> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Dosya Yazıları > Yeni bir Anayasa ihtiyacı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeni bir Anayasa ihtiyacı  (Okunma Sayısı 831 defa)
28 Temmuz 2012, 15:10:27
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 28 Temmuz 2012, 15:10:27 »



Yeni bir Anayasa ihtiyacı
Nihat BULUT • 81. Sayı / DOSYA YAZILARI


1808’de Sened-i İttifak’la başlayan bir Anayasa tarihimiz var. Onu, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, 1876 Anayasası ve bu Anayasa’da 1909 yılında yapılan esaslı değişiklikler izliyor. Esasında, Osmanlı Anayasa gelişmelerinin en önemli yanı, Osmanlı mülkünün maliki olan padişahın hak ve yetkilerini sınırlamak olmuştu. Egemen bilimsel söyleme bakacak olursak, bunun hiç de şaşırtıcı olmadığını görürüz. Çünkü Anayasacılık tarihi, siyasal iktidarın sınırlandırılmasının tarihidir. Fakat bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Padişahın yetkileri kime geçmişti?

Yine egemen bilimsel söylem çerçevesinde bu sorunun cevabı da oldukça basit: Meclis’e. Ancak Osmanlı deneyimi gerçekçi bir biçimde ele alınınca iktidarın kısa bir zaman içinde, devletçi seçkinciliğin odağını oluşturan İttihat ve Terakkiye geçtiği görülür.

Cumhuriyet döneminde de, dört Anayasa’nın (1921, 1924, 1961, 1982), bitmeyen Anayasa tartışmalarının ve Anayasa’larda değişiklik yapmakla geçen bir sürecin sahipleriyiz. İstiklal Savaşı sırasında doğmuş olan 1921 Anayasası, hem kendisini yapan meclis hem de içerdiği hükümler açısından son derece özgün. Meclis, sivil-asker bürokrasi, taşra eşrafı, toprak sahipleri ve din adamlarını ortak bir amaç uğrunda birleştiren ve onları devlet yönetiminde söz sahibi kılan bir özellik taşıyor. 1921 Anayasası egemenliği kayıtsız şartsız millete vermiş ve onun seçtiği meclisi, meclis hükümeti sistemi içinde olağanüstü denilebilecek tarzda, güçlü yetkilerle donatmıştı.

1924 Anayasası yine meclis tarafından yapılmış bir Anayasa’ydı. Ancak meclis aynı meclis değildi. I. Meclis dağıtılmış ve yerine, yönetimdeki kadronun beklentilerini karşılamada zorluk çıkarmayacağı düşünülen bir yenisi seçilmişti. Ancak Anayasa’yı yapan bu meclis de “meclisin üstünlüğü” ve yetkileri konusunda titizlik göstermekten kaçınmış ve 1921 Anayasası kadar olmasa da meclisin üstünlüğü ilkesine sadık kalmıştı.

Elbette tek parti döneminde meclisin üstünlüğü ilkesi pek göze batmamıştı. Ancak 1950’de demokrasiye geçişle birlikte, “milli irade”nin ve onun temsilcisi olan güçlü bir meclisin, kurulu düzen ve bu düzen çerçevesinde iktidarı elinde bulunduranlar açısından ne manaya geldiği açıkça anlaşılmıştı. Bu bağlamda 1960 Darbesi’nin en önemli amacı, halkın oyundan çıkan ve “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” prensibini somutlaştıran meclisin gücünü sınırlamak olmuştu.

Seçimden çıkmayan, tersine, halkın yüzde ellisinden fazlasının oyunu alan DP’nin dışlandığı bir meclis tarafından hazırlanan 1961 Anayasası, iktidarı fiilen elinde tutanların, bunu muhafaza etmeye yönelik çabalarının bir toplamıydı. Anayasa, egemenliğin halkta olduğunu vurgulamış ancak, halkın bu egemenliğini yetkili organlar eliyle kullanacağını hükme bağlamış ve böylece meclise yeni ortaklar getirmişti. Anayasa Mahkemesi, Milli Güvenlik Kurulu ve kimi özerk kurumlar bu amaca hizmet etmişlerdi. 1961 Anayasası’nın -halkın iradesini sınırlama yönündeki açığını kapatmaya yönelik olsa gerek- temel hak ve özgürlükleri genişlettiğini görmekteyiz. Ancak bu bile halkın büyük çoğunluğunun ve onu temsil eden partilerin Anayasa’yı benimsemelerini sağlayamamıştı. İki meclisli (senato ve millet meclisi) bir sistem kuran ve bunlardan birisinde, darbeyi yapanlar dâhil, doğal-seçilmemiş üyelere yer veren 1961 Anayasası, yasama organına olduğu gibi, yürütme organına da güvenmemiş ve yürütmenin hızlı karar almasını zorlaştıran mekanizmalar getirmişti.

1961 Anayasası halkın iradesine esaslı sınırlamalar getirip, meclisin gücünü zayıflatırken, en azından temel hak ve özgürlükler açısından, görünüşte de olsa, önemli hükümler içermekteydi. 1982 Anayasası ise bu konuda hayli radikaldi. Meclisin iradesini, tıpkı 1961 Anayasası gibi, çeşitli kurumlar aracılığıyla sınırlayan 1982 Anayasası, özgürlükler açısından da olumsuz bir durumu yansıtmıştı.

1982 Anayasası’nı yapanlar da sistemi, iktidarlarını sürdürecek biçimde dizayn etmişlerdi. Bu bağlamda yapılan en önemli iş, siyasete ideolojik bir çerçeve çizmekti. O kadar ki, Anayasa daha başlangıçta, “Hiçbir düşünce ve mülahaza Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilkeleri, inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremez” gibi, son derece geniş ve kapsamları belirsiz kavramları kullanarak, kendine özgü bir meşru siyasal alan oluşturma ve bunun dışındaki her türlü yorumu dışlama intibaı meydana getirdi. Böylece, demokrasinin özünü oluşturan, rakip düşünce ve çıkarların serbestçe örgütlenebilmeleri ve kuralları önceden belirlenmiş biçimde barış içinde yarışabilmeleri olgusu, daha baştan zedelenmişti.

Anayasa ayrıca, özgürlükleri düzeni bozması muhtemel unsurlar olarak görüp kuşkuyla bakan, başlangıçta, kutsal olarak nitelediği devleti bireye yeğleyen bir felsefeye sahip olmuştu. Bundan başka Anayasa, seçimle gelmeyen organlara, özellikle de Milli Güvenlik Kurulu aracılığıyla, sistem içinde ağırlıklı bir yer vermişti.

Bazen belli bir ideolojik çerçeve gerekçe gösterilerek, bazen de “12 Eylül öncesi koşullar” gerekçesiyle meşrulaştırılmaya çalışılan bu anlayış, Türkiye’nin sosyo-ekonomik koşulları ve sınıfsal yapısının değişimi bağlamında, demokratik yaşam olgunlaştıkça etkisini kaybetmeye başlamış ve 1982 Anayasası’nda belli aralıklarla önemli değişiklikler yapılmıştı. Ancak, değişikliklerin boyutu 1982 Anayasası’nın temel felsefesini aşmaya yetmemişti. Gelinen noktada Türkiye’de yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç bulunduğu hususunda bir mutabakat doğdu. Tartışmalardan, bu Anayasa’nın özgürlükler konusunda daha cömert olacağı, kucaklayıcılık özelliği taşımak bağlamında ideolojiden arındırılacağı, sistem içinde seçimle gelmeyen organların gücünün makul seviyeye çekileceği anlaşılıyor. Bütün bu beklentiler önemli sayılabilir, ancak yeterli değil.

Başından beri vurgulanmaya çalışıldığı üzere, Türk Anayasa Tarihi bir anlamda, “parlamentonun güçsüzleştirilmesi” tarihi oldu. Dolayısıyla buna bir son verilmeli ve “millet egemenliğini Türkiye Büyük Millet Meclisi aracılığıyla kullanır” hükmü yeniden Anayasa’ya konularak, seçimle gelmeyen kurumların sistem içinde ön plana çıkmaları önlenmeli. Gerçek anlamda demokratikleşme, halkın dışında bir iktidar odağının, sistemi kendi iktidarını sürdürecek biçimde dizayn etmesinin engellenmesi ile mümkün. Bu bağlamda meclis ya da milletvekillerinin sıradanlaştırılmalarına yönelik tekliflere karşı dikkatli olunmalı, sözgelimi yasama dokunulmazlığının kaldırılması ya da daraltılması konusundaki baskılara aldırış edilmemeli.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yeni bir Anayasa ihtiyacı
« Posted on: 06 Ekim 2022, 15:47:54 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yeni bir Anayasa ihtiyacı rüya tabiri,Yeni bir Anayasa ihtiyacı mekke canlı, Yeni bir Anayasa ihtiyacı kabe canlı yayın, Yeni bir Anayasa ihtiyacı Üç boyutlu kuran oku Yeni bir Anayasa ihtiyacı kuran ı kerim, Yeni bir Anayasa ihtiyacı peygamber kıssaları,Yeni bir Anayasa ihtiyacı ilitam ders soruları, Yeni bir Anayasa ihtiyacıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &