ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Gündem > Gündemden
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gündemden  (Okunma Sayısı 692 defa)
30 Eylül 2012, 21:17:20
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 30 Eylül 2012, 21:17:20 »



Gündemden
Handan ÖZ • 91. Sayı / GÜNDEMDEN


Arakan’daki Müslüman katliamı ve vicdanın mesafesi
Alman Nazilerin Yahudileri sırf Yahudi oldukları için yok etmeyi amaçladıkları gibi, Myanmar’ın Arakan bölgesindeki Müslümanlar da, sırf Müslüman oldukları için Budistlerce yok edilmeye çalışılıyor. Bu tablo karşısında, “Biz insanı en güzel şekilde yarattık, sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.” (Tin, 4-5) diye devam eden Ayet-i kerime’yi hatırlamamak elde değil. İnsan insana zulmedince aşağılık olmayı, aşağıların aşağısına atılmayı hak ediyor. Tabii, bu arada dolaylı yoldan zulmedenleri de unutmamak gerekir. Meselâ bu tür kıyımlara seyirci kalanlar gibi. İçler acısı sahneler dünyanın öteki ucunda da olsa vicdan sahibini üzer. Çünkü vicdanın mesafesi olmaz; ister Arakan ister Halep fark etmez. Vicdanın evi kalptir ve mesafeler kalpte sıfırlanır. Başka bir pencereden olaya bakmak, bakanın görüşünün bulanıklığındandır. Dolayısıyla, Türkiye üzerine düşeni yapacağı gibi, diğer Müslüman ülkelerin ve uluslararası kamuoyunun dikkatinin Arakan’a çekilmesi ve maddî manevî yardımların fiiliyata dökülmesi için çalışmalarını sürdürecektir. Devlet politikası değil, insanlık ve vicdan politikasının gereği…

Orduda darbeci temizliği sürüyor
Makûs bir darbeler döneminin sonunda, fiiliyata geçirilenlerin yanı sıra kâğıt üzerinde kalanların gerçekliğini eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Türkiye için “tarihî” olabilecek tanıklığıyla doğruladı. Ayışığı, Yakamoz, Balyoz hatta Ergenekon… Öte yandan son Yüksek Askeri Şura toplantısı sonucu, akla gelen bütün darbeler ve darbe girişimleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen generaller ve amirallerin emekliye sevkiyle birlikte dip bucak bir temizlik sürüyor. Şaşılacak bir tarafı yok. Kanser hücresinin civarındaki sağlıklı hücrelere zarar vermemesi için yerinden sökülüp atılması, bu esnada zedelenen dokuların eski sağlığına kavuşabilmesi için dezenfekte edilmesi gibi darbe aktörlerinden sonra o dönemlerin mevzuatları da elden geçiriliyor. Bu gözle baktığımızda aktörlerden sonra dublörlerin de temizliğe tâbi tutulmaları yakındır. Atlatılan badirelerden dersler çıkarıyoruz, sonra unutuyoruz. Ama zaman sabırlıdır, kararlıdır ve unutmaz. İnsanlar ve olaylar zaman içinde değişir ama zamanın kendisi değişmez. Bu yüzden, adaletin “er ya da geç” tecelli edeceğini söyleriz ve onu zamana teslim ederiz. Hak her zaman kazanır, haklı olan da. Diğerleri temizlenir gider, er ya da geç…

Yüksek Öğretim’de harç çilesine son!
Türkiye az çekmedi Yüksek Öğretim sistemindeki aksaklıklardan ama artık toplumun kısır tartışmalara ve ufuk körlüğüne tahammülü yok. Zira rekabetçi küresel ekonomide “bende varım” diyebilmek için Yüksek Öğretimin sanayi ile işbirliği yapması, her yaştan vatandaşa açılması ve hayat boyu öğrenime imkân tanıması beklenir. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliği ve kolaylığı ile de yakından ilgili. Nitekim “Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü” (OECD), ekonomilerin sürdürülebilirliğinin kaliteli Yüksek Öğretim ile başarılabileceği tespitinde bulunuyor. Yetkililer bunu görmüş olmalı ki, Başbakan Erdoğan üniversite harçlarının kaldırılacağı müjdesini verdi. Hem yıllardır mücadelesi verilen parasız eğitim yolunda önemli bir adım atılmış oldu hem de basit bir hamle ile çok ciddi bir sorunsalın önüne geçilmek üzere harekete geçildi. Öyle ki, Yüksek Öğretim sisteminde yeniliklere gidilmediği takdirde Türkiye’nin küresel güç olma şansı ve hatta 2023 hedefleri riske atılmış olacak. Şimdi bu adımların devamı gelmeli ve gerçek anlamda parasız ve bilimsel bir eğitimin sağlanabilmeli. Ha gayret!

Su hayattır ama…
Sağlık Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği kontroller sırasında 254 damacana su firmasının 114’ünde üretim ve şişeleme sağlığa uygun bulunmamış. Firmaların neredeyse yarısı yani… Ve yıllık cirosu 3,6 milyar lirayı bulan bir sektörden söz ediyoruz… Su hayattır, hiç şüphesiz. Ama bu verilere bakınca, su bize hem ölüm kaynağı olmuş hem de ticarî meta hâline gelmiş. Benzerî sorunların çözümü için bakanlığın kontrolleri sık ve düzenli aralıklarla gerçekleştirmesi, tüketicinin damacana suyu on gün içerisinde tüketmesi, sivil toplum kuruluşlarının her kesimi uygun davranışa yönlendirme konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapması, belediyelerin şehir şebeke sularının kullanımını özendirici hâle getirmesi, satıcı firmaların sağlık standartlarına uygun üretim, şişeleme ve dağıtım yapması beklenir. Bunlardan birinin aksaması durumunda ne temizlikten, ne sorumlu vatandaşlıktan ne de insanca yaşamdan söz edilebilir. Hâsılı, su iyi bir leke çıkarıcıdır ama bazı zevatın vicdanındaki lekeleri çıkarmaya suyun gücü yetmiyor anlaşılan.

Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi nihayet kuruldu
Dünya Bankası şiddet yüzünden ölen kadınların sıtma, trafik kazaları ve savaşlarda hayatını kaybedenlerden daha fazla olduğunu söylüyor. Türkiye’de ise her dört kadından biri şiddete maruz kalıyor ve bunun dörtte üçü eşler vasıtasıyla uygulanıyor. Rakamlar vahim. Bu vahim tabloyu ortadan kaldırarak şiddetin önünü almak için faaliyete geçirilen “Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi” bu anlamda önemli bir gelişme. Böylece, kadın ve çocuk mağdurların yeni bir hayata başlayabilmeleri de hedefleniyor. Şiddet sonrasında iyileştirmeden daha önemlisi şiddetin meydana gelmesinin önlenebilmesi. Zira bu sanıldığı kadar kolay değil. Evde, çarşıda, pazarda, sokakta, sahada ve dahi Meclis’te birbirimizle güzelce konuşarak meseleleri çözmeyi beceremiyoruz; hararetli ve yüksek sesli iletişimle işlerin başarılabileceği gibi yanlış ama yerleşik bir alışkanlığımız var. Dolayısıyla açılan bu merkez ve benzerleri çerçevesinde bütün toplumun zihin haritasının güncellenmesi ve rehabilite edilmesi bir gereklilik olarak öne çıkıyor.

İstanbul Barosu, başörtüsü yasağı ve aymazlık
İnsan onurunu, doğal yaşam hakkını ve özgürlüğünü kısıtlayan her türlü yasakçı zihniyet yok olmaya mahkûmdur. Fıtrat insanın doğasında olduğundan, daha iyiye ve güzele evrilemeyen insan merkezli sosyal yapılar da bedene dar gelen gömleğin düğmeleri gibi çatlar gider. Bugünlerde avukatlık bürolarının kamusal alana dâhil edilmesi için var gücüyle çalışan zihniyet, iç ofislerde uygulamaya başladığı başörtüsü yasağı ile birçoğumuzun acı acı gülümsemesine sebep oluyor. Profesyonel hak ve özgürlük savunucularının mağdurların haklarını korumak ve savunmak varken böyle bir yasağa arka çıkmaları – İstanbul Barosu’nda yaklaşmakta olan seçimler düşünülürse- mantıkla değil ancak menfaatle açıklanabilir. Ne yazık! Vesayet zihniyetini hukukçu kimliğine ters düşecek şekilde savunma gayreti içinde olmak ikinci bir yazık. Başörtüsü yasağının sanki kanunlarda “varmış gibi” uygulanmaya çalışılması ise gerçeğin savunucularının rüya âleminde yaşadığının göstergesi; bu da üçüncü bir yazık. Cahil cühelâ olsa yine iyi, ama mürekkep yalamışların bu denli aymazlık içinde olmaları yazık ki ne yazık!

Çeviri:

Sina saldırıları: Kazananlar ve kaybedenler
Linda S. Heard*


Mısır-İsrail arasındaki Kerem Ebu Salim sınır kapısı yakınındaki bir güvenlik noktasına 5 Ağustos’ta kimliği belirsiz bir grup tarafından düzenlenen ve 16 Mısırlı askerin ölümüyle sonuçlanan saldırı, sonuçları itibariyle bölgenin dengelerini sarsacak kadar önemliydi. Şimdi, bu saldırının kim(ler) tarafından ve hangi amaçla(rla) düzenlendiğini sorgulama vakti.

Otomatik silâhlarını Mısırlı askerlere yönelten ve on altısını öldüren “teröristler”in kimliği hâlâ belirsizliğini koruyor. Çeşitli gazete haberlerine göre saldırganların kimliğinin “Selefi marjinaller”, El Kaide benzerleri, Bedeviler, Gazze’deki Cundullah veya hepsi olabileceği yönünde.

Müslüman Kardeşler ise konuya farklı yaklaşıyor. Örgütün web sitesinde yayımlanan bir açıklamaya göre, saldırı İsrail’in işi… Ama Mısır’ın yeni Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi kendisini İslamcı arkadaşlarıyla ters düşürecek bu iddiaya inanmıyor ve itibarını zedeleyecek komplo teorilerinden uzak duruyor.

Sina’daki Bedeviler baş aktör olabilirler ve nitekim böyle bir saldırıyı düzenlemek için sebepleri var. On yıllardır Bedevilerin yaşadıkları bölgeler altyapı yoksunu ve ekonomik açıdan ihmal edilegelmiş. Ancak yine de Bedevilerin bu tür karmaşık bir saldırıyı gerçekleştirebilecekleri tartışılır; ayrıca neden şimdi?

Bedevilerin küresel cihad peşindekilere benzer marjinal ideoloyi paylaştıkları için veya para kasalarını doldurmak için destek verdiklerini düşünsek bile, cihad yapanlar neden ilk İslamcı Cumhurbaşkanı yönetimindeki bir ülkenin askerlerini öldürmek istesinler ki? Ve tekrar söyleyelim, zamanlaması çok tuhaf!
İsrail’in şüpheliler listesinde adı geçen Cundullah militanlarına gelince, bu kan gölünün arkasındaki esas aktör onlar olabilir mi? Konuyla ilgili 11 Filistinli bu hafta içinde Sina’da tutuklandı. Ancak yine de müdahil olduklarına dair şüpheler var.

Nitekim Mısır, Filistinlilerin ülkede vizeye gerek olmadan72 saat kalabilmelerine izin verdi. Haziran’da Mısır, Kanal Elektrik Dağıtım Şirketi’ne 3,5 milyon dolar eşdeğeri bağışta bulunarak Gazze’nin gelecekteki elektrik ihtiyacını karşılayacağını duyurdu. Gazze’deki gruplar Mısırlı askerleri ortadan kaldırmanın ciddi sonuçları olacağını elbette bilirler.

Bu olayın kaybedenleri ölen on altı askerin acılı aileleri; kazananların kim olduğunu ise söylemek zor değil.
İsrail’de Benjamin Netanyahu hükümeti Gazze geçidini kapatarak silâh kaçakçılığını durdurmaya çalışıyor ve Mısır’a Sina Yarımadası’nda güvenliği sağlaması yönünde sık sık çağırılarda bulunuyor. Buyurun bakalım!
Korkarım ki, bu olay kolay kolay açığa çıkarılamayacak ama bilinen o ki, kan gölüne bizim mahalle kasabı sebep olmadı.

* Linda...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Gündemden
« Posted on: 25 Mayıs 2019, 06:30:26 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gündemden rüya tabiri,Gündemden mekke canlı, Gündemden kabe canlı yayın, Gündemden Üç boyutlu kuran oku Gündemden kuran ı kerim, Gündemden peygamber kıssaları,Gündemden ilitam ders soruları, Gündemdenönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &