ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Güncel Haberler & Tarihden Başlıklar ๑۩۞۩๑ > ilimdunyasi.com Haberleri > Erkekleşen kadınlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Erkekleşen kadınlar  (Okunma Sayısı 482 defa)
31 Aralık 2011, 02:27:46
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 31 Aralık 2011, 02:27:46 »



'Erkekleşen kadınlar'



Kini, hasedi, inadı, gıybeti körükleyen münakaşa her an yanı başımızda soluk alıyor.

Dostun dostluğunu azaltıp düşmanın düşmanlığını artıran tartışmalar, tarafları çatlama seviyesine getirdiğinde ruhumuzda iyileşmesi zor yaralar açılıyor.
 
"Neşeli Günler" filmi sayesinde "Turşunun iyisi limonla mı kurulur, sirkeyle mi?" tartışması bir hayli yer etmiştir zihinlerde. Hatırlarsınız belki de on kez seyrettiğimiz filmde turşu dükkânında başlayan diyalog, bir anda bağrışmaya dönüşür. Adile Naşit'in "Sirkesiz, bir halta benzemez!" iddiası karşısında çıldıran Münir Özkul, "Limooon" diyerek dükkânı inletir. Tartışmanın artçı etkisi aileyi uzun vadede yerle bir eder ve sevimli ikilinin turşu suyu kavgası boşanmayla sonuçlanır. Çocukların yarısı annede, yarısı babada kalır. Aslında film boyunca tanık olduğumuz kavgalar, münakaşa usulüne dair ciddi ipuçları barındırır. Ağız kavgası deyince akla ilk olarak filmdeki gibi karı-koca ilişkileri geliyor değil mi? Oysa tartışmalar yalnızca aile içinde ve evde cereyan etmiyor. Örneğin seyahat ettiğiniz toplu taşıma aracında birdenbire sesler yükseliyor ya da seyrettiğiniz bir televizyon programında sandalyeler havada uçuşmaya başlıyor. Yani "Yok bana ters baktın, aman laf attın" derken dört bir yanımız münakaşayla kuşatılıyor. Tartışmanın dozu iyi ayarlanamadığında ise eksen kayıyor ve sorunlar sözlü ya da fizikî şiddete varıp katlanarak büyüyor.

Aile ve evlilik danışmanı uzman psikolog Bilge Çapoğlu'na göre "Ne zaman sakin sakin bir konuyu konuşmaya başlasak kendimi kavganın içinde buluyorum." diyenlerin sayısı azımsanamayacak ölçüde. Çiftleri bu noktaya getiren pek çok ihtimal olsa da eşlerin birbirini dinlemeden konuştukları, dinliyor görünse de anlamadıkları, anlamaya çalışsa da gereğini yapmadıkları aşikâr. Üstelik çatışma için bu satırlara sığdıramayacağımız kadar sebep var.

Köken aileden ayrışamamak tartışmaların başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Nitekim bazı anne-babalar, çocukları evlense de müdahaleyi sürdürüyor. Onların yeni bir aile kurduğunu idrak etmek yerine evin iç işlerine, eşlerin aldığı kararlara karışıyor. Kayınvalide-kayınpeder eşlerden birini kollayıp diğerini ötekileştirdiği anda tehlike çanları çalıyor. Köken aileyle yeni aile arasında denge kurulmazsa arada kalmalar ve çatışmalar yaşanıyor. Oysa saygı ve sevgi çerçevesinde sağlıklı bir ayrışıma gitmek, olası tartışmaları önlüyor.

Güç savaşı kavgalara kaynaklık ediyor. Beyler hanımına danışmadan ondan azade kararlar alabiliyor, harcamalar yapabiliyor. Sosyal ve ekonomik açıdan güçlenen kadın da eşinin kararlarına saygı göstermeyip üstünlük sağlamaya çalışıyor. Çapoğlu'na göre bu durum, değişen kadın modeliyle ilgili. 'Erkekleşen kadınlar', erkeğe ihtiyacı yokmuş gibi davranıyor, eşinden daha fazla söz sahibi olmak istiyor. Uzman psikolog, farklılaşan kadın modeline mukabil erkek profilinin değişmediğine işaret ediyor. Her ne kadar erkekler, eğitimli, kariyer sahibi bir eşe sahip olmak isteseler de içten içe 'anneleri gibi' bir kadın profili arıyor. Aradığını bulamayınca da münakaşa kaçınılmaz oluyor.

"İlk başlarda böyle değildi, artık beni umursamıyor." şeklinde ilgisizlikten yakınan eşlerin sayısı da bir hayli fazla. Çünkü taraflar ilişkinin ilk günlerinde gördükleri ilgiyi bekliyor, umulan bulunamayınca evdeki meydan muharebeleri başlıyor. Çapoğlu, ilgisizliğin; güç savaşları, iletişimsizlik, inatlaşma gibi tutumların sonucunda ortaya çıktığını anlatıyor. Yani alâka göstermeme, zincirin son halkasını oluşturuyor.

Evlilik öncesi çözülemeyen sorunlar, karakter farklılıkları, duygusal ihtiyaçların görmezden gelinmesi, maddî yetersizlik, benmerkezcilik, sadakatsizlik ve daha birçok sebep 'pembe panjurlu yuvada' münakaşalara kaynaklık edebiliyor. Taraflar kendi isteklerini dayatınca evdeki sesler yükseliyor. Uzman psikolog Çapoğlu, "Nasıl anlamazsın, bu yaptığın yanlış, sen şöylesin, böylesin" gibi cümlelere sarılarak suçlayıcı bir dil kullanmamak gerektiğine değiniyor. Çünkü iletişim bu kalıplarla başladığında diğer insanın sisteminde alarm zilleri çalıyor. Savunma mekanizmalarına derin duvarlar iniyor ve karşı tarafın ne dediği duyulmuyor. Hal böyle olunca muhatabımız, kabul edebileceği görüşler varsa da etmiyor.

GRİNİN TONLARINI YAKALAMAK ELZEM


Sebep ne olursa olsun tartışmanın dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. İlk adım, karşımızdakini anlamakla atılıyor. Anlamaya çalışmak, münakaşaları büyük ölçüde önlüyor. Zira muhatabının argümanlarını bilmeden onu ikna etmek mümkün değil. Ayrıca sıradaki kişi dinlenildiğini hissedince rahatlıyor, bu sefer konuşanın bakış açısını algılamaya hazır hale geliyor. Sorunu çözmeye yönelik tartışmalar terapi etkisi sağlıyor. Dolayısıyla meseleleri derinleştirmeden, biriktirmeden doğru bir üslupla aktarmak gerekiyor. Üstelik eşinizi, çocuğunuzu ya da arkadaşınızı anlamak, onun düşüncelerini, isteklerini kabul ettiğiniz anlamına da gelmiyor. Orta yolu bulmak için onların bamteline basmadan yürümek lazım. Nitekim uyumluluk, eşimizin özelliklerine göre esneyebilme yeteneğimizi ifade ediyor. Uyumu sağlayabilmek için de sınırlarımızı yumuşatmanın sakıncası olmasa gerek. Yani siyah veya beyazda diretmeyip grinin tonlarını yakalamak elzem.

Tartışma aileyi kuşatır da işyerine el atmaz mı? Yöneticiler ve çalışanlarla ilgili sorunlar da gündelik hayatın nabzını tutuyor. Bazı makam sahipleri, kendilerinden mevkice daha altta olanlarla olumsuz ilişkiler kurabiliyor. Psikolojik baskıyla çalışanlarının üzerine gidebiliyor ya da çalışanlar ona karşı sorumluluklarını yerine getirmiyor. Böyle bir ortamda münakaşa müsabakası yakamızı bırakmıyor. Ancak Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) burada, "Kim haksız olduğu bir münakaşayı terk ederse kendisine cennetin kenarında bir ev kurulur." hadisiyle sergilememiz gereken tavra dikkat çekiyor.

Alttan alma tavrını özellikle trafikte sergilemenin zor olduğuna değinmekte de fayda var. Zira tartışmaların en çok yaşandığı yerlerden birisi toplu taşıma araçları. Otobüs şoförünün "Boşluklara doğru ilerleyin" uyarısı yolcuları çıldırtıp münakaşaya kapı açıyor. Araca binme sırasındaki itişmeler birden yumruklaşmaya dönüşebiliyor. Yalnızca yolcu mahallinde değil şoför koltuğunda oturuyorsanız da başınızın belaya girmesi muhtemel. Trafik psikoloğu Doç. Dr. Yeşim Yasak'a göre trafikte yaşanan hadiseler, günlük hayatın temel sorunlarından biri haline geldi. Nitekim tartışmalar öfkeyi körüklüyor, kontrol sağlanamayınca şiddete varan kavgalar ortaya çıkıyor. Yasak, 'Trafikte Öfke İfadesi' adlı çalışmalarından bahsediyor. Bu araştırmaya göre sürücüler, ciddiye alınmama, haksızlığa uğrama, eleştirilme durumlarında öfkeleniyor. Diğer sürücülere söylenip, "Ehliyetini nerden aldın?" diye bağırarak öfkesini sözel bir şekilde ifade ediyor. Pencereden çıkarak sövme, yumruk sallama, sinirin beden diline yansımış hali. Diğer sürücünün tamponuna yaklaşma, ona doğru gaza basma gibi göz dağı veren tehlikeli davranışlar ise öfkenin araçla gösterilmesi anlamına geliyor.

Tartışmalar öğrenci-öğretmen ilişkilerine de yansıyor. Fatih Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Şimşek, bazı durumlarda öğretmen-öğrenci ilişkisinin münakaşaya varabildiğini anlatıyor. Şimşek'e göre tartışmaların, bilgiye ulaşmada bir yol olarak kullanılması gerek. Zira münazara münakaşaya dönüşmüşse taraflar kendini kabul ettirme gayretine düşüyor. Tabii 'örnek bir kişilik' olması gereken öğretmen de heyecanlanıp dinî ve millî duyguları kabarabiliyor ve egolarının altında kalabiliyor. Dolayısıyla öğretmenin, öğrencisiyle bir anlaşmazlık yaşadığında özeleştiri yapması ve yanılgılara düşebileceğini hesaplayarak temkinli hareket etmesinde fayda var.

KUR'AN'DA MÜCADELENİN ESASLARI


Her detaya ışık tutan Kur'an-ı Kerim, tartışma konusunda da bizleri aydınlatıyor. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Atalay, Yüce Beyan'daki mücadele şekline dikkat çekerken, "Sen insanları Allah yoluna hikmetle, güzel ve makul öğütlerle dâvet et, gerektiği zaman da onlarla en güzel tarzda mücadele et." (Nahl/125) ayetini nazara veriyor. Din psikoloğu Atalay'a göre bu ayet, İslâm'ı tebliğ noktasında bize yol gösterdiği gibi günlük yaşantımızda kuracağımız diyalogların ölçüsünü de belirliyor. Kur'an bizlere bu mevzuda; hikmet, güzel öğüt ve mücadele olmak üzere üç katmanlı bir yöntem sunuyor. Hikmetle hakikati açığa kavuşturan şüpheleri izale eden argümanlar ortaya konuyor. Öğütle teşvik ve uyarı unsurlarıyla bezeli bir davet yöntemi uygulanıyor. Hem akla hem duyguya hitap eden bu iki yolla istenilen sonuca ulaşılamazsa mücadele yani sözel müsabaka tavsiye ediliyor. Atalay, bu fikir düellosuna iştirak edenlerin üslupta titiz davranması gerektiğine işaret ederken, saldırgan tutumlar ve hakaret içeren, dürüstlüğe aykırı yöntemlerin Kur'an'daki mücadele şekline uymayacağını vurguluyor.

Bediüzzaman Said Nursî de 'Mektubat' adlı eserindeki 28. Mektup'ta, muhaliflerle mücadelede ikna ve ispat yolunu tavsiye ediyor: "Münâkaşa etmenin birinci şartı, insafla, hakkı bulmak niyetiyle, inatsız bir surette, ehil olanların mabeyninde, sû-i telâkkiye sebep olmadan müzâkeresi câiz olabilir." Üstad, hemen akabinde yenilenin kârlı çıktığını, bir şeyler öğrendiğini ifade ediyor. Haklı olanın ise gurura düşme ihtimalinden dolayı zararlı çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Yani münakaşa mizanının dengesini iyi ayarlamak gerekiyor.

Aile Haber

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Erkekleşen kadınlar
« Posted on: 13 Kasım 2019, 02:22:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Erkekleşen kadınlar rüya tabiri,Erkekleşen kadınlar mekke canlı, Erkekleşen kadınlar kabe canlı yayın, Erkekleşen kadınlar Üç boyutlu kuran oku Erkekleşen kadınlar kuran ı kerim, Erkekleşen kadınlar peygamber kıssaları,Erkekleşen kadınlar ilitam ders soruları, Erkekleşen kadınlarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &