ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Toplumsa şuur
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Toplumsa şuur  (Okunma Sayısı 602 defa)
07 Eylül 2010, 21:31:11
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 07 Eylül 2010, 21:31:11 »




Toplumsa şuur


Toplum Mühendisliği, hükümetler veya özel gruplar tarafından toplumun geniş bir kesiminin tavır ve sosyal davranışları üzerinde etkide bulunacak çabalara atıfla, siyâset biliminde kullanılan bir kavramdır. Bir başka deyişle “yönlendirmek istediğiniz toplumlar üzerinde, kuracağınız cemiyetlerle onlara vermek istediğiniz toplum hayatını aşılamak ve istediğiniz tarzda onları yaşatmaya çalışmak” olarak da açıklanabilir.
Toplum mühendisliği müspet mânâda kullanılacağı gibi menfi olarak da toplumlara karşı kullanılabilmektedir. Burada temel gâye, mühendislik uygulayacağınız toplumun önce dinamiklerini öğrenmek, gerekli psikolojik ve sosyolojik tahlillerini yaparak, toplumun dinamiklerini akim bırakacak veya yükseltecek mühendislik projelerini yürürlüğe koymaktır.                                                                                                                    Müslümanlar için en çok toplum mühendisliğinin uygulandığı ve üzülerek ifade edelim ki çok da başarılı olunduğu bir toplum mühendisliği projesi de “toplumsal şuuru ortadan kaldırmak” ve uygulamalarıdır. Bu durum, menfi mânâda toplumun şuur kaybı ve şuur kaybından ortaya çıkan “ne yapacağını bilmezlik” hallerinin topluma sinsice kazandırılması ve bu hâle getirilen toplumların üzerinde istenildiği gibi menfi projelerin yürütülmesidir.
Psikologlar toplumsal şuuru “insanların ortak amaç ve inançlar için hep birlikte hareket etmeleri, ortak amaca  doğru kanalize olmaları ve bu uğurda mallarından, zamanlarından ve canlarından fedâkârlıklarda bulunmaları” olarak ifâde etmektedirler. Aslında bu tanımlamalar Hz. Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm)’ın “Müslümanlar bir vücudun âzaları gibidir. O âzalardan biri rahatsız olsa bütün vücud rahatsızlık duyar”1 hadis-i şerifi ile ne kadar örtüşmektedir.
• Yani birbirimizin halleriyle hallenmek, birbirimizden haberdar olmak, birbirimize yardım etmek, birbirimizin ayıplarını örtmek, ama bu fiilleri icra ederken sağlıklı bir vücud gibi çalışmak. Nasıl ki bir vücud Cenâb-ı Hakk’ın (cc) izniyle saat gibi işler ve Allah’a hamd ederek yoluna devam eder. Aynen öyle devam ederek sağlıklı toplumları oluşturmak.
• Yani nasıl ki bir vücudun âzaları gösterdikleri o uyumlu hareketlerle birbirlerini ne kadar sevdiklerini izhar ederler, aynen öyle de “iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız”2
hadisinin ifade ettiği mânâ ile davranmak,
• En önemlisi de müslümanların başına bir sıkıntı geldiğinde onlar kadar olmasa da o sıkıntıyı hissedebilmek. En azından lâkayt kalmamak, sanki olmamış veya yok gibi davranmamak.
Tarihsel sürece baktığımızda, özellikle son bir buçuk asırda, müslümanlara senelerce değişik tahrip projeleriyle sinsice saldıranlar onların ortak amaca doğru hareket etmelerini önlemişler, İki buçuk milyar müslüman, sayıca çok fazla olmalarına rağmen ortak düşünme, ortak hareket etme şuurundan uzak yaşadıklarından “iki yarım bir tam etmez” atasözünün taşıdığı anlam gibi tek ses, tek yürek olamamışlar.
Bu payda üzerinde hıristiyan ve yahudî dünyası sömürgeleştirdiği İslâm Devletleri üzerinde kendi kültürlerini rahatlıkla işleyebilmişler ve özellikle maddî olarak çok büyük kârlar elde etmişlerdir.
Planların çok öncelerden yapıldığı, her türlü çıkmaza göre ayrı B, C ve hatta Z ye kadar planların hazır bulunduğu strateji gruplarını oluşturan bu mantık, bir araya gelmeyi sağlayacak her türlü cereyanı yolundan çıkarmayı, eğer çıkaramıyorsa mecrasını değiştirmeyi, o da olmuyorsa etkisini azaltmayı ve tesirsiz bırakmayı kendine amaç edinmiş ve senelerce uygulamaktadır. Bu uygulamaya gerçekleştirirken uyguladıkları mühendislik projelerininin
tam tersini kendi aralarında tesis etmişler ve karşı tarafı tahrip ederken inanılmaz bir birlik içerisinde çalışmışlardır. İşleyecekleri konuları önce ellerine geçirdikleri medya organları ile hazırlayıp sonrada icraata geçiren bu gruplar kendilerini özellikle yenilmez, alt edilemez, devreden çıkarılamaz, yok sayılamaz gibi göstererek özellikle karşı tarafın kuvve-i mâneviyesi üzerinde ciddi tesirler bırakmakta ve bu hazırladıkları psikolojik zemin üzerinde tahrip harekâtlarını gerçekleştirmektedirler.
Bu durum Mekke’de, Efedimiz (asm) Hazretlerinin nübüvvetinden önceki durumla paralellikler göstermektedir. Kibir kumkuması bir avuç kendilerine asil diyen ve bugün de aynı iddialarda bulunan numunelerini asrımıza
ulaştıran insanların ataları “Peygamber de olsan seni kabul etmeyiz” dedikleri Resûlullah Efendimizin (asm) vahiy kökenli harekât tarzına 10 küsür sene bile dayanamamışlar, çok sevdikleri kibirlerini, makamlarını, oyuncak gibi
oynadıkları insanları bırakıp gitmişler ve yerlerinde yelleri estirmişlerdir. Burada çok önemli olan nokta şudur ki,
çok kuvvetli, görkemli görülen bu insanların karşısında sağlam, organize olduktan sonra bâtıl ve hakka dayanmayan fikirleri ve hareketlerinin ömürlerinin çok kısa olmasıdır.
Yeter ki, metod doğru uygulansın ve bu metodu hakkıyla uygulayabilen insanların yetiştirilmesi sağlansın.
“Kim Allah'a ve âhirete inanıyorsa komşusuna ihsanda (iyilikte) bulunsun”3 diyen, “Cemaat ile kılınan namazın ferdî namazdan 27 kat daha sevabı olduğunu“4 buyuran, ümmetine “Yetimlere bakmayı, büyütmeyi”5 onların başlarını okşamayı, bu yolla çok büyük faziletlere kavuşacaklarını haber veren bir Peygamberin ümmeti olarak, Peygamberlerini en samîmi hisleri ile seven ve bunu bütün hayatlarında hatta en küçük ve adetten olan hareketlerinde bile uygulayan izzet sâhibi ecdadımızın bu sevgi ve aşk ile kurdukları vakıf müesseseleri, sadaka taşları, zekât müesseseleri, bütün İslâm milletini kuşatan adâlet ve merhamet duyguları ve Çanakkale’ye kınalı kuzularını memleket ve milletleri için gönderip arkalarından ağıt bile yakmayan bu eşsiz milletin son temsilcileri ve daha nice misaller… Bizim milletimizin tesis ettiği toplumsal şuur misallerinden sâdece bazılarıdır.
Bugünkü toplum hayatımıza bakıldığında bahsini ettiğimiz toplumsal şuur anlayışının ne kadar kaybedildiği âşikârdır. Daha da önemlisi; • “Bu şuurun kazanılmadan rahmet-i İlahiyenin gelmeyeceği” idrakinin eksikliğidir,
• Yeniden bireysellikten toplumsallığa dönüşümdeki rehâvettir, • Kurumsallaşmadaki eksiklikler veya herkesi kucaklamaktan uzak taassuplardır.
Bütün hayatını, ümmetinin ve insanlığın selâmeti için harcayan ve hiçbir mükâfatı istemeyen bir Peygamberin
ümmeti olarak birbirimizi düşünmek, birbirimizin yardımına koşmak, hep beraberce Cenâb-ı Hakk’ın ipine  sarılmak hizmeti, bu asırda yeniden ihya edilmek üzere bizleri bekliyor. Unutulmamalıdır ki, “Kimin himmeti milleti ise o tek başıyla bir millettir.”6 İşte başarının anahtarı da budur.
“Ben cemiyyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim âhiretimi de”, “Kur’ânımız yeryüzünde cemâatsiz kalmasın”6, gibi çok yüksek gâyelerlerle, şahsî merkezlilikden uzak, milletinin selâmeti üzerine harekât tarzlarını kurabilen ve insanlara çok güzel birer örnek olan insanlara bu asırda her zamandan daha ziyâde ihtiyaç duyulduğu âşikârdır.
Merkezi değiştirme zamanı gelmiştir. Şahsî düşünce tarzlarından millet menfaati için düşünmeye, “ben”  merkezlilikden “biz”lerin geniş dâirelerine, Kur’ân’ın tabiri ile örnek insan Habib-i Ekrem Efendimizin (asm)
ölçüleriyle eğitimsiz, ilimsiz, ferâsetsiz toplumlardan ilimle donatılmış, ferâset sâhibi örnek toplumlara geçmek ve o toplumları yaşatmak zamanıdır. Hepimizin bu değerleri birbirimiz için yaşatmak konusunda üzerimize düşen vazifeleri bir kez daha çok ciddi olarak düşünüp bu şuuru her zaman taşımak duâ ve temennisiyle, Allah (cc)'a emânet olunuz.


1. Riyâzu’s Sâlihîn (Buharî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)
2. Müslim, İmân, 93, (54); Ebû Dâvud, Edeb, 142, (5193); Tirmizî, İsti'zân, 1, (2589),
Merhum İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 10/133.
3. Buhârî, Edeb, 31, 85, Nikâh, 80, Rikâk, 23; Müslim, İmân, 74, (47); Ebû Dâvud, Edeb, 132, (5154); İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 10/210.
4. Buhârî, Ezan, 30, Müslim, Salât, 272; İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 9/101.
5. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 17/475.
6. Tarihçe-i Hayat, Risâle-i Nur Külliyatı.

 

Dr. Yusuf Bahadır DEREN
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Toplumsa şuur
« Posted on: 22 Eylül 2019, 02:21:14 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Toplumsa şuur rüya tabiri,Toplumsa şuur mekke canlı, Toplumsa şuur kabe canlı yayın, Toplumsa şuur Üç boyutlu kuran oku Toplumsa şuur kuran ı kerim, Toplumsa şuur peygamber kıssaları,Toplumsa şuur ilitam ders soruları, Toplumsa şuur önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &