ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Aile Dergisi > Evlilik - İletişim > Son yılların en moda söylemi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Son yılların en moda söylemi  (Okunma Sayısı 782 defa)
02 Ağustos 2011, 11:02:19
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 02 Ağustos 2011, 11:02:19 »



SON YILLARIN EN MODA SÖYLEMİ: "MUTSUZUZ, BOŞANIYORUZ”


Günümüzde balon evlilikler ne yazık ki çoğaldı. Balon diyoruz; çünkü yuvalar artık pamuk ipliğine bağlı. En ufak esinti dahi onu tufanın kollarına sürükleyebiliyor. Geldiğimiz nokta itibariyle, eşler birbirlerine karşı ya çok tahammülsüz veya yuva kurmayı çelik-çomak oyunu zannediyor. Ayrıca çiftlerin, evlenirken kafalarının bir köşesine kazıdıkları “yürümezse ayrılırım” fikri de yuvanın çatırdamasında önemli bir role sahip. Bu düşünce üzerine bina edilen aileler, evlilik hayatına 1-0 yenik başlıyor zaten.

İstatistiklere baktığımızda sayılar da bu söylediklerimizi doğrular nitelikte. Türkiye İstatistik Kurumu’nun raporlarına göre; 2006 yılında 93.489 çift boşanmışken 2007 yılında 94.219, 2008 yılında 99.663, 2009 yılında 114.162 ve nihayet 2010 yılında 116.369 çiftin boşandığı kayıtlara geçmiş. Aile mahkemelerinde karara bağlanması beklenen on binlerce boşanma dosyası da cabası…

Ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından son yıllarda yapılan açıklamaya göre, Türkiye’de 2002-2007 yılları arasında yaklaşık “bir milyon” boşanma davası açılmış. Bu demektir ki beş yılda “bir milyon” yuva yıkılmış. Yıkılan her yuvadan en az iki çocuğun mağdur olduğunu varsayacak olsak; bu da küçük yaşta anne-babalarının sorunlarıyla mücadele etmek zorunda bırakılmış yaklaşık iki milyon çocuk ediyor. Yani netice itibariyle, yıkılan bir milyon yuva, tahminen dört milyon insanın hayatını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu, boşanmanın sadece anne baba ve çocuklardan oluşan “çekirdek aile”de cereyan eden etkisi... Söz konusu durumun bir de akrabalarda bıraktığı etkiyi hesaplayacak olsak sayı epey kabarır.

EVİMİZİN HUZURUNU KAÇIRAN NE?


Şu halde, bu olumsuz seyri bir Müslüman hassasiyetiyle oturup düşünmek üzerinde kafa yormak zorundayız. Bizler, üstelik Müslüman toplum olarak nerede hata yaptık da daha birkaç nesil öncesine kadar “bir yastıkta kocamak” için çıkılan bu kutlu yola “birkaç günlüğüne” çıkar hale geldik? Hangi fitne evimizin huzuruna çomak soktu? Hangi illet aile ocağımıza incir ağacı dikti?

Belki tüm bu olumsuzlukları çeşitli nedenlere bağlayabilirsiniz. Aile içindeki ekonomik sıkıntıların, sosyolojik ve psikolojik sebeplerin evlilik kurumunu yıpratıp bu hale getirdiğini söyleyebilirsiniz. Söz konusu çözülmenin temelinde yatan asıl sebep, dini ve ahlaki dejenerasyondur. Çünkü arzettiğimiz tali sebepler, manevi değerlerin nispeten yoğun yaşandığı önceki dönemlerde de vardı, ama boşanmalar günümüzdeki kadar başını alıp gitmemişti.
Tekrar ifade edelim ki bugün boşanma sebeplerinin çoğu dini yaşayışın aileye sokulamamasından kaynaklanıyor. Nitekim dindarlıktan beslenen geleneğin hüküm sürdüğü bölgelerde boşanmaların daha az görüldüğü tespit edilmiştir.Ne zaman ki Allah ile aramıza mesafeler koyduk, ne zaman ki kulluğumuzu kimliğimizin malum hanesine hapsettik ve ne zaman ki biz olmaktan çıkıp ben olmaya azmettik, işte o zaman aile ocağının kirişleri çatırdamaya başladı. Durum böyle olunca ne karının kocasına saygı ve tahammülü kaldı, ne kocanın karısına… En ufak bir anlaşmazlıkta “sabır ve teenniyle (düşünerek)” hareket etmesi gereken Müslüman çözümü “boşanmakta” buldu.
Halbuki “boşanmak” ailevi problemlerde çözüm anahtarı mıdır? Sorun insanda olduktan sonra ona her evlilik ayrı bir problem teşkil etmez mi? Defalarca evlenip boşanmış insanlara bakarsak ne denilmek istendiğini anlarız…

BOŞANMAYI HAZIRLAYAN BAŞLICA SEBEPLER


Geldiğimiz nokta itibariyle “Evlilik müessesesini kurtarmak adına ne yapılabilir?”i konuşacak olursak denilebilir ki; öncelikle eşlerin dini ve ahlaki eğitime önem vermeleri gerekmektedir. Tabi “dini ve ahlaki” bilinçlenme tek başına yetmiyor, zira hayata geçirmedikten sonra bunun hiçbir anlamı yok. Büyüklerin hayatına baktığımızda onların aile içindeki huzur ve mutluluğu, İslam’ı her zeminde olduğu gibi aile zemininde de ihya etmek suretiyle ayakta tuttuklarına şahit olmaktayız. Bu da dinin ailede bağlarını koruması adına nasıl bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Yine evliliğin selameti için, aile ahlakını bozan, maneviyatını dinamitleyen unsurlara -ki internet ve tv dizileri bu noktada etkin bir yere sahip- engellemeler getirilmesi gerekir. Özellikle dizilerde, sudan sebeplerle gerçekleşen boşanmaların kamuoyuna çözüm yolu olarak sunulması, nikahtan çok flörtün teşvik edilmesi, evliler için metres hayatının özendirilmesi, ayrıca dizi oyuncularının din ve ahlak dışı davranışlarının ekranlardan normal gibi gösterilmesi ailelerin dağılmasında dolaylı biçimde rol oynuyor.

Şu hususu da vurgulamadan geçmeyelim; ailevi sorunların dışarı aksettirilmesi de önemli bir “boşanma” sebebidir. O nedenle karı koca ev içinde meydana gelen ailevi sorunlarını, öncelikle kendi aralarında çözmeyi denemeli, bu durumu evin dışına yansıtmamalıdır. Çünkü eşler arasındaki anlaşmazlıklar evin mahrem sahasını teşkil eder. Bu sahanın olur olmaz yerde genele arzedilmesi, aile içi sorunlarla ilgili arkadaş ve komşularla fikir teatisinde bulunulması, bir zaman sonra evin dışındaki insanların evin içine müdahalesine yol açar ki bu da ayrı bir boşanma sebebi olarak gösterilebilir.

Ancak eşler arasında meydana gelen anlaşmazlık aile içinde çözülemeyecek hale gelmişse ve işin boyutu boşanmaya kadar varmışsa, o zaman iş değişir. Böyle bir durumda dinimiz sırf ailenin parçalanmaması için her iki tarafın akrabalarından samimiyet ve iyi niyetli olduğuna inanılan, arabuluculuk kabiliyetine sahip birer hakem tayin edilmesini emreder. Tayin edilen hakemlerin görevi, eşlerin arasını düzeltmek, onları yeniden bir araya getirmek için barıştırmaktır. Kur’an-ı Kerim’de söz konusu hakemler için buyruluyor ki; “Bunlar barıştırmak isterlerse Allah (ayrılmak üzere olan eşlerin) aralarını bulur.” (Nisa, 35) Çünkü “Kalpler Allah Teala’nın iki parmağı arasındadır, yani kudreti altındadır.” (Müslim, Kader, 17)

Öyle ise her şeyden önce “mümin” sıfatımızdan ötürü bize düşün yıkıcı değil yapıcı olmak ve ailemizi gözümüzün nuru bilmek olmalıdır. Ancak bu anlayışta olduğumuz zaman yuvamızda esen hafif rüzgarları fırtına bellemez, ağzımıza “boşanalım” sözünü kolayca almaz ve huzurumuz kaçıyorsa yuvamızı ortadan kaldırmak yerine huzursuzluğumuzu yok etmeyi yeğleriz.

Kürşad Salih YAMAN

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Son yılların en moda söylemi
« Posted on: 22 Kasım 2019, 23:22:04 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Son yılların en moda söylemi rüya tabiri,Son yılların en moda söylemi mekke canlı, Son yılların en moda söylemi kabe canlı yayın, Son yılların en moda söylemi Üç boyutlu kuran oku Son yılların en moda söylemi kuran ı kerim, Son yılların en moda söylemi peygamber kıssaları,Son yılların en moda söylemi ilitam ders soruları, Son yılların en moda söylemiönlisans arapça,
Logged
14 Eylül 2011, 15:54:37
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« Yanıtla #1 : 14 Eylül 2011, 15:54:37 »

Tekrar ifade edelim ki bugün boşanma sebeplerinin çoğu dini yaşayışın aileye sokulamamasından kaynaklanıyor. Nitekim dindarlıktan beslenen geleneğin hüküm sürdüğü bölgelerde boşanmaların daha az görüldüğü tespit edilmiştir.Ne zaman ki Allah ile aramıza mesafeler koyduk, ne zaman ki kulluğumuzu kimliğimizin malum hanesine hapsettik ve ne zaman ki biz olmaktan çıkıp ben olmaya azmettik, işte o zaman aile ocağının kirişleri çatırdamaya başladı. Durum böyle olunca ne karının kocasına saygı ve tahammülü kaldı, ne kocanın karısına… En ufak bir anlaşmazlıkta “sabır ve teenniyle (düşünerek)” hareket etmesi gereken Müslüman çözümü “boşanmakta” buldu.
Halbuki “boşanmak” ailevi problemlerde çözüm anahtarı mıdır? Sorun insanda olduktan sonra ona her evlilik ayrı bir problem teşkil etmez mi? Defalarca evlenip boşanmış insanlara bakarsak ne denilmek istendiğini anlarız…

Herkez dinini güzel güzel yaşasa Rabbimin haramlarını haram helallerini helal kabul etse ortada fazla bir proplem kalmayacak hatalarında ısrarcı olunursa başa gelecekler az buçuk belli olur...Rabbim kisenin yuvasını yıkmasın inş..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &