ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hz.Peygamberin Savasları > Harp vâsıta ve silâhları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Harp vâsıta ve silâhları  (Okunma Sayısı 843 defa)
07 Ocak 2011, 14:36:26
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 07 Ocak 2011, 14:36:26 »



Harp Vâsıta Ve Silâhları:


288. Hz. Peygamber Devri Ordularında aşağıda gösterilen şu şuhların adlan ile karşılaşıyoruz. Fa­kat bu liste mükemmel ve eksiksiz olarak telâkki edilmemelidir:

Kılıç,

Kalkan,

Ok ve yay,

Mızrak ve kargı,

Mancınık,

Her nevi üstü kaplı (zırhlı) hareket edebilen ara­balar ( = debbâde, dabûr, arrâde).

Zırhlı elbiseler.


Zencilerin bazen kendilerine has değişik silâhlar kullandıkları anlaşılmaktadır. Meselâ Hz. Peygam­berin amcası Hamza'mn Uhud Harbi sırasında Vah­şî adındaki birinin uzaktan atılan ve kendi ekseni et­rafında dönerek giden bir silâhla katledilmesi böy­ledir. Zırhlı arabalar sûrlara yaklaşmak maksadıyla kullanılıyordu : Askerler bu arabaların içine sığınıp düşman kalesinden atılan ok, mızrak ve taşlardan kendilerini korumak suretiyle surlara yaklaşabilir­lerdi. Yukarıda gördük ki Hz. Peygamber, Ordugâhı­nın etrafında sadece bir hendek kazdırmakla yetin­memiş, aynı zamanda Müslümanlara karşı hücuma geçen düşmanı engellemek ve onu müşkilâta uğrat­mak için hususi surette imâl edilmiş çentikli taşlar ve dikenli nebatların dallarını atma çaresine de baş vurmuştu. O devirde gece hücumları da bilinmek­teydi.

289. Bu gibi muhtaç olunan harp silâh ve âlet­lerini imâl etmek üzere yerli bir sanayi de mevcuttu Meselâ Bizans ülkelerinden gelen silâhlara ambargo konmuş  olmasına  rağmen,   bu  malzeme   mümkünse buralardan ithâl  de  edilmekteydi.  Demircilik işinde Benû'i-Qayn Kabilesi Arap atasözlerine geçecek ka­dar şöhret yapmıştı. Yesrib (Medine)'in de okları epey meşhurdur.   Kılıç   üzerinde iki isim  (marka)   tercih ediliyordu: biri   Meşrefî   (Suriye   mamülatı),   diğeri Mühenned (Hind mamülatı)'dır.

290. At, bir savaş hayvanı olarak gerek hücum ve gerekse ric'at hareketlerinde kullanılıyordu.  De­ve, insan veya eşya için bir nakliye vasıtası olarak bol miktarda istimal ediliyordu.  Bu hayvanın sahip olduğu kuvvet ve fevkalâde tahammül kabiliyeti Arap Ordularına, komşu Bizans ve îran İmparatorlukları­nın teveffük edemeyecekleri  bir hareket üstünlüğü sağlamıştı.

291. Burada  söylemesek  bile  kendiliğinden  an­laşılır ki, bir yandan ganimet ve diğer yandan satın alma, tedricen İslâm Ordusunda silâh stoklarının art­ması neticesini doğurmuştu. Yukarda 207. paragrafta da gördüğümüz   gibi.   Orduda at mevcudu   da art­mıştı. [387]

 

Askerî Tâlim - Terbiye :
 

292. Askerî tâlim ve terbiyeyi yaymak ve teşci etmek üzere Hz. Peygamberin birçok teşvikkâr söz­leri vardır. Fakat kendisi tatbikî değeri haiz tedbirler de almıştı: Gerek süvarilerinin ve gerekse binekleri­nin istifâde sağlamaları için sık sık at yarışları tertib-leniyor ve bu yarışlara katılan Hz. Peygamber bizzat mükâfatlar dağıtıyordu. Bugün Medine'de, bulunan Mescid'us-Sibâq (Yarış Camii) Hz. Peygamberin bu yarışlar esnasında oturduğu ve hangi atın yarışı ka­zandığını seyrettiği yeri işaret edip yâdetmektedir. O, atma ve nişan alma tâlimlerinet büyük önem at­fediyordu. Taş atmak suretiyle hedefe nişan alma, gü­reş ve benzeri dallardaki şâir tâlimler, siyer yazar­ları tarafından nakledilmiş bulunuyor. Yüzme dahi pek fazla tavsiye edilmiş tâlimlerdendir ki Hz. Resul bizzat kendisi yüzmeyi öğrenmiş bulunuyordu. [388]

 

Askerî İdare:
 

293. Hali hazır veya muhtemel düşmanlar hak­kında işe yarar malûmat ve bilgi toplamak yani is­tihbarat işi, hayli  inkişâf etmişti. Muhtelif düşman merkez ve şehirlerinde çalışan muhabir ajanlar ve­ya görgüye ve kulak misafirliğine dayanan casusluk­lara dahi raslanmaktadır (bk. yukarda VIII. Bölüm).

294. Ordu Kumandanlığının   seçilip   tayin   edil­melerinde onların tecrübe, akıl ve basiret durumları rol oynuyordu. Bunlar harbten harbe, serriye'den ser-riye'ye değişilerdi ki bunun neticesi tecrübeli ve ol­gun kumandanların adedi gün geçtikçe artmıştır.   .

295. Propagandaya   dahi   çok   başvurulmuştur. Araplar şiiri severler; bunun  neticesi   hicivli   şiirler son sür'atle yayılırdı. Bunun ülkedeki önemini iyi de­ğerlendiren Hz. Peygamber, îslâm düşmanlarına kar­şı Devlet hizmetinde   istihdam  edilen   resmî  şâirler edinmiştir.  Onun  şu  Hadîsi  Şerifi  pek  meşhurdur: Hassân'ubn Sabit îslâm ve Resûlullahı müdafaa zım­nında kabiliyet ve dehasını    harekete    getirdiğinde, Rûh'ul-Kuds kendisini büsbütün şevklendirip, canlandırır ve onun mısraları düşmana okların deliciliğin-den daha fazla tesir eder.

295/a. Savaşa katılıp vuruşmanın bir Müslüman için profesyonel bir iş olmayıp, aynı zamanda herbir ferde ait ve mevcut mükellefiyetleri arasında en bü­yük önemi taşıyan bir görev olduğu hususunda Re-sûlullah'ın, Orduya katılan askerlerini heyecanlan-dırıcı konuşma ve hitabelerinden ayrı, ALLAH yolun­da, gereği gibi vuruşan askerlerin Âhiret Günü ALLAH katında kavuşacağı ilâhi mükâfatlar ve karşılaşacağı dokunaklı sahnelere dair savaşa henüz başlanmaz-dan önce bilgiler verdiğini görüyoruz. Türk Ordusun­dan emekli bir subay olan Mahmud Gündüz dostum bana, bugünün modern savaş prensiplerinden biri olan ve ingilizcede MOSSCOMES şeklinde kısaltılan yani, movement (hareket), offensive (hücum), surp-ıise (şaşırtma), security (emniyet), co-operation (iş­birliği), objective (hedef), mass (asker yığınağı), eco-nomy of forces (askerî birliklerin zayiatını önleme) ve simplicity (sadelik) esasları açısından Resûlullah'-in idare ettiği savaşların bir tahlile tâbi tutulması fik­rini verip hatırlatmıştı. Bundan başka Resûlullah acaba savaş durumunu nasıl tesbit edip bunun üze­rinde tahminlerde bulunuyor, harekât kararlarını nasıl alıyor ve emri altındaki kuvvetleri nasıl bir sevk ve idare ile harekete geçiriyordu? Elinizdeki kitabın geçen Bölümlerinde arzedilen ve daha çok «ham mad­de» niteliğindeki bilgiler, günümüzde modern askerî eğitini görmüş, gerekli tecrübelere ulaşmış ve neti­cede iyi yetişmiş bir generalin, bu savaşları idare et­seydi Resûlullah'tan daha iyisini yapamayacağı fik­rine okuyucuyu götürecektir. Meslekten olmayan bir tedbirli ve uzak görüşlü Ordu Kumandanının  (aleyh' is-salâtu   v'es-selâm)   hayat  ve  faaliyetini  gözönüne aldığımızda, tehlikeli ve korkulu durumlarda, özellik İe Uhud ve Huneyn savaşları gibi görünüşte telef ol­manın tam yanı başına gelindiğinde bile bu gibi du­rumlardan sıyrılıp kurtulmak için tatbik edip kullan dığı  diğer prensipleri  de  bunlara eklememiz gerek­mektedir. Sonuç olarak Uesûlullah   kendinden   emin ve en ufak bir mübalâğaya kapılmaksızın şöyle bu­yurmaktadır :

«Bir aylık uzak mesafedeki düşman üzerine saçtığım bir dehşet ve ürpertme havası ile (kar­şımdaki hasmımı)  yenerim.»

Pek az kan dökülmesi suretiyle en kesin sonuçların alınması şeklinde bir savaş tekniği geliştirme yolun­da ağırdan ilerleyen bir gayret, onunkilerden daha az kan dökülmek suretiyle daha kesin sonuçlar alman ve çok daha geniş çapta sosyal tesir ve değişiklikle­re ulaşılan bir başka savaş insanlık tarihinin sahife-leri arasında gösterilemez; yoktur. Onun idare ettiği bu savaşlar, sırf bir askeri üstünlük tesis etmek ve bunu kendi menfaatlarına kullanmak maksat ve ni­yetiyle değil ve fakat hasta yatağına düşüp mecalsiz kalan insanlığı tedâvî edip ayağa kaldırmak maksa­dıyla gerçekleştirilmişlerdir. İşte bu sebebler dolayı-siyledir ki herkes, bu savaşların önemini kavrayıp hüküm vermek ve bu «örnek» savaşları bize bırakan insanın büyüklüğünü tasavvur etmek durumunda­dır (aleyh'is-salâtu v'es-seîâm). [389]




[387] Muhammad Hamidullah, Hz. Peygamberin Savaşları, Yağmur Yayınları, İstanbul 1991: 234-235.

[388] Muhammad Hamidullah, Hz. Peygamberin Savaşları, Yağmur Yayınları, İstanbul 1991: 235-236.

[389] Muhammad Hamidullah, Hz. Peygamberin Savaşları, Yağmur Yayınları, İstanbul 1991: 236-238.



[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 07 Ocak 2011, 14:44:41 Gönderen: Sumeyye »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Harp vâsıta ve silâhları
« Posted on: 30 Mart 2020, 12:51:33 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Harp vâsıta ve silâhları rüya tabiri,Harp vâsıta ve silâhları mekke canlı, Harp vâsıta ve silâhları kabe canlı yayın, Harp vâsıta ve silâhları Üç boyutlu kuran oku Harp vâsıta ve silâhları kuran ı kerim, Harp vâsıta ve silâhları peygamber kıssaları,Harp vâsıta ve silâhları ilitam ders soruları, Harp vâsıta ve silâhlarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &