ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Neredesin mesih soluklum
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Neredesin mesih soluklum  (Okunma Sayısı 512 defa)
23 Haziran 2010, 12:22:52
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 23 Haziran 2010, 12:22:52 »



Neredesin Mesih Soluklum!


Ne zaman kendime ve topluma baksam bir şey görürüm Nankörlük Evet evet yanlış anlamadınız Nankörlük Nankör kedi, derler hani bir tabir vardır Bu doğru değil Bu bizimkisi gerçekten nankörlük Verilen nimete karşı şükürsüz davranış ve aldırmayış, adam sen de deyip, geçiş

Bunu nerelerde görmüyoruz ki Yediğimiz yemekler yarı yarıya tabakta kalıyorsa veya tabildotların üstünde yemek artıkları tabaklarda varsa ve hatta yanında çöpe atılmak için hiç dokunulmamış üç dört dilip ekmek duruyorsa siz gelin de insana nankör demeyin ve ayetin mührünü kalbinize "Çok doğru ey Kur'an" deyip basmayın, imzasını yüreğinize atmayın

Nankörüz dostlar nankörüz

İnsanlar çok bunaldıkları zamanlar bir kurtarıcı bekler Dua dua yalvarır Kurtarıcı gelince uzanan eli kesmeye kalkarlar Bu nedir şimdi

Kan dökerler Zarar verirler kurtarıcıya

Evet eskiden böyle olmuş bu, hala da böyledir

Peygamberler gönderilmiş birçok Hepsi de bunalımların hemen içinde gelmişler ve tam dua hengamında yetişmişler imdada Biri maddede boğulurken, bir kısmı sihir içinde erirken, bir kısmı putların cansız bedenlerinde tükenirken ve kalplerini taşa çevirirken ve ağlayıp inlerken, bilmeden veya bilerek dua ederken imdada yetişir peygamberler…

Ve tutar ellerinden bahtsızların

Ama karşılığı ne olur bu yardımın ve hayırhahça davranışın biliyor musunuz! Eziyet etmeler, acı vermeler, çile girdabına sürüklemeler ve elem vakumunda boğmaya kalkmalar

Bunları bu insanlık pek çok kere gördü ve yaşadı…

Evet bu bir nankörlüktür Bu bir kadirbilmezliktir Bu bir sefilliktir

Peki bitti mi bu nankörlük Elbette bitmedi Bugün insanlık için çalışan ve vatan millet için gözyaşı döken insanlara da aynı zulüm reva görülmekte Zindandan zindana sürükleneler olduğu gibi ülkeden ülkeye savrulanlar ve kovulanlar ve adeta aba altından sopa gösterilenler, idam için çeşitli ikazlar ve yüz ekşitmeler ve zehirli salyalar akıtmalara kadar her şey bugün de yaşanıyor

Halbuki bu millet ve nice milletler daha düne kadar diriliş türküleri söylüyordu Kudsi solukluların yârânı olabilmek için hayaller kuruyordu Siz sokakta kimi görseniz ve kime sorsanız bir hayalin var mı dirilişe dair, şu günlerin solukladığı o bahara ait, düşlerin ve düşüncelerin yeşerdiği o cennet iklimine has hayalin var mı diye Elbettte der ve kalbi hızlı hızlı çarpar Ve heyecan dalgaları, gözlerinden yaş olarak akar

Ama gel gör ki böyle bir zat gelse ve ortada arzı endam etse bakışlar birden değişir Yok ya olmaz! Hayır! Hiçbir zaman! Asla! gibi sözler ve tavırlar ortalıkta dikenler, zakkumlar şeklinde filizlenmeye durur Hani o gül çehre ne oldu, bekleyen bekleneni mi unuttu Ne oldu susuz dudaklara Yoksa başka bir su menbaı mı buldu?

Ne oldu o aç yüreklere yoksa bir gök sofrası mı indi de doyuncaya kadar yedi içti ve kevserler mi yudumladı

Hayır hayır bunların hiç biri olmadı Açlığı veren susuzluğu veren doyuracak olanı da gönderir ve kimin nasıl beslendiğini de aç kalanı da, inad edeni de bilir ve onun hakkında işlemlerini ebedi bir aleme bırakır ve tecil eder… Yoksa unutmaz Erteler ama asla silmez ve yok etmez

Şimdi kendime de bakıyorum ve bazı insanlara da Böyle nankörlüklerimiz var mı yok mu diye Var, diyor vicdanım

Evet aşk kanatlarımız açılıp ona uçmamız gerekliyken bizim halimize bak sen nasıl da dünyevi ve nasıl da ukbadan kopuk… Kalbimize onun ismini kazımamız gerekirken bakın siz şu yürekte kaç fani adı var Listesi var Ve onların bakışları ve kirpikleri hakketmiş nice izleri ve fani çizgileri ve geçici olanın sevgisini, aşkını yüreklere, kalblere…

Evet sûzişi bakışlar kalblerde yanık mısralar gibi duruyor Ve sevgililerin ses ve solukları ruhlarda derin oyuklar ve dehliz gibi yarıklar oluşturmuş…

Halbuki biz bir zamanlar ellerimizi şerha şerha açmış ve Hakka dua dua yalvarmıştık Bir kadeh kurtuluş kevseri için dilencilik etmiştik

Minare gölgelerinde kalb kasemizi açıp mesihi soluk aramıştık Bir damla gök kevseri düşer diye ağlayan bakışlardan gözlerden yağmur dilenmiştik

Sızıntı, dediler koşmuştuk Yağmur, dediler seyirtmiştik o yöne Bir damla teselli için hızlı hızlı o yöne gitmiştik ve kaselerimizi uzatmıştık ve beklemiştik

Bir umut iklimi bizi sarmıştı Bir kaç damla düşmüştü gönül tasımıza Peki şimdi ne oldu bize Birimiz bir yerde birimiz başka bir yerde girdaplar içinde kıvranır olduk Bizi hangi yakıcı fani öptü Hangi Leyla buse kondurdu ve emdi ruhumuzu ta derinden koparıp Hangi elem bulutu sardı göklerimizi ve kalbimizi…

Bize ne oldu

Niçin okumuyoruz Halbuki biz "Bu ağlamayı dindirmek için yavru" sesini duyunca koşmuştuk o menbaya ve o bahadıra doğru kanat vurup gitmiştik Bir anne kuşun kanadı altına giren civcivler gibi onun sinesine yaslamıştık yaslı başlarımızı ve paslı sinelerimizi onun ellerine sunmuştuk yuyup yıkasın ve lebriz etsin diye Peki ne oldu şimdi kalbim Peki ne oldu şimdi dostum

Yoksa bir şeyler mi değişti Ne oldu bize, hepimize Niçin kasetler çürüyor raflarda CD'ler başka filmlerin içine karışmış ve ele alınmıyor ve açılıp dinlenmiyor, bakılıp ibret alınmıyor

Yoksa fergaba mı erdik Yoksa zirveye mi taht kurduk ne oldu bize

Çürüdük mü, bittik mi ne oldu…

Bakın şimdi şu milletin haline Su bir tarafta o susuzluktan ölüyor Sofra yanıbaşında o açlıktan bitiyor

Bakın ve ibret alın

Gökte küme küme bulut ve yağmur akıyor damla damla Sağanağa dönüyor o sadece anne memesine ağzına yapıştıran bebek gibi o yöne avuçlarını döndürse ağzını açsa toplayıp massedecek iksiri Ama bakıyor acı acı, bön bön bakıyor Bu ölüme davetiye çıkarmak değil de nedir…

Allah'ım bizi koru Bizi bu hissiz duygusuz halden, durumdan kurtar

Bizi, hepimizi bütün insanlığı bu anlayışsızlıktan almaçlarının paslı ve alıcılarının küflü olmasından kurtar Bizi tekrar ikbale erdir Bizi tekrar susat, bize yeniden açlığımızı hissettir Bize yine tecdid türküleri söylet hayatın hücrelerine akmayı özlet Bizi yeniden Muhammedî (sas) soluklara hasret içinde yandır kıvrandır Ne oldu bize, size, hepimize

Dün bir çehresini görsem diye can atanlar ne oldu Dün bir bakışına can kurban, diyenler ne oldu Bu pörsümeyi hangi soluk yeşile çevirir, filiz filiz cennete dördürür Bu ölgün hangi nefes basü ba'd el mevte irca eder…

Bilemem, bildiğim bir şey varsa yüreklerimizde sevgi yivleri törpülendi ve aşk sadağımız sırtımızdan düştü, oklar kırıldı Hedeflere yönelmedikçe menzillere koşmadıkça da gez göz arpacık nişan almaları unuttuk Bir sefer iki sefer insan bel kırıp boyun bükmezse hak katında o artık eğilmez olur Bir odun gibi kırılmayı ve ateşe atılmayı bekler Halbuki bizler yıllar yılı bu hislerimizi unuttuk ve göz yaşlarımız seneler var ki hiç akmadı Ne yapacağız, hangi kapıya gideceğiz Hangi menzile yürüyeceğiz Hangi adrese koşacağız

Gelin buna bir çare arayalım Buna bir çıkar yol arayıp bulalım

Evet seni unuttuk garip insan

Seni unutmak, seni hatırdan çıkarmak önce kitaplarını unutmakla başladı, sözlerini, vaazlarını, hutbelerini dinmeyi bırakmakla devam etti ve şimdi bir reklam bir minik sikeç kadar bile değer verilmiyor sözlerine Artık senin tekrar kalblere taht kurmanı bekliyor nice insan Ama yalama olmuş ruhlar bunu nasıl başaracak Bir damlaya muhtaç çöl gönüller senin kevserine koşsa acaba tekrar içme imkanı olur mu Evet hastalık mikropları bir zamanlar başkalarını sardığı gibi onları da sardıysa, bir zamanlar sırf inad için sana gelmeyenlerin o küflü ve paslı atmosferi onların da iklimini kararttıysa ne olacak Eyvah ki ne eyvah Kazanma kuşağında kaybetmek işte burdur

Gülen Bahadır, dedik dün Bu gün hala devam ediyor Gülen çehre, dedik dün bu gün hala devam ediyor Ve dünyaya nice bülbül nice gül bu baharın desenlerini örüyor Ve dünyayı cennet- asa bir bahara çeviriyor Ya sen ey kalbim nereye çeviriyorsun yüzünü Kışa ve güze mi Nemrut ve Firavun gelseydi bu çehrede elbette ikbale ererdi Belki de yola gelir ve kendine bir kurtuluş iklimi arar bulurdu Bu ne mütemerritlik, bu ne korkunç bakıştır ki hala girdaplardan girdapla koşuyorsun…

Bu ne berbat hal ki avuçlarından akan kevserleri toprağa düşürüyorsun ve kalbine akıtmıyorsun Bu ne bahtsız bir durum ki iksir kadehleri parmaklarının arasında duruyor ama sen onları şöyle bir dikişte bir tevbe- i nasuhla, artık günahlara veda sevablara ise "hoş- amedi" deyip içip iksire kanmıyorsun Neden çünkü yanmıyorsun Başka müskirler ile kendini aldatmışsın Ve belinden, midenden, cesedinden gelen dürtmeler, sesler ve isteklere boyun eğmişsin Kalbini dinlemeyi bırakan bir kişi nasıl olur da ruhunun sesini duyar Bedeni ve cismani isteklerine kulak veren için, kalb ve ruh üvey evlat gibi ikinci planda kalmaz mı Bari eşit davran; bir ona bir diğerine kulak ver Ama senin kulakların sağırlaşmış, gözlerin körleşmiş…

Evet dün yolda kimi görseniz ve ona senin susuzluğunu gidecek ve sana el uzatacak bin dost bir enis gelecek, deseniz hemen gelsin ve ben de ona asker olayım, derdi Ama şimdi öyle mi ya…

Ey bahadırını arayan genç ona koş Ey Sızıntı'sını Yağmur'unu arayan ona koş Ey mesihi nefha bekleyen işte meltem gibi nefes ve soluk esiyor dünyanın her tarafında onu yudum yudum iç Kalbine, ruhuna gönder ve cennetini iç dünyana ör ve ebediyet rüyaları ve sonsuzluk düşleri gör

Ve emelin sonsuz miraç olsun Zira o kutlu "Miraç sonsuzdur" diyor, "yakin gelinceye dek dua et" emrini öyle bir anlatıyor ki insan ömür boyu bir küheylan gibi koşmaya azmediyor ve bir bülbül gibi ötmeye can atıyor

Evet onu aradık dün bulduk, sonra kaybettik Ama o bizi kaybetmedi Bize: "Uzanan ele sahip çık, sen de parmaklarıma, gül şafağı ellerime, avuçlarıma yürü Nefsini a...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Neredesin mesih soluklum
« Posted on: 17 Temmuz 2019, 09:18:02 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Neredesin mesih soluklum rüya tabiri,Neredesin mesih soluklum mekke canlı, Neredesin mesih soluklum kabe canlı yayın, Neredesin mesih soluklum Üç boyutlu kuran oku Neredesin mesih soluklum kuran ı kerim, Neredesin mesih soluklum peygamber kıssaları,Neredesin mesih soluklum ilitam ders soruları, Neredesin mesih soluklumönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &