ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Malik > Hayatı ve çağı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hayatı ve çağı  (Okunma Sayısı 882 defa)
17 Eylül 2010, 17:22:51
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Eylül 2010, 17:22:51 »



HAYATI VE ÇAĞI

11-Doğumu ve Nesebi:


Alimler, Mâlik´in (Allah ondan razı olsun) doğduğu yıl üzerinde İhtilafa düştüler. Bazıları Hicri 90 Miladi 708 yılında doğduğunu söyler­ken bazıları 93, bir kısmı da 94,95,96 hatta 98 yılı dediler.[1] Çoğu 93 yılında doğduğunu kabul etmektedir. İmam Mâlik´in kendisinden: Ben 93 yılında doğdum[2] dediği rivayet olunmaktadır. Biz de meşhur olan bu tarihi almaktayız.

Siyer, Menâkıb kitaplarını yazanların kaydettiklerine göre, anası onu 3 yıl karnında taşımış, iki yıl diyenler de var. Meşhur olan 3 yıldır. Anlaşıldığına göre bu rivayetin aslı Vâkidi´nin şu haberine dayanmak­tadır: «Mâlik İbni Enes şöyle derken duydum: Bazen gebelik müddeti 3 yıl olabilir, bazı kimseler 3 yıl ana karnında durmuştur, kendini kastediyor.» [3]

Bu rivayet, İmam Mâlik´in hayatını acayip ve garip şeylerle doldur­mak isteyenlere bir nevi malzeme oldu, onu insanların üstünde, müm­taz bir sınıf göstermek için doğumunu bile farklı yaptılar. Her doğan çocuk normal olarak9 ayda doğarken o, hergün doğanlar gibi değil, üç yılda dünyaya gelmiş oldu, böylece doğumu bile menkıbeyle başladı, bundan sonra hayatı hep menkıbelerle doldu.

İmam Mâlik´in fıkhl görüşüne göre, çocuğun ana karnında kalma müddetinin en uzun süresi 3 yıl olabilir. Bu görüşü, bazı annelerin haberlerinden veya Selef-i Salih´ten bazı kadınlara nisbet olunan sözlerden almadır. Biz bunu kabul edemeyiz. Çünki bugün tıbbın kabul ettiği şey, çocuğun ham! müddeti 9 ay olmasıdır, bir yıldan fazla da kalmaz. Gözetim ve araştırma bunu göstermektedir, çocuk normal olarak 9 aydan fazla kalamaz.

İmam Mâlik´in böyle bir zanda olduğu rivayeti yaygın ise de, bize düşen onu reddedip çürütmek ve anasının onu, diğer analar gibi do­ğurmuş olduğunu söylemektir. Bunun böyle olmasında onun mevkiini küçültmek ve imam sayılmasına noksanlık getirmek yoktur. Büyük olmak için 3 yılda doğmak gerekmez, bunda tarihen sabit olmuş bir hususu çiğnemek de yok. Onun doğum tarihinde, yukarıda geçtiği üzere, bunca çok ihtilafa düşenlerden bu rivayeti kabul edemeyiz, tıb, câri âdet ye her yönden sabit ve belli bir şey hususunda akla uymayan bu şaz rivayet alınamaz.


12- İmam Mâlik´in Medine-î Münevvere´de Doğması:



İmam Mâlik, Medine-i Münevvere´de doğdu, orada Sahabe ve Tâbi´nin eserlerini gördüğü gibi, Hz. Peygamberin Kabir-i Şerifini, Ravza-i Mutahharayı ve büyük makamları gördü: Gözlerini hayat ışı­ğında açtığı zaman baktı ki, Medine-i Münevvere kutsal bir şehirdir, orası iiim beşiği, nûr ocağı ve irfan kaynağıdır. Onun içine Medine´nin kutsallığı yerleşti ve ölünceye kadar bu böyle devam etti. Onun düşü­nüşünde, fıkhında ve hayatında bunun tesiri görülür, Medine´de bineğe binmez, Peygamberin ayak bastığı yere hayvan ayağı bastırmazdı. Medine halkının bulunduğu halin onun ictihadlarında tesiri vardır, ye­rinde inşaallah beyan edeceğimiz üzere, Medine halkının ameli önün hüküm çıkarma asıllarından bir asıl kaide olmuştur.

13- Nesebi, Yemenli Bir Arap Kabilesine Mensup Olduğu, Araplığın Müdafaası:



İmam Mâlik´in (Allah ondan razı olsun) nesebi: Yemen kabilelerinden bir kabileye mensuptur ki, silsilesi şöyledir: Mâlik Ebû Enes b. Mâlik b. Ebi Amir Esbahî Yemenî. Anasının adı Afiye Binti Şureyk Ezdiyedir. Anası ve babası her ikisi de Yemenli Araptırlar, asla köle olmamışlardır. Fakat onların ikisi için de bir söylenti vardır ki, onları biraz olsun açıklığa kavuşturmadan bırakmayacağız.

1- Şöyle bir rivayet var, Güya anası vaktiyle câriye imiş, adı da Tuleyha imiş. Ubeydullah b. Ma´merin cariyesi imiş. Bu rivayeti Kadı İyad, Tertibül-Medârik´de söyler ve ona dokunmaz. Fakat öyle bir ibare ile zikreder ki, bu meşhur bir rivayet olmayıp, meşhur olan birinci, yani anasının Yemenli ve Ezd kabilesinden olduğudur. Bizim tercihimiz de budur. Çünki biz meşhur olan rivayeti bırakıp da meşhur olmayanı, alamayız, meğer ki onu tercih ettirecek sebep ola veyahut bir delil buluna.

2- Bazı siyer yazarları İmam Mâlik´in ve ailesinin Arap olmadığını iddia ederler. Güya büyük atası Ebû Amir, Beni Teym kölelerinden imiş. Ebu Bekris-Sıddık (Allah ondan razı olsun) bu ailedendir. Bu iddiaya göre Mâlik Velâ bakımından Kureyş´e mensup oluyor. Amcası Nâfi´in zikri Buhâri de geçmektedir ve Arabın gayriden sayılmaktadır. Buhâri de Savm bölümünde şöyle denir: İbni Şahab Zühriden, o der ki, Teym Mevalisinden İbni Ebi Enes bana anlattı, ona babası şunu söylemiş: Ebû Hüreyre´yi şöyle derken işittim: Resulü Ekrem (ona salat ve selam olsun) buyurdu ki: Ramazan ayı girince gök kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlarda bağlanır.» İbni Hacer Fethul-Bâri´de der ki, bu ibni Ebi Enes, Malik´in amcası olan Nâ´fidir (C.17 s. 80). Bu kayıt gösteriyor ki, İmam Mâlik´in hocası olan İbni Şahab Zühri Maliki beni Teym kölelerinden saymaktadır. Çünki amcasını onlardan saymıştır. İmam (Allah ondan razı olsun) bunu inkar etmiştir, kendisinin öz Arap olduğunu, azadlı kölelerden olmadığını söylemiştir. Öyle anlaşılıyor ki, bu kölelerden olma mes´elesini siyer yazarı İbni İshak Vak´dl yaydı, onun için Mâlik onun rivayetlerini muteber tutmadı, onun doğruluğunu kabul etmedi. Çünki Mâlik´in koyduğu ilkelere göre: İnsanlar hakkındaki sözlerinde yalan söyleyenin rivayeti kabul olunmaz, ilim hususunda yalan söylemese de bu böyledir. Her ne olursa olsun bu iddia batıldır, çünki aslı yoktur. Zira Mâlik´in anası ile Abdurrahman .b. Osman b. Abdullah arasında sadakat ve and vardır, vela değil. Hılf yani ahd ve and her Araplar arasında olur. Velâe ise Arap ile Mevlâ arasında olur. Bu ahd ve andın hikayesi de şöyledir: İmam Mâlik´in atası olan Mâlik´e Teym´den Abdurrahman dostluk ve and teklif etmiş; bizim kanımız, senin kanın, bizim sulhumuz da senin sulhun olsun demiş, o da bunu kabul etmiş, böylece kavga ye barış zamanlarında birbirlerine yardım yapma dostluğu korunmuş, birbirlerinin yardım müttefiki olmuşlardır,

başka bir şey´değil.

Kendi neseplerini beyan konusunda, Mâlik´in amcası Ebû Süheyl Nâfi şöyle demiştir: «Biz Ziesbah´tan bir kabileyiz. Atamız Medine´ye gelmiş ve Teym kabilesinden evlenmiş, onlarla birlik idi, biz onlara nisbet olunduk.» Bu da göstermektedir ki, dostluk ve and, Ebû Amir ile oldu, oğlu Mâlik ile değil. Her nasıl olursa olsun, bu sözlerden anlaşıldı­ğına göre yapılan bu dostluk ve and, iki kabileyi birbirine bağlayan alâkanın tabii bir neticesidir ki, bu alâka da dünürlük; sıhriyet alâkasıdir. Bunun semeresi olarak da aralarında yardımlaşma andı yapılarak bu bağ pekiştirildi.


14- Atalarının Ne Zaman Medine´ye Geldiği Sahabi Olup Olmadığı:


Teym oğulları ile önce dünürlük kurup sonra da bunu yardımlaşma andı ile perçinleştirmiş olan Mâlik´in büyük atası Ebû Amir, ne zaman, hangi tarihte Medine´ye gelip kondu? Bazı tarihçiler onun Hz. Peygam­berin HayaVı saadetlerinde Medine´ye geldiğini, Bedir savaşından sonra Medine´ye yerleştiğini söylerler ve Bedir´den sonra bütün gaza­larda Hz. Peygamber ile beraber bulunduğunu yazarlar. Kadı Bekir b. Alâü Kuşeyri der ki: «Mâlik´in ceddi Ebû Amir (Allah ona rahmet eylesin) Hz. Peygamberin ashabından olup Bedir´den başka bütün gaza­larda bulundu. Oğlu Mâlik de Tâbi´inden olup kendisi Ebû Enes´tir ve İmam Mâlik´in dedesidir. Hz. Ömer´den, Talha´dan Hz. Aişe´den Ebû Hüreyre´den Hassan İbni Sâbit´den (Allah onların cümlesinden razı olsun) hadis rivayet etmiştir, o zat, Hz. Osman (Allah ondan razı olsun) şehid edildiği zaman, geceleyin onu Medine mezarlığına götürüp giz­lice defneden dört şerefli zatın biridir.» [4]

İmam Mâlik´in menakıbını yazanların çoğunun anlattıkları budur. Bazıları bunu, diğer rivayetleri hiç zikretmeden söyler, bazıları hem bunu ve hem de diğer rivayeti zikreder ki, ona göre, Mâlik´in atası olan Ebû Amir, Medine´ye Hz. Resulü Ekrem´in (Ona salat ve selam olsun) irtihallerind.en sonra Medine-i Münevvere´ye gelmiştir. Buna göre O Muhadremi sayılıp sahabi değildir, çünki Hz. Peygamberle buluşma­sından, ancak Hz. Peygamberin asr-ı saadetinde yaşadığı için muha-dara sayılır. Hz. Peygamberin ashabı ile görüştüğü, onlardan ders aldığı için Tâbi´idir.

İbni Abdülber, İntikâ kitabında onun sahabi olduğunu söylemez ve onun Medine´ye geldiğini de kaydetmez, Medine´ye gelen, Ebû Amir´in oğlu Malik olduğunu söyler. Buna göre elimizde üç rivayet oluyor: Birisi: Ebû Amir Hz. Peygamberin Asr-ı saadetinde yaşadı ve Bedir´den başka bütün gazalarda bulundu. İkincisi: O Medine´ye Hz. Peygambe­rin Refik-Alâya irtihallerinden sonra geldi ve Teym oğullan ile dünür oldu. Üçüncüsü: Bu aileden Medine´ye ilk gelen kişi, Ebû Amır´ın oğlu Mâlik´tir, Ebû Amır´ın kendisi değildir. Biz ikinci rivayeti seçiyoruz. Çünki o, imam Mâlik´in amcası Nâfi´den rivayet olunana uygun düş­mektedir, o ailesini herkesten elbet daha iyi bilir. O, dedesinin Medi­ne´ye geldiğini, Teym oğullarıyla evlilik bağı kurduğunu söylüyor. Onun sahabi olduğu, Mâlikiler arasında her ne kadar yaygın ise de muhakkak hadisciler bunu kabul etmemektedir. Süyûti, «Tezyin-i Memâlîk» eserinde bu konuda şöyle demektedir: «Hafız Şemseddin Zeheb´ı, Tecrîd in de der ki: Onu sahabiler arasında zikredeni görmedim. Hafız İbni Hacer, İsâbe´sinde Zehebi´nin bu sözünü nakledip ona bir ilave de yapmadı.»[5]

15 - İmam Mâlik´in Medine´de Yetişmesi, İlimle Şöhret Bulan Bir Aileden Olduğu:

İmam Mâlik, Medine-i Münevvere de yetişti, ailesi Hadis ve Eser ilmiyle meşguldü. Bu hanedan kendini hadise vermişti. Hadis öğrenirler, sahabenin eserlerini, haberlerini ve fetvalarını toplarlardı. Atası Mâlik b. Ebû Amir, Tâbi´inin ulularından ve alimlerindendi. Yuka­rıda işaret ettiğimiz gibi, Hz.Ömer b.Hattab´dan Osman b. Affan´dan, Talha b. Abdullah´dan, mü´minlerin...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hayatı ve çağı
« Posted on: 07 Haziran 2020, 12:47:44 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hayatı ve çağı rüya tabiri,Hayatı ve çağı mekke canlı, Hayatı ve çağı kabe canlı yayın, Hayatı ve çağı Üç boyutlu kuran oku Hayatı ve çağı kuran ı kerim, Hayatı ve çağı peygamber kıssaları,Hayatı ve çağı ilitam ders soruları, Hayatı ve çağıönlisans arapça,
Logged
22 Kasım 2018, 15:04:40
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 26.060


« Yanıtla #1 : 22 Kasım 2018, 15:04:40 »

Esselamu aleyküm. Rabbım razı olsun bilgilerden ve emegi geçen kardeşimizden....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &