> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Dosya Yazıları > Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye  (Okunma Sayısı 1584 defa)
28 Temmuz 2012, 15:15:32
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 28 Temmuz 2012, 15:15:32 »



Osmanlı Adlî Hükümler Topluluğu Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye
Ekrem Buğra EKİNCİ • 81. Sayı / DOSYA YAZILARI


Mecelle veya tam ismiyle Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında tatbik edilmiş bulunan medenî kanundu. Mecelle, bir takım fikirleri, mesele ve mevzuları toplayan küçük hacimde bir kitap, mecmua veya dergi anlamına geliyor.1 Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye tabiri ise adlî hükümler topluluğu gibi bir anlam taşıyor.

Tarih boyu, İslam dinine mensup bütün memleketlerde hüküm icra eden İslam hukuk sistemi, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerden, müctehid denilen ve bazı hususi vasıf ve melekeleri haiz âlim hukukçular tarafından çıkarılan kaidelerden teşekkül ediyor. Bu kaideler, fıkıh kitapları vasıtasıyla nesilden nesile intikal etti. Bu kitaplardan Hanefî mezhebinde yazılmış olan Kenz, Mecma, Kudûrî, Muhtar, Hidâye ve Vikâye adındaki altı tanesi çok meşhur ve muteberdi. Kâdı ve müftüler hep bu kitaplara göre hüküm vermişlerdir. İslam hukukunun tamamen hâkim olduğu Osmanlılar’da da bu kabil eserler yazılmıştı. Bunların başında, senelerce medreselerde ders kitabı olarak okutulan ve mahkemelerde kadıların başlıca müracaat kaynağı olan Şeyhülislam Molla Hüsrev’in (vefatı 1480) Dürer isimli kitabı geliyor. Bu kitap on beşinci asırdan on yedinci asra kadar bu hâkimiyetini sürdürmüştü. Fatih müderrislerinden Halebî İbrahim Efendi (vefatı 1549) tarafından Hanefî mezhebinin yukarıda isimleri geçen en muteber altı temel eserinden istifade ile Arapça olarak yazılan Mültekâ ise, 17. asırda Sultan İbrahim’in fermanıyla Mevkûfâtî Mehmed Efendi tarafından Mevkûfât adıyla Osmanlı Türkçe’sine de tercüme olundu. Böylece adeta mahkemelerde resmî hukuk kodu hâline geldi. Mevkûfât, Osmanlı medenî kanunu, aile kanunu, miras kanunu, borçlar kanunu, vergi kanunu, muhakeme usulü kanunu, kısmen ceza kanunu mesabesindeydi. Bu hâl 19. asrın son yarısına kadar devam etti.

İslam hukukunda fıkıh kitapları kanun demek olduğundan, ayrıca kanun ismiyle metinler hazırlayıp ilân etmeye esasen gerek görülmemiştir. Hindistan’daki Müslüman Türk hükümdarlarından dindar bir sultan olan Âlemgir, çok masraf ederek, 1664-1672 tarihleri arasında, geniş bir hukukçu ulema heyetine Hanefî mezhebinin kaidelerini Fetâvâ-yı Hindiyye adıyla bir araya getirtmişti. Bir kanun teşebbüsü denilebilecek bu çok kıymetli metin Hindistan’da İngiliz hâkimiyetine kadar mahkemelerin başlıca müracaat kaynağı olmuşsa da, hükümdarın fermanıyla ilan edilmediği için bugünkü manada bir kanun olarak görülmemişti.

Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Fermanı ile beraber hukuk hayatında da yenilikler yapılması esası benimsenmiş ve yeni kanunlar hazırlamak üzere komisyonlar teşkil edilmişti. Bu komisyonlardan birisi de Mecelle’yi hazırlamıştı.

Mecelle’nin hususiyetleri
Muhtevası itibarıyla Mecelle, tamamen İslam hukuku kaidelerinin yer aldığı bir kanundu. Ahvâl-i şahsiyye (personal status) denilen şahıs, aile ve miras hukukuna dair hükümleri ihtiva etmez. Zira Mecelle, daha ziyade nizamiyye mahkemelerinde tatbik edilmek üzere hazırlanmıştı. Ahvâl-i şahsiyye meseleleri ise şer’iyye mahkemelerinin vazife sahasına giriyordu. Ayrıca Mecelle, gayr-ı müslim Osmanlı vatandaşları (zımmîler) hakkında da cari olup, bunlar İslam hukukunun kendilerine tanıdığı hak gereği, ahvâl-i şahsiyye bakımından zaten kendi cemaat hukuklarına ve ruhanî mahkemelerine tabi idiler. Maamafih Mecelle, getirdiği küllî kaideler denilen hukukun umumi prensipleri ve muhakeme usulüne dair hükümleri itibarıyla ahvâl-i şahsiyye bakımından da ehemmiyet arzeden bir kanun olmuştu. Ayrıca Mecelle’de ceza, vergi, arazi hukukuna ait hükümler de bulunmamaktaydı.2 Bunlar kendi hususî kanunlarıyla tanzim olunmuştu. Nitekim bu tarihlerde yine Ahmed Cevdet Paşa’nın gayretleriyle ceza ve arazi kanunnameleri çıkarılmıştı.

Mecelle’nin kitapları muhtelif tarihlerde, ayrı ayrı neşredilerek yürürlüğe konmuştu. Mukaddime ile bey ve şira (alış-veriş) mevzuunu ihtiva eden ilk kitabı 1869’da, on altıncı ve sonuncusu olan kaza kitabı da 1876’da neşredildi.

Mecelle’nin ilk yüz maddesi ise kavâid-i külliye, yani küllî kâideler denilen umumi hukuk prensipleriydi. Hukuk kaidelerinin İslam hukuku kaynaklarından nasıl çıkarıldığını bildiren küllî kaideler, aynı zamanda İslam hukuk mantığı ile hâkimlere usul ve tefsir yönünden takip edecekleri yolları göstermekteydi. Bunlar, olması gereken, hukuka uygun ve modern hukukun pek çok mücadeleden sonra varabildiği hükümlerdi. Ebu Tahir Debbas, Debusî, İbn Nüceym ve Muhammed Hâdimi gibi Hanefî mezhebinden büyük İslam hukukçularının tespit ederek kitaplarına aldıkları ve eski hukukçuların neredeyse ezbere bildikleri bu yüz madde, bugün dahi hukuk mantığı ve tefsir bakımından günümüz hukukçularına kıymetli bir kaynak teşkil ediyor. Görülüyor ki Mecelle’yi çok fazla maddeden müteşekkil olduğu için tenkit etmek pek yerinde değil. Çünkü Mecelle, neredeyse birkaç kanunun muhtevasına sahipti.

Mecelle, umumu itibarıyla Hanefî mezhebinin kuvvetli kavillerine göre hazırlanmış olup zamanın şartları ve insanların ihtiyaçlar nispetinde (nâsa erfak ve maslahat-ı asra evfak) bu mezhebin kuvvetli olmayan kavillerine de yer verildiği olmuştu. Bu husus, yani hükümlerin icâb-ı hâle göre tercihi, İslam hukukunun hükümdarlara tanıdığı bir salâhiyetti.

Mecelle Cemiyeti, on altıncı kitaptan sonra, Mecelle’nin ikmali ve lüzumlu kanunların hazırlanması hususunda çalışmalar yapmıştı. Mahkeme ilâmları ile senetlerin delil tutulması hakkında 1296/1879 tarihli nizamname, 1299/1882 tarihli icareteynli vakıflar hakkında bir müzekkere, 1293/1876 tarihli kasame meselesi üzerine tezkire bunların en meşhurlarıydı. Mecelle Cemiyeti bir de muhakeme usulüne dair 301 maddelik kanun lâyihası hazırladı ve Şûrâ-yı Devlet’e takdim etti. Şûrâ-yı devlet, müzakere sırasında, Fransa ve diğer Avrupa muhakeme kanunlarından istifade ile bazı değişiklikler yaptı ve Usul-i Muhakeme-i Hukukiyye Kanunu adıyla 1296/1879 tarihinde neşredildi. Bu arada Mecelle cemiyetinin çalışmaları yavaşladı ve 1306/1888 yılında, ihtiyaç hasıl olduğunda tekrar toplanmak üzere tatil olundu. 1916 ve 1923 yıllarında Mecelle’yi tadil etmek üzere birer komisyon kuruldu ve çalışmalarına başladı ise de, teklif edilen maddeler kanunlaşamadı.3 Komisyonun teklif ettiği maddeler arasında; “Îcab ve kabul, telefon ve telgrafla dahi olur” gibi yeni maddeler vardı.

1926’da bazı değişikliklerle tamamen tercüme ettirilen İsviçre medenî kanunu ile bu kanun içinde yer alan borçlar hukuku kabul edilip, yürürlüğe girdi. Böylece 57 seneden beri tatbik edilen Mecelle, tatbikat kanununun; “Kanun-ı medenî ve borçlar kanununa muhalif olan ahkâm ile Mecelle mülgâdır” diyen 43. maddesiyle mer’iyyetten kaldırılmış oldu. Bununla yalnız Mecelle değil, İslam hukukunun da kaldırıldığı ilan edilmiş oluyordu.


Mecelle’yi tatbik eden ülkeler

Mecelle ilk kitabının mer’iyyete giriş senesi olan 1286/1869’dan itibaren o tarihte Osmanlı Devleti’ne bağlı Hicaz, Suriye, Ürdün, Lübnan, Yemen, Arnavutluk, Bosna, Kıbrıs ve Filistin’de tatbik olunmaya başlandı. Osmanlı milletlerinin lisanları olan Arapça, Bulgarca, Rumca ve Ermenice’ye, ayrıca Fransızca ve İngilizce’ye tercüme olundu.

Mısır, o tarihlerde iç işlerinde müstakil bir vilâyet olduğundan Mecelle burada tatbik olunamadı. Ancak burada Adliye Nâzırı olan Muhammed Kadri Paşa (1821-1888) adında bir hukukçu, Cevdet Paşa’nın yaptığını yapmak istedi ve Hanefî fıkhına dayanan güzel bir medenî kanun projesi hazırladı ise de bu teşebbüs muvaffak olamadı. Çünki Mürşidü’l-Hayrân adındaki proje Mısır’daki modernistlerin baskıları sebebiyle kanunlaşamadı. Mısır’da, Fransız medeni kanunundan mülhem medenî kanunlar hazırlandı.

Bulgaristan emareti (prensliği) teşekkül ederken Mecelle’yi kendi lisanlarına tercüme ederek kanunlarına esas kabul etmişlerdi. Bosna’da tatbik olunan Mecelle, sonraları hazırlanan Sırbistan ve Karadağ medeni kanunlarına mühim tesirlerde bulunmuştu. Öyle ki Sırbistan ve Karadağ medenî kanunlarına, bilhassa vedia, muhayyerlik, şuf’a, rehin, irtifak hakları gibi hükümler hep Mecelle’den alınmıştı.

Mecelle, Kuzey Yemen’de 1918, Arnavutluk’ta 1928, Kıbrıs’ta 1946 yılına kadar tatbik olundu. Ürdün’de, 1928’de yapılan bazı tadilâta rağmen Mecelle hükümleri son yıllara kadar yürürlükte kaldı. Mecelle, Suriye’de 1949, Irak’ta 1951, Ürdün’de 1976, Güney Yemen’de de 1992 yılında yürürlükten kaldırılmasına rağmen, bu ülkelerde yeni tedvin edilen medeni kanunlarda Mecelle’nin izlerini görmek mümkün. Lübnan’da 1934’te Mecelle’nin ekseri maddeleri mer’iyyetten kaldırılmış olmakla beraber, hâkimler Lübnan mevzuatında çözüm bulamadıkları meselelerde Mecelle’ye bakmakla mükellef kılınmıştır.4 

Filistin’de Mecelle’nin tatbikatı Osmanlı hâkimiyetinde iken başlamış, 1922 senesine kadar devam etmişti. Daha sonra İngilizler burayı işgal etmişler, fakat Mecelle’yi yürürlükteki kendi hukuki mevzuatları ile karışık olarak tatbike devam etmişlerdi. Hatta İsrail kurulduktan sonra da Mecelle yürürlükten kaldırılmamıştı. İsrail vatandaşı Müslümanlara şer’î mahkemelerde Mecelle tatbik olundu. Bugün Mecelle’nin tesiri Müslüman devletlerden daha çok, İsrail’de görülür. İsrail hukukçularının Osmanlı hukuk sistemini, bilhassa Mecelle’yi iyi bilmeleri gerektiği ve bunların birçok dava ve meselelerde müracaat kaynağı olduğu kanaati hâkimdir. Ayrıca İsrail aynî haklar kanununun pek çok hükümlerinin de Mecelle ahkâmını ihtiva ettiği bilinmektedir.5


Kaynakça:

1 Sıddık Sami Onar, "Osmanlı İmparatorluğunda İslam Hukukunun Bir Kısmının Kodifikasyonu: Mecelle", İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası (1955), XX/1-4, s. 58.
2 A....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye
« Posted on: 16 Ağustos 2022, 15:09:38 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye rüya tabiri,Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye mekke canlı, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye kabe canlı yayın, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye Üç boyutlu kuran oku Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye kuran ı kerim, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye peygamber kıssaları,Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye ilitam ders soruları, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyyeönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &