ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > İhya-u Ulumiddin 3-4 > Cimrilik Hakkında Hikâyeler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cimrilik Hakkında Hikâyeler  (Okunma Sayısı 815 defa)
16 Ocak 2010, 10:36:53
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 16 Ocak 2010, 10:36:53 »



Cimrilik  Hakkında Hikâyeler

Muhammed b. Münkedir, Hz. Âişe´nin hizmetçisi Ümmü Durre84den rivayet ediyor: Muaviye, Hz. Âişe´ye miktarı 180.000 dirhem olan bir malı iki çuvala doldurarak gönderdi. Bunun üzerine Hz. Âişe bir tabak istedi, O tabak ile o malı, ihtiyaç sahipleri-nin arasında taksim etti. Akşamladığı zaman cariyesine ´Benim iftar yemeğimi getir!´ dedi. Cariye kendisine ekmek ile zeytinyağı getirdi. Ümmü Durre, Hz. Âişe´ye ´Bugün taksim ettiğin malın bir dirhemiyle bize iftar etmemiz için biraz et alamaz mıydın?´ dedi. Aişe validemiz ona cevap olarak şöyle dedi: ´Eğer daha önce hatırlatsaydın alırdım!´

Eban b. Osman´dan85 şöyle rivayet ediliyor: Bir kişi Hz. Ubeydullah b. Abbas´ı zarara sokmak istedi ve Kureyş´in eşrafına gelerek şöyle dedi: ´Ubeydullah sizi bugün öğle yemeğine davet ediyor´ Bunun üzerine Kureyş eşrafı Ubeydullah´a, evini dolduracak kadar akın ettiler. Ubeydullah ´Ne oldu! Bu akının sebebi nedir?´ diye sorunca olay kendisine anlatıldı. Bunun üzerine Ubeydullah bir taraftan meyve satın alınmasını emretti. Öbür taraftan da tirit yapılmasını ve ekmek pişirilmesini emretti. Meyveler misafirlere takdim edildi. Misafirler daha meyveleri bitirmeden sofralar kuruldu. Onlar doyasıya yediler. Ubeydullah vekillerine ´Bu sofralar hergün bizde var mı?´ dedi. Onlar ´Evet!´ deyince, Ubeydullah ´O halde bunlar hergün bizde öğle yemeği yesinler´ dedi.

Mus´ab b. Zübeyr şöyle anlatıyor:
Muaviye hacca geldi. Hacdan dönerken Medine´den geçti. Bunun üzerine Hz. Hüseyin, Hz. Hasan´a ´Muaviye´yi karşılama ve ona selâm verme!´ diye tenbih etti. Muaviye Medine´den çıkınca Hz. Hasan dedi ki: ´Bizim bir borcumuz vardır. Mutlaka onun ödenmesi için Muaviye´ye gitmemiz gerekir´ dedi ve bir hayvana binerek Muaviye´ye yetişti. Ona selâm verdi. Borcunu haber verdi. Bu esnada Muaviye´nin yanından, yükü 80.000 dinar olan bir deveyi geçirdiler. Deve yorulmuş, diğer develerden geri kalmıştı. Bir grup insan deveyi sürüyordu. Muaviye ´Bu, ne devesidir?´ diye sordu. Kendisine hâdise anlatıldı. Bunun üzerine ´Deveyi yüküyle beraber Ebu Muhammed´e (Hz. Hasan´a) verin!´ dedi.

Vâkıd b. Muhammed el-Vâkıdî86 babasından şöyle rivayet ediyor: Babam, Halife Me´mun´a, bir dilekçe takdim etmiş, borcunun çokluğundan ve borçlu kalmak hususunda sabrının azaldığından bahsetmiş. Me´mun, arzuhalinin arkasına şunları yazmış: "Sen öyle bir kişisin ki sende iki haslet birden vardır: ´Senin elindeki serveti tüketen cömertliktir. Derdini bize anlatmaktan seni meneden hayâ´dır. Ben sana 100.000 dirhem yerilmesini emrettim. Eğer ihtiyacına cevap verecek miktarı tahsis etmişsem, elinin yaymasını fazlalaştır. Eğer verdiğim ihtiyacını karşılamazsa, suçun sana aittir. Çünkü sen babam Harun Reşid´in kadısı iken, bana Muhammed b. İshak´tan, o da Zührî´den, o da Enes´den, Hz. Peygamber´in Zübeyr b. Avvam´a şöyle dediğini rivayet etmiştin: ´Ey Zübeyr!87 Bil ki kulların rızık anahtarları arşın karşısındadır. Allah Teâlâ her kulun nafakası nisbetinde ona rızık gönderir. Bu bakımdan çok infak edene çok, az infak edene az gönderir´.88 Sen benden daha iyi bilirsin!"
Vakıdî der ki: ´Allah´a yemin olsun. Me´mun´un, benimle bu hadîs-i şerifi müzakere etmesi bana verilen 100.000 dirhemlik caizeden daha sevimli geldi bana!´

Bir kişi Hasan b. Ali´den bir ihtiyacının giderilmesini diledi. Hz. Hasan şu cevabı verdi: ´Ey kişi! Dilediğinin hakkı yanımda pek büyüktür. Sana gerekeni biliyor olmam, benim için daha ağır oldu. Elim sana lâyık olanı vermekten aciz... Allah için ne kadar verilirse azdır. Benim şu anda mülk ve tasarrufumda bulunan mal, senin şükrünü ifa etmek için senindir. Eğer sen bu mümkün olanı kabul eder, şu eziyetin yükünü benden kaldırır, gereken hakkından dolayı gösterdiğin ihtimamdan beni kurtarırsan, sana bütün malımı veririm´. Bunun üzerine kişi dedi ki: ´Ey Rasûlullah´ın torunu! Kabul eder ve atiyene karşı teşekkür ederim. Kabul etmemek bana ağır gelir!´

Bunun üzerine Hz. Hasan vekilini çağırdı. Zarurî nafakalar hakkında vekille hesaba girişti. Bütün zarurî nafakalarını ortaya koyduktan sonra vekile şu emri verdi: ´Üçyüz bin dirhemden artanı getir!´ Bunun üzerine vekil 50.000 dirhem getirdi. Hz. Hasan vekile ´Beşyüz dinarı ne yaptın?´ Vekil Yanımdadır!´ dedi. Hz. Hasan ´Onu da getir!´ diye emir verdi. Hz. Hasan, hamalların ücretini ödemek için abâsını da verdi. Bunun üzerine köleleri ve hizmetçileri Hz. Hasan´a ´Allah´a yemin olsun! Bizim yanımızda bir dirhem dahi kalmadı´ dediler. Hz, Hasan ´Ümit ederim ki Allah katında bu benim için büyük bir ecir olur!´ dedi.
Basra´nın kurraları Basra valisi İbn Abbas´ın huzurunda toplanıp şöyle dediler: ´Bizim bir komşumuz var. Gündüzleri oruçlu, geceleri âbiddir. Her birimiz onun gibi olmak istiyoruz. Bu kişi kızını kardeşinin oğluyla evlendirdi. Fakat yeğeni fakirdir. Kızının çeyizini yapacak gücü yoktur. Onun için yardım et!´
Bu söz üzerine İbn Abbas kalktı. Ellerinden tutarak onları evine götürdü. Bir sandık açtı. Sandıktan altı yığın (kese) para çıkardı. Onlara ´Bunları götürün!´ dedi. Onlar da parayı alıp götürdüler. Daha sonra İbn Abbas ´Biz o kişiye iyilik yapmadık. Onu oruç ve ibâdetinden alıkoyacak şeyler verdik. O malı geri getirin. Biz kızın çeyizini temin etmekle ona yardımcı olalım. Dünyanın, Allah´ın kullarından birini, Allah´a ibâdetinden meşgul edecek kadar değeri yoktur! Allah´ın velî kullarına hizmet etmekten bizi alıkoyan kibir ve gurur da bizde yoktur´ dedi. İbn Abbas da, kurralar da dediklerini yaptılar.

Hikâye olunuyor ki; Mısır´da halk kıtlığa yakalandı. Onların emiri Abdülhamid b. Sa´d idi. Abdülhamid dedi ki: ´Allah´a yemin ederim! Ben kendisine düşman olduğumu şeytana bildireceğim!´ Bu bakımdan gıda maddelerinin fiyatları normale dönünceye kadar Abdülhamid, Mısırlı fakirleri kesesinden besledi. Sonra emîrlikten ayrıldı. Borçlarının karşılığında hanımlarının ziynetlerini rehin bıraktı. O ziynetlerin kıymetleri beş milyon dirhemdi. Ziynetleri tüccarların elinden borçlarını ödemek suretiyle alması zorlaştığı zaman ziynetleri satmalarını, haklarından fazla kalan parayı daha önce ikramına mazhar olmayan fakirlere dağıtmalarını yazdı.
Şii olan Ebu Tahir b. Kuseyr´e bir kişi ´Ali b. Ebî Tâlib´in hakkı için, senin filan filan yerdeki hakkını bana hibe et!´ dedi. Bunun üzerine Ebu Tahir kişiye ´Onu sana verdim. Ali´nin hakkıyla yemin ederim, ondan sonra gelen yeri de sana veriyorum´ dedi. Oysa kendiliğinden verdiği yer, kişinin istemiş olduğu yerin birkaç misliydi.

Ebu Mes´ud kerîm birisiydi. Şairlerden bazıları onu medhetti. Kendisini öven şaire dedi ki: ´Allah´a yemin ederim, benim yanımda sana verecek bir şeyim yok! Fakat beni yakamdan tut! Kadı´nın huzuruna götür. Bende 10.000 dirhem alacağının olduğunu iddia et! Ben de ´Evet! Borçluyum´ diyeyim. Sonra bu borcun karışlığmda hapsedilmemi iste! Çünkü böyle yaptığın takdirde, aile efradım 10.000 dirhem için beni hapiste bırakmazlar´.
Şair, onun dediği gibi yaptı. Akşama kadar şaire 10.000 dirhem verildi ve Ebu Mes´ud hapisten çıkarıldı.

Muan b. Zaid89 Basra´da yukarı ve aşağı Irak´ın valisi idi. Bir şair kapısına geldi, bir müddet bekledi. Muan´ın huzuruna girmek istedi. Fakat bir türlü buna muvaffak olamadı. Birgün Muan´ın bazı hizmetçilerine dedi ki: ´Emîr bahçeye indiği zaman onu bana göster!´ Emîr bahçeye indiği zaman hizmetçi kendisine haber verdi. Bunun üzerine şair bir tahta parçasına bir şiir yazdı. Tahtayı bahçeye akan suya attı. Muan, suyun başında duruyordu. Tahtayı görünce aldı, okudu. Baktı ki içinde şunlar yazılıdır: ´Ey Muan´ın cömertliği! Benim ihtiyacımı Muan´a gizlice söyle! Çünkü senden başka Muan´ın yanında benim için şefaat edecek bir kimse yoktur!´
Muan ´Bu şiirin sahibi kimdir?´ dedi. Bunun üzerine kişi Muan´ın huzuruna çağrıldı. Muan adama ´Şiiri nasıl söyledin?´ dedi. Adam şiiri okudu. Bunun üzerine Muan, on kese verilmesini emretti, kişi bunları aldı. Vali o odun parçasını minderinin altına bıraktı. İkinci gün onu oradan çıkardı, okudu ve o kişiyi tekrar çağırdı. Ona 100.000 dirhem verdi, kişi bu 100.000 dirhemi aldığı zaman valinin bunu kendisinden geri alabileceğinden korkarak çıkıp gitti! Üçüncü gün şiiri tekrar okudu ve onu çağırdı, fakat şair arandı, bulunamadı. Bunun üzerine Muan dedi ki: ´Hazinemde bir dirhem ve dinar kalmayıncaya kadar ona vermek benim boyn-mun borcu olmuştur!´

Ebu Hasan el-Medainî90 şöyle demiştir
: Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Abdullah b. Câfer beraberce hacca gittiler. Ağırlıkları kendilerinden daha önce gittiği için acıktılar ve susadılar. Çadırında oturan bir kocakarının yanından geçtiler. Kadına ´su var mı?´ diye sorunca ´Evet, var!´ cevabını aldılar. Bunun üzerine develerini çöktürdüler. Çadırın bir tarafında kadının zayıf bir koyunu vardı. Kadın onlara ´Şu koyunu sağın, sütünü için!´ dedi. Onlar bunu yaptılar. Sonra kadına dediler ki: ´Yemek var mı?´ Kadın ´Hayır! Bu koyundan başka yiyecek bir madde yok! Fakat bu koyunu biriniz kessin ki size yiyecek hazırlayayım!´ dedi. Onlardan biri koyunu kesti, yüzdü. Kadın onlara yemek hazırladı. Hava serinleyinceye kadar orada durdular. Giderken kadına dediler ki: ´Biz Kureyşteniz. Bu tarafa (Ka´be´ye) gitmek istiyoruz. Sağ sâlim Medine´ye döndüğümüz zaman, yanımıza gel, sana iyilik yapacağız!´ Sonra gittiler. Hanımın kocası gelince, ona olanları anlattı. Bunun üzerine kocası öfkelendi ve kadına dedi ki: ´Allah senin belanı versin! Tanımadığın bir gruba benim koyunumu nasıl keser ve sonra da ´Kureyş´ten birkaç kişiydi´ dersin?´
Bir müddet sonra, zaruret o karı-kocayı Medine´ye gelmeye zorladı. Karı koca Medine´ye geldiler. Hayvan dışkılarını toplayıp...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 16 Ocak 2010, 10:50:47 Gönderen: armağan »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Cimrilik Hakkında Hikâyeler
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 08:01:36 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Cimrilik Hakkında Hikâyeler rüya tabiri,Cimrilik Hakkında Hikâyeler mekke canlı, Cimrilik Hakkında Hikâyeler kabe canlı yayın, Cimrilik Hakkında Hikâyeler Üç boyutlu kuran oku Cimrilik Hakkında Hikâyeler kuran ı kerim, Cimrilik Hakkında Hikâyeler peygamber kıssaları,Cimrilik Hakkında Hikâyeler ilitam ders soruları, Cimrilik Hakkında Hikâyelerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &