ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Şükür infak münasebeti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şükür infak münasebeti  (Okunma Sayısı 590 defa)
11 Ekim 2010, 14:22:47
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Ekim 2010, 14:22:47 »



Şükür-İnfak Münasebeti

Her lütuf kendi cinsinden şükür ister. Şayet Rabbimiz bize imâna uyanmayı ve aynı zamanda başkalarını da uyandırma şuurunu lütfetmişse, hatta bizi, hayatımızın gayesi bu olduğuna sık sık ihtarlarda bulunmuşsa, bu nimet de yine aynı cinsten bir şükür ister. İşte bu şükür ve şükrün devamıdır ki, lütfun devamına sebep olacaktır.


İnsanın yüksek insanî niteliklere kavuşması, her dinde, her fikir sisteminde, her eğitim felsefesinde bir ideal olarak benimsenmiştir. Yüce dinimiz İslâm da insan hayatına kattığı değerler ve onu yüce bir ruh ufkuna eriştirecek manevî donanımlarla bu ideali gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Bu ideali, insanlar içinde iyi bir insan, Allah karşısında da iyi bir kul olmak şeklinde özetleyebiliriz. İşte insanı iyi bir insan, iyi bir kul yapan dinî değer ve manevî donanımlardan biri de şükürdür. Bu yazıda şükrü ve şükrün bir boyutu olarak niteleyebileceğimiz infakı konu edineceğiz.


Şükrün Anlamı


Şükür, iyiliği bilmek ve ilan etmek, iyiliğe iyilikle mukabele etmek ve nimeti düşünüp göstermek anlamlarına gelmektedir. Nimeti unutmak veya görmezden gelmek ise küfran-ı nimettir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde “Kim bir iyiliği yayarsa şükretmiş, kim de örterse nankörlük etmiş olur” (İbn Abdirabbih, el-İkdü’l-Ferid, 1/277) buyurarak iyiliği yaymanın, ilan etmenin şükür olduğunu dile getirmiştir.

Şükür aslında çok olmak, bir şeyle dolu olmak anlamındadır. Araplar ağacın dalları ve yaprakları çoğaldığında “şekerati’ş-şeceratü”, devenin sütü bol olduğunda “nâkatün şekiratün” derler. Ayrıca az bir şeyin neticesi çok olduğunda da bunu şükür kelimesiyle ifade ederler. Mesela, bir adam yokluğa rağmen cömertlik yapıyorsa ona “eşkeru min bervak” derler. (bkz.: Rağıb el-Isfahâni, el-Müfredât, s. 268-269; İbn Fâris, Mu’cem, 3/208; Firuzâbâdî, Besair, 3/334). Bu manalardan hareketle şükrün, nimet ve iyiliklere karşı insanın iç dünyasının olumlu bir duyguyla dolup taşması ve az bir nimet ve iyilik görse de ona iyi bir mukabelede bulunması anlamına geldiğini söyleyebiliriz.

Şükrün Gerekliliği

Şükür hem fıtrî hem de dinî bir emirdir. İnsanlar Allah’a ve birbirlerine muhtaç olarak yaratılmışlardır. İhtiyaçlarını gidermek için Allah’ın kendilerine bahşettiği nimetlerden ve birbirlerinden yararlanırlar. Bu faydalanmanın akabinde iç dünyasında bir duygunun oluşması gerekir ki, insan bununla Allah’a ve diğer insanlara bir karşılık takdim etsin. İşte şükür, Allah’ın (c.c.) insan tabiatına yaratılışta koyduğu bir duygudur. Ancak bu duygu bir eğitim sürecinden geçerek insanda inkişaf eder, fonksiyonel hâle gelir. İnsan bu duygu ile kendisine yapılan ihsan ve iyiliklerin karşılığında olumlu bir mukabelede bulunur. Dolayısıyla şükür, ihsan ve iyiliklerin insanda yansıması, karşılık bulmasıdır. Yapılan iyilikler ve yardımlar karşısında şükran hissi duymama, nimeti görmezden gelme anlamlarına gelen küfran-ı nimet veya nankörlük ise insanda tabii olanın, çeşitli etkenlerle bozulmasıdır. “Şüphesiz nimetlere şükretmek, insanın ruhundaki değer ölçülerinin doğruluğunun göstergesidir. İyiliğe teşekkür edilir, çünkü bozulmamış bir fıtrata göre iyiliğin en tabiî karşılığı şükürdür.” (Kutub, Fî Zılâl, 7/90)

Fıtrî bir vazife olmasının ötesinde şükretmenin dinî bir görev olduğu da Kur’ân-ı Kerim’de yer yer hatırlatılmaktadır. “Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” (Bakara Sûresi, 2/152), “Artık rızkı Allah katında arayın. Ona kulluk edin. O’na şükredin. Siz O’na döneceksiniz.” (Ankebût Sûresi, 29/17), “Rabbinin nimetine gelince onu anlat da anlat.” (Duhâ Sûresi, 93/11) âyetleri bu emri ifade etmektedir. Zira şükür kulluğun en hâlisane boyutu olması hasebiyle insan için çok önemlidir. Selef-i sâlihîn şükrü imanın yarısı görürlerdi. (bkz.: İbn Kayyim el-Cevziyye, Uddetü’s-sâbirîn, s. 41)

“Bütün iyilikleri, güzellikleri kısmet eden ve mebde’den müntehâya sebeplerini hazırlayan Allah olduğu gibi, vakt-i münasibinde gönderen de yine O’dur. Takdir ve taksim eden, vakti gelince yaratıp semâvî sofralar halinde önümüze seren O olduğu için neticede minnet ve şükran da O’nun hakkıdır.” (Gülen, Kalbin Zümrüt Tepeleri, 1/137). Ancak şükür duygusu ilâhî nimetlere mukabelede bir esas olduğu gibi beşerî münasebetlerde de esastır. İnsanlara teşekkür etmek Allah’a şükretmeye mâni değildir. “Bana ve ebeveynine şükret.” (Lokman Sûresi, 31/14) âyetinde Allah, insan varlığının yegâne sebebi olan ve onu bin bir türlü nimetlerle donatan, rızıklandıran kendisi ile birlikte varlığına zahiri sebep olan ve onu görüp gözetme, bakıp büyütme vazifesini yüklenen ana-babaya teşekkürü birleştiriyor. Bu âyet açıkça insanlardan herhangi bir iyilik gördüğümüzde onlara teşekkür etmemiz gerektiğini emrediyor. Hatta beşerî münasebetlerdeki şükran duygusundaki körelmenin ilâhî nimetler karşısında Allah’a şükretme vazifesini olumsuz yönde etkileyeceği, Efendimiz (s.a.s.) tarafından bir hadis-i şerifte ifade edilmiştir. Peygamberimiz (s.a.s.) bu gerçeği: “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmez.” (Ebu Davud, Edeb 11; Tirmizî, Birr 35) sözleriyle dile getirmiştir. Bu hadis aynı zamanda şükretme alışkanlığı kazanmanın bir eğitim işi olduğunu gösterir. Nitekim “Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/278, 375) hadis-i şerifi de şükrün azdan çoğa, basitten mürekkebe uzanan bir terbiye süreci ile kazanıldığını göstermektedir. İnsanların pek çoğu bu eğitimi almadıkları için ne yazık ki pek azı şükreder. (bkz.: Sebe Sûresi, 34/13)

Şükür Eğitimi

Şükür duygusu fıtrî olduğundan şükretmek kolay gibi görünse de küçükken bu terbiyeyi almayan kimse için zor bir şeydir. “Aslında her insanda, nimete ve nimet verene karşı perestiş hissi vardır. Ama bu hissin uyarılacağı, uyarılıp yönlendirileceği âna kadar, tıpkı deryâda yaşayan mâhîler gibi, başından aşağıya yağan nimetleri ne duyar ne de hisseder.” (Gülen, a.g.e., s. 141). Şükredebilmek ve bunu sürekli yapabilmek bir eğitim sürecinden geçmeye bağlıdır. Peygamberimiz’in (s.a.s.) “Allahım, Seni zikretme, Sana şükretme ve güzelce ibadet etme hususunda bana yardım et.” (Nesâî, Sehiv 68) duası bu zorluğa işaret etmektedir. Zira zikrettiğimiz duada Efendimiz (s.a.s.), bu zorluğu aşma konusunda Allah’tan yardım istemiştir. Bir başka duasında yine “Rabbim beni sadece Sana çok şükreden, çok zikreden, çok korkan, çok itaat eden, çokça boyun eğip ibadet eden, çokça yakarıp tevbe eden kıl.” (Tirmizi, Daavât 102) sözleriyle Allah’a yalvardığını görüyoruz. Fiilî olarak da geceleri ayakları şişinceye kadar ibadet eden Allah Resûlü (s.a.s.), “Ya Resûlallah, senin geçmiş ve gelecek bütün günahların affolunduğu hâlde neden böyle yapıyorsun?” diyen Hz. Âişe’ye (r.a.) karşı “Şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurmuştur. Bu hâdise de şükrün olup biten bir şey olmayıp süreklilik isteyen ve bunu sağlamak için temrinler gerektiren bir ameliye olduğunu göstermektedir.


Nimet-Şükür İlişkisi


Allah (c.c.) zahirî ve batınî nimetlerini âdeta insanın başına sağanak yağmur gibi yağdırmaktadır. (bkz.: Lokman Sûresi, 31/20) Rabbimizin nimetleri sayılamayacak kadar çoktur, insan onları saymaya kalksa sayamaz. (bkz.: İbrahim Sûresi, 14/34) İşte şükür, nimetin farkına varmak ve ona iyi bir mukabelede bulunmaktır. Herkes aldığı eğitim, zihnî kapasite ve ruhsal gelişimi ölçüsünde nimetlerin farkına varır ve ona göre şükreder. “Kimi aşa-ekmeğe, evlâd ü ıyâle ve barınacağı mekâna; kimi bunlarla beraber varlığa, sıhhate ve afiyete; kimi bir adım daha ileri atarak imana, irfana, rûhânî zevklere ve itminâna; kimi de hamd ve minnet şuuruna şükreder. Bu sonuncusuyla insan, acz, fakr ve yetersizliklerini birer sermaye olarak kullanabilir de teşekkür devr-i dâimleri (salih daireleri) içine girerse gerçek şâkirînden olur.” (Gülen, a.g.e., s. 140)

Hz. Davud ile Allah (c.c.) arasında geçen şu konuşma, şükür duygusunun insan için, ayrıca şükredilmesi gereken bir nimet olduğunu anlatır: Hz. Davud, “Ya Rabbi! Şükretmem Senin bana ayrı bir şükrü gerektiren bir nimetin iken Sana nasıl şükredeyim?” diye sormuş, Allah da “İşte şimdi şükrettin.” buyurmuştur. (Firuzâbâdî, Besâir, 3/338) Bu konuşmada kuvve olarak şükür duygusunun ve fiil olarak şükredebilmenin ayrı bir şükrü gerektirdiğine, insanın bundan âciz olduğunu idrak etmesinin de şükür olduğuna işaret edilmiştir.

Şükrün Çeşitleri

Şükür; kalbî, kavlî ve örfî olmak üzere üçe ayrılır. İyiliği hatırlamak ve nimeti vereni düşünmek kalbî şükürdür. İyiliği dile getirip nimeti vereni övmek kavlî şükürdür. Verilen nimeti verildiği gaye doğrultusunda kullanmak ise amelî şükürdür. Şükrü yaratılışın bir neticesi olarak gören Bediüzzaman Hazretleri bunların dışında bir de fıtrî şükürden bahsetmektedir. Allah’ın yaratıp istifademize sunduğu nimetlere karşı iştihâ ve iştiyak duymamız ile onlardan zevk ve lezzet almamız fıtrî şükürdür. (Nursî, Mektubat, 28. Mektup, Beşinci Mesele).

Burada üzerinde durmak istediğimiz infak da amelî şükür kabilindendir. İnfak, mutlak anlamda malı muhtaçlar için sarfetmek demektir. Ancak Kur’ânî bir tabir olan Allah yolunda infak (infâk fî sebilillah), maddi-manevî imkânları Allah için ve Allah’ın dediği yerlere sarfetmek anlamına gelmektedir. Mü’minler, Allah’ın verdiği n...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Şükür infak münasebeti
« Posted on: 13 Kasım 2019, 13:02:33 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Şükür infak münasebeti rüya tabiri,Şükür infak münasebeti mekke canlı, Şükür infak münasebeti kabe canlı yayın, Şükür infak münasebeti Üç boyutlu kuran oku Şükür infak münasebeti kuran ı kerim, Şükür infak münasebeti peygamber kıssaları,Şükür infak münasebeti ilitam ders soruları, Şükür infak münasebeti önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &