ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > İhya-u Ulumiddin 1-2 > Çeşitli Meseleler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çeşitli Meseleler  (Okunma Sayısı 472 defa)
02 Şubat 2010, 11:34:38
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 02 Şubat 2010, 11:34:38 »



Çeşitli Meseleler

Bu meselelere insan çoğu zaman muhatap olmaktadır ve nitekim fetvalarda da bu meseleler hakkında çeşitli suâller sorulmuştur.

I. Mesele

Soru: Sûfîlere hizmet eden bir kimse çarşıya çıkıyor, yiyecek maddelerini topluyor veya para toplayıp onunla yiyecek maddelerini satın alıyor. Böyle bir maldan yemek kim için helâldir? Bu mal, sadece sûfîlere mi mahsustur, yoksa başkaları da bundan istifade edebilir mi?

Cevap: Sûfîler böyle bir yemekten yedikleri takdirde bu yemeğin onların hakkı olduğunda şüphe yoktur. Başkasının yemesine gelince, ancak hizmetçinin rızası dahilinde yiyebilirler. Fakat buna rağmen şüpheden de uzak değildir. Hizmetçinin rızasıyla o yemeğin başkasına helâl olması cihetine gelince, sûfîlerin hizmetçisine verilen mal sûfîler için verilir. Fakat o malı başkası hizmetçiye vermiştir, sûfîlere değil. Bu bakımdan o hizmetçi çoluk çocuk sahibi olan ve çocuklarından ötürü başkasının sadakasını alan bir kimse gibidir. Çünkü çocuklara bakan odur. Onun aldığı onun mülkü olur çocukların değil... O, aldığından, çocukların gayrisine de yedirebilir. Zira ´O mal verenin mülkünden çıkmamıştır. Sûfîlerin hizmetçisi o malla satın almaya ve onda tasarruf etmeye yetkili değildir´ demek uzak bir fetva olur. Çünkü böyle bir fetva şu neticeyi doğurur:

Muâtat yoluyla (aldım verdim) ibareleri olmadığı halde sadece memleketin örf ve âdetine göre alışveriş yapıp malı vermek kâfi değildir! Böyle bir fetva ise, zayıf bir fetvadır. Böyle bir neticeye zekâtlar, sadaka ve hediyeler hususunda hiç de gidilmez.

´Sûfîlere hizmet edenin, o malı istediği anda tekkede hazır bu-lan sûfîlerin mülküne girmek suretiyle mülkiyeti ortadan kalkmıştır´ demek de uzaktır. Zira o sûfîlerden sonra gelenlere de o maldan yedirmeye hizmetçinin yetkili olduğunda şüphe yoktur. Eğer o mal toplandığı zaman, tekkede bulunan sûfîlerin hepsi ölürlerse veya onlardan biri ölürse onun payını varislerine taksim etmek farz olmaz. Bu mal tasarruf cihetine verilmiştir. Onun belli bir sahibi de yoktur demek de mümkün değildir. Çünkü mülkü herhangi bir cihete vermek fertleri tasarruf etmeye zorlamaz. Zira o mülke dahil olanların haddi hesabı yoktur. Hatta kıyamete kadar doğanlar ona dahil olurlar. Böyle bir mülkte ancak sulta sahipleri tasarruf edebilirler. Tekke hizmetçisinin ancak vakıf cihetine vekâleten o mülkte tasarruf etmesi de caiz değildir. Bu bakımdan, ´O, hizmetçinin mülküdür´ demekten başka hiçbir çıkar yol kalmaz. Hizmetçileri ancak tasavvuf ve mürüvvet şartını gözetmek kaydıyla onu sûfîlere yedirir. Eğer sûfîleri onu yedirmekten menederse, onlar da hizmetçiyi kendilerine vekil olarak tanımayacaklardır ki ölünün ailesinden kesildiği gibi, hizmetçinin de onlarla arkadaşlığı kesilir.

II. Mesele

Sûfîler için vasiyet edilen bir mal hususunda şöyle soruldu: Bu malın kime sarfedilmesi caizdir? Cevap olarak dedim ki: Tasavvuf bâtınî bir iştir, bilinmez. Onun hakikatini herhangi bir zapt u rapt altına almak da mümkün değildir. Tasavvuf, sûfi kelimesini ıtlak etmek hususunda örf ehlinin güvendiği birtakım zâhirî işlerle bilinir: Bu husustaki umumî kaide şudur: Sûfîlerin tekkesine indiğinde oraya inmesi ve sûfîlere karışması halinde sûfîlerce münker ve hor telâkki edilmeyen bir sıfata sahip olan her müslüman sûfîlerin cemaatinden sayılır. Böyle bir müslümanda beş sıfatın bulunması gerekir:

a) Salâh
b) Fakirlik
c) Sûfîlerin kisvesine bürünmek
d) Herhangi bir sanatla uğraşmak
e) Fakirlik yolunda tekkede süfîlerle haşr u neşr olmak.

Sonra bu sıfatların bir kısmının yok olması, sûfilik isminin de yok olmasına sebep olur. Aynı zamanda bir kısmı diğer bir kısmıyla cebredilir. Yani bu sıfatların bazıları olmadığı takdirde diğer birinin varlığı olmayanın yerine geçer. Meselâ, fasıklık herhangi bir kimseyi böyle bir vasiyyetten mahrum eder. Çünkü sûfi öz olarak, özel bir sıfatla salâh ve takvâ ehlinden olan bir kimse demektir. Bu nedenle fâsıklığı görünen bir kimse sûfîlerin kisvesinde olsa dahi sûfîler için vasi-yet edilen maldan istifade etmez. Yalnız küçük günahları burada dikkate almayız.

Sanat ve kazanç ile meşgul olmaya gelince, onlar da kişiyi böyle bir maldan istifade etmekten menederler. O halde çiftlik sahibi, vâli, tüccar, dükkânında veya evinde sanatıyla meşgul olan, ücret mukabilinde herhangi bir hizmette çalışan kimseler sûfi ismiyle bilinen kimselere vasiyyet edilen maldan istifade ettirilemezler. Kişinin böyle olması sûfîlere karışmakla veya onların kisvesine bürünmekle telâfi edilemez. Cildçilik, terzilik, bunlara benzer ve aynı zamanda sûfîler için yapılması uygun olan işleri dükkânında yapmak, kazanç ve sanat suretiyle değil de başka bir şekilde yapanlar sûfîler için vasiyyet edilen inaldan mahrum edilemezler. Onların bu meşguliyetleri, daha önce zikrettiğimiz diğer sıfatların kendilerinde bulunması ve sûfîlerle bir arada oturmalarıyla telâfi edilir.

Sanatkâr olduğu halde bilfiil sanatla uğraşmamak hususuna gelince, bu durum, sûfîyi vasiyetten mahrum etmez. Va´z etmek ve ders okutmaya gelince, bu durum, eğer bu vazifeyi yürütende kisve, sûfîlerle beraber bir yerde kalmak ve fakirlik gibi sıfatlar mevcut ise tasavvuf ismine ters düşmez. Çünkü ´kurra bir sûfi, vâiz, âlim veya müderris bir sûfî´ demek, sûfîliğe ters düşmez. Fakat çiftlik sahibi sûfî, tüccar sûfi, vali sûfi demek, sûfîliğe ters düşer.

Fakirliğe gelince, eğer fakirlik, müfrit bir zenginlikle ki o zenginlikten dolayı kişi görünür bir servete nisbet edilir ortadan kalkmış ise, bu takdirde sûfîler için vasiyet edilen maldan almak caiz olmaz. Eğer böyle bir kimsenin serveti bulunup geliri giderini karşılamazsa, onun hakkı iptal olunmaz. Ancak zekât düşmeyecek kadar malı olursa ve gideri yoksa o maldaki hakkı bâkidir. Bu işlerin ve fetvaların delilleri âdetten başka birşey değildir.

Sûfîlerle beraber bir yerde oturup kalkmaya gelince, bunun tesiri vardır. Fakat onlarla bir yerde durmayıp ancak evinde veya herhangi bir mescidde onların kisvesine bürünerek duran, onların ahlâkıyla ahlâklanmış bir kimseye gelince, o kimse onların pay-larına ortaktır. Onlarla haşir neşir olmanın terkedilmesi, kisvelerine bürünmekle telâfi edilir. Eğer kişide sûfîlerin kisvesine bürünmekten başka diğer sıfatlar varsa, kişi ancak onlarla tekkede kaldığı takdirde onlar için vasiyet edilen maldan istifade edebilir.

Böyle bir kişinin onlarla kalması, kendisini onların hükmüne sokmuş olur. Bu bakımdan onlarla bir arada durmak ve kisvelerine bürünmek, bu sıfatların herbirinin diğerinin yerine geçtiği gibi geçer. İşte sûfîlerin kisvesinde olmayan fakirin (ve fâkihin) hükmü budur, Eğer hariçse sûfîlerden sayılmaz. Eğer onlarla beraber diğer sıfatlar kendisinde mevcut ise, onlara tâbi olmak cihetiyle onların hükmüne girmesi uzak bir ihtimal değildir.

Sûfîlerin şeyhlerinden birinin elinden hırkayı giymek meselesine gelince, sûfîler için vasiyet edilen mala müstehak olmakta şart olmadığı gibi, diğer şartlar mevcut olduğu takdirde böyle bir durumun olmaması zarar da vermez. Evli olup, tekke ile evinin arasında gidip gelen bir kimse ise, bu durumdan ötürü sûfîler zümresinden çıkmaz.

III. Mesele

Sûfîlerin tekkesine ve orada kalanlara vakfedilen mal, sadece sûfîlere vakfedilen maldan daha geniş olur. Çünkü vakfın mânâsı onların yararına sarfetmek demektir. Bu bakımdan sûfî olmayan bir kimse de sûfîlerin sofrasında bir veya iki defa onlarla beraber rızalarıyla yiyebilir. Çünkü yemeklerin durumu müsamaha göstermeye bağlıdır. Hatta ortak ganimetlerde bile tek başına yemeklerde tasarruf etmek caizdir. Sûfîlere zikir halkalarında şiir okuyan bir kimse onlarla beraber o vakıf malından olan davetlerinden yiyebilir. Çünkü o şair sûfîlerin maişet maslahatından sayılır. Sadece sûfîler için vasiyet edilen bir maldan ise, sûfîlerin şairine o maldan yedirmek caiz değildir. Fakat vakıf malı tam bunun tersinedir. Şair gibi sûfîlerin meclisinde bulunan yöneticiler, tüccarlar, kadılar ve fakihler de vakıf malından sûfîlerin rızasıyla yiyebilirler. Çünkü bu kimselerin kalbini sûfîlere yöneltmekte sûfîlerin müsbet bir gayeleri vardır. Zira vakfeden bir kimse malını vakfederken sûfîlerin bu malda örf ve âdetleri cereyan edecektir inancıyla vakfediyor. Bu bakımdan bu malın tasarrufu örf ve âdete bağlanmış olur. Fakat bu daimî değildir. O halde sûfî olmayan bir kimsenin daimi olarak onlarla beraber oturması, sûfîler razı olsa dahi, onlarla beraber yemesi caiz değildir. Çünkü sûfîler hiçbir zaman sûfî olmayanları aralarına katmak suretiyle vakfedenin şartını bozmaya yetkili değildirler.

Fakîhe gelince, fakih, sûfîlerin kılık kıyafetlerinde ve ahlâk-larında olduğu zaman, ancak onların yanına inip onların payına dahil olabilir. Fakih olması, sûfi olmasına ters düşmez! Çünkü tasavvufu bilen bir kimsenin nezdinde, sûfîler zümresine dahil olmak için cahil olmak şart değildir. Bazı ahmakların ´İlim hakikatin önüne gerilmiş bir perdedir!´ şeklindeki hezeyanları dikkate alınmaz. Çünkü esasen hakikatin önüne gerilen perde ilim değil cehalettir. Biz Kit ab´ul-İlim´de bu kelimenin te´vilini zikretmiş ve şöyle demiştik: ´Hakikatin önüne gerilen perde güzel ilim değildir. Aksine faydasız ilimdir´. Biz orada güzel ile çirkin ilimleri açıklamalarıyla beraber zikrettik.

Eğer fakih, sûfîlerin kılık ve kıyafetlerinde ve ahlâkında değilse sûfîler onu aralarına girmekten menedebilirler. Eğer buna rağmen aralarına girmesine müsâade ederlerse, onlara tâbi olmak suretiyle beraberlerinde yemesi helâldir. Kılık ve kıyafeti onlar gib...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Çeşitli Meseleler
« Posted on: 06 Haziran 2020, 07:34:15 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Çeşitli Meseleler rüya tabiri,Çeşitli Meseleler mekke canlı, Çeşitli Meseleler kabe canlı yayın, Çeşitli Meseleler Üç boyutlu kuran oku Çeşitli Meseleler kuran ı kerim, Çeşitli Meseleler peygamber kıssaları,Çeşitli Meseleler ilitam ders soruları, Çeşitli Meselelerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &