> Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2  (Okunma Sayısı 543 defa)
20 Eylül 2010, 18:28:46
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 20 Eylül 2010, 18:28:46 »



RUH SAĞLIĞI AÇISINDAN SÜNNETE UYMANIN ÖNEMİ 2

Yine birçok hadîsi şeriflerinde, kumar, fal, sihir, büyü gibi insan aklını ve zihnini bozan hususları yasaklar ve men eder. Kahinlerin istikbâlden haber veren sözlerine inanılmaması gereğini vurgular. Uğursuz hiçbir şeyin olmadığını ve her şeye gücü yetenin sadece Allahü Teâlâ olduğunu ifade ederler.

2- Aklı ve zihni doğru bilgilerle donatmak, ruh sağlığı için elzemdir. Çünkü yanlış bilgiler, aslı esası olmayan şeylerle hareket etmek, aklî. ruhî ve zihnî dengeyi bozar, hastalıklara veya gayr-i tabiî davranışlara iter. Nitekim, Kur'ân-ı Kerim. İsra suresinin 36. âyetinde: ''Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalb bunların hepsi o şeyden sorumlu olur" denilerek tehlikeye işaret edilmiştir.

3- Ruhun sağlığa ve mutluluğa sahip olabilmesinin diğer bir şartı da, onun güzel ahlâkla bezenmesi ve bunlara alıştırılmasıdır. Sevgili Peygamberimizin hayatına ve şahsına bakıyoruz, yani sünnetini tetkik ediyoruz, karşılaştığımız manzara gerçekten sürur verici. Güzel ahlakı tamamlamak üzere gelmiş, bir gaye ve ufuk Peygamberin her davranış ve düşüncesi kusursuzdur. Burada sünnetinden sadece bazılarını ve bunları destekleyen Kur'ân-ı Kerim âyetlerini görelim:

İnsanların en çok rahatsız oldukları hususlardan biri haksızlıktır. Peygamber aleyhisselam Efendimiz buyuruyor: "Haksızlık etmekten sakınınız, zira haksızlık kıyamet gününde zulmettir." Bu hususu teyit eden, Hacc sûresinin 71. âyeti: "Zalimler için dost ve yardımcı yoktur?" Ruhlardaki huzurun kaynağının âdalet olduğunu çok iyi bilen iki cihanın Sevgilisi: "Ailesine ve idaresi altında bulunanlara âdaletle hükmeden âdil olan kimseler, Allah nezdinde nurdan minberler üzerinde otururlar, yüksek mevkilere çıkarlar", diyerek, "Muhakkak ki, Allah adâlet ve ihsanı emreder" meâlindeki Nahl suresinin 90. âyetine uygun tavsiyede bulunur.

Çeklerin karşılıksız çıktığı, senetlerin ve taksitlerin zamanında ödenmeyerek icra ve haciz işlerinin pek çoğaldığı, taahhütlerin yerine getirilmeyerek kavga, gürültü ve huzursuzlukların fevkalâde arttığı günümüzde, bu sebeple meydana gelen mutsuzlukları ve felaketleri bertaraf edecek bir hadîs-i şerif şu şekildedir: "Dört haslet vardır ki, bunlar kimde bulunursa, halis münafık olur. Emanete hıyanet eder, konuşurken yalan söyler, ahdederse sözünde durmaz, niza ederse haddi tecavüz eder." Böylece: "Söz verdiğinizde onu yerine getirin" meâlindeki Nahl suresinin 91. âyeti ile: "Ey iman edenler, bağlandığınız ahidleri yerine getirin" meâlindeki Maide suresinin 1. âyetleriyle bildirilen emirleri, müslümana açıklayarak, insanların arasını bozan, ruh sağlığını tehdit eden hususlara işâret eder.

Toplumlarda çok az mesul olanlar veya hiç mesut olamayanlar, ruh sağlıkları dâima tehlikede olanlar, şüphesiz, yetimler, kız çocukları, zayıflar, korunamayanlar, felâketzedeler ve benzerleridir. Onların mutluluklarını ve ruh sağlıklarını temin etmek için, Efendimiz'in, yetimlerin, kimsesiz kız çocuklarının, zayıfların, kadınların ve fakirlerin haklarının korunması ve kendilerini iyi muamele edilmesi hususundaki maalesef hepsini zikredemeyeceğimiz hadîsleri kulakları çınlatmalıdır. Bu hadisler: "Müminlere karşı kanat ger, tevazu göster, şefkatle muamele et" (Hicr,15/88); "Sakın yetime kahretme, birşey isteyeni azarlama" (Duha,93/9-10) ve bu meâldeki Kehf. 18/28 ve Maûn,107/1-3 âyetlerinin Sevgili Peygamberimiz'in söz ve davranışlarındaki tezahürleridir.

Etrafımızdaki insanlardan ekseriyetle şikayetçiyiz. İyi davranmadıklarından, sert, haşin ve kaba olduklarından serzenişte bulunuyoruz. Özellikle de resmî dairelerde bize yapılan muamelelerden: "Milletin efendisi, insanlara hizmet edendir" kâidesinin unutulduğundan şikayet edip ve bizi huzursuz eden bu davranışların kültürümüze maalesef "Hükümet dedikleri çatık kaşlı zât" ifadesiyle girdiğinden yakmıyoruz. Bakın Sevgili Peygamberimiz, hem bizi hem de etrafımızı rahata ve huzura kavuşturmak için ne tavsiye ediyor: "Hoş söz bir sadakadır"; "Kardeşini güler yüzle karşılamak gibi en ufak bir iyilik dahi olsa onu hor görme"; "Yarım hurma ile olsa dahi ateşten korunmaya çalışınız. Bunu da bulamazsanız tatlı sözlerle..." ve bu meâlde daha niceleri... Peygamber Efendimizi görenler emin bir insanla karşılaştıklarına inanırlardı. Abdullah b. Selâm, Hicret esnasında Medine'ye yeni gelen Efendimiz'in yüzünü görünce henüz kendisiyle konuşmadan "bu yüzde yatan yok" diyerek kelime-i şehadet getirmişti. Mütebessim yüzü, yumuşak ve güzel sözleri insanlara huzur ve sükun verirdi. Bu hali, "... insanlarla güzel konuşun..." (Ba-kara,2/83); "Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden ezâ gelen bir sadakadan daha iyidir"

(Bakara, 2/263); "İnanan kullarıma söyle, en güzel şekilde konuşsunlar..." (İsra, 17/53); "Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dînler, veya korkar..." (Tâhâ,20/44) âyetleri muvacehesinde tecellî eden bir davranış şekli idi ki, insanları ruhen huzura kavuşturuyordu. Nitekim Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmran, 3/109. âyette: "Eğer sen huysuz ve katı yürekli olsaydın, yanından dağılıverirlerdi", diyerek insanlara huzur ve sükun vermenin yolunu gösterir.

İnsanları karamsarlığa sevk eden, böylece melankolik bir hayatın içine sokan hususların başında ümitsizlik gelir. Bu tip insanlar, bazen sıkıntılı, sinirli, hatta saldırgan, çoğunlukla da bitkin kimselerdir, şevkleri kırılmıştır, canlılıklarını kaybetmiş haldedirler. İslâm canlı, hayat dolu çalışkan insanlar ister. Sevgili Peygamberimiz, pek çok hadîsinde Allah'ın rahmetinin genişliğinden söz eder. Bir tanesinde de: "Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır" (A'raf,7/156) şeklindeki âyeti tekrar eder. O hep ümitvâr olmuştur. Zira ümitsizlik bedenî ve ruhî sağlığı bozar. Pek çok misalden bu kadarıyla yetiniyoruz.

Ruh sağlığının temininde veya muhafazasında önemli bir diğer husus da inançların düzeltilmesi, temiz ve sağlam bir inanca sahip olmaktır. Efendimiz'in bu konudaki tavsiyeleri her türlü şüphe ve tereddüdden uzak doğru bir inanç sistemidir. Gerçeğin Rabbin katından olduğunu ve bundan şüphe etmemek lüzûmunu telkin etmiştir. Tavsiyeleri, Bakara, 2/147; Âl-i İmran, 3/60; En'am, 6/ 114; Yunus, 10/94-95; Hucurat, 49/15. âyetlere dayanmaktadır.

Şüphesiz, modern teknolojinin dünyamıza getirdiği bir husus da gürültüdür. Fabrikalar, motorlar, arabalar, makinalar, hep gürültü üretiyorlar. Gürültü sinirleri bozuyor. Klâksonlar asabları altüst ediyor. İnsanlar kızgın, Öfkeli, muzdarip oluyorlar. Eskinin mülâyim, yumuşak, sükûnet ve sühuletle hareket eden insanları yerine, asabı bozulmuş, gergin, kendini zor zapteden, saldırgan veya mütecâviz, ve nihayet stres diye dilimize pelesenk ettiğimiz ve ruhî dengenin bozulduğunu ifâde eden durumla müteessir bir insan tipiyle karşı karşıyayız. Etrafımızda bizi psikolojik yönden rahatsız eden pek çok şey ve pek çok kimse var. Belki biz rahatsız olduğumuzun şuurunda, ama etrafımızı da rahatsız ve huzursuz ettiğimizin farkında değiliz. Ama gerçek durum böyle. Bozulan ruhî veya psikolojik dengemiz ile bizim tarafımızdan diğer insanların ruhî dengelerini düzeltmek veya bu denge mevcutsa bozmamak için, duygularımızın veya hislerimizin terbiyesi gerekir. Bu hususta gene Sevgili Peygamberimiz'in sünneti bize yol göstermekte, örnek olmaktadır. Ruhda daima güzel his, duyguların neşv ü nemâ bulmasına imkân hazırlayacak, hak, doğruluk, hayır ve fazilet sevgisi gibi, duygu ve meyilleri davranışlarla kuvvetlendirecek, her fırsatta bu duyguları uyaracak ve meydana çıkaracak söz ve hareketlerle örnek olmuştur. Güzelce ve yumuşak sesle konuşmak, öfkelenmemek, hayırda yarışmak, insanlara hizmet etmek, başkalarını düşünmek, sevgi ve şefkatle muamele etmek, güler yüzle karşılamak, izin almak, âdil olmak, gibi konulardaki pek çok hadîsini ve bunları teyid eden âyet-i kerimeleri burada sıralamayı zaid addederek sizleri ilgili hadis kitaplarına bakmaya davet ediyorum. Ancak bir tanesini zikretmeden geçemeyeceğim. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyorlar: "Güzel ahlâk; güler yüz, hayırlı işlerde el açıklığı, bir de kimseye eziyet etmemektir."

Ruh sağlığını tehdit edenler, kötü hislerdir, onların menfî (olumsuz) tesirlerini yok etmek için iyilerinin neler olduğunu bilmek icap eder. O zaman Peygamberimiz'in ahlâkına dönmekten başka yol yoktur.

Öfkeli, heyecanlı, üzüntülü anlarda nefse sahip çıkmak suretiyle hem ruh sağlığımızı korumak, hem de başkalarını rahatsız etmemek gerekmez mi? Hürriyet mefhumunun mânâsnı yitirdiği, teknoloji ile sükun bulması, tatmin olması gerekirken, doyumsuz ve patlamaya hazır hale gelmiş insanlara Peygamber Aleyhisselam Efendimiz'in tavsiyesi şöyle: "Birinize hiddet ve öfke arız olunca sükut etsin, sussun."

Sevgili Peygamberimiz her konuda kalbi selîm ve vicdanı hakimle hareket ederdi. Çünkü bu hal, Kur'ân'ın hareketlerinde yansımasıydı: "O gün ne mal, ne evlat fayda verir; ancak temiz bir kalble gelenler kurtulur" (eş-Şuârâ, 26/88-89).

Konuyu uzatmamak için, son bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Ruh sağlığı, diğer bir yönden, zihin ve tefekkür kuvvetinin terbiyesi ile gerçekleşir. Bu da ancak ilimle olur. Bunun için evhâm ve hurâfatın atılması lâzımdır. Nitekim, İsra, 17/36, Yunus, 10/36. ve En'am sûresinin 148 âyetleri: "Delile dayanmayan şeylere inanmak, sorumluluğu gerektirir" demektedirler. Ruhun gıdası ilim, manevî hastalıkların devâsı da ilimdir. Elbette, dünya ve âhiret saadetinin elde edilme vasıtası da ilimdir.

Maddî ızdıraplar şuurda, manevî ızdıraplar da vicdanda ortaya çıkarlar ve idrak edilirler. Kıymet hükümlerine sahip olarak, gönlü faziletlerle beslemeli, iyilikler yaparak Peygamber sevgisine sahip olduğumuzu göstermeli, mutlu olmalıyız. Son sözümüz:

"Muhabbetten Muhammed...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2
« Posted on: 04 Şubat 2023, 02:17:17 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2 rüya tabiri,Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2 mekke canlı, Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2 kabe canlı yayın, Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2 Üç boyutlu kuran oku Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2 kuran ı kerim, Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2 peygamber kıssaları,Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2 ilitam ders soruları, Ruh sağliği açisindan sünnete uymanin önemi 2önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &