ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İtaatın Sınırı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İtaatın Sınırı  (Okunma Sayısı 372 defa)
03 Kasım 2010, 18:40:22
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 03 Kasım 2010, 18:40:22 »



İtaatın Sınırı

Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan


Ali radıyallahu anh'in haber verdiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :

"Allah'a isyan olan yerde (kula) itaat yoktur. İtaat ancak meşru olanda gerekir."(1)

Toplum hayatının temeli emir-itaat, yöneten-yönetilen ilişkisine dayanmaktadır. Her sosyal bünyede bu iki fonksiyon ve grub mutlaka bulunmaktadır. Böyle olunca sistem ve doktrinlerin farkı, itaata getirdikleri sınırla belirlenir. Dinimizin bu konudaki prensibi hadisimizde ma'ruf yani meşrû' kelimesiyle çizilmiştir. Ve bu sınır, bütün beşerî ilişkiler için geçerli kılınmıştır. Çünkü hadiste herhangi bir özel kayıt bulunmamakta, itaat ancak meşrû olanda buyurulmakta, bu da Hâlık'a isyan olan yerde mahlûka itaat yoktur şeklinde açıklanmaktadır.

Vürûd Sebebi

Âyetlerin anlaşılmasında nüzul sebepleri, hadislerin kavranmasında da vürûd sebepleri fevkalâde önem taşımaktadır. Hadisimizin sebeb vürûdu olarak kitaplarımızda şöyle bir olay zikredilmektedir.

Hazret-i Ali anlatmıştır: Rasûlullah -sallallahü aleyhi ve sellem- askerî bir birliği, başlarına Medineli bir müslümanı komutan tayin ederek göreve yolladı ve komutanlarını dinleyip itaat etmelerini kendilerine iyice tenbih etti. Görev müddeti içinde birlik mensupları bir mes'elede komutanlarını kızdırdılar. O da odun toplatıp bir ateş yaktırdı. Sonrada "-Rasûlullah (s.a.) beni dinlemenizi ve bana itaat etmenizi size emretmedi mi?" diye sordu. Onlar "Evet, emretti" dediler. Bunun üzerine Komutan;

"O halde, haydi şu ateşe girin!" emrini verdi.

Beklenmedik bu emir karşısında herkes birbirine bakmaya başladı. İçlerinden bir kısmı emre uymayı düşündü ise de diğerleri "biz ateşten kaçıp Rasûlullah'a sığındık (şimdi nasıl ateşe gireriz)" dediler.

Onlar bu halde değerlendirmeler yaparlarken komutanın kızgınlığı geçti. Ateş söndürüldü, emir geri alındı. Döndüklerinde olay Hazreti Peygambere anlatıldı. Efendimiz, o anlamsız emre uymayı düşünenlere hitaben "- Eğer o ateşe girseydiniz, kıyâmete kadar o halde kalırdınız" buyurdu. Diğerlerini tasvib ve takdir ettikten sonra sözlerini şöyle bitirdi: "Allah'a isyan olan yerde kula itaat yoktur. İtaat ancak meşrû olanda gerekir" (2).

Müslüman itaatkârdır ama..

Mü'min itaatkârdır. Onun bu özelliği ve güzelliği bir âyette şöyle açıklanmaktadır: Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Rasûlüne çağırıldıkları vakit, mü'minlerin sözü, sadece" işittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte kurtuluşa erenler onlardır"(3).

Allah ve Rasûlü'nün emirlerine itaatkârlığıyla temayüz etmiş müslüman, hadisimizin vürûd sebebi olan olayda da açıkça görüldüğü gibi, emirlere "Allah'a isyan olmamak" kaydıyla uymakla görevlidir. Meşrû' emirlere gücü ölçüsünde uymakla yükümlüdür. Durum bir başka hadis-i şerifte "ma'siyet işlemesi emredilmedikçe müslüman, istesin-istemesin, sevsin ya da sevmesin dinleyip itaat etmek zorundadır. Günah işlemesi emredildiği zaman ne dinler ne de itaat eder!"(4) şeklinde ortaya konmuştur.

İman, "Allah'a kul olma andı" demektir. Böyle bir andın sahibi müslümanın Allah'a isyan olan yerde itaatkâr davranması, kendi kendisiyle çelişkiye düşmesi, hakka riâyetsizlik etmesi demektir. Bu sebeple o, Allah'a isyan olan bir şeyi adamak ve şâyet böyle bir adakta bulunmuşsa onu terine getirmek hakkına da sahip değildir.(5) Müslümanın bu iman ve kişilik borcunu bilenlerin, onu buna aykırı yollara zorlamaması gerekir. Müslümanın yumuşak başlı oluşunu kimse, uysal koyun'lukla yorumlamaya kalkışmamalıdır.

İslâm olumluluklar dinidir. İsyan ise temelde olumsuzluk ifâde eder. Bu sebeple Hz. Peygamber isimlerde bile isyan motifini müsamaha ile karşılamamıştır. Büyük hadisçi Müslim'in haber verdiğine göre Efendimiz, adı Âsî olan biri kendisine gelince ona Mutı' ismini vermiştir.(6)

Hadisimizin ortaya koyduğu bir gerçek de müslümanlardan saygı ve itaat beklemek için meşrû sınırları içinde kalmak zorunluluğunun bulunduğudur. Aynı şekilde müslümanların da

tâbî oldukları ve itaat ettikleri kişilerin meşrûiyet'e riâyet edip etmediklerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Sevgi ya da nefretlerinin kendilerini kör, sağır ve dilsiz etmesine meydan vermemeleri istenmektedir.

Günümüz sistemlerinde ve yasaların ve verilen emirlerin sistemin kabul ettiği ana prensiplere uygunluğu yani yasallığı değişik şekil ve usûllerle halka anlatılmaktadır. Tarih boyunca İslâm ülkelerinde en yüksek seviyede emretme yetkisine sahip bulunan halifeler, devlet başkanları, emir ve fermanlarının meşrûiyetini yetkililerden aldıkları fetva ile tevsik etme ihtiyacını hissetmişlerdir. Zira inanmış da olsa, herkesin emirlerin meşrû' olduğunu kestirmesi her zaman mümkün değildir

İtaat istenirken

İdarecilik açısından güzel bir söz vardır: "Kendine itaat edilmesini istersen, güç yetirilecekleri emret!" Müslümanlar için güç yetirilebilecek emrin ilk şartı meşru olmasıdır. Mükelleflerin kabiliyet ve imkânlarına uygun olsa bile meşrû olmayan emirler dinlenilmemek akıbetine mahkumdurlar. Zira müslümanların, anne-babaları, hocaları, kocaları, arkadaşları da olsa hiç kimseye günâh olan bir işte itaat etme görevleri yoktur. Kimse onlardan böylesi bir şeyi ne istemeli ne de beklemelidir. Zira sevgili Peygamberimiz "Allah'a itaat etmeyene itaat gerekmez"(7) buyurmuştur.

Allah ve Resûlüne isyanı emredene itaat, doğru yolu bulmuşken yitirmek demektir. Çünkü Peygamber Efendimiz "Allah ve Resûlüne itaat eden doğru yolu bulmuş, kurtulmuştur (8) buyurmuştur. Bu sebeple doğru yolu kaybetme sonucuna düşmemek için münkire, kâfire, müşrike olduğu gibi âsiye, zâlime, haksıza da evet dememek, boyun eğmemek gerekmektedir. Lâyık olmayana itaat etmek, fevkalâde büyük acı ve hüsranlara sebeptir. Zira böylesi bir davranış gazab-ı ilâhiye vesile olmaktadır. Şu âyet bu konuya ışık tutmaktadır:

"Firavn, milletini küçümsedi ama onlar kendisine yine de itaat ettiler. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir milletti. Böylece bizi öfkelendirince onlardan öc aldık, hepsini suda boğduk."(9)

O halde meşrûiyet sınırlarına dikkat ve riâyet etmek, gerekmeyen yerde ve hak etmeyenlere karşı itaat etmek gibi bir yarışa düşmemenin ilk adımı ve âyette belirtildiği şekilde acı bir sonla karşılaşmamanın da ön şartıdır.

Sonuç


Yönetilenlere görev ve yükümlülük sınırlarını temel prensip olarak hatırlatmakta olan hadisimiz, aynı zamanda emir verme mevkiinde bulunanların da meşrûiyet sınırına değişmez ölçü olarak dikkatlerini çekmektedir. Bize öyle gelmektedir ki hadisimiz, İslâm ümmetinin çektiği bir takım sıkıntıların gerçek sebebini de ortaya koymaktadır.

Allah'a, Resûlü'nün gösterdiği şekilde itaat ve kulluğumuzun yoğunlaştığı Ramazan ortamında hadisimizin mesajını ve ortaya koyduğu prensibi düşünmek ve değerlendirmek herhalde daha kolay ve zevkli olacaktır.

Rabbım, bizi kendine itaat edenlerden kıl.

Dipnotlar: 1. Buhârî, âhâd 1; Müslim, imâre 39-40; Ebû Davud, cihad 87; Nesaî, bey'at 34; ibn Mace, cihad 40; Ahmed b. Hanbel, 1, 94, 400, IV, 426, 427, 432, 436; V, 66, 67, 70, 325, 329. 2. bk. Müslim, imâre 39-40. 3- en-Nûr (24), 51. 4. bk. Buhârî, âhâd 1; Nesaî, bey'at 34. 5. bk. Müslim, nezr 8; Ebû Davud, eyman 12, 19, 21, 22; Tirmizî, nüzûr 1; Nesâî, eyman, 17, 31, 41; İbn Mâce, keffârât 16; Dârimî, siyer 61, nüzûr 3; Ahmed b. Hanbel, l, 129, 131; II, 207, 212. 6. bk. Müslim, cihad 89. 7. Ahmed b. Hanbel, III. 213. 8. Müslim, cum'a 48; Ebû Davud, nikâh 32, salat 223, edeb 77; Nesâî, nikâh 40; Ahmed b. Hanbel, IV, 256, 379. 9. ez-Zuhruf (43), 54-55.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İtaatın Sınırı
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 23:36:18 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İtaatın Sınırı rüya tabiri,İtaatın Sınırı mekke canlı, İtaatın Sınırı kabe canlı yayın, İtaatın Sınırı Üç boyutlu kuran oku İtaatın Sınırı kuran ı kerim, İtaatın Sınırı peygamber kıssaları,İtaatın Sınırı ilitam ders soruları, İtaatın Sınırıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &