ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Memurluk ve Sınav Sistemleri ๑۩۞۩๑ > Diyanet İşleri Başkanlığı > Diyanet Duyurular > İyilik Ödülleri sahiplerini buldu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İyilik Ödülleri sahiplerini buldu  (Okunma Sayısı 465 defa)
13 Mart 2016, 23:42:39
Sefil
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28.807


« : 13 Mart 2016, 23:42:39 »



İyilik Ödülleri sahiplerini buldu

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen “Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni” İstanbul Haliç Kongre Merkezinde gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in katıldığı özel gecede çeşitli kategorilerde iyilik ödüllerine layık görülenlere ödülleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Kahraman, Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, İstanbul Valisi Şahin ve Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş tarafından verildi.

Türkiye Diyanet Vakfının yeryüzünde iyiliğin egemen olması için evrensel bir iyilik hareketine dönüştüğünü ifade eden Başkan Görmez, “Bugün aramızda bulunan bu iyilik kahramanlarımızın hiçbirinin bizim vereceğimiz ödüle ihtiyacı yoktur. Ancak bizim onların şahsında iyiliği yaymaya ihtiyacımız var. Dünyamızı saran kötülükleri defetmek için onların iyiliklerini yâd etmeye ihtiyacımız var” dedi.

“Doğruluk, iyiliğin kaynağı; güzellik ise iyiliğin sonucudur…”

Hz. Peygamber'in dilinde iyilik, doğruluk ve güzellik birbirinden ayrılmayan üç kavramdır. Doğruluk, yani sıdk, yani istikamet, iyiliğin yani birrin, marufun, hayrın kaynağıdır. Güzellik, yani hasane ve ihsan iyiliğin sonucudur. Doğruluk olmadan iyilik olmaz, iyilik olmadan güzellik egemen olmaz. Doğruyu, iyiyi, güzeli belirleyen yüce değerler vardır, bu değerler asla yaratıcı kudretten, Rabbimizden bağımsız düşünülemez. Yaratıcı kudret bu değerleri hem insanın mayasına ve fıtratına yerleştirmiş, hem de mukaddes kitabımız ve Peygamberimiz aracılığıyla bütün dünyaya duyurmuştur. İyilik varlıktır, kötülük yokluktur. Kötülük kötünün şahsında varlık kazanır, ama iyilik iyiler olmasa da vardır. İyilik nurdur, ışıktır. Kötülük zulmettir, karanlıktır.

"Her insan iyiliği kendi vicdanında aramalıdır..."

Kerim kitabımızın iyilik tanımı aynı zamanda bir uyarı içerir. Kur’an iyiliğin ne olduğundan önce, ne olmadığını anlatır bize. İbadetlerin dışa dönük, biçimsel ritüellere indirgenmesini ve dindarlığın bir gösterişe dönüştürülmesini iyilik cümlesinden kabul etmez. İyilik yönünüzü Doğuya ve Batıya yöneltmeniz değildir. Asıl iyilik, bizi her türlü kötülüğün egemenliğinden kurtaran Rabbimize imandır. Asıl iyilik, çok sevdiğimiz mal ve servetlerimizi fakirlerle, yoksullarla, yetimlerle paylaşmaktır. Asıl iyilik, özgürlüğünü kaybeden insanlara yardımcı olmaktır. Asıl iyilik, ahde vefadır, emanete riayettir. Asıl iyilik, zor zamanlarda direnip sabretmektir. Modern insan iyiliğin ne olduğu konusunda görüşler ve tanımlar seliyle mücadele ederken, Resulü Ekrem her insana iyiliği kendi vicdanında, kendi fıtratında aramaya davet eder.

"Eğer iyilik ilahi kaynağını kaybederse hayırseverlik sponsorluğa dönüşür..."

Bugün iyiliğin karşı karşıya olduğu iki tane tehlike vardır. Modern dünya iyiliği bireysel olarak insanın kendisine, faydasına ve menfaatine olan şeyler olarak tarif etmeye başlamıştır. Oysa asıl iyilik, başkalarına iyiliktir. Başkalarına iyilik yapan kendisine iyilik yapıyor demektir. Modern zamanlarda iyi ve iyilik ilahi aşkın metafizik kaynağından koparılmak istenmektedir. Oysa sadece Allah rızası için yapılması gereken hayrın ve hayırseverlik bir reklam ve propaganda aracı değildir. Eğer iyilik metafizik aşkın ilahi kaynağını kaybederse hayırseverlik sponsorluğa dönüşür. O zaman reklam ve propaganda iyiliğin, hayrın, marufun önüne geçer. Kur’an-ı Kerim ve Resulü Ekrem bu tehlikeden de daima bizleri haberdar etmektedir.

"Eğer biz insanın toprağına iyilik tohumlarını ekersek o zaman dünyanın her tarafından nimet fışkıracaktır. O nimet barıştır, kardeşliktir, şefkattir, merhamettir..."

Kur’an’ın dilinde iyiliğin bir adı 'birr'dir. 'Birr'in bir harekesini değiştirdiğimizde 'berr' olur. 'berr' yine Kur’an dilinde 'toprak' demektir. Bir harekesini daha değiştirdiğimizde 'bürr' olur. 'bürr' 'nimet' ve 'buğday' demektir. Bu üç kavram arasında dil filozofları bir ilişki kurarak bizi şuna davet ederler: Bugün yapmamız gereken berre, yani insanın toprağına birri, yani iyilik tohumlarını ekmektir. Eğer biz berre birri ekersek, insanın toprağına iyilik tohumlarını ekersek o zaman dünyanın her tarafından bütün topraklardan nimet fışkıracaktır. O nimet barıştır, o nimet kardeşliktir, o nimet şefkattir, o nimet merhamettir. Ve hepimiz mümin olarak şuna kesinkes inanıyoruz ki: İyilik dünyayı değiştirecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, törende yaptığı konuşmada, çocuklar, gençler ve kadınların mutlaka kazanılması, özel önem verilmesi gereken kesimlerin başında geldiğini, öğrencilerin ahlaklı, vatanına ve milletine bağlı, insanlığa faydalı bireyler olarak yetiştirilmesi hususunda vakıflara ciddi görevler düştüğünü belirtti.

Türkiye Diyanet Vakfı'ndan bu anlayışla, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile hareket ederek, çalışmalarını daha da yaygınlaştırmalarını beklediklerini ifade eden Erdoğan, adalet, ihsan, merhamet, istikamet gibi ilkeler doğrultusunda yürütülen bu hizmetlerin devam etmesini temenni etti. 

Erdoğan, Türkiye Diyanet Vakfı'nın yaptığı her hizmetle, inşa ettiği her camiyle, imam hatiple, yardım eli uzattığı her mağdur ve mazlumla bu şekilde ecdadın başlattığı bir gönül seferberliğini tamamladığını vurgulayarak şunları söyledi;

“Bizim medeniyetimiz, iyiliğin kurumsallaşmış hali olarak ifade edebileceğimiz bir vakıf medeniyetidir…”

Bugün gönlünü kazandığımız, duasını aldığımız her insan, her toplum, yüzlerce yıl sonra sizleri de bizleri de işte böyle hayırla yad edecektir. Bizim medeniyetimiz, bir yönüyle de iyiliğin kurumsallaşmış hali olarak ifade edebileceğimiz bir vakıf medeniyetidir. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde yaygın şekilde kabul gören, işlerlik kazanmış olan vakıf anlayışının kaynağı, bu topraklardır. Kendini insanlığa ve hatta tüm mahlukata vakfetme, insanlığın ve mahlukatın yararına çalışma anlayışı üzerine kurulu bu medeniyete, bütün samimiyetimizle hep birlikte sahip çıkmalıyız. Yolda kalmışlardan göçmen kuşlara kadar, hayata ve insana dair ne varsa, her şeyi içine alan bu muhteşem medeniyet, ecdadımızın bize bıraktığı en büyük miraslardan biridir.

"Bizim medeniyetimizde kalem, kılıcın önünde gelir…"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihe bakıldığında ecdadın gittiği yerlere gerektiğinde kılıcını da kullanarak girdiğini ama oradaki kalıcılığının, gönülleri fethetmesi sayesinde olduğunu, bugün Osmanlı ve Selçuklu coğrafyasına bakıldığında hep bu gerçeğin görüldüğünü söyledi. Alparslan, Kılıçarslan, Selahaddin Eyyubi, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim gibi büyük devlet adamlarının bu topraklarda yetiştiğini hatırlatan Erdoğan, öte yandan Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bayram Veli, Akşemsettin, Fuzuli gibi gönül insanlarının da bu topraklardan ses verdiğini anlattı. Erdoğan, "Bizim medeniyetimizde kalem kılıcın önünde gelir. Biz kılıcın geçiciliğine, kalemin, yazının, irfanın kalıcılığına inanırız. Fatih'in Akşemsettin'e, Yavuz'un İbn-i Kemal'e hürmeti, bir devlet adamının hocasına saygısının ötesinde, sahip olduğumuz o medeniyet tasavvurunun da bir yansımasıdır aslında" değerlendirmesini yaptı. Bugün Balkanlar'dan Kuzey Afrika'ya kadar nereye gidilirse gidilsin, köprü, cami, medrese, han, hamam, çarşı olarak mutlaka bir Osmanlı eserinin bulunduğunu kaydeden Erdoğan, "Herkesin sömürmek için petrolünü yağmalamak için gittiği Ortadoğu'ya, biz demiryollarımızla, su kanallarımızla, çarşılarımızla, hanlarımızla gittik. En önemlisi birlikte yaşama kültürümüzle gittik. Bizim farkımız bu" dedi.

“Eğer biz sınırlarımıza dayanan Suriye'deki ve Irak'taki o mazlumlara kapılarımızı açtıysak, iyilik medeniyetinin mensupları olduğumuz için açtık…”

Bugün de insanlığın ihtiyaç duyduğu barış özleminin bizim medeniyetimizin çağrısına yankısını bulduğunu görüyorum, buna inanıyorum. Bugün büyük bir dönüşümün sancıları içinde kıvranan tüm kardeş toplumlar, gözlerini Türkiye'ye dikmiş durumda. Umutla çıkış yolu arıyorlar. Rehber olarak da bizleri ve sizleri görüyorlar. Biz nereye yönelirsek onlar da aynı tarafa yöneliyorlar, yönelmek istiyorlar. Bu büyük medeniyetin günümüzdeki varisi olarak gördükleri Türkiye'nin kendilerine de rehberlik etmesini bekliyorlar. Ne kendi evlatlarımızı ne de bu insanları hayal kırıklığına uğratmaya hakkımız yoktur. Böyle bir vebali asla üstlenemeyiz. Eğer biz sınırlarımıza dayanan Suriye'deki ve Irak'taki o mazlumlara kapılarımızı açtıysak, iyilik medeniyetinin mensupları olduğumuz için açtık. 'Kaç kişi gelecek?' diye sormadık. Batı ne yapıyor; 'Biz 300 kişi alırız, Biz 500 kişi alırız' sonra ne yaptılar? Dikenli telleri koydular. 'Hayır almayız, Türkiye burada bize rakam versin.' Şu kadar rakam, bu kadar rakam. Ne rakamı ya... Şu anda 3 milyon insan var burada, 3 milyon... Ve bundan sonra da biz açık kapı politikasıyla o bombalardan kaçan insanları, ne olursa olsun, biz onları almaya mecburuz, mahkumuz. Çünkü bu medeniyetin evlatları, bunu yapmakla yükümlüdür.

“Bizim medeniyetimizin olduğu hiçbir yerde, DAİŞ olamaz, Boko Haram olamaz…”

Bir yerde yaşananları istismar etmek, kendi emelleri için kullanmak istiyor olabilirler. Bize düşen, buna karşı kendi medeniyetimizin o tüm insanlığı kucaklayan ve kuşatan değerleriyle mukabele etmektir. Eskiler, 'Kem alatla kemalat olmaz' derler. Kötü vasıtalarla, yanlış araçlarla doğru sonuçlar elde edemeyiz. Müslümanı terörist, İslam dünyasını terörün cinayetlerin kavgaların kaynağı olarak göstermeye çalışanlara karşı kendi değerlerimizle mücadele edeceğiz. Onlar masumları öldürebilir. Biz daima masumların yanında yer alacağız. Onlar milyarlarca insanın mağduriyeti pahas...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İyilik Ödülleri sahiplerini buldu
« Posted on: 30 Mayıs 2020, 21:12:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İyilik Ödülleri sahiplerini buldu rüya tabiri,İyilik Ödülleri sahiplerini buldu mekke canlı, İyilik Ödülleri sahiplerini buldu kabe canlı yayın, İyilik Ödülleri sahiplerini buldu Üç boyutlu kuran oku İyilik Ödülleri sahiplerini buldu kuran ı kerim, İyilik Ödülleri sahiplerini buldu peygamber kıssaları,İyilik Ödülleri sahiplerini buldu ilitam ders soruları, İyilik Ödülleri sahiplerini bulduönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &