ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Dün Bugün Yarın > Okumuş Aldanırsa
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Okumuş Aldanırsa  (Okunma Sayısı 833 defa)
23 Ağustos 2011, 13:34:52
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 23 Ağustos 2011, 13:34:52 »



Dün Bugün Yarın


Ocak 2009 121.SAYI

Sadık ILGAZ kaleme aldı, DÜN BUGÜN YARIN bölümünde yayınlandı.

Okumuş Aldanırsa

1909 yılında Jön Türkler tarafından tahttan indirilerek sürgüne gönderilen Osmanlı Padişahı Sultan 2. Abdülhamit Han, sürgün yıllarında hatıralarını kaleme almayı ihmal etmemiştir. Sultan Abdülhamit Han’ın 14 Mayıs 1917 tarihinde kaleme aldığı tarihî bir savunma niteliğindeki şu sözleri, bugün için tam bir ibret vesikasıdır:

“Ne kadar garip bir tecellidir ki, amcam Abdülaziz Han’ı düşürmek için Avrupa’ya kaçan Genç Osmanlılar eninde sonunda muratlarına ermişler, hem Abdülaziz Han düşmüş, hem de hemen peşinden açılan 93 Rus Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) Rumeli’nin yarısını alıp götürmüştü. Tıpkı onlar gibi, beni düşürmek için Avrupa’ya kaçan Jön Türkler de muratlarına ermişler, beni düşürmüşler ve girdikleri Cihan Savaşı’nda da Osmanlı Devleti’ni
elden çıkarmışlardır.

Her iki grup da memleketin okumuş yazmışlarını içine alıyordu. Her iki grup da batıcılığa hayrandı. Her iki grup da memleketin tek kurtuluşunu meşrutiyette görüyorlardı. Her iki grup da emellerine ordunun bir parçasını vasıta etti. Her iki grubun dayandığı ordu da içinden parçalandı.

Evet, ne kadar daha garip bir tecellidir ki, ben bu olayların her ikisinin de içinde yaşadım. Amcamın öfkeyle yapamadığını, ben sabırla yapmayı denedim. Amcamın ceza ile başaramadığını ben bağışlayarak elde etmeye çalıştım. Ama yine de muvaffak olamadım!

Ve daha garip bir tecelliye bakınız ki, ‘Genç Osmanlılar’ı da, ‘Jön Türkler’i de Osmanlı Devleti’ni parçalamak isteyen büyük devletlerin hepsi arkalıyorlardı! Bu devletlerin gözünde ümit bu gençlerdeydi! Bunların dediği yapılırsa Osmanlı Devleti kurtulacak, dediklerine kulak asılmazsa batacaktı! İki kere istemeyerek de olsa dediklerini yaptık ve işte battık! Bari son kalan bir avuç vatan toprağında yaşayanlarının gözleri açıldı mı? İnşAllah!

Evladım sayılan bu vatan çocukları, benim bir sarayın dört duvarı arasında gördüğüm hakikati koskoca yeryüzünü gezip tozdukları halde nasıl görmediler. Nasıl görmediler de ecdat kanlarıyla sulanmış koskoca bir ülkeyi kendi elleriyle batırdılar!

Suçlamaya dilim varmıyor; fakat görüyorlardı ki, İngilizler, Fransızlar, Ruslar, hatta Almanlar ve Avusturyalılar, yani bütün büyük Avrupa devletleri menfaatlerini Osmanlı mülkünün parçalanmasında bulmuşlardı; düşmandılar. Görüyorlardı ki, bu devletler birbirleriyle dalaşıyorlar ama Osmanlıları üleşmekte anlaşıyorlardı. Anlaşamadıkları, kimin daha büyük parçayı yutacağı idi. Öyle olduğu halde, bu düşüncede olan devletlerin kendilerini arkalamalarından da mı bir mana çıkartamıyorlardı?

Söyledim yine söyleyeceğim, anlattım, yine anlatacağım: Düşünmüyorlar mıydı ki, Osmanlı ülkesi birçok milletin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. Böyle bir ülkede meşrutiyet, ülkenin unsur-u aslîsi için ölümdür. İngiliz parlamentosunda bir Hintli, Afrikalı, Mısırlı; Fransız parlamentosunda bir Cezayirli mebus var mıydı ki, Osmanlı Parlamentosu’nda Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp, Arap mebusu bulunmasını istemeye kalkıyorlar?!

Hayır, bunca okumuş, düşünmüş, kendisini davasına vermiş vatan evladının cibilliyetsiz çıkacağını kabul edemem! Sadece aldanırlar, derim. Aldanırlar ama cezalarını kendilerinden çok, aldanmayan milyonlarca masum vatan evladı çekti; hem öldüler, hem de vatandan oldular!”

İsmet Bozdağ, Sultan Abdül-hamit’in Hatıra Defteri, Pınar Yayınları, İstanbul, 2005, s. 60-61.

Bir Soru

Bir Hint bilgesi, “Hatadan hakikate geçilmez, diyor, bir hakikatten başka bir hakikate geçilir.”

Bu bir alınyazısı mı? Daima ifrattan tefrite mi düşeceğiz? Eskiden aydınlarımızın en büyük kusuru, Batı medeniyetini tanımamaktı. Bu yüzden Batıya düşmandılar. Şimdi Batıcılar, kendi memleketlerinin yabancısı. Yalnız kendi memleketlerinin mi?

Cemil Meriç, Umrandan Uygarlığa, İletişim Yayınları, İstanbul, 1998, s. 62.

Devletin İtibarı Nasıl Korunur?

19. yüzyılın meşhur devlet adamlarından biri olan Ahmet Vefik Paşa (1823-1891), Osmanlı Devleti’nin Paris Büyükelçisi olarak görev yaptığı sırada, III. Napolyon’un arabası gibi bir araba yaptırarak şehir içinde gezmeye başlar. Parisliler beyaz arabayı ne zaman görseler, kendisini imparator sanarak selamlarlar. Bu durumdan rahatsız olan Fransız devlet ricali, Paşa’dan arabasını değiştirerek daha mütevazi bir araç edinmesini isterler. Fakat Fransızların ısrarı Paşa’nın inadını yenemez. Sonunda Ahmet Vefik Paşa İstanbul’a şikayet edilir. Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı), arabasını değiştirmesi için Paşa’ya emir verince, Paşa bugün için çok manidar olan şu cevabı verir:
“Fransız Hariciye Nazırı, kendi büyükelçilerinin Boğaz içinde, Padişah’ın kayığı gibi mükemmel bir kayıkla dolaştığını görmüyor da, benim arabamı mı görüyor? Boğaz içinden o kayık kalkmadıkça, Paris’ten de bu araba kalkmaz!..”

Can Alpgüvenç, Osmanlı Büyüklerinden Hatıralar, Nesil Yayınları, İstanbul, 2007, s. 137.

İslâm Bilim Teknoloji Tarihi Müzesi

Bilim, insanlığın ortak mirası... Bu mirasa müslüman bilim adamlarının yaptığı katkı da göz ardı edilemez. İslâm düşünür ve bilginleri, özellikle 8. yüzyıldan itibaren bilimsel düşünceye kaynaklık edecek çok yönlü araştırmalar ve deneyler yapmışlar, icatlarıyla modern teknolojinin temellerine büyük katkılar sağlamışlardır. Müslüman düşünür ve bilginlerin bu çalışmaları 12. yüzyıldan 16. yüzyıla uzanan süreçte, yoğun olarak Arapçadan Latinceye çevrilerek birçok Avrupa üniversitesinde ders kitabı olarak okutulmuş, icatları Avrupalı bilim adamları tarafından kullanılarak Avrupa medeniyetini önemli ölçüde beslemiştir.

Müslüman bilim adamlarının 8. ve 16. yüzyıllar arasında icat ettikleri alet ve cihazların örneklerinin sergilendiği “İslâm Bilim Teknoloji Tarihi Müzesi” İstanbul’da açıldı. Kendi türünde dünyada ilk olan müzede, müslüman bilginlerin kurdukları kimyasal düzenekler ile rasathane, hastane, üniversite gibi kurumsal eserler de görsel olarak yer alıyor. İlk etapta 140 eserin sergileneceği, zamanla bu eserlerin sayısının 800’ü bulacağı müzede, ayrıca “Bilimler Tarihi Kütüphanesi” de yer alıyor. 3 bina içerisinde 3 bin 550 metrekare alanda faaliyet gösteren müze, Rönesans’ın, İslâm kültür çevresinde 8. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar devam eden bilimsel çalışma ve başarılara dayandığını gözler önüne seriyor.

Prof. Fuat Sezgin’in önderliğinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla oluşturulan müzede astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi ve mimarlık dallarındaki eserler ve aletler yer alıyor. İstanbul Gülhane Parkı içindeki “Has Ahırlar Binası”nda hizmet veren İslâm Bilim Teknoloji Tarihi Müzesi haftanın her günü gezilebilir.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Okumuş Aldanırsa
« Posted on: 15 Kasım 2019, 03:50:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Okumuş Aldanırsa rüya tabiri,Okumuş Aldanırsa mekke canlı, Okumuş Aldanırsa kabe canlı yayın, Okumuş Aldanırsa Üç boyutlu kuran oku Okumuş Aldanırsa kuran ı kerim, Okumuş Aldanırsa peygamber kıssaları,Okumuş Aldanırsa ilitam ders soruları, Okumuş Aldanırsaönlisans arapça,
Logged
10 Kasım 2015, 16:36:01
Pelinay
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.696


« Yanıtla #1 : 10 Kasım 2015, 16:36:01 »

Okumus bu yanlislara,oyunlara aldanirsa okumamis insan ne yapsin?
Bu konularda uyanik olmak gerek  insallah.
Allah razi olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 10 Kasım 2015, 16:36:26 Gönderen: Lal-i Rana »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &