ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Yeniden Çıkmak Yola
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeniden Çıkmak Yola  (Okunma Sayısı 402 defa)
02 Mayıs 2010, 14:38:12
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 02 Mayıs 2010, 14:38:12 »



Yeniden Çıkmak Yola



İçimde gizli nehirler akar.
Ne dalgalarıyla serinlerim, ne sularının sesine dalarım.
İçimdeyken gizlidir bana.
Sen bilirsin. Ve ben sen bildirirsen bilirim.
Sen buldurursan bulurum.
Sen kavuşturursan ferahlarım serinliğinde.
Böyleyken Rabbim, ben bana bile yabancıyken, sen buldurmadığında kayıpken kendime…
Benim gibi nice insanlar hakkında sözler söylerim.
Kendimi bilmezken onları bilmeye kalkarım.
Sanki cehenneminin ateşini ben yakıyorum, kimilerini ateşine atarım.
Sanki cennetinin güllerine bahçıvanım. Cennetine koyarım kimilerini.
Affet Rabbim.
Bilmeden hükümler verdim.
Yanıldım, yanılttım.

. . .

Hz. Aişe r.a. annemiz bir gün Efendimiz s.a.v.’e bir kişiden bahsetti. Efendimiz şöyle buyurdu:

“Vallahi bende şöyle şöyle haller varken başkasından bahsetmekten hoşlanmam.”
Allah Rasulü s.a.v. böyle diyor, kendine böyle bakıyorsa…

Kimler koklayacak o gülleri?


Uhud Savaşı sonunda bir anne meydanda evladını arıyordu. Nihayet onu buldu. Baktılar ki şehit. Hem de nasıl. Açlıktan karnına taş bağlamış. Yüzü toprağa bulanmış. Annesi yüzünden toprakları sildi ve şöyle
seslendi:

– Ne mutluluk sana oğlum... Sana cennet müjde olsun!

Bunun üzerine Allah Rasulü s.a.v. şöyle dedi:

– Ne biliyorsun. Belki boş sözler konuşur, boş işlerle uğraşırdı.

Artık o Rabbine gitmiş. Rabbi bilir.
Annelik bitmiş, arkadaşlık, yoldaşlık bitmiş.
O Rabbiyle.
Ve bu dünyada bilinenler bitmiş.

. . .

Allah Rasulü s.a.v. bir müddet Ka’b r.a.’ı görmemişti. Ne olduğunu sorunca hasta olduğunu söylediler. Allah Rasulü s.a.v. doğruca Ka’b r.a.’ı ziyarete gitti. Onu müjdeledi.

Efendimiz s.a.v. zaman zaman sabrettiği için, zaman zaman şükrettiği için arkadaşlarını müjdelerdi. Onun bizzat kendisi müjdeydi. Şöyle buyurdu:

– Ey Ka’b sana müjde olsun.

Bunu duyan Ka’b’ın annesi:

– Senin için cennet hazır ey oğlum, dedi. Bu sözler üzerine Allah Rasulü s.a.v.:

– Kimdir bu Allah adına kesin söz veren, buyurdu. Ka’b r.a. “Annemdir..” deyince Efendimiz s.a.v. şöyle
buyurdu:

– Ne bilirsin ey Ka’b’ın annesi, belki Ka’b lüzumsuz sözler konuşmuştur.

Ne biliriz?

Kendimizi bilmekten acizken sevdiklerimiz hakkında ne biliriz? Cennetine koyarken onları, gerçekten ne bilebiliriz ki?

Güzele kimler layık?

Amiroğulları’ndan birkaç kişi Rasul-i Ekrem s.a.v.’in huzuruna çıkmıştı. Rasul-i Ekrem s.a.v.’i övmeye başladılar:

– Sen bizim atamızsın, sen bizim efendimizsin. Sen bizim en büyüğümüz ve en üstünümüzsün…

Sen şöylesin sen böylesin gibi övgülerle devam ediyorlardı. Rasul-i Ekrem s.a.v.:

– Söyleyeceğinizi söyleyin, şeytan sizi şaşırtıp durmasın, buyurdu.

Kullar arasında övgüye en ziyade layık olandı o. Lakin sevmezdi övülmeyi ve izin vermezdi övsünler kendini.

O’nun hakkında her söylenen güzel söz gerçekti, haktı muhakkak. Ama ya gerçekliğini bilmediklerimiz…

. . .

Nebi s.a.v.’in huzurunda bir kişinin adı anılmıştı.

Orada bulunanlardan biri adı anılan kişiyi hayır ile andı ve abartılı bir şekilde övdü. Bunun üzerine Nebi s.a.v. onu uyardı:

– Yazık sana sen dostunun boynunu kopardın, buyurdu ve bunu üç kez tekrarlayıp devam etti: Eğer bu söylediklerini o adam duysaydı iflah olmazdı.

Devamla ölçüyü söyledi:

– Biriniz bir dostunu övecekse; ‘öyle sanıyorum ki o şöyle iyidir, böyle iyidir’ desin. Ve bu sözünü, methettiği adamın bu sıfatlarla donanmış olduğunu bilerek söylesin. İç yüzünü ise Allah bilir ve öyle muhasebe eder.

Kimler yanar o ateşte?

Sen cennetini ve cehennemini sonuna kadar insanlardan ve cinlerden dolduracağını söylüyorsun.
Sen vaadinden dönmezsin.
Lakin biz o günleri beklemeden o ikisini çoktan dolduruyoruz.
Sen mülkün sahibi olduğun halde beklerken…
Şüphesiz ki bizler cahil ve aciziz.
Her şeyden önce aczimizin cahiliyiz.

. . .

Rasulullah s.a.v. bir gün namaz kılmak için ayağa kalktı ve mescittekilere sordu:

– Duhşum oğlu Malik nerede?

Oradakilerden biri şöyle dedi:

– O Allah’ı ve Rasulü’nü sevmeyen bir münafık!

Bunu üzerine Efendimiz s.a.v. şöyle dedi:

– Öyle deme. Görmüyor musun o, ‘Lâilahe illallah’ dedi ve bununla Allah’ın rızasını kazanmak istiyor. Allah Tealâ kendi rızasını gaye edinerek ‘Lâilahe illallah’ diyen kimseye cehennem ateşini haram kılmıştır.

. . .

Efendimiz s.a.v. zamanında Abdullah isimli birisi vardı. Ara sıra Rasulullah s.a.v.’i güldürürdü. Efendimiz s.a.v. bu zata şarap içtiği için “had” yani içki içme cezası vermişti.

Günün birinde o kişi yine içkili olarak Rasulullah s.a.v.’in huzuruna getirildi. Allah Rasulü s.a.v. yine had uygulamasını buyurdular. O sırada Ömer r.a. da oradaydı, dudaklarından şu kelimeler dökülüverdi:

– Allahım, bu kişiye lanet et! İçki yüzünden ne çok huzura getiriliyor.

Efendimiz s.a.v. Hz. Ömer ve oradakilere hitaben şöyle buyurdular:

– Ona lanet okumayın. Allah’a yemin ederim ki, bildiğime göre o Allah’ı ve Rasulü’nü çok seviyor.

. . .

Bir kişi evli olduğu halde zina suçu işleyip sonra da itiraf ederek recmedilmişti. Efendimiz s.a.v. o kişiyi cezadan kurtarmak için oldukça uğraşmış fakat adam ısrarla itiraf ederek cezasını çekmek istemişti. Recmedilen bu adam hakkında iki kişi aralarında konuşuyordu:

– Şunu görüyor musun? Allah günahını gizlemiş ama o bunu gizlemek istemiyor.

Efendimiz s.a.v. bu konuşmayı duydu ve onlara şöyle dedi:

– Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki şimdi o cennet nehirleri içinde yüzüyor.

. . .

Ve Allah Rasulü s.a.v. buyurdu:

“Kim bir din kardeşini tevbe ettiği bir günahından dolayı ayıplarsa o günaha düşmeden ölmez.”

Kalpten dile bir yol


“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra, 36)

Bizler zannediyoruz.
Neleri neleri, kimler hakkında zannediyoruz.
Gönlümüze yük, sözümüze külfet.
Hesap gününde zahmet, zahmet, zahmet...

Allah Rasulü s.a.v. buyurdular:

“Zan ile hüküm vermekten kaçının, sözlerin en yalanı zandır.”

“Üzerine binilen en kötü binek tahmindir.”

Ve bir yol çiziyor:

“Kişinin kalbi doğrulmadıkça imanı doğrulmaz. Dili doğrulmadıkça da kalbi kalbi doğru olmaz.”

Bütün varlardan geçeceğiz bir gün.
Tek varımız gönlümüz kalacak.
Ve orda Allah ve Rasulü’nün sevgisi olacak. Zira o başkasını kabul etmez.
Kabul ettirenler kalbini küstürenlerdir.
Seni bilmekten geçer bilmek.
Bulmak seni bulmaktan.
Gönlümüze varmaktan.
Ve onunla yola tekrar çıkmaktan.
Yoldan her çıktığımızda ona yeniden, yeniden dönmekten.
Bir gün tamamen onda kalıncaya kadar.

O gün göreceğiz ki bilmeden kızdığımız, yerdiğimiz, övdüğümüz herkes de bizimle birlikte yeniden yola çıkmıştır.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 02 Mayıs 2010, 14:49:33 Gönderen: Rabia »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Yeniden Çıkmak Yola
« Posted on: 19 Temmuz 2019, 04:48:56 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yeniden Çıkmak Yola rüya tabiri,Yeniden Çıkmak Yola mekke canlı, Yeniden Çıkmak Yola kabe canlı yayın, Yeniden Çıkmak Yola Üç boyutlu kuran oku Yeniden Çıkmak Yola kuran ı kerim, Yeniden Çıkmak Yola peygamber kıssaları,Yeniden Çıkmak Yola ilitam ders soruları, Yeniden Çıkmak Yolaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &