ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap  (Okunma Sayısı 362 defa)
21 Kasım 2010, 15:39:19
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 21 Kasım 2010, 15:39:19 »



Kur’an: Kurtarıcılardan Kurtaran Kitap


Ahir zamanda bir kurtarıcı geleceğini uman ve böyle bir umudu yaşatmayı da dinlerinin gereği zanneden insanlar, bu inanış ve umutlarını acaba neden rivayetlere borçludurlar da, Kur'an’a değil? Bir başka türlü soracak olursak, neden, ahir zamanda bir kurtarıcının gelerek, kurtuluş bekleyen toplumları kurtaracağı, selamete erdireceği iddiası, Kur'an dışındaki birtakım rivayetlerle inşa edilmektedir de, bu hususta Kur'an’dan bir tek ayet bile kaynak gösterilememektedir? Yoksa kim bilir, belki de Kur'an’da bu konuda bir değil birden fazla ayet var da, bu ayetler şifreli olduğu için, onları ancak şifreleri çözen kimseler mi anlamaktadır? Kur'an, kurtuluş bekleyen toplumlara, şifreyi çözerseniz, kurtuluşa giden o uzun ince ve zor yolu keşfetmiş olursunuz mu demek istemektedir? Kurtuluş, yeraltındaki gizli geçidin giriş kapısını bulmak gibi bir şey midir? Soruları çoğaltmak mümkündür.

 Biz burada, bir kurtarıcı geleceği inancının neden sadece hadislerde bulunduğunun tahliline girişmeden, sadece, böyle inanışın temellerinin Kur'an’da bulunup bulunmadığına bakacağız. Dikkatimizi Kur'an’a yoğunlaştıracak, sorularımızı o doğrultuda soracağız. O zaman birinci sorunun cevabını bulmak oldukça kolaylaşacaktır. Hem zaten bize gerekli olan, Kitabımız’ın tezidir, onun dışındaki kaynaklardan neş’et eden anti tezin, ciddiye alınır tarafı yoktur.

Kur'an’da bir kurtarıcı beklenmesi gerektiğine dair telkinlerin veya emrin bulunup bulunmadığı sorusuna eğilmek için, öncelikle Kur'an'ın nasıl bir kitap olduğuna kısaca bir daha değinmek elzemdir.

Kur'an deyince aklımıza gelen ilk özellik, apaçık, anlaşılır olmaktır. Eğer Kur'an, herkesin kolayca anlayamayacağı, şifreli bir kitap olsaydı, bu onun gönderiliş amacına ters düşmez miydi? Yüzlerce metrelik uçuruma yuvarlanmış bir aracı, zayıf iplerle çıkartmaya çalışmak misali, Kur'an’daki pek çok mesaj büyük uğraşılarla, çok büyük emekler harcanarak, kan ter içinde kalınarak ancak çıkartılabilseydi, bunu, Allah'ın rahmet sıfatıyla nasıl açıklardık? Rahmân (ve Rahîm) olarak insana Kur'an’ı öğreten, sonra beyanı öğreten (55/Rahman, 1-4) Allah, Kur'an'ın anlamını bulup çıkartma işini, büyükçe bir yükü zirveye taşımak için ölümcül mücadele veren, yine de tam zirveye yaklaşırken onu tekrar aşağıya kaçıran karıncaların imtihanı gibi meşakkatli kılmış olabilir mi? Bu durumda insanlar, onun ne demek istediğini bulup çıkartmaktan, denilen işi yapmaya nasıl ve ne zaman fırsat bulacaklardır? Ve bu, insanlar için önemli bir mazeret sebebi olmayacak mıdır? İnsanlar diyecekler ki, biz Kitab’ın öyle dediğini anlamadık! Kimisi de, Kitab’ın ne demek istediğini tam anlamak üzereyken ölüm gelip yakalayacak ve Kur'an'ın istediği hayat tarzını fiiliyata dökemeden öbür âleme göçecektir.

Kur'an kendisini açıkça ‘mübîn bir kitap’ olarak tanıtmaktadır.1 O ‘apaçık arapça bir lisan’la inmiştir.2 Kur'an'ın mübîn olması şu demektir: Kur'an, neyi anlatmak istiyorsa, o konuyu açık, anlaşılır ve net bir şekilde anlatmıştır. O hususta bir kapalılık bulunmamaktadır. İfadeleri dolambaçlı değildir. Lafı dolaştırmadan, söyleyeceğini doğrudan söylemektedir. Mübîn kelimesi, beyân fiilinin ismi failidir. Beyân, bir sözün asıl kastedilen anlamını bulup açığa çıkartmak demektir. Aynı kökten türetilen ‘beyyine’ ise, apaçık delil demektir.3 Kur'an'ın apaçıklığına bir örnek vermek gerekirse, diyelim ki Allah'ın azameti ve kudreti anlatılmak istenmektedir. Bu konuyu öyle açık, düz sözlerle açıklıyor, halkın günlük dilde konuştuğu öyle temsiller veriyor ki, anlama ve algılama melekeleri doğru işleyen bir insanın Allah’a, başka türlü sıfatları yakıştırması, mesela Allah Meryem oğlu İsâ’yı oğul edindi gibi bir itikada kapılması mümkün değildir. Böyle olabilmesi için kişinin ancak ve ancak art niyetli ve kalbi hastalıklı olması gerekir.

Kur'an, kendi içinde, zahirde söylediklerinden başka ikinci, üçüncü, dördüncü bir anlam saklı tutmakta değildir. Allah'ın ‘apaçık’ dediği bir kitabı bizlerin, kapalı, şifreli, gizli gündemli olduğunu iddia etmeye hakkımız olamaz. Böyle bir iddia Kur'an’a ve Kur'an’ı indirene iftira olur.

İşte Kur’an’ın bu genel yapısı göz önünde tutulduğunda diyebiliriz ki, Kur'an hiçbir şekilde Mesih ve mehdi anlamında bir kurtarıcıdan bahsetmemektedir. Esasında bunu, Kur'an ilimleriyle ilgilenen herkes de pekâlâ bilmektedir.

Kur'an demek din demektir. Kur'an dilinde, Allah'ın kendi mesajlarını insanlara duyurmak üzere görevlendirdiği kimselere rasûl ve nebî denmesi, ‘kurtarıcı’ denmemesi, bâtıl itikad sahiplerinin bütün zanlarını geçersiz kılmaktadır. Rasûl ve nebî yerine, bizim de en çok kullandığımız farsça pey(g)âmber kelimesi de ‘haberci’ anlamına gelmekte, ‘kurtarıcı’ mefhumuyla bir alakası bulunmamaktadır. Allah'ın seçtiği bu rasûl-nebîler zaten toplumun içinden, toplumun çok iyi tanıdığı, onlardan biridir. Onlar esrarengiz bir biçimde birden içlerinde bitivermiş, olağanüstü güç ve imkânlarla toplumu ‘kurtarmış’, modern çağın ‘he-man’ ya da ‘rabmo’ mitleri türünden ‘kurtarıcılar’ değildir. Peygamberler eşyanın tabiatına ve sünnetullaha muvafık biçimde, canlarıyla, mallarıyla tebliğ ve mücadele etmiş en güzîde örneklerdir. Onlar gerçek insan, gerçek Müslümanlardır. Bütün aşırılıklardan uzaktırlar. Rasûllerin hayatları, her türlü efsanevî kurtarıcılık beklentisini, israiliyyât ve mesihiyyât hurafelerini yalanlayan en kesin kanıtlardır. Onlar yapılması gerekeni yapmışlar, önce bizzat kendileri müslüman ve salih kul olmuşlar, sonra da toplumu İslam'a, tevhide, salâha davet etmişlerdir. Onların davet ettiği yola girenler hem bu dünyada şerefle yaşamışlar, hem de ahirette Allah'ın lütfedeceği cennet nimetlerini hak etmişlerdir. Karşı çıkanlara ise Allah'ın azabı en âdil karşılıktır.

Peygamberler böyle, Allah'ın peygamberlikle ilgili vaz ettiği sistem bu iken, peygamberlikten sonrası için kuralın değiştiğini kim söylemektedir? Kim yeni bir kural koymuş, yeni bir sistem inşa etmiştir? Peygamberlerden sonra ‘ahir zaman’ ümmeti(?) için kuralın değiştiğine kim hükmetmektedir? En son vahiy Kur'an’dı ve Kur'an’da yasa şöyle idi: İnsanlar kendi nefislerinde olanları değiştirirse Allah da onların vaziyetini değiştirirdi, bu aynı zamanda Allah'ın bir vaadi idi. Kur'an’dan sonra yeni bir kitap, Muhammed (sav)den sonra yeni bir rasûl mü geldi de, bu yasanın değiştiğini, Allah tarafından bir kurtarıcı (mehdî/mesîh) gönderilerek, toplumların kurtuluşa erecekleri müjdelendi?!

‘Ne yazık ki’ demeyeceğim, ne mutlu ki kitabımız Kur'an'ın hiçbir yerinde ‘kurtarıcı’ haberlerine rastlamak mümkün değildir. Ne mutlu ki, çünkü Kur'an'ın ihtiva ettiği Din, Allah'ın vaz ettiği yegâne gerçekçi hayat tarzıdır. Nasıl ki O’nun yarattığı göklerde hiçbir kusur/eksiklik görülemezse, eksiklik göreceğini zanneden insanlara Kur'an defalarca gözünü kaldırıp bakmasını salık vererek meydan okuyorsa, Allah'ın vaz ettiği Din’de de hiçbir eksiklik bulmak mümkün değildir. O Din’in kaynağı olan Kur'an’ı insanlar yüzlerce, binlerce defa okuyabilirler, ama asla onda bir çelişki ve tutarsızlık bulamazlar. Allah'ın sisteminde bir değişiklik yoktur. O’nun sözlerinde (emir ve yasakları) bir çelişki, tutarsızlık ve abeslik de olmaz.

Allah, Nuh, İbrahim, Hud, Salih, Lut, Musâ, Süleyman, Davud, İsa, Musâ (Allah hepsine salat ve selam etsin) zamanında ve onlar için ‘kurtuluş’un yolunu nasıl tespit etmişse, günümüzde de öyledir. Kıyamete kadar da böyle olacaktır. Çünkü Rabbimiz’den aksine bir haber almış değiliz.

Kur'an’ın Peygamberlere yüklediği görev şöyle özetlenebilir:

Peygamber bıkmadan, usanmadan, başları ağrıması pahasına kâfirlere Din’i tebliğ edecek. Bu konuda hiçbir gevşeklik göstermeyecek, görevini ertelemeyecek ve savsaklamayacaktır. Peygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. İnsanlar iman etmiyorlar diye kendisini kahretmeyecektir. Peygamber, kendisine inananlarla beraber sırât-ı mustakîmi yol edinecek, kınayanların kınamasından korkmayacaktır. Peygamber’in varlık sebebi, yeryüzünde fitnenin ortadan kalkması ve Din’in tamamen Allaha has kılınmasıdır. Bunun için ne gerekiyorsa yapacak, tebliğin önündeki engelleri bertaraf etmek için çalışacaktır.

Peygamber, gerekiyorsa zırhını giyecek, silahını kuşanacak, ordusunu toplayacak ve Allah’a ve Rasûlüne harp açanlarla harp yapacaktır. Nitekim Rasûlullah (sav)in Medîne dönemindeki savaşları bunun en açık örnekleridir.

Çok genel hatlarıyla özetlediğimiz nebevî stratejide dikkat edilirse, gözünü ufuklara dikip, “kurtarıcımız ne zaman gelecek?” beklentisi bulunmamaktadır. Kurtarıcı, Peygamber’in kendi aklı, iz’anı, gücü, kuvveti, sabrı ve tahammülü idi. Ama Peygamber (a.s) şunu hiçbir zaman aklından çıkartmıyordu ve buna tam olarak iman etmişti: kendisini ve mü’minleri felaha erdirecek yegâne kurtarıcı Allah idi. Allahın yardımı ve hele de vahiyle yol göstermesi olmasa, o da sıradan bir insandı.

Bununla beraber, Peygamber (a.s) eşyanın tabiatı, insanın yapısı ve sünnetullah doğrultusunda tebliğ yapıyordu. Eşyanın tabiatı ve insanın yapısı, bir insan toplumunda kötülüklere engel olmak, Allah'ın buyruklarını egemen kılmak için, örgütlenmeyi, sahih bir metotla hareket etmeyi gerekli kılmaktadır. Sünnetullah ise, çok daha açıklayıcıdır: Tarih boyunca hangi kavim kendi nefislerini düzeltmişlerse, Allah da onları selamete çıkartmıştır. Hiçbir kavim durduk yerde / kendiliğinden mü’min ve salih olmamıştır. Bunun için bir çaba gerekmektedir. Tarihte bu uğurda, başlarında peygamberleri olduğu halde nice mü’minler topluluğu nice sıkıntılara maruz kalmışlardır. O kadar zorlanmışlardı ki, peygamberleri dahi “Allah'ın yardımı ne zaman?” deme noktasına gelmişlerdi. (2/Bakara, 214). Dikkat edilirse, darda kalan peygamber ve mü'min...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap
« Posted on: 15 Eylül 2019, 16:23:19 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap rüya tabiri,Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap mekke canlı, Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap kabe canlı yayın, Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap Üç boyutlu kuran oku Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap kuran ı kerim, Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap peygamber kıssaları,Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitap ilitam ders soruları, Kuran kurtarıcılardan kurtaran kitapönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &