ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir  (Okunma Sayısı 449 defa)
10 Ekim 2010, 16:12:34
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 10 Ekim 2010, 16:12:34 »



İYİLİKLER Allah’TAN KÖTÜLÜKLER NEFİSTENDİR


Bütün güzellikleri, bütün mehâsini Allah'tan bilme, hizmetteki bütün duraklamaları, bütün tevakkufları, butun falso ve fiyaskoları da nefsimizden bilme mecburiyetindeyiz... Musibetler günahlarımızdan, hatalarımızdan, içiınizin kararmasından, benliğimizin altında kalıp ezilmemizdendir. Kaldı ki Allah çok merhametli olduğu için, her kötülüğümüzden dolayı, hemen bizi muâheze de etmiyor.. hatta çoğunu affediyor.

‘İyilik’ ve ‘kötülük’ şeklinde dilimize aktardığımız bu iki kelime, Kur’ân’ın ilgili ayetinde ‘hasene’ ve ‘seyyie’ şeklinde yer alır. Hasene, kelime olarak, her bir güzel söz ve yararlı amel/iş anlamından başka nimet, bolluk, mutluluk ve ferahlık gibi manalara gelir. Seyyie ise, temelde kötü ve yararsız her bir söz, hareket ve işi ifade etme yanında darlık, kıtlık, musibet ve ‘ikâb/ceza’ gibi anlamları da ihtiva eden bir kelimedir. (Bkz. İbn Manzur, 1996, 3/179; el-İsfahanî, 1986: s.170)

Kur’ân’da genellikle karşılıklı olarak yer alan bu iki kelimenin geniş bir anlamda kullanıldığını görmekteyiz. Hasene, salih iş; bol rızık, rahatlık, genişlik; galibiyet ve ganimet; rahmet ve mağfiret anlamında; seyyie ise, kötü iş ve davranış; kıtlık, darlık ve sıkıntı; mağlubiyet ve ceza anlamında kullanılmıştır. (Bkz. En’am, 6/160; A’raf, 7/131; Tevbe, 9/49-51; Ra’d, 13/6.)

A. HASENENİN/İYİLİĞİN Allah’TAN OLMASI

1. ‘Maddî Nimet’ Anlamındaki İyiliğin Allah’tan Olması

İnsanoğlunun yararlandığı bu türden her bir nimet Allah tarafından onun istifadesine sunulmuş birer rızıktan başka bir şey değildir.

Kur’ân-ı Kerim, insan da dahil olmak üzere bütün varlıklara muhtaç olduğu rızkı verenin Allah olduğu gerçeğini bir ayetinde şöyle açıklar: “Yeryüzünde yürüyen (ve) kendi rızkını taşıyamayan (yüklenemeyen) nice canlının ve sizin rızkınızı Allah vermektedir.” (Ankebut, 29/60. Keza bkz., Hud, 11/6.)

Bütün canlı varlıkların harika bir surette rızıklandırılması ancak o yüce Kudret’e mahsustur. O’nun dışında hiçbir gücün, değil bütün canlıların, en küçük bir canlının dahi rızkını yaratması mümkün değildir. Çünkü en küçük bir canlı varlığa rızık icad etmek suya, toprağa, buluta kısaca bütün bir kâinata hakim olmayı gerektirir. Şurası bugün çok iyi bilinmektedir ki, en küçük bir şeyin var edilebilmesi bile kâinatla alakadardır. Sözgelimi bir çiçeği icad edebilmek için tohuma, toprağa, havaya, suya, bulutlara ve güneşe güç yetirmek ve onlara emir dinletebilmek gerekir. Bu ise, ancak her şeye sözü geçen ve her şeye gücü yeten yüce Yaratıcı’ya has bir durumdur:

“Ey İnsanlar, Allah’ın size olan nimet(ler)ini hatırlayın; göklerden ve yerden sizi rızıklandıran Allah’tan başka bir yaratıcı mı var? (Böyle iken) nasıl oluyor da (O’na yönelmek yerine, inkara) götürülüyorsunuz/çevriliyorsunuz?” (Fâtır, 35/3)

“Eğer O size verdiği rızkı kesecek olsa, kimdir sizi rızıklandıracak..” (Mülk, 67/21)

İnsanın gösterdiği çaba ve gayret sadece, sonucun Allah tarafından yaratılması için hazırlanmış şartlardır. Rızık gerçeği -Kur’ân’da da açıkça vurgulandığı üzere- doğrudan doğruya Rezzak olan Cenab-ı Hakk’ın yaratmasına bağlı bulunmaktadır.

2. ‘Hayır ve Taât’ Anlamındaki İyiliğin Allah’tan Olması

Her bir maddî hasene doğrudan Allah’tan olduğu gibi hayır ve taât anlamındaki manevî her bir hasene de temelde yine Allah’tan olmaktadır. Şöyle ki, her bir güzel amel ve davranışı, elçileri vasıtasıyla insanlara bildirip öğretmek suretiyle, kullarına bunları sergileme imkan ve fırsatını tanıyan Allah’tır. Ve yine insanların onları yapmasını emreden/isteyen de O’dur. İnsan için bu durumda söz konusu olan sadece kendisine yolu gösterilen ve kendisi için teşvik edilen iyiliklere iradesiyle yönelip işlemektir.

Bu ayetten anlaşılacağı üzere iyiliklerin gerçek anlamda kimden bilinmesi gerektiği hususunu izah etmeye çalışırken, asla insan iradesinin rolünü küçümseyici bir tavır içinde olmadığımızı ve olamayacağımızı belirtmek isteriz. Zira insan iradesi, iyiliğin meydana gelmesi konusunda yaratıcı bir özelliğe sahip olmasa da, Allah’ın, yaratmasını onun üzerine bina etmesi sebebiyle kendi çapından kat kat fazla önem arz etmektedir. Bir diğer ifadeyle, Allah’ın yaratması bizdeki bu iradeye bağlı kılındığı içindir ki, irade, apayrı bir değer ve kıymet kazanmaktadır. Evet, sınırlı dahi olsa insan irâdesi, Hakk’ın nâmütenahî irâdesinden, yeryüzünün bu en güzîde varlığına aksetmiş ilâhî bir armağandır. Bu armağanı şifreli bir anahtar kabul edip kullanabilenler, en muğlak meseleleri çözmeye, en karanlık noktaları aydınlatmaya, en muhkem görünen kapıları açmaya ve hazinelerin en kıymetlisini elde etmeye muktedir olabilirler.

Vurgulamaya çalıştığımız husus şudur: İnsanın, hayır ve iyiliğin meydana gelmesi hususunda Allah’a nispetle hissesi çok sınırlıdır. Çünkü insan yapmak istediği hayır ve iyiliği Allah’ın vermiş olduğu sermaye (yetenek) ve güçle yapmış olmaktadır.

Bu sermaye, Allah’ın (c.c.) kullarına lutfetmiş olduğu göz, kulak, el, ayak gibi zahirî uzuvlar ve akıl, hafıza ve irade gibi manevî istidatlardır. İnsan kendisine verilmiş olan bu sermayeyi, yanlış kullanmadığı veya atıl bırakmadığı takdirde, onunla her bir iyilik ve güzelliğe mazhar olur. Nasıl ki insan, kapatmadığı (açık tuttuğu) gözüyle, varlığı görmesine vesile olan –Allah’ın yaratmış olduğu- ışığa mazhar oluyorsa, açık tuttuğu kalb gözüyle de -Allah’ın öğrettiği- manevi güzelliklere mazhar olur. Bu cümleden olarak diyebiliriz ki, insan, hayrı bizatihi var eden değildir, o, yalnızca mevcut olan hayra iradesiyle talip olan, alıp kabul eden bir varlıktır. Böyle olunca da kendisine ait olmayan bir sermaye ile iyilik yapan birinin iyiliğe gerçek anlamda sahip çıkması doğru olmaz.

Sözgelimi, bir infakta (yardımda) bulunmayı iradesiyle dileyen bir insan bu iyilik ve hayrını ancak Allah tarafından yaratılmış olan nimetlerle yapabilmektedir. Zira insanın görünürde sahibi olduğunu zannettiği nimetlerin hepsinin gerçek sahibi Allah’tır. Onların elde edilmesi için güneşi, toprağı, suyu, tohumu ve havayı bir nizam ve bütünlük içinde işleten Allah’tan başkası değildir. Ayrıca iyilik arzusunu insanın kalbine koyan ve yardım edeceği insanı buna muhtaç kılan ve yapılan bu iyiliği kabul ederek sevap verecek olan da yine Allah’tır. Böyle olunca, herhangi bir yardımda bulunan bir insanın bu iyilikteki hissesi irade planında yalnızca onu isteme ve ona yönelmeden ibaret olmaktadır.

İnsan, yüce Yaratıcının kendisine vermiş olduğu yetenek ve imkanla yapmış olduğu iyiliklerin temelde kimden bilinmesi gerektiği gerçeğini anlayamadığı için veya anlamak istemediği için iyiliklerin tamamıyla kendisinden kaynaklandığını düşünerek gurura, şımarıklığa kapılır. Pek çok insanın içine düştüğü bu yanlış mülahazaları izale bağlamında Kur’ân başka bir ayetinde şöyle der: “Ne yerde ne de nefislerinizde (gerek üzülmenize gerekse sevinmenize sebep olmak üzere) başınıza gelen hiçbir şey yoktur ki, biz onu yaratmazdan önce bir kitapta bulunmuş olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. Bu, kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdikleriyle de şımarmayasınız diyedir; Allah çok övünenleri sevmez.” (Hadid, 57/22-23.)

Özetle ifade etmek gerekirse, yüce Yaratıcı’nın verdiği akıl ve irade gibi manevî istidatlarla; göz, kulak, el, ayak gibi zahirî uzuvlarla ve O’nun emriyle hayır işleyen bir insan da, o hayra sahip çıkamaz, hakiki anlamda ‘ben yaptım’ diyemez. Çünkü onu, o işi yapabilecek şekilde yaratan ve o hayrı işlemesi için emir, imkan ve güç veren Cenab-ı Allah’tır.

B. SEYYİENİN/KÖTÜLÜĞÜN NEFİSTEN OLMASI

Seyyie lafzı Kur’ân’da hem insanın kötü ameline karşı verilen bir ‘ceza’ ve ‘musibet’ anlamında hem de ‘cezayı gerektiren kötü amel’ karşılığında kullanılmıştır. (Bkz. Al-i İmran, 3/120; A’raf, 7/131; Ra’d, 13/6; Neml, 27/46; Rum, 30/36; Bakara, 2/81; Nisa, 4/85; En’am, 6/160; Yunus, 10/27; Ra’d, 13/22; Mu’minûn, 23/96)

İşlenen her bir kötü amel, insanın istek ve ısrarının karşılığı olarak –Ehl-i Sünnet âlimlerinin de vurguladığı üzere- Allah tarafından gerçekleştirilmiş olması bakımından, O’ndan gelmiş olmaktadır, ancak, sebep ve menşeinin nefis olması hasebiyle kötülük, insana ait olmakta ve ona nispet edilmektedir.

Seyyienin/kötülüğün her iki türünün de insan nefsiyle ilişkili olarak meydana geldiğine dikkat çeken bu ayetin ifade ettiği anlamlar üzerinde idrak edebildiğimiz kadarıyla ele almak istiyoruz.

1. ‘Cezâ’ Anlamındaki Kötülüğün Nefisten Olması

Bu başlık altında insanın işlemiş olduğu suç ve günahlar yüzünden maruz kaldığı seyyie/ceza üzerinde duracağız.
Kur’ân-ı Kerim, sıklıkla ‘kendi yaptıkları yüzünden’ ve ‘kendi kazandıklarıyla’ ifadelerini kullanarak gelen musibetlerin, insanın yanlış ve kusurlarında aranması gerektiğini bildirir. Yüce Allah bu hususu bir ayetinde şöyle beyan eder:

“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah (günahlarınızın) birçoğunu affeder (de onlardan ötürü bir musibet vermez.)” (Şurâ, 42/30)

İnsan işlemiş olduğu her bir günahtan ötürü bu dünyada mutlaka cezalandırılmamaktadır. Eğer o her bir yanlış düşünce ve hareketinden dolayı cezalandırılacak olsaydı, gözünü musibetten açamayan bir varlık olurdu. Nitekim rahmeti gazabının önünde bulunan yüce Allah, günahların çoğunu affedip bağışladığını bildirmektedir:

“Eğer Allah yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzün...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir
« Posted on: 15 Eylül 2019, 23:43:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir rüya tabiri,İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir mekke canlı, İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir kabe canlı yayın, İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir Üç boyutlu kuran oku İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir kuran ı kerim, İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir peygamber kıssaları,İyilikler Allah tan kötülükler nefistendir ilitam ders soruları, İyilikler Allah tan kötülükler nefistendirönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &