ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Fıkhus Sahabe  > Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun  (Okunma Sayısı 1548 defa)
03 Mayıs 2011, 16:36:50
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 03 Mayıs 2011, 16:36:50 »



Hz. Ümm-i Ümare Nesibe Hatun (R.Anha)


Ümm-i Ümare, Uhud gazasına, kocası Zeyd bin Asım, oğulları Habib ve Abdullah ile birlikte katılarak, şecaat ve kahramanlıklar gösterdi. Gazilere su dağıtmak ve yaralarını sarmak vazifesiyle katıldığı savaşın en şiddetli bir anında, Rasûlullah efendimize saldıran bir müşriki atından aşağı düşürüp öldürdü.

Ok, kılıç ve kalkan kullanarak düşmana saldırırken kendisi de birkaç yerinden yaralandı. Yaralı haliyle kocasını ve oğullarını savaşa teşvik etti. Düşman, Rasûlullah efendimize hangi istikametten saldırırsa, hemen kocası ve oğullarıyla oradan müdafaa ederlerdi.

Ümm-i Ümare derki: "Gündüzün başlangıcında Uhud'a vardım. Halk ne yapıyor bir bakayım dedim. Yanımda bir kırba ve içinde su vardı. Rasûlullah (sav)'ın yanına kadar gittim. Kendisi, o sırada Ashabı arasın­da bulunuyordu. Bu zamanda müslümanlar savaş üstünlüğünü devaır ettiriyorlardı.

Müslümanlar dağılmaya başlayınca, Rasûlüllahın yanına vardım. Çarpışmaya koyuldum. Kılıçla, okla müşrikleri Rasûlullahtan uzaklaştır­maya çalıştım. Bu arada da yaralandım. Rasûlüllahın yanında on kişi kalmamıştı. Ben, oğullarım ve kocam, Rasûlüllahın önünde çarpışıyor, müşrikleri ondan uzaklaştırıyorduk.

Bir ara Rasûlullah efendimiz, benim yanımda kalkan bulunmadığını gördü. Yanında kalkan bulunanlardan birisine buyurdu ki:

“Ey kalkan sahibi, kalkanını çarpışana bırak!”

O kimse kalkanını Rasulüllaha verdi. Ben de Rasûlullah efendimizden alıp, onunla korundum.

Bize ne yaptılarsa, müşrik süvarileri yaptılar. Atlı bir adam gelip, bana vurdu. Kalkanımla korundum. Ben de onun atının ayaklarına kılıç çaldım. At arkaüstü yıkılınca, Peygamber efendimiz oğlum Abdullah'a şöyle buyurdu:

“Ey Ümm-i Ümare'nin oğlu! Annene, annene yardım et!" Ümm-i Ümare'nin oğlu Abdullahİbni Zeyd anlatır:

Uhud günü sol kolumdan yaralanmıştım. Beni, hurma ağacı gibi upuzun bir adam vurmuştu. Rasûlüllah efendimiz; "Yaranı sar" buyurdu. Anam yanıma geldi. Yaraları sarmak için yanında bulunan hazır bezlerle yaramı sardı.

Bu sırada Resulullah efendimiz bana bakıyordu. Annem, yaramı sardıktan sonra, bana dedi ki:

“Kalk yavrucuğum! Müşriklerle çarpış!” Resulullah efendimiz de buyurdular ki:

“Ey Ümm-i Ümare! Senin katlandığın, dayanabildiğin şeye, herkes katlanabilir, dayanabilir mi?”

Beni yaralayan müşrik o sırada oradan geçiyordu. Resulullah efendimiz tekrar buyurdular ki:

“İşte, oğluna vuran adam!”

Annem, hemen onun önüne geçip, bacağına vurup çökertti. Bunun üzerine, Rasûlüllahın, mübarek dişleri görünecek kadar gülümsediğini gördüm. Sonra buyurdu ki:

"Allaha hamd olsun ki, seni düşmanına muzaffer kılıp, gözünü aydın etti. Öcünü almayı sana gözünle gösterdi."

Peygamber efendimiz, Uhud savaşında Ümm-i Ümare'nin oğlu Abdullah'a buyurdu ki:

“Ey Ümm-i Ümare'nin oğlu!”

Hz. Abdullah, "Buyur ya Rasûlallah" deyince, ona, taş atmasını buyurdu.

Hz. Abdullah, önünde gitmekte olan atlı müşrike bir taş attı. Taş, atın gözüne değince, at ürktü ve at da, atlı da yere yıkıldı. Hz. Abdullah taşa tutup, o müşriki yaraladı. Ümm-i Ümare, Uhud'da oğlu yaralanınca, oğlu­nun yarasını ve diğer sahabilerin yaralarını sarıyor, susuz olanlara su dağıtıyordu. Daha sonra, eline bir kılıç alarak çarpışmaya başladı.

İbni Kamia kâfiri, Rasûlüllahı öldürmeye yemin etmişti. Rasûlüllahı gördü. Rasûlüllaha hücum edince, Ümm-i Ümare atının önüne geçti. Atını durdurup İbni Kamia'ya saldırdı. O müşrikin üzerinde zırh olduğu için darbeleri pek tesir etmedi. Zırh olmasaydı, o da öldürülen diğer müşrik­lerin yanma gidecekti.

Sonunda o müşrikin şiddetli bir hücumu ile boynundan ağır yaralandı. Rasulullah efendimiz onun için buyurmuştur ki:

“Uhud günü ne tarafıma baktıysam, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare'yi gördüm.”

Nesibe Hatun, bu savaşta oniki-onüç yerinden yaralanmıştı. Bunlardan en ağırı, İbni Kamia'nın, boynunda açtığı yaraydı. Resulullah efendimiz, oğlu Abdullah'a bu yarayı sarmasını emrettiler. Sonra buyurdular ki:

“Ev halkınızı Allahû Teâlâ mübarek kılsın. Senin annenin makamı filan ve filanların makamından hayırlıdır. Allahû Teâlâ sizin ev halkınıza rahmet etsin!”

Bir sene tedavi gördükten sonra bu yara iyileşti.

Müseylemet-ül Kezzab, yalancı peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkın­ca, Ümm-i Ümare'nin oğlu Habib, Amman'dan Medine'ye gelirken esir düştü. Müseyleme, kendisinin peygamberliğini kabul etmesini istedi. Habib onu tasdik etmeyince, tek tek uzuvları kesilerek şehit edildi.

Bunu işiten Ümm-i Ümare Müseyleme'nin ölümünü göstermesi için Allahû teâlâya duâ etti. Yaşı altmışın üzerinde olmasına rağmen, oğlu Abdullah'la beraber Yemame savaşına iştirak etti. Savaşın şiddetli bir anında, müslümanların dağılmaya başlamaları üzerine, kılıcını çekerek düşmana hücum etti. Oniki yerinden yara aldı. Müseyleme'yi de yaraladı.

Ümm-i Ümare'nin oğlu Abdullah'ın da bulunduğu, bir grup müslümanm önünden atla kaçmaya çalışan Müseylemet-ül Kezzab, Hz. Vahşi tarafından mızrakla vurularak öldürüldü.

Ümm-i Ümare bu savaşta kolunun birini kaybetti. İslâm ordusunun kumandanı Halid bin Velid, kendisiyle yakından alâkadar oldu. Yaralarını sardırdı. Böylece Müseyleme'nin ölüşünü görmüş oldu.

Bir gün Nesibe Hatun, Peygamberimize dedi ki:

“Ya Rasûlallah, Allahû Teâlâ'ya duâ et de cennette sana komşu olalım.” Peygamber efendimiz de,

"Allahım! Bunları, cennette bana komşu ve arkadaş et" diye duâ etti. Bunun üzerine Ümm-i Ümare dedi ki:

“Bu bana kâfidir. Anık dünyada ne musibet gelirse gelsin, hiç ehem­miyeti yok.”

Birgün Rasûlüllah efendimiz Ümm-i Ümare'nin evine teşrif ettiler. Ümm-i Ümare de yemek ikram etti. Rasûlullah efendimiz "Sen de ye" buyurdular. O da oruçlu olduğunu arz etti. Bunun üzerine Rasûlüllah efendimiz buyurdu ki:

“Bir oruçlunun yanında yemek yenildiği zaman, sofra kalkıncaya kadar, melekler oruçluya duâ ederler.”

Hz. Ebu Bekir de hilafeti zamanında, kendisini evinde ziyaret eder, hâlini, hatırını sorardı. Hz. Ömer zamanında, bir savaşta elde edilen ganimetler içinde kıymetli kumaşlar da vardı. Bunların en kıymetlisi olan altın sırmalı bir elbise, Hz. Ömer'e isabet etti. Herkes gelinine veya hanımı Hz. Ali'nin kızı Ümm-i Gülsüm'e verecek diye beklerken, Hz. Ömer, "Bu elbiseye Ümm-i Ümare herkesten daha layıktır" buyurdu ve arkasından ilave etti:

Resulullah efendimizin, "Savaşta ne tarafa baktımsa, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare'yi gördüm" buyurduğunu işittim.

Bunları söyledikten sonra elbiseyi Ümm-i Ümare'ye gönderdi. Ümm-i Ümare Uhud'dan başka, Hudeybiye, Hayber Umret-ül kaza, Huneyn ve Yemame gazalarına da katıldı. Bey'at-i Rıdvan'da hazır bulunmakla şereflendiler. Oğulları Habib ve Abdullah da, Peygamber efendimizin bütün gazalarına iştirak ettiler.

Ümm-i Ümare, en sarın Hazrec kabilesinden olup, Medine'nin ileri ,gelen ailelerindendir. Mazin bin Neccar'in evladındandır. Annesi, Rebab binti Abdullah'tır. Tahminen miladî 573 yılında doğdu. İkinci Akabe bey'atında bulunarak, zevciyle birlikte müsİüman olmakla şereflendi.

Akabe'de, kocası Zeyd biat ettikten sonra, Peygamberimize gelerek dedi ki:

“Ya Rasûlallah! Ümm-i Ümare ve Ümm-i Müney adlı iki kadın da biz­imle birlikte bey'at için gelmişlerdir.”

Bunun üzerine Rasûlullah efendimiz,

"Hangi şartlarda sizden bey'at aldımsa, onlardan da aynı şartlarda bey'at aldım. Ellerini tutup musafaha zarureti yoktur" buyurdular ve kadınların elini tutmadılar.

Ümm-i Ümare'nin ilk kocası ensardan Zeyd bin Asım'dır. Zeyd'den Abdullah ve Habib isminde iki oğlu vardı. Her iki oğlu da Bedir savaşma katıldı. Diğer gazaların hepsine birlikte iştirak ettiler.

Hz. Zeyd'in vefatından sonra Ümm-i Ümare, Guzeyye İbni Amr'la evlendi. Bu zattan da oğlu Temim ve kızı Havle dünyaya geldi. Ümm-i Ümare'nin ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir. Ancak Medine'de vefat etmiş ve Bakî kabristanına defnedilmiştir.

Ümm-i Ümare'den, Abbad ibni Temim, Haris İbni Abdullah ibni Kâb, İkrime ve Leyla hadis rivayet etmişlerdir.[69]


 [69] Siyeru A'lamu'n Nubdâ/Zehebî; Sireti İbn-i Hişam; Hayatü's Sahabe/M. Yusuf Kândehlevî; Hüyetü'l Evliya; El-İsabe Fi temyizi Sahâbe/İbn-i Hacerü'l Askalani; Suverun Min Hayatü's Sahâbe/Abdurrahman Ref'at el- Başa, Beyrut/ty; Meşhur Kadınlar/Mehmed Zihni Efendi/Ter:Bedreddin Çetiner, İst/19823

 


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun
« Posted on: 15 Ekim 2019, 04:01:42 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun rüya tabiri,Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun mekke canlı, Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun kabe canlı yayın, Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun Üç boyutlu kuran oku Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun kuran ı kerim, Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun peygamber kıssaları,Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun ilitam ders soruları, Hz. Ümm i Ümare Nesibe hatun önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &