ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Efendimiz > Hicretin tedbir boyutu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hicretin tedbir boyutu  (Okunma Sayısı 1137 defa)
04 Mayıs 2011, 11:57:55
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 04 Mayıs 2011, 11:57:55 »



Hicretin Tedbir Boyutu
Artık her şey tebeyyün ettiğine göre, yol için adım atmak gerekliydi; Ebu Bekir, Sıddik olduğunu gösterecek ve hicret yolunu daha güvenli kılma adına kendine yakışır hamleler ya­pacaktı. Zira, tedbiri elden bırakmamak gerekiyordu. Çünkü, develerle birlikte bunca yolu katetmek öyle kolay olmayacak­tı. Bunun için öncelikle, yolu iyi bilen ve delillik konusunda mahir Abdullah İbn Ureykzt adında bir müşrikle anlaştılar. Abdullah, Kureyşle aynı anlayışa sahipti; ancak Allah Resülü ve Hz. Ebu Bekir, yol konusunda bu adama güveniyorlardı. Halbuki, Abdullah İbn Ureykzt başlanna konulan ödüle ta-

479 Taberi, Tarih, 1/569; İbn Hişam, Sire, 3/11

mah edip de gidecekleri istikameti söyleyebilir ve koordinat­ları vererek dünyalık adına büyük bir servet sahibi olabilirdi!

Demek ki Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellern), muhatapları­nın karakterini çok iyi biliyordu; Abdullah, müşrik olmasına rağmen, dünyaya tamah etmeyen sözünün eri bir adamdı. Aynı zamanda bu adam, gitmek istedikleri yolu da iyi bilen bir rehberdi. Anlaşılan, böyle riskli bir ortamda bile maharet prim yapıyordu. Üç gün sonra Sevr'de buluşacaklar; buraya gelirken Abdullah, hicret için Hz. Ebu Bekir'in satın aldığı iki deveyi de getirecek ve böylelikle fiilen hicret yolu başlamış olacaktı.

Kızı Esma.'ya da tembih etmişti Hz. Ebu Bekir; Sevr'de kalacakları günlerde arkadan azık hazırlayıp gönderecekti. Esma, hassasiyetle yiyecek ve içecek hazırlıyor, hazırladıkla­rını da küçük bir torbanın içine koyarak ağzını bağlayıp öyle gönderiyordu. Hatta, torbanın ağzını bağlayacak ip bulama­mış ve annesinin de talimatıyla belindeki kuşağı çözerek ikiye ayırmış ve her iki torbayı da bu iple bağlamıştı. Ve, bundan dolayı da kendisine, iki kuşak sahibi manasında 'zünnitakayn' derıilecekti.s''?

Bir başka tedbiri daha vardı Hz. Ebu Bekir'in; koyunlarını otlatan çobanA.mir'i yanına çağıracak ve yol alırlarken arkala­rından koyunlarını sürüp, böylelikle geride bıraktıkları izleri yok etmesini söyleyecekti.r" Zira biliyordu ki Mekkeliler, iz sürmekte mahir idiler ve böyle bir tedbire müracaat edilmedi­ği yerde, sebepler açısından kendilerini fark ederler ve başla­rını zora sokarlardı.

Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdullah da, çoban Amir'le müna­vebeli olarak yanlarına gelecek ve Esma'mn hazırladığı azıkla

480 Bkz. Sahihu Buhari, 3/1087 (2817) . Bu tavnnı sonradan duyduğunda Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine iltifat edecek ve "Senin o iki kuşağına bedel Allah, cennette iki kuşak verecektir." buyuracaktı.

481 Buhari, Sahih 3/1419 (3692)

birlikte, burada kaldıkları süre içinde kendilerine Mekkelile­rin haberini getirecekti. Akşamları mağaraya gelen Abdullah, sabahın erken saatlerinde yine buradan ayrılacak ve bu süre içinde de Amir, koyunlarıyla birlikte gelip onları Sevr' de otlat­maya başlayacaktı. Ve bu, orada kaldıkları her gün için yaşa­nacak bir hadiseydi. Aynı zamanda bu vesileyle, bu mübarek ve kutlu yoldaki en değerli yolcularının süt ihtiyaçları da kar­şılanmış olacaktı.s'"

Alınması gereken bir tedbir de Efendimiz'e aitti; yeğeni genç Hz. Ali'yi, kendi yerine vekil bırakmış ve hane- i saadetle­rinde kalarak, o güne kadar kendisine emanet edilen emtiayı sahiplerine verme vazifesi vermişti. Bu ne büyüklüktü ki, ca­nına kastedenlerin mallarını bile zayi etmiyor; canı gibi sevdi­ği yeğeninin hayatını tehlikeye atma pahasına da olsa, emane­te riayet etmeyi bir borç biliyor; can düşmanlarının mallarını kendilerine ulaştırmasım istiyordu.

Elbette ki bu kadar tedbir, fazla değildi. Onun için Efen­diler Efendisi de, bütün bu olanları tasdik ediyor ve hiçbirini gereksiz bulmuyordu. Zira O (sallallahu aleyhi ve sellern), ümmetine rahmet olsun diye gönderilmişti. Aksi halde O (sallallahu aleyhi ve sellern), bunları yerine getirmeden de, Allah'ın kendisini koru­yacağını biliyordu. Zira Allah (celle celaluhü), insanlardan gelebi­lecek tehlikelere karşı kendisini koruyacağını bildirmiş ve O da, bunu namazlarında Kur'an ayeti olarak okuyup duruyor­du.483 Demek ki mesele daha farklıydı; işin özü Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellern), diğer insanların kendisine bakarak hi­zaya girdikleri imam konumunda bir rehber, bir modeldi. Hz. Ömer gibi çıkıp da hicrete başlamış olsaydı, ümmetinin tama­mı aynı yolda yürümek zorunda kalırdı. Böyle bir hamle ise, insanları, altından kalkamayacakları imtihanların kucağına atmak anlamına gelirdi. Öyleyse O, ümmetinin en ağır-aks ak

482 Bkz. İbn Hişam, Sire, 3/12

483 Bkz. İbn Kesir, Tefsir, 4/683; Kadı İyaz, şim, 1/258

yürüyenini de hesap edecek ve işlerini, kışın şartlanna göre planlayacaktı. Onun için, tedbirde kusur etmiyor ve sebeplere riayet konusunda ümmetine en tesirli dersi veriyordu.

Beri tarafta Kureyş, kendilerince kesin sonuca ulaşmak üzereydi; aralanndan seçtikleri Ebu Cehil, Hakem İbn Ebi'l­As, Ukbe İbn Ebi Muayt, Nadr İbn Hôris.Ümeıjue İbn Ha­lef, Zem'a İbn Esed, Tuayme İbn Adiy, Ebu Leheb, Übeyy İbn Halefile Nübeyh ve Miinebbilı İbn Haccôc kardeşler bir araya gelmiş ve Resul-i Kibriya Hazretlerinin evini sarmış­lardı. Böylelikle her bir kabileden birer temsilci devreye gir­miş ve diğerleri de, bir kenara çekilmiş, zafer naralan atmak için sabırsızlıkla bekliyorlardı. Gözü dönmüş bu talihsizler, Efendimiz'in evini kuşatmış, son vuruşu yapmak için artık dakikalan sayıyorlardı. Hatta Ebu Cehil, Allah davasına ça­ğınrken Efendimiz'in kullandığı kelimeleri diline dolayarak kendince bunlan alay konusu yapıyor ve istihzai bir tavırla etrafındakilere şunlan söylüyordu:

- Hani Muhammed, kendisine tabi olduğunuzda Arap ve Acem meliklerine hakim olacağınızı söylüyordu? Hani, O'na uymazsanız, hayatınız tehlikeye girecek ve kelleleriniz gide­cekti? Öldükten sonra da, yeniden ayağa kalkacak ve cehen­nemin alevleri içinde cayır cayır yanacaktınızlws

Artık, meseleyi gürültüsüz çözecekleri (!) anı bekliyor­lardı. Ancak Allah (celle celaluhü), her şeye hakimdi ve bütün bu olup bitenleri de biliyordu. Semavat ve arzın mülkü O'nun yed-i kudretindeydi ve O, istediğini dilediği zaman yapar, kimse de buna bir şey diyemezdi. Böyle olunca, Kureyş'in kur­duğu tuzak ve hazırladığı ölüm komandosunun hiçbir önemi yoktu ve olamazdı! Sonuç da, öyle olacaktı.

Normal şartlarda Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellern), yat­sı namazını kıldıktan sonra bir miktar yatar, Kabe'den el-ayak

484 İbn Hişam, Sire, 3/8; Taberi, Tarih, 1/567

çekilince de kalkıp buraya gelir ve huzur içinde Rabbine iba­det ederdi. Ancak bu gece durum farklıydı; durumdan haber­dar olur olmaz, Hz. Ali'yi yanına çağırmış ve:

- Şu yeşil örtüye bürün ve gel de yatağımda sen yat! Hiç endişe etme; yat ve uyu; çünkü sana, zerre kadar zarar vere­meyecekler, diye sesleniyordu.

Derken, Efendiler Efendisi, Ya-Sin suresinin ilk dokuz ayetini okuyarak evinden dışan adım attı. Kapının önünde, fırsat kollayan Kureyş nöbet tutuyordu. Bu esnada:

- Onlann hem önlerinden hem de arkalanndan birer en­gel koyduk ve gözlerinin önüne de bir perde çektik; artık on­lar, hiçbir şey göremezler, manasındaki ayeti okuyordu.

Bu arada, eline aldığı kum, toprak benzeri malzemeyi, kendisini öldürmek üzere evini kuşatanIann üzerine saçıver­di. Bu hareketine paralelolarak da şöyle diyordu:

- Şu yüzler karanp gözler görmez olsun!

Attığı toprak, orada bulunanların her birine isabet etmişti ve adeta kör olmuşlardı. Olacak ya, aralanndan yürüyordu; ama hiçbirisi de Allah Resülü'nü görmüyordu. Evet, onlar, kendilerini imana davet etmekten başka hiçbir suçu olmayan Allah'ın en sevgili kulunu yakalayıp öldürmek, yurt ve yuva­sından mahrum ederek hayatına son vermek üzere tuzak kur­muşlardı; ama O'nu peygamber olarak gönderen ve alemlere rahmet vesilesi kılan Allah (celle celaluhül'Itı da bir planı vardı. Ve yine görülüyordu ki, küfür ne kadar köpürürse köpürsün, Allah'ın iradesinin önüne asla geçilemeyecek ve her zaman ol­duğu gibi yine, O'nun dediği 0lacaktı.485

Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellern), çoktan uzaklaşmıştı.

Bir müddet sonra, kapısının önünde kendisine tuzak kurup da sessizce bekleyenlerin yanına bir başkası geldi ve onlan bu halde görünce:
Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)

- Sizler burada niye bekliyorsunuz, diye sordu. Tereddüt­süz cevap verdiler:

- Muhammed'i.

Adam, hiddetlenmişti. O'nu öldürmek için seçtikleri en seçkin insanlar, kapısının önünde munis birer kediye dön­müş; üzerlerine saçılan toprağın bile farkına varamamışlardı. Muhammedii'l-Emin, arkadaşıyla birlikte yol alırken bunlar, miskin miskin kapısında oturuyor ve kendilerince O'nu öl­dürmenin planını yapıyorlardı! Resmen bu, açık bir aptallıktı! Onları azarlarken:

- Vallahi de yazıklar olsun size! Sizi gidi beceriksizler!

ValIahi de O, başınıza toprak saçmış ve aranızdan da sıynlıp çoktan uzaklaşmış durumda, diyordu.

- Vallahi de biz O'nu görmedik, diyorlardı. Büyük bir çö­küntü içindeydiler! Sanki görme özellikleri alınmış ve etrafla­rına baktıkları halde Allah Resülü'nü görememişlerdi. Ellerini başlarına götürüp birbirlerine bakıştılar; gerçekten de adamın söyledikleri doğruydu. Hemen, üstlerindeki toz-toprağı silke­leyip temizlerneye başladılar.

Çok geçmeden mesele, Kureyş arasında da duyulmuş, ölüm müjdesini bekleyen diğer ileri gelenler, Efendimiz'in hic­ret ettiğininin haberiyle yıkılmışlardı; bütün ağa takımı birden hane-i saadete hücum etmişti. Kapıyı aralayıp da içeri girdik­lerinde, bir anlık nefes aldılar; zira, yatak boş değildi! Dışarıda kendilerini ayıplayıp kızan adamlarına inat, fısıltıyla:

- İş...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hicretin tedbir boyutu
« Posted on: 23 Eylül 2019, 05:52:01 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hicretin tedbir boyutu rüya tabiri,Hicretin tedbir boyutu mekke canlı, Hicretin tedbir boyutu kabe canlı yayın, Hicretin tedbir boyutu Üç boyutlu kuran oku Hicretin tedbir boyutu kuran ı kerim, Hicretin tedbir boyutu peygamber kıssaları,Hicretin tedbir boyutu ilitam ders soruları, Hicretin tedbir boyutuönlisans arapça,
Logged
04 Mayıs 2011, 13:32:26
karanlık

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 98


« Yanıtla #1 : 04 Mayıs 2011, 13:32:26 »

S.a mahzunlaşmıştı Kainat efendisi.Mahzunlaşmıştı zira doğduğu,büyüdüğü en önemlisi KABE'sinden bir müddet için de olsa ayrılmak zor geliyordu Nebiler nebisine.Hicret ki Hz.Esma'ya zatü'n-nitakayn(iki kemerli) ünvanının verilmesine vesile olacaktı.Hİcret ki Anam babam sana feda olsun Ey Allah'ın Rasulü diyen mekkeli müslümanlara medineli müslüman kardeşlerinin gönüllerini açacaktı.Hicret ki her türlü sıkıntıya sadece imanları için göğüs geren müslümanların yüreklerine su serpecek, takvimler 630'u gösterdiğinde gizlice mahzun ayrıldıkları Mekke kapılarını ardına kadar açacaktı.Yıllar sonra Hz.Peygamberle sohbet eden ashabtan birisine Allah Rasulü şöyle diyecekti:''Benden sonra beni görmedikleri halde bana inanan ve seven kardeşlerim olacak...''Dostlar bu bahsedilen kardeşler biziz biz.Düşünün bir kere Kainat Efendisinin kardeşi olmak...Kainat Efendisi bizleri kardeşleri olarak görmüştü.Peki bizler kardeşler olarak ne yapıyoruz.Zor anımız olmamalı bizim yoksa vay halimize hemen işi kılıfına sokar uydururuz.Görmedik,duymadık,bilmiyoruz durumuna geçeriz.Kimimiz din uğruna sadece''Rabbim Allah'tır'' demek için her türlü sıkıntıya katlanabiliriz.Cevabımız muammalı....622'de olanı unutmayalım.Çünkü 622 zafer olarak 630'un müjdeleyicisiydi...Allah'a emanet olun...(İçimden geldi yazdım)

  EĞER BİR GÜN DÜNYA YA AİT ÇOK BÜYÜK BİR DERDİN OLURSA,

 

RABB'İNE DÖNÜP '' BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR '' DEME !

DERDİNE DÖNÜP

 

''BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABB'IM VAR !''

DE!!!



[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Kelepçeli bir hayatın...!
İdamla yargılanan tutuklusuyum...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &