ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > İhya-u Ulumiddin 1-2 > Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları  (Okunma Sayısı 552 defa)
04 Şubat 2010, 14:58:25
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 04 Şubat 2010, 14:58:25 »



Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları

Emri bi´l ma´ruf ve nehyi an´il münker´i kapsayan hisbe´nin (uyarmanın) dört rüknü vardır:

1.Muktesit (uyaran)
2.Muhtesebunaleyh (uyarılan)
3.Muhtesebunfih (yasak ve uyarmayı gerektiren)
4.İktisab (uyarmak)

Bunlar dört rükündür ve her birinin de ayrıca birçok şartları vardır.

I. Rükün

Muhtesib´in (uyaranın) birçok şartları vardır.
1.Mükellef (akıl, bâliğ) olmak
2.Müslüman olmak
3.Yeterli gücü olmak

-Birinci şart, Bu bakımdan deli, çocuk, kâfir ve aciz kimseler muhtesib (uyarıcı) olamazlar. Muhtesib´in tanımına herkes dahil olur. Her ne kadar bu hususta kendilerine izin verilmemiş ise de. Aynı zamanda fasık köle ve kadın da bu tarife dahil olmuş olur. Bu bakımdan bizim ?şart´ olarak ileri sürdüklerimizin neden ´şart´ koşulduğunu ve tarifin dışında bıraktıklarımızı neden tarif dışı bıraktığımızı açıklayalım. Kişinin akıl baliğ olmasından ibaret olan birinci şarta gelince, bu şartın muhtesib hakkındaki gerekliliği apaçıktır. Zira mükellef olmayan bir kimseye hiçbir emir lazım gelmez. Biz söylediklerimizle farz oluşunun şartını kastediyoruz.

Fiilin uygulanmasının imkân ve cevazına gelince, bu ancak aklı olmayı gerektirir. Hatta mümeyyiz ve erginlik çağına yaklaşmış çocuk (her ne kadar mükellef değilse de) münkeri (kötüyü) yasaklayabilir. Şarabı dökebilir. Melahi aletlerini kırabilir ve bunları yaptığı zaman da sevaba nail, olur. Hiç kimse de onu mükellef değildir diye bu işleri yapmaktan alıkoyamaz. Çünkü bu işleri yapmak, Allah´a yaklaştırıcı hareketlerdir. Mümeyyiz bir çocuk da bu hareketleri yapmaya yetkilidir. Tıpkı namaz kılmak, imam olmak ve Allah´a yaklaştırıcı diğer ibâdetler gibi... Bunların hükmü, idarecilik hükmü değildir ki, burada akıl baliğ olmak şart olsun. İşte bu sırra binaen biz emri bi´l ma´ruf ve nehyi an´il münker yapmanın köle ve toplumun diğer fertlerine bile gerekli olduğunu söyledik.

Bilfiil kötüyü yasaklamakta, münkeri iptal etmekte bir nevi idarecilik ve sulta vardır. Fakat bu idarecilikte, Allah´a ortak koşan bir kimseyi öldürmek, şirkin sebeplerini iptal etmek ve böylelerin silahlarını elinden almak gibi sadece imandan istifade edilir. Çocuğun zarar görmediği takdirde böyle bir şeyi yapmak yetkisi vardır. Bu bakımdan fasıklıktan alıkoymak, tıpkı küfürden alıkoymak gibidir.

-İkinci şarta gelince, bu şartın gerekliliği de gizli değildir. Çünkü uyarmak dine yardımdır. Dinin esasını inkâr eden ve din düşmanı olan bir kimse nasıl dine yardım etmeye yetkili olabilir?

-Üçüncü şarta gelince, bu şartı İslâm âlimlerinden bir grup ileri sürerek demişlerdir ki: ´Fasık bir kimse uyarıcı olup başkasını sorumlu tutamaz. Bu âlimler İnsanlara iyilikle emreder de, kendinizi unutur musunuz?´ (Bakara/44) ve ´Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında buğz bakımından çok büyüktür´ (Saff/3) ayetlerini delil olarak öne sürmüşlerdir. Aynı zamanda bu grup Hz. Peygamber´den rivayet edilen şu hadîs ile de istidlal etmişlerdir:

Gezdirildiğim gecede dudakları ateşten yapılmış makaslarla kesilen bir kavmin yanından geçtim. Kendilerine ´Siz kimsiniz?´ diye sorunca ´Biz dünyada iyiliği emreder, kendimiz yapmazdık. Kötülüğü meneder, kendimiz yapardık´ dediler.(22)

Yine bu grup şu rivayetle de istidlal etmişlerdir: Allah Teâlâ Hz. İsa´ya ´Nefsine nasihatte bulun! Eğer nefsin nasihati kabul ederse o zaman halka nasihat et. Aksi takdirde benden utan´ diye vahyetti.

Onlar kıyas yoluyla da görüşlerini isbata çalışmışlardır. Şöyle ki, başkasının hidayeti, hidayet etmeye çalışanın hidayet olunmasının delilidir. Böylece başkasının eğrisini doğrultmak da istikamet üzere olmanın delilidir. Başkasını ıslah etmek, ıslah edicinin kurtuluşa ermesinin zekâtıdır. Bu bakımdan salih olmayan bir kimse, başkasını nasıl ıslah edebilir? Ağaç eğri ise, gölgesi nasıl doğru olabilir?

Bu grubun söyledikleri tamamıyla hayalden ibarettir, hakîkat şudur: Fâsık bir kimse muhtesiblik (uyarıcılık) yapabilir. İyiyi emreden, kötüyü yasaklayan fâsığın, yaptığının doğruluğuna delil olarak şöyle diyebiliriz: ´Acaba ihtisabda (uyarıcılıkta) bu vazifeyi yürütenin bütün günahlardan masum olması şart mıdır?´ Eğer ´Evet bütün günahlardan masum olması şarttır´ denilirse, bu söz ümmetin icmaını yıkmaktan başka bir şey değildir. Daha sonra bu, iktisab kapısını tamamıyla kapamak demektir. Zira Hz. Peygamber´in ashabında bile bütün günahlardan masumiyet yoktur. Nerede kaldı ki, onlardan sonra gelenlerde böyle bir vasıf bulunsun!

Peygamberlerin (Allah´ın selâmı üzerlerine olsun) bile hatalardan masum olup olmadıklarında âlimlerin ihtilafı vardır. Kur´anı Hakîm, Hz. Âdem?in günah işlediğine işaret eder. Böylece peygamberlerden bir cemaate Kur´an´da bu nisbet mevcuttur.

Said b. Cübeyr şöyle demiştir: ´Eğer ancak kendisinde hiçbir hata olmayan bir kimse emri bi´l ma´ruf ve nehyi an´il münker vazifesini yapabilir dersek, dünyada hiç kimse (peygamberlerde dâhil) hiçbir şeyi söyleyemez´ dememiz gerekir. İmam Mâlik, Said b. Cübeyr´in bu sözünden hayrete düşmüştür.

İtiraz: Emri bi´l ma´ruf ve nehyi an´il münker yapan bir kimsenin küçük günahlardan masum olması şart değildir. Hatta ipekli elbise giyen bir erkek için zinadan ve içki içmekten menetme yetkisi vardır.

Cevap: Acaba içki içen bir kimsenin kâfirlerle savaşma yetkisi var mıdır? Onları küfürden menetme bakımından sorumlu tutulabilir mi? Eğer ´Hayır yapamaz!´ derseler, ümmetin icmaını yıkmış olurlar. Zira İslâm orduları, devri saâdetten beri sinesinde dosdoğru insanları barındırdığı gibi, facir, içkici ve yetimlere zulmeden kimseleri de barındırmıştır. Oysa böyle kimseler ne Hz. Peygamberin devrinde ve ne de daha sonraki asırlarda savaşa katılmaktan alıkonulmamıştır. Eğer ´Evet´ derseler, biz de onlara şöyle deriz: ´Acaba içki içen bir kimse, öldürmek isteyen bir kimseyi meneder mi, etmez mi? ´ Eğer ´hayır´ derlerse, biz devamla şunu sorarız: ´Acaba içki içen ile haram olan ipekliyi giyenin arasında ne fark vardır ki, ipekli giyen içkiden menedebilir de içkici bir kimse başkasını katiden alıkoyamaz?´ Oysa katl fiili, içkiye nisbetle daha büyük bir günahtır. Niketim içki içmenin, ipekli giymeye nisbetle daha büyük olduğu gibi. Bu bakımdan ikisi arasında fark yoktur.

Eğer ´evet´ deyip de bu hususta delillerini ´Bir şeyi işleyen bir kimse, onun gibi günahı işleyen başka birisini ve ondan daha aşağı olan bir günahı işleyen bir kimseyi menedemez. Ancak işlediği günahtan daha büyük bir günahı işleyen kimseyi görürse, onu meneder´ diye açıklarlarsa... Onların bu sözleri de tahakküm ve delilsizlikten başka bir şey değildir. Zira nasıl içkici bir kimsenin zina ve katl yapan bir kimseyi menetmesi uzak değilse, öylece zaninin, sarhoşu içkiden menetmeni de uzak değildir. Hatta kendisi içtiği halde hizmetçilerini ve kölelerini içmekten menetmesi nasıl uzak bir ihtimal sayılabilir? ´Bana hem bizzat bu münkeri yapmamak ve hem de yaptırmamak farzdır´ demesi nereden çıkıyor? ´Mademki ´yasaklama´ benim üzerime farzdır ve ben kendim yasakladığım bu hareketi işlersem acaba üzerimdeki bu farziyet nasıl düşer?´ Zira kişi içmediği takdirde içmeyi yasaklaması farz olur, o halde içtiği takdirde yasaklama vazifesi üzerinden düşer demek mümkün değildir.

Soru: Bu takdirde kişinin şöyle demesi gerekir: ´Bana farz olan, abdest ile namazdır. Oysa namaz kılmasam dahi abdest alırım. Oruç tutmazsam bile sahur yemeğimi yerim. Çünkü benim için sahur da oruç da müstehabdır. İkisinin beraber olması şart değildir. Birini yaparsam görevimin birini yerine getirmiş olurum´. Fakat deniliyor ki, bunların biri diğerine bağlıdır ve biri diğerini gerektirir. Bu bakımdan başka bir kimseyi dosdoğru yola getirmek de, yola getirmeye çalışan kimsenin dosdoğru yolda olmasını gerektirir. O halde kişi önce nefsinden, sonra da nafakası kendisine düşenlerden başlamalıdır.

Cevap: Sahur oruç içindir. Eğer oruç olmasaydı sahur yemeği müstehab olmazdı. Başkası için istenilen bir şey ondan ayrılmaz. Oysa başkasının ıslahı, ıslaha çalışan kişinin ıslahı için istenmez. Nitekim nefsinin ıslahının da başkasının ıslahı için istenmediği gibi... Bu bakımdan ´başkasının ıslahı, ıslahçının ıslah olmasına bağlıdır´ demek, delilsiz konuşmaktan başka bir şey değildir. Abdest ve namaza gelince, bu lâzımdır. Şüphe yoktur ki, abdest alıp namaz kılmayan bir kimse ´abdest emrini´ yerine getirmiştir. Böyle bir kimsenin cezası, hem abdesti hem de namazı terk edenin cezasından daha azdır. O halde başkasını kötülükten alıkoyan ve kendisi de kötülük yapmayan bir kimsenin cezası, kötülük yapıp fakat başkasını kötülükten alıkoyan bir kimsenin cezasından daha azdır. Nasıl böyle olmasın? Zira abdest almak, abdest için istenen bir şart değildir. Aksine namaz için istenen bir şarttır. Bu bakımdan namaz olmadan abdestin hiçbir hükmü yoktur. Emri bi´l ma´ruf ve nehyi an´il münker yapmakta ise, kişinin bizzat günahtan el çekmesi ve yaptığı işle önce kendisinin mükellef olup tatbik etme şartı yoktur. O halde bununla namaz arasında hiçbir şekilde benzerlik yoktur.

İtiraz: Bu takdirde şöyle demek gerekir ki, istemeyerek ve yüzü kapalı olarak bir kişi tarafından cebren kendisiyle zina edilen bir kadın eğer kendi isteğiyle o esnada yüzünü açarsa, adam da zina esnasında ´yüzünü açma, günahkâr olursun!´ diye uyarıcılık vazifesini y...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları
« Posted on: 01 Haziran 2020, 18:48:33 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları rüya tabiri,Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları mekke canlı, Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları kabe canlı yayın, Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları Üç boyutlu kuran oku Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları kuran ı kerim, Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları peygamber kıssaları,Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları ilitam ders soruları, Emr-i bi´l-Ma´ruf ve Nehy-i an´il-Münker´in Rükün ve Şartları önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &