> Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Ramazandan sonra takvaya devam
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ramazandan sonra takvaya devam  (Okunma Sayısı 492 defa)
20 Eylül 2010, 17:36:08
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 20 Eylül 2010, 17:36:08 »



RAMAZANDAN SONRA TAKVAYA DEVAM

Araştırmalar sonucu, insandan önceki yaratıkların da gerçekten oruç tuttukları anlaşılmıştır. Etrafımızda görmüyor muyuz ki, bütün kış ayları boyunca, yapraklarını kaybeden ağaçlar sulanmazlar, yani onlar da kendi tarzlarında oruç tutarlar. Biraz daha ileri gidildiğinde görülür ki, bazı hayvanlar da beslenmelerini terk ederler ve kışın hareketsizlikleri sırasında onlar hiçbir şey yemeden ve içmeden peş peşe aylar boyunca gerçekten oruç tutarlar. Müşahede edilir ki, bu varlıklar oruçlarından fayda görürler, zira bitkiler oruçları öncesinde daha fazla kuvvet elde ederler; yapraklarını, çiçeklerini ve meyvelerini çıkarırlar; aynı şekilde hayvanlar da gençleşirler; bazıları yeni derilere sahip olurlar, çoğalmalarını gerçekleştirirler. O halde, insan da, orucunda, -başkalarına yediren, fakat kendisine aslâ yedirilmeyen Zât'a benzemek için- (sarfetmiş olduğu) gayretinde bazı faydalar elde etmelidir.
"Allah, Âdem’i kendi sûretinde yarattı."
Hz. Peygamber' in bu meşhur sözü, diğer hadis musannifleri arasında hem Buhârî ve hem de Müslim tarafından bildirilmiştir.
Kur'ân-ı Kerîm daha da ileri gider. Allah, Allah'tır, insan ise ulûhiyetin çok ötesinde (her zaman) insan olarak kalır, fakat buna rağmen Allah bu insana "Allah'ın boyasıyla boyanmaya" çalışmasını tavsiye eder ve şunu ilave eder: "... boya bakımından Allah'tan daha güzel kimdir?" (Bakara, 2/138)
Başka bir yerde Kur'an açıkça şöyle der:
"Allah (başkalarına) yedirir ve fakat kendisine aslâ yedirilmez." (En'am, 6/14)
Buradan çıkarılacak bedihî sonuç; Allah'ın boyası ile boyanmak için, insan olarak mümkün olduğu ölçüde yemeden kaçınmanın gerekli olduğudur.
İslâm'da oruç hükmünü bildiren temel âyet açıkça şöyle der:
"...oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı; tâ ki korunasınız." (Bakara, 2/185)
İlk insan olan Hz. Adem ilk defa zuhur ettiğinde Allah onu Cennet'te iskân etti, yani, hayvanlar gibi, bitkiler de orada bulunuyordu. Zira diğer bütün varlıklar kendisinden önce yaratılmış olduğundan, altıncı günde (Cuma) şekil bulmuş olan Hz.Adem, yaratılışta en sonuncudur. O halde, orucun müslümanlardan öncekilere emir buyurulduğu ifadesini, değil sadece Adem'in çocuklarına, aynı zamanda bitkilere ve hayvanlara da atfedebilmek için bitkilerin ve hayvanların da oruç tutup tutmadıklarını araştırmak gerekir.
Zira, Kur'ân-ı Kerîm bize şu güzel duayı öğretmiştir:
"De ki: Rabbim, benim ilmimi artır!" (Tâhâ, 20/114)
Araştırmalar sonucu, insandan önceki yaratıkların da gerçekten oruç tuttukları anlaşılmıştır. Etrafımızda görmüyor muyuz ki, bütün kış ayları boyunca, yapraklarını kaybeden ağaçlar sulanmazlar, yani onlar da kendi tarzlarında oruç tutarlar. Biraz daha ileri gidildiğinde görülür ki, bazı hayvanlar da beslenmelerini terk ederler ve kışın hareketsizlikleri sırasında onlar hiçbir şey yemeden ve içmeden peş peşe aylar boyunca gerçekten oruç tutarlar. Müşahede edilir ki, bu varlıklar oruçlarından fayda görürler. Zira bitkiler oruçları öncesinden daha fazla kuvvet elde ederler; yapraklarını, çiçeklerini ve meyvelerini çıkarırlar; aynı şekilde hayvanlar da gençleşirler; bazıları yeni derilere sahip olurlar, çoğalmalarını gerçekleştirirler. O halde, insan da. orucunda, -başkalarına yediren, fakat kendisine aslâ yedirilmeyen Zât'a benzemek için- (sarfetmiş olduğu) gayretinde bazı faydalar elde etmelidir.
Bu da. Allah'ın solmaz, pörsümez rengiyle bezenme olmalıdır.
Hz. Peygamber tarafından bildirilen ve Cenâb-ı Hakk'ın oruç ve diğer ibadetlerle alâkalı bir sözü olan meşhur bir hadis vardır:
"İnsan her şeyi kendisi için yapar, fakat onun orucu Benim içindir ve yalnız Ben bu ibadetinden dolayı onu mükâfatlandırırım."
Herkes kendi imkânlarına göre hayır işleri yapar; Allah'ın hoşnutluğunu ifade eden ilahî mükâfat söylemeden anlaşılır! Hz. Peygamber tarafından bildirilen şu açıklamaya da şaşmıyoruz: "Oruç tutan kişinin hoş olmayan, kötü ağız kokusu, Allah nezdinde misk kokusundan daha makbuldür."
Veya yine oruçlular hakkında:
"Cennet'e girmek için, -kalabalık dolayısıyla- pek çok kapı vardır, onlardan Rayyân diye adlandırılan biri, (nafile olarak) oruç tutanlara ayrılmıştır." hadisi vardır.

İSLAM ÖNCESİ ESKİ ZAMANLAR
Adem ve Havvâ, Cennet'teki ikametleri sırasında muhtemelen oruç tutmadılar. Fakat, -sürgün edilmiş kişiler olarak değil, bilakis himayeye mazhar ve Rabb'in sevgili halifeleri olarak- fonksiyonlarının yükünü üstlenmeleri için yeryüzüne geldikleri zaman onların, özellikle de yeniden buluşmaları sırasında, oruç tutmaları gerekti. Denilir ki, Adem yolda Havvâ'yı kaybetti ve ancak uzun araştırmalardan sonra Arafat'ta karşılaştılar. Allah'a şükretmek için, onların güzel bir amel yapmaları gerekti; bu, belki de Allahu a'lem bir oruçtu.
İslâmî literatür kesin olarak beyan eder ki, Hz.Nûh (A.S.) gemiyi terkedip yere indiği zaman -Aşure günü- Rabb'ine şükretmek için oruç tuttu. Belki de o, şükrünü yenilemek için her sene o gün oruç tutmaya devam etti. Daha önce Hz. İbrahim'in hemşehrileri olan Harran'lılar da her sene bütün bir ay boyunca sabahtan güneşin batışına kadar oruç tutmaktaydılar. Hindularda, Budistlerde, İsrailîlerde ve Hıristiyanlarda da oruç ahkâmıyla karşılaşılır. Şu söz Hz. İsâ'ya atfedilir: "Sizde bulunan şeytan ancak oruçla çıkacaktır!"
İslâm öncesi Mekkeli putperestler de cahiliye döneminde yıllık bir oruç tutuyorlardı ve Buhâri'nin rivayetine göre İslâm'ın müstakbel peygamberi de ona samimî duygularla riayet ediyordu.

ORUCUN FAYDALARI
Kur"ân-i Kerîm müslümanlara formül olarak şu duâyı vermiştir: "Ey Rabbimiz, bize bu dünyada iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi (Cehennem) ateşinin azabından koru." (Bakara, 2/101)
Allah için îfâ edilen orucun faydası, Allah'ın hoşnutluğu, ahiret saadetidir. Fakat bu dünya bakımından ise, mesele kesinlikle, boş inanca dayalı bir nefis köreltme hareketi değildir, durum tam tersinedir. Tıp ilmindeki araştırmalar göstermiştir ki senenin onda biri süresince devam edilen oruç, insan sağlığının lehinedir. Yıllık orucun tutulduğu Ramazan ayının bazen 29, bazen de 30 gün sürmesi ve Hz. Peygamberin de müteakip ayda başkaca 6 gün oruç tutulmasını iyice tavsiye etmesi konusunu düşünelim; 29+6-35 gün (aynı şekilde 30+6=36 gün, ortalama olarak da 35,5 gün) yapar, bu ise kamerî senenin tam olarak onda biri etmektedir! Tıp, orucun daha başka pek çok faydasını da ortaya koymuştur. Meselâ, bazı kronik iyileşmez hastalıklar vardır ki, bunlar için tek ümid oruçtur ve tabip, hastaların şahsî durumlarına göre onun süresini belirlemektedir.
Napolyon'dan şu söz nakledilir: "Ordumda Türkler bulunsaydı, bütün dünyanın fethi kolayca gerçekleşecekti!" O, orucu düşünüyordu; (zira) Müslüman Türk, bir şey yemeden içmeden bütün gün oruç tutar ve düşmana karşı mücadele süresince hiçbir yorgunluk işareti göstermez; o hattâ mücadeleyi -kendisinin yine bütün Ramazan ayı boyunca gece uyanık olarak Teravih namazı kılma âdetine sahip olması sâyesinde-gecenin bir kısmında da devam ettirir.
Oruç İslâm'da sadece yetişkin erkek ve kadınlara mecbur kılınmıştır, fakat oruca daha önce küçük yaşlarda başlanır; başlangıçta Ramazan'dan bir tek gün, müteakip senelerde sayı artar ve devamla reşid olunduğunda bütün Ramazan ayı boyunca oruç tutulur; bu, kışın da, yazın da böyledir. Kendim ilk orucumu yedi yaşımdayken büyük bir aile bayramı gününde tutmuştum.
Başka bir zamanı daha hatırlıyorum: Tunus'ta bulunduğum bir sırada önceden tahmin edilemeyen bir sebepten dolayı birden parasız kaldım. Otel ücreti ödenmiş, fakat yemek ücreti ödenmemişti. Ben, dilenmektense yememeyi tercih ettim ve buna 48 saatten fazla haricen yorgunluk göstermeden dayandım; sonra gemide yiyecek verildi!
Şayet hiç oruç tutulmasaydı, orucun faydaları elden kaçırılacaktı ve yine hiç durmadan bütün hayat boyunca oruç tutulsaydı, bu da beslenmeyi bırakmanın sonuçlarını yok edecek bir alışkanlık olacaktı. Bir aydan az bir süre boyunca günlük bazı yemeklerden uzak durmanın pek faydasının olmadığı tıbben keşfedilmiştir. Peş peşe 40 günden fazla bir süreden sonra ise bu durum yine pek büyük faydası olmaksızın bir alışkanlık haline gelir. İşte İslâmî orucun süresinin bu kadar tutulmasının sebebi budur. Ruhu onunla daha çok geliştirmek için İslâm Peygamberi bir çözüm yolu göstermiştir; her ay 3 gün (ki Kur'an'ın bir âyetine göre Allah herbir güzel ameli on misli kadarıyla mükâfatlandırır, yani ayda üç gün tam bir aya denk olur, Hz. Peygamber onları dolunay günlerine yerleştirmiştir.) veya haftada 2 gün, Perşembe ve Pazartesi günleri oruç tutmak ki bu da tarihî veya metafizik sebeplerden dolayıdır. O, en çok iki günde bir oruç tutunuz, ama daha fazla değil, demiştir. (Savm-ı Dâvud)
İnsanın tuttuğu orucun Cenâb-ı Hakk'ın nazarındaki ehemmiyeti göz önüne alındığında, onun, bazı ciddî günahların keffaretini ödemek için pişmanlık duyma vasıtalarından biri olmasına şaşmıyoruz. Şayet kişi hanımını, ona bundan böyle kendisine öz annesi gibi olduğunu söyleyerek, aşağılayıcı bir şekilde boşarsa Kur'an tarafından mecbur tutulan keffaret peşpeşe iki ay oruç tutmak olacaktır. Eğer bir şey yapmak için Allah adına yeminle and içilir, sonra da verilen söz yerine getirilmezse, bu, üç gün oruçla telafi edilmelidir. Aynı şekilde devam ederek, Allah'a karşı işlenen günahlar için de oruç tutulur.

ÇEŞİTLİ DİNLERDE ORUÇ
Orucun ahkâmı dinlere göre değişir. Diğer dinlerden bahsederken hata işleyebilirim. Bununla beraber, birkaç sene önce Paris Müslüman Talebeler Derneği, Ramazan ayı süresince dinler arası küçük bir toplantı tertip etmişti. Bir hahamın konuşmasından sonra, ona 24 saatlik Kippur orucu hakkında şu soruyu sordum:[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ramazandan sonra takvaya devam
« Posted on: 31 Ocak 2023, 10:26:02 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ramazandan sonra takvaya devam rüya tabiri,Ramazandan sonra takvaya devam mekke canlı, Ramazandan sonra takvaya devam kabe canlı yayın, Ramazandan sonra takvaya devam Üç boyutlu kuran oku Ramazandan sonra takvaya devam kuran ı kerim, Ramazandan sonra takvaya devam peygamber kıssaları,Ramazandan sonra takvaya devam ilitam ders soruları, Ramazandan sonra takvaya devamönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &