ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > El-Akl ve Fehmül Kuran > Doğumu Ve Eğitimi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Doğumu Ve Eğitimi  (Okunma Sayısı 1026 defa)
09 Temmuz 2011, 15:14:52
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 09 Temmuz 2011, 15:14:52 »



Doğumu Ve Eğitimi


İşte Haris b. Esedi'l-Muhâsibî bu üç farklı düşüncenin kıyasıya çatıştığı böyle bir ortamda doğmuş, yetişmiş ve eğitim almıştır. Sufiye, Mutezile, hadis ve fıkıh ekolleri arasında kıyasıya süren bu mezhep kavgasına tanıklık eden büyük merkezler, buna rağmen Abbasî devletinin ilk asrında (H. 132-247) sakin, istikrarlı ve par­lak bir dönem yaşamışlardı. El-Emin ve Me'mun arasındaki iktidar kavgası ile (H. 195- 197) bir ara bu atmosfer nisbeten dağılmış ise de daha sonra tekrar durularak Mütevekkil'in (H.247) Türkler tara­fından katledilişine kadar sürmüştür.

Haris, yaklaşık H. 165 yılında bu kavgaların ilk ortaya çıktığı bir dönemde Basra'da dünyaya gelmiştir ki Basra, Mutezile'nin de do­ğum yeridir. Yine Basra o dönemde çok sayıda fakih ve muhaddisin ders ve rivayet halkası oluşturdukları bir mekan durumunda idi.

Hâris'in biyografisine yer veren bazı tabakat kitapları annesinin Kaderiye düşmanı [3] babası Esedu'l-Anzî'nin [4] ise Kaderi olduğunu rivayet etmektedirler ki bu rivayetler bizim yukarıda söyledikleri­mizi kanıtlar niteliktedir.

Bu rivayetlerden bazılarına dayanarak el-Hatib el-Bağdadî'nin aktardığı: "Ebu Abdullah Haris b. El-Esed'i Babu't-Tak'ta [5] (Bağ­dat'ın bir mahallesi) gördüm, babasının yakasına yapışmış ve çev­resini bir takım insanlar sarmıştı. Babasına: 'Annemi boşa!.. Senin dînin başka, O'nunki başka...’ diyordu" [6] şeklindeki ifadeleri de bu durumu doğrular niteliktedir. Genelde Kaderiye mensupları kültür­lü insanlar oldukları için bu ifadelerden babasının da belli bir kül­tür düzeyine sahip olduğu sonucuna ulaşmak mümkündür. Tabii Kaderiye ifadesi ile burada Mutezile kastedilmektedir. Mutezile, kaderi (cebir) kabul etmemekle birlikte Mabed ve taraftarlarına benzerlikleri dolayısı ile kendilerine bu isim verilmiştir. Bu karı­şıklık, Nallino'nun (Karlo Alfonso, 1872-1938) belirttiği gibi o dö­nemde müslümanlarda dinî terminolojinin tam olarak gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.[7]

Haris işte bu atmosferde ve son derece rahat bir ortamda yetiş­mişti. Öyle görünüyor ki babasından ziyade annesinin düşünceleri­ne eğilimliydi. Hâris'ten, -hadislerden hoşlanmadığı bilinen- Mutezile'nin ders halkalarına katılması beklenemezdi. Tam aksine Fehmu'l-Kur'ân hayatının ilk yıllarında onun hadîsçilerden doya­sıya yararlandığını göstermektedir.

Haris, "haddesena" ifadesi ile Huşeym b. Beşir'den [8] hadis rivayet etmektedir. Bu ifade doğrudan rivayet anlamına gelir ki Hâ­ris'in Huşeym'den hadis rivayet etmesi, onun, hayatının ilk yılla­rında Bağdat'a geldiğini, yetişip ilim tahsil ettiğini göstermektedir. Çünkü Huşeym, daha çocukken Vasıt'tan Bağdat'a gelmiş ve ölün­ceye kadar hiç ayrılmamıştır.[9]

Haris, Mervan b. Şuca'dan [10] da hadis rivayet etmektedir.

Veki' [11] b. Cerrah'tan hadis rivayet etmiş olan Haris bu durum­da Kufe'ye de gitmiş olmalıdır. Çünkü Veki'nin Kufeli olduğu, hacc ziyareti dışında oradan hiç ayrılmadığı ve bu ziyareti esnasın­da da vefat ettiği bilinmektedir.

Ayrıca Muhâsibi'nin Abbad [12] b. el-Avam,   Ali b. Asım, [13] Süleyman b. Davud [14] et-Tayalusî, Ebu Nuaym el-FazI b. Dukeyn [15] ve Ebubekr b. İbn-i Ebî Şeybe [16] gibi ravilerin her birinden birer ri­vayeti bulunmaktadır.

Daha sonraları rivayetleri artmış ve bir çok raviden iki veya iki­den fazla rivayette bulunmuştur. Yahya b. Bukeyr, [17] Abdullah b. Bekr [18] ve Huceyn b. Müsennâ [19] bu ravilerin en tanınmış olanlarıdır.

Ancak Fehmu'l-Kur'ân'daki rivayetlerin çoğu; Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam, [20] el-Haccac b. Hammad b. Seleme, [21] Ebu'l-Fazl, [22] Süneyd b. Davud, [23] Şureyh b. Yunus [24] ve Yezid b. Ha­run'dan [25] gelmektedir. Hâris'in biyografisine yer veren müellifler en büyük hocasının Yezid b. Harun olduğunu söylemektedirler. Mes'udî Murucu'z-Zeheb'te Yezid b, Harun için: "İlimde hadisçilerin üstadı ve büyüklerin en büyüğü..." ifadesini kullanmıştır, el-Akl risalesinde ise Affanu'l-Basrî'den [26] hadis rivayet etmiştir.[27]

Buna göre Hâris'in hadiste tanınmış hocaları Huşeym, Şureyh b. Yunus, Yezid b. Harun, Ebu'n-Nadr, Haccac ve Süneyd b. Yu­nus'tur.

İlk rivayetlerini türüne göre ele aldığımızda fıkhi sorunlara önem verdiği sonucuna varabiliriz. Hüseyin'den yaptığı her üç rivayet; iddet, zinakârların tevbesi, zekat ve sadaka oranları hakkındadır.

Bu arada Haris, Bağdat'a yaptığı ikinci seyahatte eş-Şâfü'den ders almıştır.[28]

Kur'ân-ı Kerim ve Arabça'yı yetiştiği dönemde bu konuda dö­nemin en büyük otoritesi olan Garibu'l-Hadis ve el-Emval gibi eserlerin müellifi Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam'dan öğrenmiştir.

Onun Ebu Ubeyd'den yaptığı bütün rivayetler; amm-hass, nasih-mensuh [29] gibi dil bilimle ilgisi olan Kur'ân sorunlarına değin­mektedir. Sanki Haris erken bir dönemde Kur'ân'ın dil sorunları ve Arabça'yı anlama biçimi etrafında yoğunlaşacağım anlamış gi­bidir. Hâris'in et-Tayalusî'den tek rivayeti, Yezid b. Harun'dan yap­tığı rivayetlerin çoğu ve Süheyl b. Yunus'tan naklettiği bütün riva­yetler yine bu sorunla ilgili rivayetlerdir.

Biz Basra'dan Bağdat'a gelişi dışında, hayatının çocukluk yılları ile ilgili hiçbir şey bilmiyoruz. Muhtemelen Hâris'in ilk yolculuğu buydu ve bütün ailesi yanındaydı; babası ile aralarında geçen diyalogtan böyle bir sonuç çıkarmak mümkündür. Sözkonusu bu olay Bağdat'ın bir mahallesi olan Babu't-Tak isimli mekanda geçmiştir. Yine biz yaptığı çok sayıda rivayeti göz önünde bulundurarak Hâris'in gençlik yıllarını muhaddis ve fakihlerden oluşan bir çevrede geçirdiğini ve bu dönemin daha sonraki dönemlerde benimsediği inanç ve eğilimleri üzerinde derin etkiler bıraktığını tahmin edebili­riz. Bu etki o derece derindir kî Muhâsibî'nin sadece kendi şahsı ile sınırlı kalmayıp onun üslubuna da yansımıştır. Muhâsibî'nin üslubu bazı bakımlardan Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam'ın Garibu'l-Hadis ve el-Emvalde kullandığı üslubu andırmaktadır.

Haris, hayatının diğer dönemlerine göre nisbeten sakin geçen bu dönemde evlenmiş olmalıdır. Her ne kadar biz çocukları konu­sunda herhangi bir bilgiye sahip değilsek de eserlerinde Hâris'e yer veren tabakat müelliflerinin, künyesini "Ebu Abdullah" şeklin­de kaydettiklerini biliyoruz.

Ekonomik durumu; Rivayetler babasından Hâris'e yüklü bir meblağın miras olarak kaldığını söylemektedir; el-Kuşeyrî'nin [30] ifadesine göre 70.000 dirhem, el-Kelabazî'ye [31] göre ise 30.000 di­nar miras kalmıştır. Ne var ki Haris bu mirastan hiç bir şey alma­mıştır.

Öğrencisi Muhammed b. Mesruk: "Babası, Hâris'e menkul ve gayr-i menkul bir miktar miras bırakmış ama o bu mirastan hiçbir şey almamıştır" [32] derken, Kelabazî bu davranışı babasınm Kaderi olması ile açıklamaktadır.

Öğrencisi İbn-i Mesruk: "Muhâsibî'nin, takva ve Allah'tan sa­kınma hususundaki titizliğinden ötürü böyle davrandığını; çünkü Hz. Peygamber'in iki zümre miras alamaz ve bırakmazlar buyur­duğunu ve bu hadisin sahih olduğunu" söylemiştir. [33] Buna karşılık es-Subkî ise: "Muhâsibî babasının mirası ile ilgilenmemiştir; çün­kü babası Kaderi değil ama Râfizî idi" demektedir.[34]

Bize göre babasının mesleği ne olursa olsun, onun, gerek bu tu­tumu, gerek Babu Tak'daki tutumu ve gerekse babasından annesini boşamasını istemesi; caiz olmadığına inandığı bir konuda radikal bir tavır ortaya koyduğunu göstermektedir. Bu rivayet sahih olma­yabilir. Rivayetin sihhati konusunu bir yana bırakarak böyle bir davranışa yol açan sebepler için şu değerlendirmeyi yapabiliriz: Hâris babasından kalan mirası küfür gerekçesi ile değil takvası ge­reği almamış olmalıdır. Çünkü o, Mutezile'yi küfürle itham etme­mektedir. Ayrıca o, Râfizîleri de küfürle itham etmemiş, sadece bid'at ehli olduklarını söylemekle yetinmiştir. Fehmu'l-Kur'â&'Ğa-Haris: "Mutezile mensubu birtakım bid'atçiler bize karşı şu iddi­aları ileri sürmektedir... Yine ehl-i bid'atten bazıları: "Allah'ın nef­si ile her mekanda olduğunu savunmaktadırlar" demiştir. Haris, nasih-mensuh konusuna ayırdığı bölümde Râfizîlerle ilgili benzer kinayeli ifadeler kullanmış ama küfürle ithama açıkça yeltenme­miştir.

Her halükârda tabakat kitapları, öğrencisi İbn-i Mesruk'un söy­lediği gibi Hâris'in son derece fakir, hatta meteliğe (danik) muhtaç derecede yoksul olduğu rivayetine yer vermektedirler. [35] Başka bir rivayete göre Hâris, öğrencisi Cüneyd'in yüzüne baktığında fark edebileceği kadar aç kalırdı. [36] Ailesinin tek varisi olduğu ve baba­sından kalan mirası da reddettiği için Şafii fıkhına uygun olarak babasının bütün serveti beytu'l-mala (hazine) kalmıştır.[37]

Sonraki dönemlerde bu konudaki aşırılıklardan arındığına tanık olmaktayız; çünkü ömrünün son yıllarında kaleme aldığı eserlerin­de harama bulaşmış bir mirası kabul edip etmeme konusunu ele alırken alimlerin görüşlerini objektif bir yaklaşımla ele almakta ve: "Söz konusu mal eğer miras ise tamamını almak helaldir" diyerek, "Haram mülkün günahı, kazananına aittir" diyen alimleri 'fıkıh öğrencileri' olarak nitelemekte ve kınamaktadır. Takva ge­rekçesi ile böyle bir mirastan kaçınmak gerektiğini söyleyenleri ise aşırılıkla suçlamakta ve kendisi böyle bir davranışın takva ola­mayacağını düşünmektedir. Hâris'e göre en doğru davranış, varisin ihtiyaten haksız kazanılmış (gasbedilmîş) miktarı sahiplerine iade etmesidir. Böyle yaptığı tekdirde kendisine kalan miktar da temiz ve helal olur,[38]

Hâris'in 'el-Muhâsibî' lakabını alması da yine hayatının bu ilk yıllarına tekabül etmektedir. Miras olayından sonra o, nefsine kar­şı tavizsiz tutumu ve şüpheli şeylerden kaçınması ile şöhret bul­muş ve bu şöhreti dilden dile yayılmış ve bu nedenle de 'el-Mu­hâsibî' diye anılmaya başlamıştır. el-Münavî: "Nefsini sık sık he­saba çektiği veya...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Doğumu Ve Eğitimi
« Posted on: 23 Eylül 2019, 05:48:27 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Doğumu Ve Eğitimi rüya tabiri,Doğumu Ve Eğitimi mekke canlı, Doğumu Ve Eğitimi kabe canlı yayın, Doğumu Ve Eğitimi Üç boyutlu kuran oku Doğumu Ve Eğitimi kuran ı kerim, Doğumu Ve Eğitimi peygamber kıssaları,Doğumu Ve Eğitimi ilitam ders soruları, Doğumu Ve Eğitimiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &