ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > Hukuku İslamiye > Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub  (Okunma Sayısı 757 defa)
06 Mart 2010, 02:20:32
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 06 Mart 2010, 02:20:32 »



YİRMİ DOKUZUNCU KİTAB

BEYYİNELERE = ŞAHADETLERE VE TAHLİFE DAİR OLUB BİR MUKADDİME İLE İKİ BÖLÜMDEN MÜTEŞEKKİLDİR.

(MUKADDİME)



Şahadetlere, Hüccetlere Dair Bazı Istılahlar :




1 - : (Beyyînât) : Kuvvetli hüccet mânasına olan «Beyyine»nin cem´idir. Hakkın tebeyyün ve tecellisine hizmet etdiği cihetle şahadete beyyine adı ve-rilmişdir.

2 - (Tearüz-i beyyinat) : Beyyinelerin her veçhile teadül ve tekabülü, ya­ni: Her biri diğerinin nefy etdiğini isbât eder bir halde bulunmasıdır. /Artık bunlardan hiç biriyle amel olunamıyacağından hepsi de sâkit olur.

3 - (Tercih-i beyyine) : Hasımlar tarafından ikâme edüejı şahidlerden bir kısmının diğer bir kısım üzerine takdim edilerek ona göre hüküm verilme­sidir. Meselâ: Bir müteveffanın bir şeyi hal-i sıhhatinde ikrar etmiş olduğu­na dair ikâme edilecek bir beyyine, hal-i marazında ikrar etmiş olduğuna dair olan beyyine üzerine tercih olunur.

4 - (Hüccet) : Bir dâvayı isbât eden şahadetden, yeminden veya yemin­den nükûl etmekden ibaretdir.

Evvelinde hâkimin imzası, sonunda da şahidlerin imzaları bulunub bey´e, giraya, nafakaya, vasiyyete, vekâlete, ikrara, müdâyeneye, kefalete ve em­saline dair yazılan vesikaya da hüccet denilir. Ce´mi: Hücecdir,

5 - (Vesika) : Bir hususî isbât ve ilâm için tanzim edilen varakadır. Ah­de ve muhkem şeye de ıtlak olunur. Cem´i: Vesâikdir. Bir şeyi takviye, teb-yin, takrir etmeğe de «Tevsik» denilir.

6 - (Karine) : Bir şeyin vücuduna delâlet eden emare, nişanedir. Cem´i: «Karâyin» dir- Pek kuvvetli karineye de «Karine-i katia» denir.

7 - (Şahadet) : Bir kimsenin bir şahısda olan hakkım isbât için §ahadet lâfziyle hâkimin huzurunda ve hasmın muvacehesinde vâki olan doğru ihbarı­dır. «Bu davacının bu müddeaaleyhde karz cihetinden şu kadar alacağı oldu­ğuna şahadet ederim.» denilmesi gibi. Böyle bir ihbarda bulunana «Şahid», lehine şahadet edilen kimseye «Meşhûdünleh», aleyhine şahadet edilen §ahsa «Meşhûdünaleyh», şahadet edilen hususa da «Meşhûdünbih» denilir.

8 - (Şahadet-î hisbe) : Bazı hususlardan dolayı Hak Taâlânın rizası için taleb vuku bulmaksızın gidib §ahadetde bulunmakdır.

9 - (Şahadet bittesamu) : Bir kimsenin nâsdan işitdiği bir hâdise hakkın­da mahkemede şahadetde bulunması, meselâ: Bir yerin vakfiyyeti hakkında: «Ben bu yerin vakıf olduğunu sikadan işitdim.» diye şahadet etmesi bu kabil­dendir.

10 - (Şahadet bittevatür) : Bir hadise hakkında tevatür haddine baliğ bir camaat tarafından yapılan şahadetdir.

11 - (Şahadet aleşşehâde) : Bir hadise hakkında şahid olan kimsenin bu hususdaki şahadetine başkasının şahadet etmesidir.

12 - (Tahamrnül-İ şahadet) : Bir kimsenin kendisinden hakkında şahadet etmesi istenilecek hususu ihata etmesi, ona dair idâ-i şahadetde bulunabilecek bir vukufa malik bulunmasıdır.

13 - Edâ-i şahadet) : Bir kimsenin muttali olduğu şey hakkında mahke­mede bilfi´il şahadetde bulunması demekdir.

14 - (Şahadet-l zûr) : Yalan yere, hakikate muhalif olarak yapılan şaha­det dir.

15 - (Işhad) : Bir kimseyi bir husus hakkında şahid´tutmak, bir hâdiseyi ona şahadet edecek kimseye gösterib hikâye eylemek demekdir. Buna «istis­nada da denir. Maamafih istişhad, şahid taleb etmek mânasında da müsta­meldir.

16 - (Nisâb-ı şahadet) : Bir hâdise hakkında şahadetleri makbul olacak kimselerin mikdan demekdir. Meselâ: Borç hakkında iki erkek veya bir erkek iki kadın gibi.

17 - (Tezkîye-İ şuhûd) : Bir hâdise hakkında şahadet eden kimselerin \)U şahadete ehil olduklarım başkalarından sırren ve alenen sorularak tesbit edil­mesidir. Bu cihetle tezkiyeler, alenî tezkiye, sırren tezkiye kısımlarına ayrılır.

Şahidlerin şahadete ehliyetini haber veren zata «Müzekki», tezkiye olunan şahide de «Müzekkâ» adı verilir.

18 - (Tâdil-i §uhûd) : Bir hâdise hakkında şahadet eden kimselerin tezki­ye edilmelerinden, yani: Onların şahadete ehil, âdil kimseler olduklarına dair karar verilmesinden ibaretdir-

19 - (Adalet-i şühûd) : Edâ-i şahadetde bulunacak kimselerin kebireler-den müetemb, sagirelere gayr-ı musir olması keyfiyyetidir. Yahud şahidlerin hasenatının veyyiatına gâlib olmasıdır.

20 - (Ta´n-İ §ijhûd) : Bir vak´aya şahadet edenlerin bu şahadetde yalancı olduklarına dair müddeaaleyh tarafından vuku bulan iddiadır. Makbul sebeb-lere iktiran eden bir teana: «Tecrih-i şühûd» da denir.

21 - (Cerh-i şühûd) : Şahidlerin fışkını, adaletden mahrumiyyetini iddia ve izhardan ibaretdir ki, iki kısma ayrılır. Bir kısmı, «Cerh-i mücerred» dir ki, şahide muayyen bir hakk-ı ilâhîyi veya bir hakk-ı abdi muntazammın ol­mayan bir veçhile ta´nde bulunmakdır. «Bu şâhidler fâsıkdırlar. Bunlar yalan yere şahadet eden kimselerdir» denilmesi gibi.

Meşhûdünaleyh, bu cerh-i mücerredi hâkime sırrın haber verir ve şuhûd ikâmesiyle isbât ederse hâkim, mecruh olan şahidlerin şahadetlerini redde­der. Velev ki evvelce tezkiye edilmiş olsunlar.

ikinci kısım, «Cerh-i mürekkeb» dir ki, bu, ya muayyen bir hakkûllâhı ve­ya bir hakk-ı abdi mutazammin bulunan cerhdir. «Bu şahidler bir şahsı am-den kati etmişlerdir. Veya yalan yere şahadet için şu kadar para almışlardır.» denilmesi gibi. Meşhûdünaleyh, bu cerhi beyyine ile isbât ederse bu şahidle­rin şahadetleri red olunur.

22 - (Fısk-ı şuhûd) : Şahadetlerinin kabulüne mâni olacak gayr-ı meşru bir ma´siyetle* bir kötü hal ile şahidlerin muttasıf bulunmuş olmalarıdır.

23 - (Rücu anişşahâde) : Bir kimsenin yapmış olduğu şahadetden dön­mesi, meselâ: «Yalan yere şahadet etdim.», veya «Yanlış şahadetde bulun­dum.» diye şahadetini ibtâl etmek istemesidir ki, bu, isbât edilen şeyi nefy et­mek demekdir-

24 - (Mâni) : Bir şey ile ondan maksûd olan şey arasına gidib beyinleri­ni ayıran hâletdir. Meselâ: Zevciyet hali, zevcin şahadetiyle onun kabulü, ara­sına haylûlet ederek bununla zevcinin lehine hükme mâni olur. Cem´i: «Me-vâni» dir.

25 - (Tesâmü) : Lûgatde başkasından işidilib nakl edilmek manasınadır. Şer´an «îştihâr» demekdir. iştihar - Şöhret ise iki nevidir. Biri, «Şöhret-i ha-kikîyye» dir ki, tevatür ile hâsıl olur. Diğeri de «Şöhret-i hükmiyye» dir ki, iki âdil erkeğin veya âdil bir erkek ile iki âdil kadının şahadet lâfzıyle haber ver-rneleryle husule gelir.

26 - (Tahkim-i hâl) : Murafaa esnasında mevcud olub iki tarafdan biri­nin lehine şahadet ve delâlet eden hal-i hâzırı hakem kılarak ona göre hükm vermekdir. Bir şeyin bugünkü haline nazaran onun mazide de bu hal üzerine olduğuna hükm edilmesi gibi. Bu, istishab kabilindendir. Usûl-i fıkh mebhasi-ne müracaat!,

27 - (Tahlif) ; Müddeî ile müddeaaleyhden birine yemin verdirmekdir. «Half», «Halif» ise and içmek, yemin etmek manasınadır. Yemin edene «Ha-Uf», yemin edilen şeye «Mahlûfünaleyh, yemin etdirmeğe ve yemin istemeğe ve yemin istemeğe de «îstihlâf» denilir.

28 - (Tehâlüf) : Hasımlardan her birinin, yani; Hem müddeinin, hem de müddeaaleyhin yemin etmesidir. Ahdleşmek, teahhüdde bulunmak mânasını da müfiddir.

29 - (Hâlif) : Bir kimse ile and ahd´ü peymanda bulunan zatdır, muahid gibi. Yardımcı mânasına da gelir. Cem´i «Hulefâ» dir.

30 - (Yemin) : Lûgatde kuvvet demekdir. Şer-i şerîfde and içmek, yani:

«Bir haberin iki tarafından birini Allah Taâlâ´nın mübarek ismini zikr ile ve­ya bir şeye talik suretiyle takviye etmckdir Meselâ «Vallahi şu is şöyledir» sözü bir yemin olduğu gibi «Şu iş şöyle değilse kölem azâd olsun» denilmesi de bir yemindir. Hak Taâlâ´nın mukaddes ismine yapılan yemine «Kasem» de denir,.

31 - : (Yemin-i istizhar) : Bazı dâvalardan dolayı beyyine ikâme eden müddeiye hakkın inkişâfını temin için tevcih edilen yemindir.

32 - (Yemln-l mardûde) : Müddeaaleyhin kendisine tevcih edilen yerm´n-den imtinaı üzerine müddeiye tevcih edilen yemindir.

33 - (Yemin-i lağv) : Bir kimsenin bir şey hakkında zannına göre yapdı-ğı yemindir ki, o şey haddizatında o zan edildiğinin hilâfına bulunur.

34 - (Yemin-i gamus) ; Geçmiş zamanda yapılmış veya yapılmamış bir iş hakkında yalan yere yapılan yemindir.

35 - (Yemin-i sabr) : Bir müslümamn malım elinden gidermek için yalan yere kasden yapılan yemindir.

36 - (Yemin-! mün´akide) : Atiye aid bir fi´il veya terk-i fi´il için yapılan yemindir. Yeminde sadık olmaya, yapılan yemini yerine getirmeğe «Bîrr» de­nir. Sahibine de «Ber» ve «Bâr» denilir. Cemi´leri: Bürûr ve ebrardır.

Günaha, yemini bozmaya yeminde sadık olmaya da «Hins» denir. Yaptı­ğı yemini yerine getirmeyen, onun uhdesinden çıkmayan şahsa da «Hânis» denilir.

37 - (Nükûl aynil´yemin) : Bir müddeî veya müddeaaleyhin kendisine tev­cih ve teklif edilen yemini yapmakdan kaçınması, iraz eylemesidir. Böyle ye­min yapmakdan imtina eden kimseye «Nâkil» denir.

38 - (İsmet) : Yapılması daire-i iktidarda bulunan ma´siyetlerden ictinab etmek melekesidir.

39 - (Mürüvvet) : Insaniyyet, himmet, heyâ, lâyik olmayan şeyleri terk, manasınadır. Bir kimsenin kendi zamanında ve mekanındaki emsalinin mubah olan ahlâk ve tavriyle mütehallik olması bir mürüvvet halidir.

Mürüvvet, âdâb-ı nefsâniyyeden ibaretdir ki, bunlara riayet edilmesi, in­sanı güzel ahlâka, güzel âdetlere sevk eder.

40 - (Şehvet) : Havay-i nefs, meyl-i nefs, bir şeyi sevib ona meyi ve rağ­bet etmek manasınadır. Buna «îştiha» da denir. Cem´i: Şehevâtdır- «Teşehhb de bir kimseden bir şeyi peyder pey arzu ve taleb eylemekdir. Pek şehvetli kimseye «Şehvanî» denir. Görenlerin istinasını celb eden şeye de «Şehiyy» denilir.

Hürmet-i musâhereyi icab eden şehvetle mess veya nazardan maksad, tam mess veya nazar halinde tenasül âletinin intişar etmesidir ve o anda mün­teşir is...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub
« Posted on: 24 Ağustos 2019, 05:31:33 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub rüya tabiri,Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub mekke canlı, Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub kabe canlı yayın, Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub Üç boyutlu kuran oku Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub kuran ı kerim, Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub peygamber kıssaları,Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olub ilitam ders soruları, Beyyinelere,sahadetlere ve tahlife dair olubönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &