ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Yetimi Korumak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yetimi Korumak  (Okunma Sayısı 558 defa)
28 Mayıs 2010, 15:54:47
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 28 Mayıs 2010, 15:54:47 »



Yetimi Korumak

Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri şöyle buyuruyor:

-Sakın yetime kahretme, sâili azarlama. (Duhâ, 9-10)

-Cezâ ve hesab gününü yalan sayanı görüb bildin mi? Öyle bir kimsedir ki, öksüzü iter, hor görür, ihmal eder, yoksulu doyurmak için başkalarını da teşvik etmez. (Mâun, 1-3)

-Sana yetimleri sorarlar, de ki: Onların hâlini ıslâh etmek (ihmalden) hayırlıdır. Eğer kendileri ile ihtilât eder, bir arada yaşarsanız, onlar sizin (din) kardeşlerinizdir. Allah Teâlâ ifsâd edenleri de, ıslâha çalışanları da bilir (ve ona göre muamele eder).

Sehl bin Sa'd (r.a)'den rivayetle, Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

-Ben ve yetimin işlerini deruhte eden kimse, cennetde şöylece beraber bulunacağız, buyurdular ve şehâdet parmağıyla orta parmağını işâret ederek aralarını ayırdılar. (Buhârî)

Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular. Ebu Hureyre radıyallahu anh'den:

-Dul kadınlarla, miskinlerin işlerine koşanlar, Allah yolunda cihad etmiş gibi me'cur olurlar. (Buhârî ve Müslim)

-Allah'ın nezdinde evlerinizin en sevimlisi, içinde bir yetime ihsanda bulunulan evdir. (Beyhakî)

Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular: Ebu Hureyre radıyallahu anh'den:

-Siz (ferdlerin ve milletlerin mahvına sebeb olan) mühlik yedi günahdan sakınınız.

-Ya Rasulallah, bunlar hangileridir? diye sordular.

Sallallahu aleyhi ve sellem:

"-Allah'a şirk koşmak, büyü yapmak, Allah Teâlâ'nın katlini haram kıldığı kimseyi öldürmek -haklı olarak öldürülen müstesnâ- tefecilik etmek, yetim malı yemek, düşman ile muharebe yapılırken kaçmak, evli ve hiç bir şeyden haberi olmıyan namuslu bir kadına zinâ isnâd ve iftira etmekdir" buyurdu. (Buhâri ve Müslim)

Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri, hadis-i kudsîde buyurur: -Ey Âdemoğlu, cennetime, azametime karşı alçak gönüllü olanlardan, gününü ibâdetle geçirenlerden, nefsini şehvetlerden sakınanlardan, gariblerin kardeşi, düşkünlerin yardımcısı olanlardan, yetimlere ihsanda bulunup onlara babalık vazifesi yapanlardan, dul kadınlara şefkatli bir koca gibi yardım elini uzatanlardan başkası giremez. Bu saydığımız sıfatları taşıyanlar, beni çağırdıklarında evet der, yardımlarına giderim. Benden isteyince veririm ve kullarımın kalblerine sevgilerimi yerleşdiririm.

-Ey Âdemoğlu. Benim rızamı kazanmak gayesiyle yetim ve dulları koruyanları, benim gölgemden başka bir gölge olmadığı günde kendi gölgeme alırım.

-Ey Âdemoğlu: Rahmet etdiğin gibi, rahmete erersin. Sen kullarıma rahmet etmediğin halde, benden, sana merhamet etmemi nasıl dilersin?

Leys bin Saad, hicrî ikinci asırda yaşıyan büyük bir fakih ve muhaddisdir. "Mısır dünyasının muhaddisi" diye alınır. Leys çok zengin bir insandı. Yıllık geliri yirmi bin dinardan fazla idi. Fakat çok cömerd olduğu için, hiçbir sene zekât verecek kadar yanında parası olmamışdır.

Bir defasında hoşuna giden bir evi satın aldı. Evi teslim almak üzere adamlarını gönderdiğinde, evde yaşları küçük yetim çocuklar bulunduğunu öğrendi. Çocuklar:

"- Ne olur evimizi almayın" diye yalvardılar.

Leys bin Saad evi çocuklara bağışladı. Ayrıca onlara maddi durumlarını düzeltecek kadar da para yardımında bulundu.

Dâvud-ı Tâi, hicretin ikinci asrında yaşayan, hem hadis, hem de fıkıh ilimleriyle meşgul olan büyük velilerdendir. Bir gün hizmetine bakan müridi:

-Biraz et pişirdim, yeseniz? dedi.

Eti getirdi. Ete bir süre bakan Dâvud-i Tâi kuddise sirruh:

-Falanca yetimlerden ne haber var? diye sordu. İçini çeken mürid:

-Bildiğiniz gibi efendim, dedi. Büyük veli:

-Eti onlara götür, onlar yesinler, dedi.

Mürid:

-Ama efendim, uzun zamandır et yemediniz, diye ısrar edince Dâvud-ı Tâi kuddise sirruh şunları söyledi:

-Sen dediğimi yap! Bu et onlar tarafından yenilirse arş-ı âlâya, ben yersem helâya gider.

Cebrâil (a.s)'ın  Özlemi

Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

-Ya Ali! Cebrâil aleyhisselâm, insanoğlu olsaydım da yedi şeyi yapsaydım demiştir:

1. Beş vakit namazı cemaatle kılsaydım.

2. Âlimler ile beraber bulunsaydım.

3. Hastaları sorsaydım.

4. Cenaze namazı kılsaydım.

5. Su dağıtsaydım.

6. İki dargını barışdırsaydım.

7. Yetimlere şefkat etseydim.

Ya Ali sen bunları yapmağa hırslı ol.

Ya Ali bir yetim ağlayınca arş-ı mecîd titrer.

Allah Teâlâ hazretleri buyurur:

-Ya Cebrâil bu yetimi ağlatanın, cehennemde yerini bul! Ben de onu ağlatayım.

O yetimi güldürenin, sevindirenin, cennetde yerini genişlet. Ben de onu sevindirip güldüreyim.

Gene buyurur:

-Ya Ali! Şu şeyler kalbi parlatır:

İhlâs sûresini çok okumak.

Az yemek.

İlim meclisinde bulunmak.

Az pişmiş ekmek yemek

Gece namazı kılmak.

Yetimlerin başını sıvazlamak.

Fudayl bin İyâd kuddise sirruh buyurur:

-Helva yemeyi bırakmak öğünülecek bir şey değildir. Esas siz o kimsenin, akrabasını gözetip gözetmediğine, öfkesini yenip yenmediğine, komşulara, dul kalmış kadınlara ve yetimlere karşı nasıl davrandığına bakın. Din kardeşlerine ve arkadaşlarına karşı edebi nasıldır? İşte bir kimse hakkında hüküm verirken asıl bunlara dikkat etmek lâzımdır.

Bir kudsî hadis-i şerifde aynen şöyle buyurulmaktadır:

-Ey Dâvûd! Yetime karşı merhametli bir baba gibi ol. Dul kalmış fakir kadınlara karşı şefkatli bir baba gibi ol. Bil ki sen ne ekersen onu biçersin. Yani sen başkalarına nasıl muamele eder isen sana da öyle muamele edilir. Çünkü muhakkak sen öleceksin. Çocukların yetim, karın da dul kalacak.

Bilhassa yetimleri korumak, onların bütün ihtiyaçlarını gidermek, tahsillerini en verimli şekilde yapdırmak, dinlerini, diyânetlerini öğretmek, terbiyeleri ile ciddi bir şekilde meşgul olmak, kalblerine Allah, Peygamber, vatan sevgisini aşılamak, hatta evlenme çağları gelince onları yuva sahibi yapmak, günümüzdeki devletin ve zenginlerin vazifesidir.

Yetimlerin gönülleri kırık, duyguları hüzünlüdür. Ana-baba şefkatinden mahrum kaldıkları için, kendilerini talihsiz, bedbaht hissederler, üzüntüleri sonsuzdur.

Bunu telâfi etmek için, zamanımızdaki Allah'ını seven varlıklı kişilerin, bunlardan birini, üçünü, beşini himayelerine alıb, hatta daha geniş çapta bütçeleri, imkânları müsaid olanlar yetimhâne yaptırabilirlerse, ne kadar isabetli hareket etmiş olurlar.

Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:

-Farzları ifadan sonra, en mühim ibâdet mü'min kardeşlerinizin kalblerine, gönüllerine sürûr vermekdir, buyurmaktadır. Bu böyle olunca:

Yetimlerin, sahibsiz dulların, gözü yaşlı, bağrı yanık ihtiyaç sahiblerinin yardımına koşup, her hususda yardımcı olarak gönüllerine sürûr vermek, Allah Teâlâ'ya yakınlıkdır. Ve en faziletli bir ibâdet ve kulluk vazifesidir.

Çok kimseler namazlarını kılmak ve oruçlarını tutmakla dini vazifelerini edâ etdiklerini sanarak müsterihtirler. Bu kâfi gelir mi? Hayır.

Cenâb-ı Hakk'ın emirlerine riâyet ve tanzimle beraber mahlûkatına şefkatli olmak gerekir. Bu da ancak fedakârlık, samimi bir hizmetle elde edilir.

Demek ki her aklı selim sahibi müslümanın farzları edâ, haramlardan kaçındıktan sonra, dikkat edeceği husus, müslümanlığa, cemiyete, mahlûkata, hizmet ve yararlı olmağı benimsemesidir.

Sırf Allah Teâlâ'nın rızasını kastederek, bedenî fikrî ve malî hizmetde bulanamayanlar, kâmil mü'min olamazlar. Çünkü bu sayılanlar, farzların mütemmimi ve Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünneti seniyyesinden cüzlerdir.

Her ferd, Allah Teâlâ'yı seven kişi, Rabbısının kendisine vermiş olduğu kabiliyet ve ihsan ölçüsünde kendisini mes'uliyetli bilmelidir.

Ashab-ı Kiram hazeratı soruyorlar:

-Ya Resûlallah en mühim ibâdet nedir.

Buyuruyorlar:

-Vaktinde kılınan namaz.

-Gene soruyorlar, buyuruyorlar ki:

-Anaya, babaya birr u ihsan.

Gene soruyorlar, buyuruyorlar ki:

-Cihâd.

Harb zuhurunda harbe gitmek, harbde Allah yolunda canını vermek cihâd olduğu gibi, Allah yolunda yapılan her iş ve fedakârlık cihâd cümlesindendir.

Alıntı

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Yetimi Korumak
« Posted on: 19 Mayıs 2019, 14:15:04 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yetimi Korumak rüya tabiri,Yetimi Korumak mekke canlı, Yetimi Korumak kabe canlı yayın, Yetimi Korumak Üç boyutlu kuran oku Yetimi Korumak kuran ı kerim, Yetimi Korumak peygamber kıssaları,Yetimi Korumak ilitam ders soruları, Yetimi Korumakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &