ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hz.Muhammedin İslam Daveti > Kitlesel Davetin ilk Günleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kitlesel Davetin ilk Günleri  (Okunma Sayısı 757 defa)
01 Ağustos 2011, 10:54:54
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 01 Ağustos 2011, 10:54:54 »



Kitlesel Davetin ilk Günleri


(Eğer Allah'a, kendilerine verdiği diğer nimetlerden dolayı kulluk etmiyor­larsa, hiç değilse) Kureyş'in (güvenini sağlayıp) onları bir araya getirip an­laştırdığı, yaz ve kış yolculuğuna (kışın Yemen'e, yazın Şam'a) alıştırdığı için bu evin (Kabe'nin) Rabb'ine kulluk etsinler. O (Rabb) ki, onlan yedi­rip açlıktan kurtardı ve onları korkudan güvene kavuşturdu. [352]

Mekke ileri gelenleri öfkelenseler ve her geçen gün kinle biraz daha dolsalar bile, risâletin ilk yıllarında Resulüllah'a karşı sert tutum ve tavra veya davetini engelle­yici fiilî tepkiye sahip olmadılar. Çünkü, Resulüllah'm saygıyla andıkları Abdül-muttalib'in torunu olduğunu bir an için unutsalar dahi, Haşim oğullarını dikkate almazlık edemediler. Her ne kadar Ebû Leheb kendi saflarında yer alıyorsa da, Re­sulüllah'a karşı girişecekleri olumsuz bir tavır veya hareketin Mekke'nin en güçlü soylarından Haşim oğullarının tepkisini çekeceğini biliyor ve öfkelerini, kinlerini bastırmaya çalışıyorlardı. Fakat Safa tepesinde gerçekleşen olay üzerine Haşim oğullarının o zamanki en yaşlı ferdi ve dolayısıyla lideri olan Ebû Talib'le görüş­meye karar verdiler. Dâru'n Nedve'de bir toplantı tertip ederek, durumu araların­da görüştüler. Ebû Talib'e gidecek heyeti belirlediler. Ebû Talib'e görüşmeye gi­decek heyetin Ebû Cehil, Velid b. Muğire, Âs b. Vâil, Münebbih b. Haccac, Nu beyh b. Haccac, Şeybe b. Rabia, Ebû Süfyan b. Harb, Utbe b. Rabia, Âs b. Hişam Esved b. Muttalib'den oluşmasını kararlaştırdılar. Heyetin bu kadar kalabalık vı Mekke'nin en önemli şahsiyetlerinden oluşması, müşrik sistemin, Resulüllah'ıı gerçekleştirdiği İslâm davetinden ne kadar rahatsız olduğunu göstermesi açısın dan önemlidir.

Ebû Talib'le görüşen heyet, sıkıntı ve isteklerini kısa ve kesin ifadelerle dile g€ tirdi,'Yeğenine engel olmalısın. Çünkü o ilâhlarımızı aşağılıyor, dinimizi eleştiriyoi dinimiz nedeniyle bizleri akılsız olmakla suçluyor, atalarımızın doğru yolda olmadılarını söylüyor. Şimdi sen ya yeğenine engel olursun ya da aradan çekilir onunla bizi baş başa bırakırsın. Biz de O'nun hakkından geliriz [353] dediler. Bu.sert ültimatomları nedeniyle Ebû Talib'i karşılarına almamak için sözlerine 'Senin de bizimle aynı şe­kilde O'na muhalif olduğunu biliyoruz' cümlesini eklemeyi de ihmal etmediler. Mekke'nin ileri gelenlerini, kalabalık bir heyet halinde karşısında bulan Ebû Ta-lib, onların sert sözleri ve teklifleri karşısında olumlu veya olumsuz bir şey deme­di. Heyetteki kişilere güler yüzlü, tatlı dilli bir şekilde ev sahipliği yaptı.

Kaynaklarda, Ebû Talib'in Mekke heyetinin ziyareti nedeniyle yeğeniyle görüş­tüğüne dair bir bilgi yer almamaktadır. Halbuki Mekke eşrafının sonraki görüş­melerinde, Ebû Talib'in Resulüllah'ı çağırtarak gelişmeler hakkında görüşüp ko­nuştuğu nakledilmektedir. Bu da gösteriyor ki, Ebû Talip bu ilk heyeti pek önem­semedi veya Haşim oğullarının lideri olarak rakip ailelerin adamlarına ilk anda boyun eğer duruma girmek istemedi. Ancak Mekke eşrafının, bu girişimlarinin kendileri açısından olumlu sonuç vereceğini umdukları ve hatta emin oldukları düşünülebilir. Mekke'deki bütün soyları temsil edecek tarzda kalabalık bir heyet halinde görüşmelerinin, Ebû Talib'in şahsında Haşim oğullan için önemli bir ih­tar niteliği taşıyacağını düşünmüş olmalıdırlar. Fakat, söz konusu girişimlerinin Resulüllah'm durumunda hiçbir değişikliğe neden olmadığını gördüler. Hatta Re-sulüllah'ın yeni vahyolunan ayetler nedeniyle İslâm davetinde daha da aktifleşti-ğine şahit oldular. Resulüllah'ın sadece yoksul, güçsüz, kölelere değil, bizzat ken­dilerine de İslâm'ı anlattığına her geçen gün daha sık şahit olmaya başladılar. Dö­nemin özelliğini özetlemesi açısından îbn Kesir'in şu tespiti önemlidir; 'Rasulül-lah, gece gündüz demeden, gizli, açık her şekilde insanları Allah'a imana davete de­vam ediyordu. O'nu, bu işinden hiç kimse alıkoyamıyor ve geri çevir emiyordu. İnsan­ların meclislerine, toplantı ve merasim yerlerine, ahş-veriş yerlerine, hac duraklarına uğruyor, karşılaştığı, hür, köle, zayıf, güçlü, zengin, yoksul herkesi imana davet edi­yordu.[354]

Mekke ileri gelenleri, Ebü Talib'le görüşmelerinin Resulüllah'ı davasından vaz­geçirmeye vesile olacağını düşünedursunlar, o sıralarda vahyolunan iki kısa süre ile tüm Mekkelilere ve elbette ki özellikle de Mekke liderlerine Önemli bir hatır­latmada bulunuldu. Bu hatırlatmayla, niçin Müslüman olmaları gerektiği çarpıcı şekilde ifade edildi. İman etmelerini gerektiren tarihî ve toplumsal gerekçeler di­le getirildi. Söz konusu sûreler Fil ve Kureyş sûreleriydi.

Fil sûresinin temel konusu, yaşı Resulüllah'tan büyük olanların bizzat görüp, yaşadıkları, diğerlerinin ise kesin bir bilgiyle haberdar oldukları Mekke tarihinin en önemli olayıydı. Fil süresiyle, tüm Mekkelilerin hafızasında canlı şekilde yaşa­yan fakat Resulüllah'm karşısında iken pek hatırlanmak istemedikleri bir olay ha­tırlatılıyordu. Mekkelilere, özellikle de davetin öncelikli muhalifi olan eşrafa ha­tırlatılan olay, Kabe'nin mucizevî bir şekilde korunmasıyla ilgili yakın geçmişte yaşanmış bir olaydı. Olayın sebebi ve gelişimi şu şekilde gerçekleşmişti: Habeş kralı adına Yemen'i ele geçirip bölgenin valisi olan Ebrehe zamanla idaresini iyice sağlamlaştırmış ve Yemen hükümdarı olmuştu. Ebrehe'nin ideali, Arap yarımada­sını Hıristiyanlaştırmak ve Arapların elinde bulunan doğu bölgeleri ile Bizans ara­sındaki ticareti kontrolü altına almaktı. Özellikle de Mekke merkezli ticarî faali­yetleri kendi bölgesine kaydırmak arzusundaydı. Mekke'deki putlarla dolu Ka­be'nin ticari faaliyetlerdeki büyük Önemini bildiği için, Yemen'in başkenti San'a'da çok büyük bir kilise yaptırarak, çevre bölgelerdeki insanların ilgisini San'a'ya çek­meye çalıştı. O, bu girişimiyle Arap yarımadasındaki ticarî faaliyetlerin baş etkeni olan Kabe'nin önemini küçülteceğini ve Kabe'yi ziyaret gayesiyle Mekke'ye giden Arapların bundan sonra San'a'daki kiliseye geleceklerini umuyordu. Aslında Ka­be'yi yıkıp yok etse amacına daha kolay ulaşacağını biliyordu. Fakat böyle bir dav­ranışını insanların gözünde haklı gösterecek gerekçesi yoktu. Ancak bir Arap'ın kiliseye pislemesi söz konusu gerekçeyi oluşturdu ve 60.000 asker ve 13 filden oluşan ordusuyla, görünüşte kilisesine yapılan saygısızlığın intikamını almak, an­cak esasen Kabe'yi yıkmak için Mekke'ye doğru yola çıktı. Yol boyunca bölge Araplarıyla birçok defa savaştı. Geçtiği bölgeleri yönetim alanına kattı. Sonunda Mekke yakınlarına kadar geldi.

Mekkeliler, bir zamanlar tevhid dininin sembolü ve merkezi olan ve şimdi put-haneye dönüşmüş bulunan Kabe nedeniyle önemli menfaatler elde ediyorlardı. Mekke halkı, Kabe'nin hizmetkarı sıfatıyla, diğer insanların gözünde önemli bir konuma sahipti. Kabe'nin hizmet ve korunmasını üstlenmeleri nedeniyle özellik­le ticarî faaliyetlerde açığa çıkan birçok imtiyazlar elde etmişlerdi. Adeta tüm Arapların dinî reisleri konumundaydılar. Hac ziyaretleri ve buna bağlı olarak Mekke yakınlarında kurulan panayırlar sayesinde önemli ekonomik gelirler elde etmekteydiler. Tüm bunların nedeni Kabe'ydi. Kabe'nin yıkılması, yok olması Mekke'yi değersiz bir çöl şehri konumuna düşürecek, böylelikle bütün gelir ve imtiyazlarım kaybedeceklerdi. Tüm bu nedenlerden dolayı Ebrehe'nin Kabe'yi yıkmak niyetiyle Mekke yakınlarına kadar gelmesi, Mekkeliler için karşılaşılabi­lecek en büyük felaketti. Ancak ne yazık ki, bu felakete engel olacak askerî güç­leri yoktu. Ebrehe'nin ordusuyla Mekke'ye saldıracağını anladıkları zaman, Mek­ke'yi terk edip dağlara sığınarak, büyük bir keder ve üzüntü içerisinde, çaresiz bir şekilde felaketi beklemeye başladılar. Fakat bu bekleyişleri bütün hayatları bo­yunca unutamayacakları bir mucizenin gerçekleşmesiyle sonuçlandı. Böylelikle bütün üzüntü, keder ve korkuları sona erdi.

Söz konusu mucize şu şekilde gerçekleşti: Ordusunu savaş nizamına sokan Eb­rehe, Mekke'ye doğru saldırıya geçtiği bir anda, gökyüzünü o zamana kadar hiç görülmemiş kuşlar kapladı. Kuşlar gaga ve pençelerinde tuttukları taşları Ebre­he'nin askerlerinin üzerine atmaya başladılar. Her taş düştüğü yeri delip geçiyordu. Ordu kısa sürede imha oldu. Mekkeliler kendileri için en büyük bir felaket olan durumdan bir ok atmadan, bir mızrak fırlatmadan kolayca kurtuldular. Ay­rıca bu olaydan dolayı daha da büyük menfaatler elde ettiler. Ebrehe'nin ordusun­dan geriye kalan çok miktardaki malları sahiplendikleri gibi, gerçekleşen mucize sayesinde, çevre bölgelerdeki insanların yanında itibarları iyice arttı. Büyük bir fe­laketten Allah'ın yardımıyla büyük menfaatler elde ederek çıkmış olmaları nede­niyle de bir süre sadece ve doğrudan Allah'a ibadet ettiler. Putlarına olan iltifatla­rı zayıfladı. Hatta, torununu birçok açıdan etkileyecek olan Abdülmuttalib putla­ra ibadetten uzaklaşıp, büyük oranda hanif bir şahsiyet oldu.

Fil süresi,[355] Mekke müşriklerine bizzat tanık oldukları bu olayı hatırlatarak, öncelikle kendilerinin islâm'ı kabul etmeleri gerektiğini bildiriyordu. Kureyş sû­resi [356] ise Mekkelilere özellikle Kabe nedeniyle verilen -bizim Fil sûresi dahilinde kısaca açıkladığımız- imkân ve imtiyazlar hatırlatılıyordu. Bu imkân ve imtiyazla­rın kendi akıllarıyla veya yetenekleriyle ilgili olmadığı üstü kapalı da olsa vurgu­lanarak, gerçeği düşünmeleri isteniyordu. Bunu takiben, inandıkları Kabe'nin Rabb'ine (Allah'a) ibadet etmeleri gerektiği ifade ediliyordu. Ancak Resulüllah'm İslâm'ı tebliğinin ilk muhatapları olan Mekke'deki müşriklerin ve özellikle de ile­ri gelenlerin, İslâm'ı kabul etmek gibi bir niyetleri yoktu. Onlar kendilerine tebliğ ve beyan olunan hakikati her fırsatta reddettiler. Bu ve diğer ayetler islâm'a düş­manlıklarını artırmalarına ve tepkilerini ağırlaştırmalarına neden oldu.[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kitlesel Davetin ilk Günleri
« Posted on: 21 Ekim 2019, 10:57:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kitlesel Davetin ilk Günleri rüya tabiri,Kitlesel Davetin ilk Günleri mekke canlı, Kitlesel Davetin ilk Günleri kabe canlı yayın, Kitlesel Davetin ilk Günleri Üç boyutlu kuran oku Kitlesel Davetin ilk Günleri kuran ı kerim, Kitlesel Davetin ilk Günleri peygamber kıssaları,Kitlesel Davetin ilk Günleri ilitam ders soruları, Kitlesel Davetin ilk Günleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &