ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > el-İhtiyar  > Hamileliğin en az ve en çok müddetleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hamileliğin en az ve en çok müddetleri  (Okunma Sayısı 633 defa)
24 Mart 2011, 18:16:34
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 24 Mart 2011, 18:16:34 »



Hamileliğin En Az Ve En Çok Müddetleri




Hamileliğin en az müddeti altı aydır. Zira rivayet edildiğine göre adamın biri bir kadınla evlenmiş, evlendikten altı ay sonra kansı doğum yapmıştı da; Hz. Osman (ra) o kadını recmetmeye yeltenmişti. Bunu üzerine İbn. Abbas (ra) onlara şöyle demişti; 'eğer Allah (cc) in Kitabını delil olarak ileri sürüp, sizinle tartışıp muhakeme olsaydım, sizi mağlub ederdim. Zira bu hususda Allah (cc) şöyle buyurmuştur:

"Onun   (rahimde) taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer." (Ahkaf: 15).

"Anneler çocuklarını iki bütün yıl emzirirîer. (Bakara: 233). Demek ki hamilelik için geride altı ay kalmaktadır.

Hamileliğin en çok müddeti ise, iki senedir: Rivayet edildiğine göre  Hz.   Âişe (ra) bu hususda şöyle demiştir; 'örekenin çengeli ile tutturulsa bile, bir çocuk ana rahminde iki yıldan fazla kalmaz.1 Bu tevkifî olarak (yani Hz. Âişe dediği için) bilinen bir şeydir. Çünkü bu akla sığmayan bir durumdur. Ama sanki o bunu Hz. Peygamber (sas) den rivayet etmiştir.

Bir kadın iddetinin sona erdiğini ikrar edip sonra altı aydan daha az bir müddetle çocuk doğurursa, bu çocuğun nesebi sabit olur: Çünkü yalan söylediği kesin olarak ortaya çıkmış ve hiç ikrarda bulunmamış gibi olur. Bu durumda ikrar tarihinden altı ay sonra doğum yapmışsa, çocuğun nesebi sabit olmaz: Çünkü bu durumda yalanı ortaya çıkmamıştır ve ikrardan sonraki bir hâmilelikden dolayı çocuk doğurmuş olur ve nesebi de sabit olmaz.

Ric'î talâkla boşanmış olan bir kadın iddetinin bittiğini ikrar etmedikçe, iki seneden fazla bir zaman içinde dahi doğum yaparsa, çocuğun   nesebi   kendisini   boşamış   olan   kocasından   sabit olur:

Kadının temizlik devresi uzadığından cinsî münasebet ve hamileliğin iddet içinde meydana gelmiş olması muhtemeldir. Eğer iki seneden daha az bir müddette çocuk doğarsa, iddet sona erdiği için kadın bâin olarak boşanmış olur ve hamilelik de nikâh hükmü ya da iddet devam ettiği müddet içinde meydana geldiğinden dolayı çocuğun nesebi de yine kocasından sabit olur.

Çocuğun iki seneden az bir zamanda doğması, kocasının karısına döndüğü mânasına gelmez: Çünkü bu hamilelik boşanmadan evvel meydana geldiği gibi, boşanmadan sonra da meydana gelmiş olabilir. Şüphe ile karısına ric'at etmiş sayılamaz.

Eğer çocuk iki sene veya daha fazla bir zaman geçtikten sonra doğarsa, koca karısına dönmüş sayılır: Çünkü hamilelik boşanmadan sonra oluşmuştur. Açıkça bilindiği gibi bu çocuk o kocadandır ve o koca karısıyla -her ikisinin durumunu en iyiye ve en güzele yormak için diyoruz ki- iddet müddeti içinde cinsî münasebette bulunmuştur.

Üç talâkdan veya ölümden sonra iddet bekleyen kadının iki seneden daha az bir müddet içinde doğurduğu çocuğun nesebi kocasından  sabit olur: Zira hamileliğin boşanma vaktinden mevcud olması   ihtimali   vardır.   Yatak bağı kesin bilgi ile de zail olmaz ve çocuğun nesebi ihtiyaten sabit olur.

İki seneden fazla bir müddet içinde doğan çocuğun nesebi ise, ancak kocanın; çocuğun kendisinden olduğunu iddia etmesiyle sabit olur (İmam Züfer): Hamileliğin boşanmadan sonra vukûbulduğunu kesin olarak anladığımız için -kendisinin; 'bu çocuk bendendir1 diye iddiada bulunması hâriç- bu çocuk o kocadan değildir. Bu durumda koca o kadınla iddet şüphesiyle cinsî münasebette bulunmuş gibi olur.

İmam Züfer dedi ki; 'vefat iddetinde iddetin bitiminden altı ay sonra çocuk doğarsa, nesebi sabit olmaz. Çünkü Şeriat, vefat iddetinin ay hesabıyla beklenip tamamlanmasına hükmetmiştir ve bu kadının ikrarı gibi olur,'

Buna verilecek cevap şudur; vefat iddetinin tamamlanmasının başka bir şekli de vardır: Bu şekil de doğumdur. Küçük yaşdaki kadının hükmü bunun hilâfınadtr. Çünkü aslolan küçük yaşdaki kadının cinsî münasebete mahal olmayışı sebebiyle hâmile kalmamasıdır. Bulûğda şüphe meydana gelmiştir.

İddet bekleyen bir kadının çocuğunun nesebi ancak iki erkeğin (Ebû Yûsuf, İmam Muhammed) veya bir erkekle iki kadının şâhidliğiyle, yahut kadının hamileliğinin açıkça belli olması veya kocasının itirafı yahut da mirasçıların tasdiki ile sabit olur: îmameyn dediler ki; 'bir kadının şâhidliği ile de sabit olur. İddet devam ettiği için evlilik bağı mevcuttur. Bu da tıpkı nikâhın mevcudiyeti gibi nesebin sübûtunu gerektirir.1

Ebû Hanîfe'nin görüşüne göre kadın doğum yaptığını ikrar ederse, iddet sona ermiş olur. Sona ermiş olan bir şey ise, hüccet olamaz. Nesebin isbatma ihtiyaç vardır. Şu halde kâmil bir hüccet gereklidir.

Hamileliğinin açıkça görülmesi veya kocanın, çocuğun kendisinden olduğunu itiraf etmesine gelince; nesep doğumdan evvel sabit olur. Ancak belirlenmesine ihtiyaç vardır ki, bu da kadının şâhidliğiyle sabit olur. Ölümden sonra mirasçıların tasdiki ile de sabit olur. Bu, miras hukuku bakımından elbette ki böyledir. Çünkü hak onlarındır. Nesebe gelince; eğer onlar şâhidlik ehliyetine sahip iseler, onların şâhidlikleriyle sabit olur. İtiraf etmeleriyle kendi haklarında sabit olmaz. Kendi haklarında sabit olmasına bağlı olarak başkaları hakkında da sabit olur.

Ric'î talâk ile (Ebû Yûsuf) veya üç talâkla boşanan küçük yaşdaki kadının çocuğunun nesebi ancak dokuz aydan daha az bir müddetle doğmuş olmasıyla sabit olur. Kocasının ölümünden sonraki iddetinde ise, çocuk on ay on günden kısa bir müddet az bir zamanda doğmuşsa, nesebi sabit olur: Ebû Yûsuf üç talâkla boşanmış olan hakkında dedi ki; 'iki seneye kadar sabit olur. Çünkü iddet beklemekte olup, iddetinin sona erdiğini ikrar etmemiştir. Hâmile olması muhtemeldir ve o kadın -yaşı küçük de olsa- bâliğa kadın gibi olur.'-

Ebü Hanîfe ile îmam Muhammed'e göre kadının iddetinin sona ermesiyle bir cihet belirlenir ki, o da aylardır. İddetin sona erdiği hususunda dinî hüküm geçerli olunca, bu ikrardan daha kuvvetli olur. Çünkü ikrarda yalan olabilir ama, bunda olamaz.

Ric'î talâkla boşanmış olan kadına gelince; Ebû Yûsuf dedi ki; nesep yirmi yedi aya kadar sabit olur. O, cinsî münasebetin iddetin en sonunda -ki o üç aydır- yapıldığını var sayıyor. Sonra da buna hamileliğin en fazla müddeti olan iki seneyi ekliyor.

Yaşı küçük olup, bulûğa ermemiş olan bir kadın iddet müddeti içinde iken hâmile olduğunu iddia ederse, o; hüküm bakımından yaşı büyük kadın gibidir. Çünkü onun bulûğa ermiş olduğu kendi ikrarıyla sabit olur.

Bir erkek karısına; 'çocuk doğurursan, sen boşsun' der ve bir kadın onun doğum yaptığına şâhidlik ederse; kadm boş olmaz (Ebû Yûsuf, imam Muhammed): İmameyn dediler ki; 'boş olur.' Zira Hz. Peygamber (sas) bu hususda şöyle buyurmuştur: "Erkeklerin farkına varamıyacaklan hususlarda kadınların şâhidlikleri caiz olur." Kadının şâhidliği doğum hususunda hüccet olur. Doğuma bağlı olarak oluşacak olan hüküm -ki bu da boşamadır- hususunda da hüccet olur.

Ebû Hanîfe'nin bu mes'eledeki görüşünün gerekçesi şudur; kadın, kocasının söylediği talakın vâki olduğunu iddia etmiştir. Bu ancak tam bir beyyine ile sabit olur. Kadının şâhidliği doğum hususunda zarurîdir ve bunun hükmü boşanmaya sirayet etmez. Çünkü bu, ondan ayrı bir mes'eledir.

Bu gebeliği koca itiraf ederse, kadın mücerred sözüyle boş olur

(Ebû Yûsuf, İmam Muhammed): İmameyn dediler ki;'doğuma şâhidlik eden bir kadının şâhidliği gereklidir. Çünkü karısı bir iddiada bulunmuştur. Bu sebeple bir hüccet gereklidir.'

Ebû Hanîfe'ye göre koca karısının gebeliğini itiraf etmiştir. Bu itirafı doğum için de bir ikrar olur. Çünkü gebelik doğuma yol açar ve koca da karısının güvenilir olduğunu ikrar etmiştir. Ama kadın kendi güvenilirliğini reddederse, sözü kabul edilir ve boş olur.

Bir efendi cariyesine; 'eğer karnında çocuk varsa, o bendendir' der ve bir kadın da onun doğumuna şâhidlik ederse; cariye onun ümm-ü veledi olur: Çünkü artık ihtiyaç çocuğun berlirlenmes inedir. Bu da ebe marifetiyle sabit olur ve bu hususda icmâ edilmiştir. [101]



[101] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 3/237-241.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hamileliğin en az ve en çok müddetleri
« Posted on: 21 Eylül 2019, 07:50:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hamileliğin en az ve en çok müddetleri rüya tabiri,Hamileliğin en az ve en çok müddetleri mekke canlı, Hamileliğin en az ve en çok müddetleri kabe canlı yayın, Hamileliğin en az ve en çok müddetleri Üç boyutlu kuran oku Hamileliğin en az ve en çok müddetleri kuran ı kerim, Hamileliğin en az ve en çok müddetleri peygamber kıssaları,Hamileliğin en az ve en çok müddetleri ilitam ders soruları, Hamileliğin en az ve en çok müddetleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &