ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Fıkhus Sahabe  > Hz. Ümmü Seleme
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Ümmü Seleme  (Okunma Sayısı 1313 defa)
03 Mayıs 2011, 16:21:40
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 03 Mayıs 2011, 16:21:40 »



Hz. Ümmü Seleme (R.Anha)



Ümmü Seleme (R.anha) Rasûlullah (sav) efendimizin en son vefat eden hanımlarından... Erkam'ın evinde İslâm ile şereflenen ilk müslümanlardan... Habeşistan ve Medine'ye hicret eden ilk kafilede yer almış çilekeş bir İslâm mücâhidesi. Hudeybiye antlaşmasından sonra göster­diği dirayet ve fetanetiyle, efendimize verdiği fikri desteği ile tanınan bir annemiz. Zekâsıyla, soyu, güzelliği, iffeti, nezâketi ve nezâhetiyie Rasûlullah'a aile olma şerefine eren bahtiyarlardan... Mü'minlerin annesi.

O, bi'setten onbeş sene önce Mekke'de doğdu. Asıî adı Hind'dir. Ebû Seleme künyesidir. Mahzum kabilesine mensuptur. İlk evliliğini halasının oğlu Abdullah b. Abdülesed ile yaptı. Habeşistanda ondan Seleme adında bir oğlu oldu. Ona nisbetle Ümmü Seleme dendi. Bu künyemle meşhur oldu. Babası, Kureyş'in sayılı cömertlerinden Ebû Ümeyye Süheyl İbni Muğıyre'dir. "Zâdür-Rakb = Yol azığı" lakabıyla meşhurdur. Her yolcu­luğa çıktığında arkadaşına da yetecek miktarda yanmda azık bulundur­duğu için bu lakabı almıştır. Annesi, Âtike binti Amir'dir.

O, kocasıyla beraber Erkam’ın evinde İslâmiyeti ilk kabul edenler­dendir. Habeşistan'a birlikte hicret ettiler. Medine'ye hicretleri ise tam bir destanlıktı. Çok sıkıntılı ve eziyetli oldu. Onun müşrik akrabaları Ebû Seleme’ye; Ümmü Seleme'nin götürülmesine müsaade etmeyeceklerini söylediler. Yollan tutuldu. Kocasından ve çocuklarından ayırdılar. Ebû Seleme (R.a.) yalnız kaldı. Tek başına Medine yollarına düştü. Oğlu Seleme ile hanımı Ümmü Seleme'yi Mekke'de bıraktı. Medine'ye hicret ile ilgili safhayı Ümmü Seleme kendisi şöyle anlatır:

Akrabalarım beni Ebû Seleme'nin elinden alınca, onun yakınları da oğlum Seleme'yi benim yanımdan almak istediler. Oğlumu aralarında çekiştirmeğe başladılar. Münakaşa ve gürültüler arasında çocuğu, kolun­dan, ayağından çeke çeke alıp götürdüler. Bir yıla yakın, sabahtan akşa­ma gözyaşı döktüm. Nihayet bana acıdılar da: "İstersen kocanın yanına gidebilirsin" dediler. Ebû Seleme'nin akrabaları da oğlumu getirip bana verdiler. Ben ve oğlum birlikte Medine'ye hareket ettik.

Ümmü Seleme (R.anhâ) uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Medine'ye ulaştı ve kocası Ebû Seleme ile buluştu. Artık hasret ve çile sona ermiş, aile fertleri tekrar birbirine kavuşmuştu. Mesut ve bahtiyar idiler. Birgün sevinçli olarak kocası eve geldi. Sevincinin sebebini şöyle anlattı: "Rasûlüllah (sav)'den bir söz işittim de ona sevindim. Müslümanlardan bir kimse musibete uğradığı zaman

"Biz Allah'a aidiz ve yine Allah'a döneceğiz" der, sonra da: "Allahım! Bu uğradığım musîbetin mükâfatını ihsan et ve beni ondan daha hayırlısına nail eyle" diye duâ ederse, muhakkak Allah onun duasını kabul eder" buyurdu.

Günlük hayatları sevinç içerisinde geçen bu çilekeş aile öylesine bir­birine muhabbetle bağlıydı ki, kocası kendisinden evvel ölürse bir başkasıyla evlenmeyi dahi düşünmeyecek kadar Ümmü Seleme'nin gönlü sevgi dolu idi. Hatta o, kocasıyla karşılıklı anlaşma yapmak istedi. Ebû Seleme'ye şunu teklif etti:

"Ey Ebû Seleme! Cennetlik kocası ölen cennetlik bir kadın, son­radan başkası ile evlenmezse, Allah muhakkak onu cennette kocasıy­la bir araya getirecektir. Aynı şekilde, cennetlik bir hanımı vefat eden cennetlik bir erkek de sonradan başka bir kadınla evlenmezse, Allah muhakkak onu da hammryla bir araya getirecektir. Öyle ise gel senin­le sözleşelim. Ne sen benden sonra evlen, ne de ben senden sonra evleneyim." dedi.

Ebû Seleme, hanımının bu teklifini kabul etmedi. Ona: "Sen benim sözümü dinle! Ben öldüğüm zaman sen evlen" dedi. Arkasından çok sevdiği hanımı için duâ etti: "Allahım! Ümmü Seleme'ye benden sonra daha hayırlı ve onu hor görmeyecek, incitmeyecek bir koca nasib et" dedi. Hanımı bir şey diyemedi ve söz böylece kapandı.

Bu konuşmadan fazla bir zaman geçmedi. Uhud günü kahramanca çarpışan Ebû Seleme (R.a.) birkaç yerinden derin yaralar almıştı. Tedavi edilir gibi olmuş ise de yaralan tanı kapanmamıştı. Fakat o bu haliyle bile Beni Esed kabilesi tarafına gönderilen seriyyeye komutan tayin edildi. Katan seferi diye anılan bu seriyye zaferle Medine'ye döndü. Bu seferden sonra Ebû Seleme'nin yaraları tekrar deşilmeğe, açılmağa başladı. Yatağa düştü. Rahatsızlığı beş ay kadar devam etti. Ümmü Seleme (R.anhâ) kocasına fedâkârâne bir şekilde sevgi ve hürmetle hizmet etmeğe çalıştı.

Gün geçtikçe hastalığı ağırlaşan Ebû Seleme (R.a.) bir daha ayağa kalkamadı. Nihayet şehadet şerbetini içti. Onun vefatını haber alan iki Cihan Güneşi efendimiz hemen Ebû Seleme (R.a.)'in evine geldi. Ortada uzanıp yatan cesedinin başucuna oturdu. Onun açık kalan gözlerini mübarek elleriyle kapadı ve Şüphesiz ruh çıktığında göz onu takip eder" buyurdu. Orada ağıtlar yakarak ağlaşan kadınlara döndü ve: Siz kendiniz için hayırdan başka şeye duâ etmeyin. Çünkü melekler söyledik­lerinize "Amin "derler" buyurarak onları uyardı. Daha sonra Ebû Seleme (R.a.) için şöyle duâ etti.

Allahım! Ebû Seleme'yi affet.. Derecesini hidâyete erenler arası­na yükselt. Arkasında kalanlar için de sen halef ol! Bizi de onu da affet. Ey alemlerin Rabbi! Ona kabri içinde genişlik ver. Orada onun nurunu çoğalt" buyurdu.

Ümmü Seleme (r.anhâ) kocası Ebû Seleme vefat edince Efendimize nasıl duâ edeyim diye sordu. Resûl-i Ekrem (sav) de: "Yâ Rabbi! Beni ve onu affet. Bana onun ardından, daha hayırlı bir bedel ihsan et diye duâ et" buyurdu.

O, bir taraftan bu duaya devam ederek teselli buluyor, bir taraftan da hayretini saklayamıyordu. Acaba Ebû Seleme'den daha hayırlı olan kimdi?

Ümmü Seleme (R.anhâ), inancı uğruna çok çileler çekmişti. İmanın­dan taviz vermemek için büyük fedakârlıklara katlanmıştı. Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz onun gibi mücâhide bir hanım sahabîsinin dört çocuğu ile ortada kalmasına gönlü razı olamazdı. İddet müddeti bitince ashâb-ı kiramdan bir çoğu ona evlenme teklifinde bulundu. Fakat hiç kimse müs­bet cevap alamadı. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (R.anhum) efendilerimiz de ayrı ayrı talip oldular. Onlar da müsbet cevap alamadılar. Bir müddet geçtikten sonra Resûl-i Ekrem (sav) efendimiz evlenme teklifinde bulun­du. Bu iş için Hatib İbni Belta'yı dünürcü olarak gönderdi. Ümmü Seleme (R.anha) Resûlüllah (s.a.)'in elçisi gelince duâsmın kabul edildiğni anladı. Buna çok sevindi. Fakat gönlünde bir takım endişeleri vardı. Bunlar zihnini tırmalıyordu. Dört tane çocuğu vardı. Bunların Efendimizi rahatsız etmelerinden korkuyordu. Bu ve buna benzer sebeplerle Hatib’dan özür diledi.

İki Cihan Güneşi efendimiz onun bu nâzik düşüncesine mukabeleten bizzat kendisi gitti ve nazikâne bir ifâde ile ona evlenme teklifinde bulun­du. Bunun üzerine Ümmü Seleme (R.anha) gönlünü ve zihnini meşgul eden düşünceleri ve endişeleri bir bir açıklamak zorunda kaldı. Şöyle dedi:

Yâ Rasûlallah! Ben yaşlı bir kadınım. Hem çocuklarım var. Aynı zamanda çok kıskancım. Benden hoşlanmıyacağınız bir hareketle karşılaşırsınız da Allah'ın azabına uğrarım diye korkuyorum. Sonra velîlerimden nikâh şahitliği yapabilecek kimse de yok" dedi. Bunun üzerine Fahr-i Kâinat (sav) efendimiz onun gönlündeki sıkıntıları, endişeleri gidermek için tek tek sorularını şöyle cevaplandırdı:

Yaşlı bir kadın olduğunu söylüyorsun. Senin başına gelen benim de basımdadır. Bir kadının kendinden daha yaşlı bir erkekle evlen­mesi ayıp değildir. Çocuklarından bahsettin. Senin çocukların benim de çocuklarımdır. Onların geçimleri Allah ve Rasûlüne aittir. Kıskanç olduğunu söylüyorsun. Bunu senden kaldırması için Allah'a duâ ederim. Yanında nikâh şahitliği yapabilecek velinin olmadığını söylüyorsun. Burada olan ve olmayan velîlerin içerisinde bana razı olmayacak yoktur" dedi.

Ümmü Seleme (R.anhâ)'nın gönlündeki sıkıntılar bir bir kayboldu. Zihnini meşgul eden endişeler korkular hepsi yok oldu. Bu kadar açık ve kesin cevap karşısında teklifi derhal kabul etti ve oğlu Ömer'e "Yâ Ömer! Kalk! Beni Resûlullah'a nikâhla" dedi.

Hicri 4. yılın şevval ayının sonlarında nikâhları kıyıldı. Mü'minlerin annesi olma şerefini elde eden Ümmü Seleme (r.anha) validemize bir oda tahsis edildi. Düğün yemeği verildi. O günkü hatıralarını kendisi şöyle anlatır:

Vefat eden Zeyneb'in odası bana verildi. Odada bir adet çanak, bir adet su testisi, bir el değirmeni, içi hurma lifi ile dolu bir yastık ve bir yatak, bir de çömlek vardı. Çömleğin içinde erimiş yağ, çanaktada arpa bulunuyordu. Arpayı el değirmeninde öğütüp çömlekte bula­maç yaptım. Biraz da yağ koydum. İşte Rasûlüllah'ın düğün yemeği buydu."

Ümmü Seleme (R.anha) annemiz asalet sahibi bir hanımefendi idi. Efendimize karşı hep asîl davranışlar sergiledi. Veda Haccı dâhil yanın­dan hiç ayrılmadı. Pek çok hâdiseye şahit oldu. Fahr-i Kâinat (sav) efendimizin hadislerini iyi zaptetti.

O, birgün Efendimizle birlikte oturuyorken Hz. Fâtıma (R.anha) ile, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (R. anhüm) efendilerimiz geldiler. Beraberce yemek yediler. Bu sırada Ahzab sûresi: 33. Âyet-i celîle nazil oldu. Meâlen: "Ey ehl-i beyt! Allah sizden kiri günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor" buyuruldu. Resûl-i Ekrem (sav) hemen, kızını, damadım ve torunlarını hırkasının içine aldı ve: "Ya Rabbi! Bunlar benim ehl-i beytim ve yakınlarım dır. Onlardan günahları gider ve onları temizle" buyurdu. Ümmü Seleme annemiz böyle bir fırsatı kaçırmak istemeyerek hemen: "Yâ Rasûlallah! Bende ehl-i beyttenim" dedi. Efendimiz de: "Evet! İnşaallah" buyurarak onu taltif etti.

O, hayatını zühd, takva ve ibadetle geçirdi. Hanım sahabeler arasında fıkhı en iyi bilenlerdendi. Bilhassa hanımlarla ilgili meselelerde İslâm fıkhını en iyi bilen sahabeler arasında yer aldı. Hadis ilmine de çok büyük hizmetler...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Ümmü Seleme
« Posted on: 17 Eylül 2019, 23:49:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Ümmü Seleme rüya tabiri,Hz. Ümmü Seleme mekke canlı, Hz. Ümmü Seleme kabe canlı yayın, Hz. Ümmü Seleme Üç boyutlu kuran oku Hz. Ümmü Seleme kuran ı kerim, Hz. Ümmü Seleme peygamber kıssaları,Hz. Ümmü Seleme ilitam ders soruları, Hz. Ümmü Selemeönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &