ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Malik > Giriş
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Giriş  (Okunma Sayısı 858 defa)
17 Eylül 2010, 21:12:26
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Eylül 2010, 21:12:26 »



GİRİŞ

1- İmamlar, Birbirine Saygılı Olup Hakkı Aramışlardır:


Kadı İyâd; Tertibül-Medârik adlı eserinde anlatır:[1] Sa´d bin Leys diyor ki: Medine-i Münevvere´de İmam Mâlik ile karşılaştım. Ona ne var, alnından terleri siliyorsun? Ne oldu? dedim. Bana şu cevabı verdi: «Ebu Hanif e beni terletti, ey Mısırlı, o gerçek bir fakihtir.» Sonra Ebû Hanife´yle karşılaştım. Ve ona: «Malik´in senin dediklerini kabul edip seninle konuşması ne güzel şey! dedim. Ebû Hanife de: «Ondan daha sür´atlı, doğru cevap veren ve yerli yerinde kusursuz eleştiri yapan kimse görmedim» dedi.

Dârül-hicre olan Medine İmamı Malik hakkında, İrak imamının görüşü böyle, Irak fakihı ve Küfe şeyhi-üstâdı hakkında Hicaz imamının görüşü de işte böyle. Her ikisi de arkadaşının fıkıh ve ictihaddaki yerini biliyor, onun hakkındaki görüş ve düşüncede insaflı davranıyor ve ona iümde layık olduğu yeri veriyor.

İşte bu doğru ölçü ve istikamette herşeyin hakkını yererek biz de imamlardan her birini incelemeğe çalışacağız.[2] Bir imamı inceleyip öğrenirken ona karşı taassub göstermeyeceğiz, ona hücum etmeksizin insaflı davranacağız. İctihad devrinden sonra gelenlerin tuttukları yolu tutmayacağız, onların uyandırdıkları taassub dalgalarına uymayacağız. Çünkü bize göre bir imamın üstünlüğü ve fazileti, diğer imamın noksan­lığından doğmuş, onun hakkını eksiltmiş değildir, her imamın fazileti, zatidir, kendi mevhibeterinden, araştırıp incelemelerinden doğmadır, hakkı arama hususundaki İhlasın, iyi niyetin, hakkı bulmadaki gayreti­nin mahsulüdür, her biri bundan nasibini almış, bu şerefi kazanmıştır. Allah cümlesinden razı olsun, onlar hakkı arayıp bulma hususunda gösterdikleri dikkat ve bu konudaki iyi niyetlerinden dolayı, her biri, hakkın kendisinin dediğinden başkasında olduğunu görünce, derhal kendi görüşünden döner: Hakk´a boyun eğerdi. Allah kendisinden razı olsun, İmam Mâlik şöyle derdi: «Kadı ve hâkime yakışan, ulema ite buluşup konuşmaktadır. Her hangi bir hâdise olursa onu ulemaya arzetmeli ve onlarla müşavere yapmalı...»

İmam Mâlik, Medine valilerinden birine şu tavsiyede bulunmuş­tur:

«Sana bir mes´ele arzolunduğu zaman dikkatli ol, kendi görüşünü, başkasının ki ile mukayese et, karşılaştır. Çünki mukayese yapıp ölç­mek görüşün aybını giderir, nasıl ki ateş altının aybını meydana çıkarır.»

İmam Bbû Yusuf, vâkıf, hayrat ve diğer bazı mes´elelerde İmam Azam Ebû Hanife´nin görüşüne katıldı. İmam Mâlik´e muhalifti. İmam Mâlik ile´görüşüp de onunvâkıf olduğu âsârı.onundelillerini ve Medine halkının amel ettiklerini görünce, bu hususta İmam Mâlik´in görüşünü seçtive şöyle dedi: «Üstadım Ebû Hanife´de bunları görmüş olsaydı, benim döndüğüm gibi o da senin reyine dönerdi.»


2- Bir Zatın Hayatını Anlatmanın Yolu Ve Taraf Tutmaktan Sakınmanın Gereği:


Hicret yurdu olan Medine İmamı Mâliki, madem ki, hiç taassub göstermeksizin ve taraf tutmaksızın insaf dairesinde öğrenmeye az­metmiş bulunuyoruz, öyleyse bize düşen şey, taassub erbabının sözle­rini bir yana atmaktır. Ancak onun fikir yönünden bir hususu açanlar müstesna. Çünki o takdirde biz onların o sözlerini bırakmayız, belki onların özünü araştırır, doğru olanı, bahisle uygun düşeni alırız, müba­lağalı ve aşırı olanları bırakırız. Böylece hakikati meydana çıkarmış, ona karışan şeyleri ayıklamış oluruz. Nasıl ki, içine karışan yabancı madde­lerden altını temizleyip halis hale getirmek için böyle bir muamele gerekir, biz de öyle yapacağız. Bu suretle bazı sözleri red, bazısını da kabul edeceğiz, tıpkı sarrafın yaptığı gibi. Zira o da kalp, sahte olanı reddeder, halis olanı kabul eder. Geçer akçe ile sahte birbirinden ayrılır. Biz de İmam Mâlik´in hayatını incelerken taassub erbabının sözlerini de okumak gerekecek. Zira onun slreti, menâkıb kitaplarına serpilmiştir. Menâkıb kitapları ise çok taraf tutan mutaassub bir zihniyet ile yazılmış­tır, bazen aklın almayacağı derecede onu yükselterek mübalağalı bir tarzda anlatır, diğerini ise aşırı derecede küçültür, bir kimsenin sîreti bu zihniyet ile yazılmış ve ondan başka da yoksa, araştırıcı ister istemez ona dalacak, onların içinden temiz olanları seçmeğe çalışacaktır. Böy­lece okuyucu, fikir ve fıkhıyle o imamın açık bir suret ve slretini görür. Çağdaşları, onun çıkardığı hükümleri, ictihadları nasıl telakki ettiler, kendi düşünceleriyle asrını nasıl birleştirdi, çağdaşlarından neler aldı, ona kimler uydu, kimler muhalefet etti, bunları anlar. Böylece, okuyucu görür ki, o fakih imam, asrının ve muhitinin meyvelerinden bir meyvedir. Gerçekten zamanının ve çevresinin timsalidir, onlarda tesiri vardır. O neslinin neticesidir ve onda iz de bırakmıştır. Başka bir ifade ile o bir neslin öncesidir ve onu da kendisinden önceki nesil yoğurmuştur.


3. İmam Mâlik´in Nasıl Yetiştiği, Bunu Bilmenin Güçlügü:


İmam Mâliki anlatan menâkıb kitaplarında, onu mübalağalı öven satırların bulunması, onun başkalarından üstün tutulması, bunlar, bu imamı olduğu gibi anlamak hususunda önümüze çıkan birer engel gibidir. Dârul-Hicre İmamı Mâlik´i incelerken insaf gereği, şunu da itiraf edelim ki, onun hakkında yazılmış olan menâkıb kitapları, aşırı müba­lağa hususunda, Ebû Hanîf e ve İmam Şafiî´nin (Allah ikisinden de razı olsun) Menâkıbian hakkında yazılan kitaplar gibi değildir, bunlar çok fazla olup başkalarına hücum etmekte o kitapların derecesine ulaşmamışlardır.

Kadı İyâd´ın Tertibül-Medârık´inde Ferhun´un Dibac´ında, Zürkâ-ni´nin, El-Muvatta´ şerhi mukaddemesinde ve Zevâvi´nin Menâkıb ki­taplarında: Mekki´nin Menâkıb-ı Ebû Hanife´sinde, Fahreddin RâzVnin Menâkıb-ı Şafii´sinde, bulduğun mübalağaları, aşırı şeyleri bulamazsın. Bazen yer yer mübalağalı şeyler bulsan da bunlar mahdud bir ölçüde­dir, belki de bunların esası, onlara kadar gelmiş sahih olmayan birtakım haberlerdir ki bazıları onları kabul edebilir...

Okuyucu burada şunu sorabilir: Neden Ebû Hanife ve Şafiî hakkındaki Menâkıb kitapları, ölçüsüz mübalâğalarla ve başkalarına ta´n ve hücumlarla dolmuş da, Mâlik´in hakkındaki eserler bu kabil hücumlardan ve medihdeki mübalâğalardan kısmen de olsa neden hâli kalabilmiş? Bizim hatırımıza buna şöyle bir cevap gelmektedir: IV. yüzyılda ve daha sonraları Irak´da ve diğer şark ülkelerinde cereyan etmiş olan mücadeleler ve tartışmaların çoğu, dilersen hepsi diyebilir­sin, Şâfillerle Hanefiler arasında olmuştur. Bu asırların çoğunda Mâliki-lerin pek tesiri yoktur. İki mezheb ehli arasında cereyan eden bu müna­kaşa ve mücadeleler ikisi arasında bir yangın hâlini almış olup bunun neticesi, aşırı medihlerle dolu, aynı derecede birbirini yaralayıcı taas-sublarla dolu yazılar yazılmıştır. Endülüs´de, Mağrıb´de, Kuzey Afri­ka´da bulunan, Mısır´da ve diğer ülkelerde Şâfiîlerle teması olan Mâli-ki´lere gelince, onlar sakin ve sessiz bir halde kendi mezheblerini. öğrenmeye koyuldular, yalancı medihlere kapılmadılar, bazen mübalâ­ğaya düştülerse de, başkasını ayıplayıcı bir taassuba dalmadılar. Hele başkasıha dil uzatmayı asla yapmadılar, birinciden de mümkün mer­tebe uzak kaldılar.

Bundandolayı, Mâliki Menâkıb kitaplarının ihtiva ettiği haberleri incelemede büyük güçlüklerle karşılaşmıyoruz. Ancak güçlük, birbirine uymayan, birbirini pek tutmayan haberler arasından açık, birbirine uygun aydın bir suret çıkarabilmekte. Çünki bu haberler gayri mazbut bir şekilde serpilmiş bir haldedir, her ne kadar, hepsi değilse bile, çoğu sıhhatli olup reddedilemez bir durumdadır. Bunun ötesinde elimizdeki haberlerde, bu İmamın hayatını, onun muhitini, karışık ve dağınık olmı-yan bir halde, açık bir şekilde aydınlatacak bir malzeme de pek bulamı­yoruz.

Halbuki, İmam Ebû Hanife´nin (Allah ondan, razı olsun) hayatını incelerken kitaplardaki haberler onun: Ebeveyni; muhiti hakkında bize bir suret veriyor. B.unîardan onun ilk hayatı, nasıl yaşadığı hakkında bir fikir ediniyoruz. İmam Mâlik e gelince (Allah ondan razı olsun) onun bütün ailesi, yaşayışları hakkında birbirine uygun, noksansız haberler bulamıyoruz. İlk hayatı nasıldı, ne halde idi, sonra okuyup öğrenmeye nasıl başladı, açık bilemiyoruz. Halbuki, bunların hepsinin bu büyük imamın incelenmesinde tesiri var. Zira, nasıl ki çekirdek, gür yapraklı bir ağacın aslı ise, geniş etrafa ilim saçan bir kişinin ilk ve basit hayatı da öyle mühimdir.

Fakat biz İmam Mâlik´i her ne kadar belli bir yerde derli toplu yazılı bulamıyorsak da, haberlerin içine dağılmış veya ona işaret eder bir tarzda onun hayatını, Medine halkının yaşayışını buluyoruz. Medine ahalisinin ve Hicaz şehirlerindekilerin hayatları Emeviler ve Abbasî­ler çağlarında umumiyetle, belki de sade bir hayattı, öyle çok yönlü, karışık bir hayat değildi. Halk arasında ihtilâf yoktu. Çünki Medine-i Münevvere devlet merkezi olmaktan çıkıp, hilâfet başka yere intikal edince, bazı hallerde bedeviliğe yönelmeye başladı, hattâ bedeviliğe daha yakın oldu. Eğer Medine-i Münevvere, Müslümanların ziyaret mahalli olmasaydı, büsbütün bedevilik hâline dönebilirdi. Hz.Pey-gamber Sallalahu Aleyhi ve Sellemin buyurdukları gibi ziyaret edil--meye lâyık üç mescidden biri Medine-i Münevvere´de Mescid-i Nebe-vl´dir, (Diğer ikisi Beyt-i Haram ile Mescid-i Aksâ´dır). Medine-i Münev­vere Resulü Ekrem´in hicret yurdu olduğundan Allah Teâlâ ona o yüksek ve ebedi dereceyi vermiştir.


4- Hayatı Boyunca Medine´de Kalıp Başka Yere Gitmemesi:


İmam Mâlik in hayatını şöyle çizebiliyoruz: O muntazam, disip­linli bir hayattır. Onda karışık, birbirine uymaz şeyler yoktur. Bütün ömrü boyunca hep Medine-i Münevvere´de yaşadı. Oradan ancak hacca gitmek için ayrıldı. Başka bir beldeye gittiği veya herhangi bir şehirde ders okumak, araştırma yapmak maksadıyla bulunduğu bilinmiyor. Talebesi İ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Giriş
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 13:17:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Giriş rüya tabiri,Giriş mekke canlı, Giriş kabe canlı yayın, Giriş Üç boyutlu kuran oku Giriş kuran ı kerim, Giriş peygamber kıssaları,Giriş ilitam ders soruları, Girişönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &