ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Tek çare islam dır
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tek çare islam dır  (Okunma Sayısı 455 defa)
06 Aralık 2010, 16:49:40
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 06 Aralık 2010, 16:49:40 »



TEK ÇARE İSLÂM’DIR


Öncelikle toplum ve toplumsallaşmayı açıklamaya çalışalım: Grotün’a göre toplumsallık, bir topluma duyulan istektir. Bu istek benzerleriyle yasamaya belli bir eğilim duymak anlamına gelmekle birlikte bu rasgele bir eğitim değil, barış içinde, iyi düzenlenmiş bir yaşam ortaklığı içinde yaşama eylemidir. (De jure belli ac pacis “savaş ve barış hakkı üzerine” giriş konuşmasın-dan da anlaşılacağı üzere insanlar arasında sürekli ilişkilerin kurulmasıyla toplumdan bahsedebiliriz. Bunu şöyle açıklayabiliriz: İnsanlar arasındaki müşterek eşyalar ve konular hakkında bakışları aynı yönde olursa birbirleriyle ilişki kurarlar. Doğru, yanlış, faydalı zararlı, hak ile batılı sevindirici ve üzüntü verici hususlardaki fikirleri ve duyguları birleşirse, aralarındaki ilişkiler sürekli olur. Tabii ki bu ilişkilerin devamlı olabilmesi için ve aralarında çıkacak ihtilafları çözmek için fikir ve duygularına uygun bir sistem oluşturmalıdır. Böyle olursa bir toplumdan bahsedebiliriz.

Toplumsal kirliliği ise şöyle açıklayabiliriz: Toplum içerisindeki insanların fikir ve duygularında ve sistemlerinde birbirlerine uygun olmayan unsurlar oluşursa bu kirlenmeyi gösterir. Yani fikir kirlenme, duygusal kirlenme ve sistemde kirlenme gibi. Bunu biraz da örneklerle açıklamaya çalışalım: Osmanlı Devleti ve insanlarıyla, bir İslâm toplumunu oluşturmaktadır. Fakat son dönemlerinde batı fikirlerinin saldırısına maruz kalmıştır. Bununla birlikte batı fikirleri yayılmaya başlandı. Fikir yaymak için içeride gruplar kuruldu, dışarıdan da ülkelerin faaliyetleri oldu. Bu gruplar; Yeni Osmanlılar, İttihat ve Terakki, Türk Ocakları ve Jön Türkler gibi batı fikirlerini yaymaya başladılar. Böylece İslâm’dan olmayan hürriyet, demokrasi, vatancılık ve milliyetçilik gibi fikirlerle orduya sızdılar ve halkı etkilediler. Böylece halkın fikirlerini kirlettiler ve bu kirlenmeyle güç kazanıp devleti yıktılar. Bu da şunu gösteriyor ki, toplumdaki kirlilik toplumun mahiyetini değiştirmektedir.

Maalesef Müslümanların fikirleri kirlenmiştir. Osmanlıların yıkımını oluşturan vatancılık, milliyetçilik fikirleri halen etkindir. Hürriyet ve demokrasi fikirleri de, Müslümanların fikirleri haline getirilmiştir. Sistem de buna önder olduğundan, bu fikirlerin devam etmesini sağlamaktadır. Bu şekilde bir yaşam, akide de kirlenmelere yol açmıştır. Allah’ın yaratıcılığına inanmakla birlikte O’nun tek hüküm koyucu olduğu ve yalnızca ona uyma gerekliliği ortadan kalkarak hüküm koymayı kendilerinin yapabileceği inancı yerleşmiştir. Ahiret hayatı, ciddiye alınmamaktadır. Fikirlerde karışıklık vardır. Müslüman’ım denilmekte, diğer taraftan beşerin ürettiği “hürriyet ve demokrasi fikirlerde İslâm’dandır” denilmektedir. Duygular da karışmıştır. Ülkede içki müptelalığı almış başını gitmiştir. Faiz, artık faiz olarak görülmüyor. Bu devleti koruyup kollamanın gerekliliğinden bahsetmektedir.

Evet yaşantı öyle bir hale gelmiştir ki, adeta İslâm’la bir ilişki kalmamıştır. Müslüman, akidesiyle fikir ve duygularıyla ve nizamıyla İslâm’a muhalefet etmektedir. Kapitalist nizam ve değer yargılarına farkında olarak veya olmadan sahiptir. “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin” fikri adeta yaşamları olmuştur. Halbuki kınayanın kınamasından çekinmeden kendi yapısını ortaya koyması istenmektedir. Yine susurluktaki olaya baktığımızda toplumun ne kadar kokuştuğunu gördüğümüz halde, kurtuluşu yine aynı çıkmazda arıyoruz. Bunun dışında İslâmî kimlikle halkın önüne çıkan lider konumundaki insanların ortaya koydukları fikirler, kâfirlerin bile ortaya koyamadıkları fikirlerdir. Bugünlerde Sünnet konusu tartışılmakta ve bu, insanlar tarafından Sünnet’in teşrî kaynak olamayacağı görüşü ortaya atılmakta. Buna rağmen Müslümanlar onlara kitap imzalatmaktadır. Devlet yapısı tamamen inkâr edilmekte, devleti ve yürütmeyi Allah’ın insanlara verdiğini savunarak devlet şeklini istedikleri gibi yapabileceklerini söylüyorlar. Yani genel duruma bakıldığında hiç bir şeyin net olmadığını görmekteyiz.

Oysa Müslümanlar eskiden ümmetçiliği savunurlarken, bütün Müslümanları seviyorlar, onun için seviniyor, onun için kızıyorlardı. 1850’ye kadar kimse Türklükle övünmüyordu, bilâkis “Türküm” demekten utanıyordu. Sadece “Ben Müslüman’ım” diyor ve bununla övünüyordu. Çünkü Allah’ın indirdiği fikir ve duygulara sahiptiler.

“Allah’a davet edip salih amel işleyip de; Ben Müslümanlardanım, diyen kimsenin sözünden daha güzel sözlü kim var?” (Fussilet: 33) ayetinde bahsedildiği gibi gurur duyuyorlardı.

Onun için mevcut Müslümanların halini düzeltmek için doğru fikirleri yaymak gerekir. Zira halk ve ümmet etkilenen bir varlıktır. İnsanların bir çoğu maslahat ve çıkarlarını temin etmek için çalışıp dururlar, pek düşünmezler, yeni fikirler üretmezler. Ancak toplum içinden seçkin kişiler düşünür ve insanlara fikirlerini kabul ettirmeye çalışırlar. Öncelikle toplumda bu fikirler kabul edilmese de o toplumda fikir olmayınca veya fikir zayıf olunca, o yeni fikir onları etkiler. Bazı insanların sosyalizme inandıkları, yine bazı Müslümanların demokrasi ve kapitalizm fikirlerine kapıldıkları gibi.

İşte İslâm fikirlerini de bu toplumlara bir siyasî örgütlenme ile götürmeye çalışırsak, bu toplumu kirliliğinden arındırır, temiz bir toplum, Allah’ın istediği bir toplum haline dönüştürebiliriz. İslâm temel fikri ve hayat nizamını kapsar. Bu temel fikir, hayat hakkındaki bakış açısıdır, yani akidedir. Hayat, insan kâinat, bunların öncesi ve sonrası ile ilgili köklü fikirdir. İnsanlar, böyle bir akideye inanıp kavrarlarsa ona göre hareket etmek isterler. Ve bundan doğan hayat ve insanla ilgili sisteme uyarlar. Bir grup insan, bir ideolojiye dayalı olarak örgütlenirse, köklü şekilde toplumu değiştirmek için hareket eder. Eğer bu örgüt, toplumun aslından ise topluma kolay intibak eder. Böylece değişiklik de kolay olur. Öyleyse toplumu değiştirmek için böyle bir örgütle çalışmalıyız ki bu kirlilikten kurtulup Allah’ın razı olduklarından olalım.


ALINTI

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Tek çare islam dır
« Posted on: 18 Kasım 2019, 18:06:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Tek çare islam dır rüya tabiri,Tek çare islam dır mekke canlı, Tek çare islam dır kabe canlı yayın, Tek çare islam dır Üç boyutlu kuran oku Tek çare islam dır kuran ı kerim, Tek çare islam dır peygamber kıssaları,Tek çare islam dır ilitam ders soruları, Tek çare islam dırönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &