıyla kendisine geldiğini söyler.[7] Ancak fıkıh tarihinde yedi fakih namı İle meşhur olan bunlardan birini değiştirdi, onun yerine başka bir ad yani Nâfi´i kabui etti. Tâbii´nin bu fakihlerinden doğrudan ilim alan kendi üstadlarını anlatır. O Hz. Peygamber Aleyhisseîam´ın hadislerini bu zatlardan almıştır. Halife Mehdi´ye yazdığı mektubunda bu konuda şöyle demektedir:

«İbni Şahab Zührî´yi şöyle derken işittim: «Biz bu ilmi, Ravza-i Mutahhara´da şu zatlardan aldık; Sa´id b. Müseyyeb, Ebû Seleme, Urve, Kasım, Salim, Harice, Süleyman, bir de Nâfi´» Mâlik sonra şöyle diyor: «Sonra onlardan İbni Hürmüz, Ebû Zennâd, Rabi´a Ensari ve ilim denizi olan İbni Şahab Zühri nakil ettiler.»[8]


86- Hadis ve Fıkıh Üstadları:


Bu sonrakiler, İmam Mâlik´in (Aflah ondan razı olsun) en ileri gelen üstadlarıdır. O, bunları, özellikle onlarla ilmi bağlantısı ve onların fetva­larına çok güveni olduğu için ayrıca zikretmiştir. O, daima onlarla görü­şür, onlardan ders alır, hadis, rivayet ederdi, onlar sayesinde ilim sahibi olup yetişti. İmam Mâlik´in hayatının akışını izleyenler bunu açıkça görürler, yukarıda naklettiğimiz gibi, o İbni Hürmüz´ün dersine yedi veya sekiz yıl devam etti. Anası onu İbni Rabia´nın ders halkasına oturup dinlemeye teşvik ederdi. Hz. Ömer´in oğlu Abdullah´ın azadlı kölesi Nâfi´in peşi sıra gezer, onu hiç bırakmazdı. İbni Şahab Zührî´yi ise şu parlak sözleri öğmektedir. «Zühri ilim denizidir.»

Sözün kısası, İmam Mâlik başlıca şu beş kişiye çok bağlıdır. Onlar da: İbni Hürmüz, Ebû Zennad, Yahya b. Sa´id Ensari, Rabia ve İbni Şahab Zühri. Ders aldığı altıncı bir isi...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Üstadları
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 01:01:11 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Üstadları rüya tabiri,Üstadları mekke canlı, Üstadları kabe canlı yayın, Üstadları Üç boyutlu kuran oku Üstadları kuran ı kerim, Üstadları peygamber kıssaları,Üstadları ilitam ders soruları, Üstadlarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &