ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Efendimiz > Sürfu nun takibi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sürfu nun takibi  (Okunma Sayısı 665 defa)
04 Mayıs 2011, 11:12:17
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 04 Mayıs 2011, 11:12:17 »



Sürfu'nın Takibi

Beri tarafta, başlarına konulan ödüle nail olabilmek için takibe koyulanların çoğu, eli boş geri dönse de, inadına peşini bırakmayanlar da yok değildi.

498 İbn Teymiye, Minhacü's-Sünneti'n-Nebeviyye, 8/542

499 Bkz. Hakim, Müstedrek, 3/6 (4267). Yıllar sonra bu durumu anlatırken Esma, aslında o gün için babasından geriye kalan malolmadığını, sadece dedesini teskin etmek için böyle bir yola başvurduğunu ifade edecektir. Bkz. İbn Hişam, Sire, 3/15

Müdlicoğulları arasından birisi gelmişti ve köy meyda­nında oturanlara, Mekkelilerin başına yüzer deve ödül koy­dukları iki yolcuyu gördüğünü söylüyordu. Başlarına talih kuşu konmuşçasına gözleri dört açılmış ve Siiraka İbn Malik'e yönelmişlerdi. Yolcuları gören adam da, meseleyi kime söyle­mesi gerektiğini anlamış ve onun yanına gelmişti:

- Ey Sürükal Biraz önce sahilde yürüyen bir karartı gör­düm. Sanırım onlar, Muhammed ve arkadaşı!

Siiraka da öyle tahmin ediyordu; gelen bu haber, tahmi­nini güçlendirmiş ve artık tereddüdü kalmamıştı. Ancak, böy­le bir mesele, öyle ulu orta herkesin arasında konuşulmazdı. Onun için renk vermek istemiyordu ve:

- Onlar, sandığın gibi o adamlar olamaz! Senin gördük­lerini ben de az önce gördüm; onlar falan ve filan adamlar, dedi. Onun bu yaklaşımıyla birlikte, yüzer tane deveyi alıp da bundan sonra zengin yaşama adına kurulan hayaller bir anda sönüvermişti. Meseleyi çaktırmamak için de, istifini bozma­dan oturmaya devam etti bir müddet daha.

Artık hava değişmiş ve konu bir başka alana kayarak yolcular unutulmuştu. Süraka yerinden kalktı ve evine geldi. Hizmetçisine, yolculuk için hemen atını hazırlamasını ve fa­lan vadiye gidip de kendisini orada atla birlikte beklemesini söyledi. Ardından da, mızrağını alarak evin arka tarafından çıktı ve hizmetçisini gönderdiği vadiye doğru yöneldi. İşte şimdi, herkesi atlatmıştı, vadedilen develere tek başına kon­mak istiyordu. Ve çok geçmeden hizmetçisiyle atının olduğu yere gelmiş, sessizce bir yolculuğa başlıyordu.

Öte yandan, Sevr'den aynIalı üç gün olmuştu. Mukaddes göçün kutlu yolcuları, hiç beklemedikleri bir anda arkaların­dan bir toz bulutunun hızla kendilerine yaklaştığını gördüler. Ebu Bekir'de, Sevr'deki duyduğu telaş vardı. Bu sefer, ne sığı­nacak bir mağara ne de müdafaa edecek ellerinde bir imkan vardı:

- Ya Resülallahl Peşimizdeki adam yetişrnek üzere! Aynı temkin ve tevekkül ile çağlıyordu:

- Mahzun olma! Allah bizimle beraberdir.

Tabii ki, vazifesini ifa ile gelen birine, kim ne düşünürse düşünsün kötülük yapamayacaklardı ve onlar için ilahi ina­yet, sığınılabilecek en emin yerdi. Ancak, Ebu Bekir' deki telaş artmış ve sebepler açısından sona geldiklerini düşünerek göz yaşı döküyordu. Onun bu halini müşahede eden Allah Resülü (sallallalıu aleyhi ve sellem) sordu:

- Niye ağlıyorsun sen? "

- ValIahi de kendime değil; Size bir zararı dokunacağın-

dan dolayı ağlıyorum ya Resülallah, diyordu.

İyice yaklaştığında, gelenin Siirôka olduğu anlaşılmıştı, Hz. Ebu Bekir'de aynı endişe ve telaş devam ededursun, önce arkasını dönüp dikkatlice Sürükaya baktı Allah Resülü (sallalla­hu aleyhi ve sellern). Belli ki, gözleriyle esir alıp tesirsiz hale getir­mek istiyordu; hasım olarak arkasına düşen Süraka'yı, adeta nazanyla tutacak ve yere çalıp 'tuş' edecekti.

Bir de, ilahi dergaha yöneliş vardı ortada. Allah Resülü'nün dudaklan hareket ediyordu; belli ki, duaya durmuş:

- Allah'ım! Şu gelen konusunda bize, dilediğin gibi des­tek olup güç ver, diyor ve bir taraftan da gelen Süraka'ya nazar ediyordu.

Peygamberi nazarın kendisine ilişmesiyle birlikte, hem de hiç beklenmedik bir anda Süraka'yı taşıyan atın ayaklan kum­lara saplanıverdi. Metrelerce ileriye savrulmuş ve bulunduğu yerden bir toz bulutu yükselmişti semaya!

O, önce bunun bir kaza olduğunu düşündü. Ancak, öyle kazaya benzer yanı yoktu. Sebepler açısından, böyle bir sonuç­la karşılaşmasını gerektiren bir husus göremiyordu. Acaba an­latılanlar doğru muydu? Muhammedü'l-Emin, bir peygamber miydi gerçekten? Ya doğruysa? Bir müddet zihninde alıp verdi
bütün bunlan. Başka çıkış yolu gözükmüyordu ve yalvaran ba­kışlarla süzmeye başladı İnsanlığın Ernini'ni. Aynı zamanda:

- Benim için Allah'a dua et de buradan kurtulayım, diyor ve ekliyordu:

- Söz, kurtulur kurtulmaz da Senin peşini bırakıp, takip­ten vazgeçeceğim!

O (sallallahu aleyhi ve sellem), peygamberdi; kendisine bir talep gelir de hiç boş çevirir miydi? Velev ki talep eden, can düşmanı bile olsa!

Sanki hiçbir şeyolmamış gibi kurtuldu Siiraka. Başlan­na konulan mükafatın büyüklüğü duygulannı esir almış gibi görünüyordu ve toparlanır toparlanmaz yeniden atına binip mahmuzlamak istedi. Yine aynı nazarlar vardı üzerinde ve atın ön ayaklan tekrar saplanmıştı kumlara. Devasa bir toz bulutu yükselmişti düştüğü yerden. Büyük bir şok geçiriyordu; hiç se­bep yokken atın ayaklan, öncekinden daha derine dalmıştı ve bir türlü çıkaramıyordu!

Olanlara bir mana veremiyordu ... Bunca yıldır buralarda at koşturuyordu; ama ilk defa böyle bir olayla karşı karşıya kalmıştı. Yok. .. Yok. .. Ebu Cehil değil, belki de Ebu Bekir hak­lıydı. Öyleyse, ilam inayet altında yoluna ram olan bu insanla­ra kötülük yapmaya çalışmak beyhüdeydi. Bu sefer, yürekten sesleniyordu:

- Ya Muhammed! Anladım ki, bu başıma gelenler, Senin duan sebebiyledir. Benim falan yerde develerim var; onlar­dan istediğini al, ama ne olur, bir kez daha dua et ki buradan kurtulayım. Söz, bir daha tövbeler olsun ki, kesinlikle peşini bırakacağım. Önce:

- Develerine benim ihtiyacım yok, diye cevapladı Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellem), Ardından da, kurtulması için duada bulundu. Süraka, atıyla birlikte yeniden ayaktaydı.s?"

500 Bkz. İsbahani, Delail, 1/62

Toz-toprak içinde yerden kalkarken, kim bilir ruh dünya­sında neler alıp verdi ki, ayaklannın üstüne doğrulduğunda halindeki değişikliği sezmek zor değildi artık. Hz. Ebü Bekir, gelişmeleri hayret ve dehşetle seyrediyor; Resülü Kibriya'nın bir kez daha korunmasına şahit olmanınhazzıyla Rabbine hamd ediyordu. Zira, Süraka da, tökezleyen atının ardından Allah Resülü'nün önünde diz çökmek üzereydi. Üzerine tes­limiyetin boyası sinmiş, usul usul huzura geliyordu. "Sen de mi?" dereesine mana yüklü nebevi bakışlara:

- Evet, ben de ya Resülallah, diye mukabelede bulundu önce. Ardından da, söz verdi O'na; geri dönecek ve arkadan gelen bütün düşmanlannı başka istikamete sevk edecekti.s'" Ne de olsa, herkes, kendi alanında fedakarlık ve feragatte bu­lunmalı ve ihtiyaç olduğu yerde Hak adına maharetini orta­ya koymalıydı. Artık O da, Allah yoluna ram olmuş, Resül-i Kibriya'nın biricik miidafilerindendi. Arkasından şu müjdeyi yetiştirdi Efendiler Efendisi:

- Kisra'nın iki bilekliğine malik olacağın gün, nasıl olur­sun acaba ey Süraka!S02

Kurtuluşu karşılığında herhangi bir bedel ödemediği gibi aynı zamanda İslam'la şereflenmiş, şimdi de istikballe ilgili bir müjdeye nail oluyordu. Bu, o günkü en büyük iki devletten birinin yakın zamanda dize geleceği ve gücü temsil eden kra­lın bilekliklerine de, Siirftka'nın sahip olacağı manasma geli­yordu. Önce inanamadı ve:

- Hürmüz'ün oğlu Kisra mı, diye sordu telaşla. Efendi­miz:

- Evet, diyordu.

Aynı zamanda bu, Siiraka başta olmak üzere bütün üm­metine, yeni bir hedef koyma anlamına geliyordu. Öldürme

SOl Bkz. Sahilıu Müslim, 4/2309 (2009); Mübarekfüri, er-Rahiku'l-Mahtfim, s. 159 S02 İbn Abdilberr, el-İstiab, 2/581 (916)

niyetiyle takibine başladığı insanın dizinin dibinde İslam'la şereflenen Süraka da, elinde Efendimiz'in yazdırdığı ferman ve ödevini de almış bir vaziyette artık Mekke'ye dönüyordu.503 Az öncesine kadar Efendimiz'in ölümüne niyet eden bu insan, huzurdaki anlık insibağın bir kahramanı olarak öyle bir tavır ortaya koyacaktı ki artık, Efendimiz'i takip eden diğer insan­lan da geri çevirecek ve geldiği istikamette, yakalanacak kim­senin olmadığını anlatacaktı.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sürfu nun takibi
« Posted on: 19 Eylül 2019, 23:49:18 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sürfu nun takibi rüya tabiri,Sürfu nun takibi mekke canlı, Sürfu nun takibi kabe canlı yayın, Sürfu nun takibi Üç boyutlu kuran oku Sürfu nun takibi kuran ı kerim, Sürfu nun takibi peygamber kıssaları,Sürfu nun takibi ilitam ders soruları, Sürfu nun takibiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &