ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > İhya-u Ulumiddin 1-2 > Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı  (Okunma Sayısı 1214 defa)
02 Şubat 2010, 20:46:28
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 02 Şubat 2010, 20:46:28 »



Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı ve Dünya Yolundaki Kardeşlikten Farkı

Allah yolunda sevmek ve Allah yolunda buğzetmek, çözülmesi gayet güç olan bir konudur. Ancak bizim zikrettiğimiz hakikatlerle bunun üzerindeki perde kaldırılabilir.

Bu hakikatler de şunlardır: Sohbet ya ittifakla veya irade ile vaki olmak üzere iki kısımdır. İttifakla vâki olan sohbet komşuluk sebebiyle veya mektepte bir araya gelmek sebebiyle veya medresede, çarşıda, sultanın kapısında veya seferlerde bir araya gelmek sebebiyle olan sohbet gibi. Sohbetin bilerek ve tercih edilerek yapılan kısmı ise, açıklamasını yapmak istediğimiz kastında olduğumuz kısımdır. Çünkü dinde kardeşlik şüphesiz ki sohbetin bu kısmına dahildir. Zira insanoğlu ancak ihtiyarî fiillere teşvik edilir. Sohbet bir arada oturmak, karışmak ve komşuluk yapmaktan ibarettir. Bu işlerde insanoğlu ancak herhangi bir kimseyi sevdiği zaman onu ister. Zira sevilmeyen bir kimseden korunur ve uzaklaşır. Sevilen bir kimseye gelince... O ya zatından dolayı sevilir. Zatından başka her hangi bir hedefe varılmak için değil, sadece zâtı için sevilir veya onunla herhangi bir hedefe varılmak için sevilir. Varılmak iste nen o hedef de ya dünya ve dünyanın lezzetlerinden biridir veya Allah ve âhiretle ilgilidir. İşte bunlar dört kısımdır:

I. İnsanı zâtından ötürü sevmek. Bu tür bir sevgi mümkün dür. O insan haddi zatında senin nezdinde sevimli olabilir. Şu mânâ ile ki sen onu görmek, onu tanımak ve ahlâkını müşahede etmekle zevk alırsın. Çünkü onu güzel görürsün. Zira her güzel onun güzelliğini idrâk eden bir kimse için lezzetlidir ve her lezzetli sevilir. Lezzet de güzel görmeye tâbidir. Güzel görmek ise münase bet, uygunluk ve tabiatlar arasındaki yakınlığa tâbi olur. Sonra o güzel görünen, ya adamın zâhirî sureti olacaktır bundan gayem yaradılışın güzelliğidir veya bâtınî sureti olur. Zâhirî suretinden kastım yaratılışının güzelliğidir. Bâtınî suretinden ise, aklının mükemmelliği ve ahlâkının güzelliğidir. Güzel ahlâkın ar kasından güzel fiillerin geldiğinde şüphe yoktur. Kâmil aklın ar kasından da bol ilim gelmektedir. Bütün bunlar selim bir tabiat nezdinde güzeldir. Müstakim bir akıl nezdinde mergubdur. Her güzel görünenden ise lezzet alınır ve sevilir. Belki kalplerin yakınlaşmalarında bundan daha kapalı bir şeyler vardır. Zira ba zen sevgi, surette güzellik olmaksızın iki şahsın arasında oldukça derinleşir. Oysa ne yaratılışta ne de ahlâkta hiçbir güzel tarafı yok tur... Fakat bu derin sevgi, ülfet ve uygunluğu gerektiren gizli bir münasebetten kaynaklanır. zira bir şeyin benzeri tabı olarak ona meyleder. Bâtınî benzerlik ise, gizlidir. Onların ince sebepleri vardır. O sebeplere muttali olmak beşerin kuvveti dahilinde değildir,

Hz. Peygamber (s.a) bunu şöyle tabir etmektedir:
Ruhlar derlenmiş, toplanmış ve çeşitli kısımlardan meydana gelmiş askerlerdir. Onlardan tanışanlar anlaşırlar. Aralarında yakınlık kurarlar. Onlardan birbirine uygun düşmeyenler ise, ihtilâfa düşerler. Birbirinden nefret ederler!30

Bu bakımdan uygunsuzluk, ayrılığın neticesidir. Uygunluk ise tasarruf ile tabir edilen münasebetin neticesidir. Hadîs, bazı rivayetlerde şöyledir:

Ruhlar çeşitli kısımlardan derlenmiş ordulardır. Bir araya gelirler. Havada koklaşırlar.31

Bir kısım âlimler bunu şöyle anlatmışlardır: Allah Teâlâ ruhları yarattı ve onları ayırdıkça ayırdı ve Arş´ın etrafında ziyaret et tirdi. Aynı şeyin iki parçasından yaratılmış iki ruh orada tanıştı ve birleştiler, dünyada da bunu devam ettirdiler.

Nitekim, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Mü´minlerin ruhlarından ikisi, aralarında bir günlük me safe olduğu halde birleşirler. Oysa biri diğerini hiç görmüş değildir.32

Rivayet ediliyor ki, Mekke´de bir kadın vardı. Kadınları güldü rüyordu. Medine-i Münevvere´de de aynı işi yapan diğer bir kadın vardı. Bir ara Mekkeli kadın Medine´ye geldiğinde, Hz. Âişe´nin hücresine gidip onu güldürdü. Âişe validemiz ondan nerede misa fir olduğunu sorunca, Âişe validemize arkadaşı olan Medineli hanımın misafiri olduğunu söyledi. Bunun üzerine Hz. Âişe şöyle dedi: "Allah ve Rasûlü doğru söyledi. Hz. Peygamber ´Ruhlar çeşitli sınıflardan derlenmiş askerlerdir´ buyurmuştu".

Bu husustaki hakîkat şudur: Müşahedeler ve tecrübeler şahitlik ederler ki, münasebet olduğu zaman ülfet vardır. Tabiatlar ve ahlâklarda, zâhir ve bâtında uygunluk ve münasebet anlaşılan birşeydir. O münasebeti gerektiren sebeplere gelince... Beşerin o sebeplere muttali olmaya gücü yetmez. Müneccimin hezeyanının en kabası şöyle demesidir: ´Kişinin talihi, başkasının talihinin altıgeni veya üçgeni üzerine olursa işte bu bakış muvafakat ve sevgi bakışıdır. Bu bakımdan münasebet ve sevişmeyi gerektirir. Eğer kişinin talihi diğerinin talihinin karşısında veya dörtgeninde ise o vakit buğzetmek ve düşmanlık gütmeyi gerektirir!´

Müneccimin bu sözündeki müşkilât, bunun Allah Teâlâ´nın gökler ve yerdeki âdeti içerisinde cereyan ettiğine inanıyorsa mü nasebetin aslındaki müşkilâttan daha fazla olur. Bu bakımdan sır ve hikmeti beşer için belli olmayan bir konuya dalmanın hiçbir mânâsı yoktur. Çünkü bize ilimden pek az birşey verilmiştir. Daha önceden söylediğimiz gibi, bu teşvik etmekte deneme ve müşahede bize kâfi gelir.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir:

Eğer bir mü´min, bir meclise girerse, o mecliste yüz tane münafık ve bir tek mü´min bulunursa, muhakkak ki, o gi ren mü´min gelir, ta öbür mü´minin yanma oturuncaya ka dar ilerler. Eğer bir münafık, içinde yüz tane mü´min ve tek bir münafık bulunan bir meclise gelirse, o da münafığın yanına oturuncaya kadar meclisi tarar.33

İşte bu delâlet eder ki, birşeyin benzeri tabi olarak ona meylet mekledir. Her ne kadar o meyleden, meylettiğinin farkında olmasa bile.,.

Malik b. Dinar der ki: ´On kişiden iki kişi, ittifak edemezler. İttifak eden iki kişiden birisinde bulunan bir vasıf diğerinde bulu nursa, o zaman başka İnsan cinsi kuş cinsi gibidir. Kuşların iki çeşidi uçmak hususunda birbirine benzemezler. Meğer ki, ara larında bir uygunluk ve münasebet bulunsun.

Malik der ki: ´Birgün güvercinle beraber bulunan bir kargayı gördüm ve cinsleri ayrı olan bu iki kuşun arkadaşlık yapmalarına hayret ettim. Bunların şekli bir olmadığı halde nasıl ittifak ederler diye düşündüm. Sonra ikisi de uçlu. Bir de ne görelini, ikisi de to pal imiş! İşte onları birleştiren cihet budur!´

Bu sırra binaen hükemadan birisi şöyle demiştir: ´Her insan kendi şekline ünsiyet eder. Nitekim her kuş cinsiyle beraber uçtuğu gibi...

İki insan bir zaman arkadaşlık yaparlarsa, hâlleri birbirlerine benzemezse, muhakkak sonunda ayrılırlar. Bu gizli bir mânâdır. Şairler bu mânayı sezmişlerdir. Hatta şairlerden birisi şöyle der: Biri ´Siz nasıl ayrıldınız?´ dedi. Ona içinde insaf bulunan bir söz söyledim. O benim şeklimden değildi. Ondan ötürü ayrıldım.

İşte böylece anlaşıldı ki, insan bazen zâtından ötürü sevilir, ne hâli hazırda ne de gelecekte kendisinden umulan herhangi bir fayda için sevilmez. Sadece mücerred münasebet için sevilir. Münasebet de gizli tabiat ve gizli ahlâklardandır.. Güzellik için sevmek, bu kısma dahil olur. Ancak şu şartla ki eğer gaye, bu gü zelliği sevmekten şehvetin giderilmesi değilse... Zira güzel suretler haddi zatında lezzet vericidirler. Her ne kadar şehvetin esasının olmadığı takdir edilse bile... Hatta güzel meyveler, ışıklar, çiçekler, kırmızı, beyaz elmalar, gürül gürül akan sular ve yemyeşil man zaralara bakmak da lezzet verir. Oysa onların kendilerinde hiçbir gaye ve hedef de yoktur.

Sevginin bu kısmına, Allah için olan sevgi dahil olmaz. Belki bu, tabiatla ve nefsin şehvetiyle olan bir sevgidir. Böyle bir sevgi, Allah´a inanmayan bir insandan tasavvur edilebilir. Ancak böyle bir sevgi kötü bir gayeye bağlı ise, bu sevgi çirkin olur. Mesela şehvetin giderilmesi için güzel suretleri sevmek gibi... Bu da o sûretle şehvetin giderilmesi helâl olmayan yerlerde böyledir. Eğer bu güzel suretlere kötü bir gaye ile bakılmazsa böyle bir sevgim bahtır. Ne övülür, ne de tenkid edilir. Zira sevgi ya güzeldir, ya çir kindir veya ne övülür ne de kötülenir mübah bir sevgidir.

II. Sevdiğini zatından dolayı değil, onunla birşey elde etmek için sevmek. Bu sevilen başka bir sevilene bir nevi vesile olur. Sevilene vesile olan şey sevilir. Başkası için sevilen sevgili olamaz. o başkası hakikatte sevgilidir. Fakat sevgiliye götüren yol da güzel olur. İşte bu sırra binaen insanlar altın ve gümüşü severler. Oysa altın ve gümüşün cevherinde bir gayeleri yoktur. Zira ne yenir ne de giyilirler. Fakat ikisi de gayeye götüren vasıtalardır. Bu bakımdan birtakım insanlar vardır ki, altın ve gümüşün sevilmesi gibi sevilirler. Yâni maksuda vesile olduğu için sevilir. Zira seven onu sevmekle bir mertebeye, mala veya ilme sahip olur. Tıpkı kişinin sultanın inalından ve mertebesinden faydalanmak veya sultanın nezdinde kendini güzel göstermek için sultanın yakınlarını sevmesi gibi...

Sultanın yakınını sever ki, kendisini sultanın kalbine yerleştirip durumunu sultana güzel göstersin. Bu bakımdan esas varılmak istenen hedef, eğer sadece dünyevî bir fayda ise, onun sevgisi Allah yolunda sevmenin kapsamına dahil değildir. Eğer sadece dünya faydası için değilse, fakat onunla ancak dünya kas tediliyorsa, talebenin hocasını sevmesi gibi, bu da Allah için sev menin kapsamından çıkar. Çünkü talebe hocasından ilim tahsil etmek için hocasını sevmeli, yoksa sadece onun şahsını değil... Bu bakımdan talebenin, burada gayesi ilim olmalıdır, hoca değil. Eğer talebe ilmi Allah´a yakınlaşmak için istemiyorsa onunla herhangi bir mertebeyi, malı veya halkın gözünde makbûl görünmeyi kaste diyorsa, onun sevgilisi mertebe ve halkın nezdinde makbûl olması olur. İlim ise, bunun vesilesi olu...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 03:25:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı rüya tabiri,Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı mekke canlı, Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı kabe canlı yayın, Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı Üç boyutlu kuran oku Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı kuran ı kerim, Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı peygamber kıssaları,Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı ilitam ders soruları, Allah Yolunda Kardeşliğin Mânâsı önlisans arapça,
Logged
02 Şubat 2010, 21:42:34
akmina

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 477


« Yanıtla #1 : 02 Şubat 2010, 21:42:34 »

Çok güzel ve faydalı bir konun yu paylaşmışşın .ALLAH razı olsun hayırlı geceler
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
02 Şubat 2010, 22:13:37
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« Yanıtla #2 : 02 Şubat 2010, 22:13:37 »

Cümlemizden kardeşim :)
Hayırlı geceler...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
03 Şubat 2010, 00:00:12
zahdem

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2.060


Site
« Yanıtla #3 : 03 Şubat 2010, 00:00:12 »

yüce RABBİMİZ ebu bekirleri içimizden eksik etmesin
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &