ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İnnellezine keferu
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İnnellezine keferu  (Okunma Sayısı 12782 defa)
16 Kasım 2010, 16:26:34
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 16 Kasım 2010, 16:26:34 »



İNNELLEZİNE KEFERU




Kur'an/Bakara 6-7: "O küfredenler var ya, onları uyarsan da, uyarmasan da birdir; inanmazlar (yola gelmezler).

"Allah, onların kalplerine ve kulaklarına mühür basmıştır. Gözlerinin üstünde bir perde vardır. Onlar için korkulu bir azap vardır."

 Okuduğuma göre Bakara suresinin ilk işaretleri iyi insanlar (muttakiler) hakkında, Bunu takibeden kısa bir atıf ise, konumlarını belirlediği kötü kişiler (küfredenler) konusundadır.

Gerçekten de en genel hatlarıyla insanları iyiler ve kötüler diye iki gruba ayırabiliriz. İnsan tabiatı hiçbir dönemde tabiatta var olan bu ayrımı gözardı etmemiş, iyi ile kötünün bir tutulmasına asla razı olmamıştır. İyilikle kötülük bazan izafidir desek de, bunun evrensel kabule ilişkin kriterlerinin varlığını da inkar edemeyiz. Mesela, düşmüşün elinden tutmanın, çalışarak kazanmanın, insanlara dengeli biçimde saygılı olmanın, adaletli muamele yapmanın iyilik olduğu nasıl genel bir kabulse, hırsızlığın, sömürünün, katliamın ve insanlığın (ve hakkı gasbedilen masum insanların) ızdırabına duyarsızlığın kötülük olduğu da böyle bir kabul konusudur. O halde bu ayrım bir vakıadır; yok sayamayız. İyiyi onaylayan insanın kötüye de iyi demesi, iyi ile kötüyü aynı kefeye koyması, bu gerçeğe ters düşen bir sahtelik, aldatmaca, ya da sırıtkan bir samimiyetsizlik olur... İyi ile kötüyü tabii kriterlere göre ayırmayanlar, sun'i iyilik ve kötülük tanımlarına yönelerek insanlığın müşterek değerlerini alt üst edip, uyguladıkları despotik yöntemlerle, iyileri de kötülüğe itme konumuna düşmüşlerdir. Bu ise belki en büyük kötülüktür.

O halde iyilik nedir, kötülük nedir? İyi ile kötü elbetteki değişen şartlara göre nüanslı konumlarda değerlendirilebilir kavramlar olmakla beraber, her değişik şart altında iyi ile kötüyü ayırdedecek prensip kriterlerin mevcudiyetinden de kuşku duymamak gerekir. Bu kriterlerin biri, belki de başta geleni, yaşanılan hayatın matuf bulunduğu hedeftir. Bu hedef nedir; iyilik midir, kötülük müdür; doğruluk mudur, eğrilik midir; Cennet midir, Cehennem midir; gerçeklik midir, sahtelik midir; bilimsellik midir, yoksa hurafe midir?...

İşte hedef alınan bu kabil sonuçları birlikte dikkate alarak insanları, çok kaba hatlarla bir de şöyle bir ayrıma tabi tutabiliriz. İyiliği amaç edinenler, doğruyu arayanlar ve kötülük yapmaktan utanç duymayanlar, yanlışa şartlananlar... Başka bir deyimle, Cennete yönelenler ve Cehennemden korkmayanlar...

Tabii, doğruya yönelmek varken yanlışa şartlanmışlık ne kötü bir durumdur. İşte Kur'an, bu kendini yanlışa şartlandırma işini küfür, yanlışa şartlananları da kafir diye isimlendiriyor. Onları laf anlamazlar olarak tarif ediyor; uyarsan da uyarmasan da onlar için farketmez diyor. Onlara doğruyu anlatamazsın diye haber veriyor. Sanki, sen kendini onlar için tüketme; gerçeklere, doğruya ihtiyaç duyanlara yönel diye bizi ikaz ediyor. (*)

Kafir kelimesinin çeşitli anlamları vardır. Ama hepsi aynı kapıya çıkar; küfür kapısına...

Küfür kötü sözdür; söyleyenin ruh bozukluğunu işaret eder. Sövgü, sövülenin meziyetlerini bastırmak, örtmek ister. Küfür, örtmek demektir; bir perde gibi gerçeği gizler. Kafir de, işte böyle hakikati örten kişiye denir. Küfür bilerek, kastederek doğruyu reddetmektir. İnanmamaya, doğruyu anlamamaya şartlanmışlıktır. Küfür, eski lügatte, küfran gibidir; nimeti görmemek, göstermemektir; nankörlüktür. Yine mesela, lügat manasıyla gece kafirdir; içinde tehlikeleri gizler. O nun için çöktüğü zaman karanlığın şerrinden biz Allah'a sığınırız. Küfür, hakkın laf kalabalığına feda edilmesi, hakikatin lafazanlıkla yalanlanması olabilir. Bir başka biçimde de küfür, insanın davranış biçimi olarak, ilmin ışığına arka dönmeyi ilke edinmesini ifade eder ki, buna fiili küfür diyebiliriz. Yani, kasıtlı ilim düşmanlığı, hurafecilik (hurafeyi perensip edinmek) küfürdür.

Nitekim bugün, serbestiyi yasak gösterenler; eldeki imkanları kasten atıl bırakıp, tabii zenginlikleri halktan esirgeyenler, gizleyenler; Yeşilırmağı bile bile kirleterek çamur rengine bulayanlar; sömürüyü ve emeksiz kazancı kar yerine ikame ederek meşru hayat tarzı haline getirenler; verimli toprakları zaruret olmadan yapı alanına dönüştürerek betonlaştıranlar, buna hoşgörüyle bakanlar, teşvik edenler, böylece toprağın verimini insanlardan inkara yönelenler; kapitali üretim tesisleri yerine verimsiz türbelere, aşırı eğlence merkezlerine yönlendirerek eldeki imkanları heder edenler; haliç'i, marmarayı, kötülük olsun diye pisleterek balıkları katledenler, denizdeki hayatı imha edenler; terörle yol keserek batıdaki nimetlerin doğuda yaşayanlara da ulaşmasını düşmanca engelleyenler; devlet ihaleleriyle topladıkları serveti keyfi kullanımlarıyla israf edip kendi ırkdaşlarına bile haram eden, kasden memleketine yatırım yapmayan yolsuzlukçu müteahhitler; rüşveti sistemleştirenler; ırkçılık yaparak milletimizin bütünlüğüne kastedenler; bütün bunları hayat prensibi edinenler, zihniyet olarak iyilik karşıtları, nimet örtücüleri değil midirler?..

Bu böyle de, ilmin yaygınlaşmasına araç olarak kullanıldığı sürece, insanın hayatını renklendirme özelliğinden sarf-ı nazar edemeyeceği, matbaa, radyo ve televizyon realitesine sırt çeviren, ya da kendisi köşede bucakta yararlanırken, çoluk çocuğunu, nimete dönüştürülmesi mümkün bu gerçeklerden mahrum etmeyi takva diye empoze eden zihniyeti hangi kefeye koymalı? İslamın öğütlediği, insanlığa adaleti egemen kılma mücadelesi içinde temiz, normal bir insan hayatını geliştirmek iken, faraza, tarihi büyüklere iftira suretiyle uydurulan menkıbelerle tahtı, tacı, tası, tarağı atarak dağlarda davarlar gibi su içerek yaşamayı özendirenlerin, ya da televizyonlarda Ramazan programlarında, miskin dilenci tasviri içinde saptırılmış evliyalık telkini yapanların, İslamın hayat realitesine ulvi bir hedef verme yöntemini gizlemelerini hangi kelimeyle tavsif etmeli? İşte bunu çözmek çok müşkil gözüküyor.

Ancak, şu açıktır ki, küfürde kast aranır. Kastı küfür olmayanların suçu ise cehaletidir.

Doğruyu alaya almak, tahfife yönelmek de onu örtmektir, terbiyesizliktir. Allah'a iman ettim deyip de gerçeklerine kasıtla arka dönmek, küfretmek, insanlık şiarı değildir.

Elhasıl, küfür tanımlarının hepsi aynı kapıya çıkar; yanlışa şartlanmak... Şartlanan insan, şartlandığı noktada durmuştur; gelişmez ve geliştirmez. Bulunduğu mihver etrafında döner de döner. O, artık kalbi ve kulağı mühürlenmiş gibidir. Gözlerine perde inmiştir, onun. Güneşi göstersen anlamaz kafir...

Kafir yanlışına şartlanmış kişidir; onun için aslolan fanatizmidir. Hakikat gün gibi açığa çıksa bile onu hiç enterese etmez. Onun bir adı da yobazdır, softadır. Dünya dönse, ve yeni bir çağa erse, o hala şekillendiği şartları yaşar, ileri gitmez... Fanatik komünist, hasta ateis, hurafeci mistik bunun en belirgin örnekleridir. Şartlar değişir, insanlar şekillenir, ama o hala komünist kalır. Bernard Show'un, 'kırk yaşında da hala komünist kalana ağır hakaret etmesi, olgunluk çağında da yanlışa şartlanmışlıktan vazgeçmemede eşşekçe bir inat sezmesindendir. Hazreti Mevlananın deyimiyle kafirler inatlaşmada maymun tabiatlıdırlar.(bkz. Kriter, s. 9).

İşte böylesine inatla yanlışa şartlanan kişi, böylesine gerçeğe, gelişmeye ve hadiselere sırtını dönen toplum, hakka ve hakikate, medeniyete ve ümrana ulaşır mı? Eğer, insan körlüğü tercih ederse, Allah'ın gücü yetmez mi onu kör etmeğe? Eğer kişi ve toplumlar saplandıkları ideolojilerin dışında doğruya ve adalete kulaklarını ve kalplerini kapatmak isterse, Allah'ın kudreti onların kulağını ve kalplerini mühürlemeye elbette yeter...

Küfredenler, doğuştanlıklarındaki iyiliği, kötü telkinler altında terkeden bir nitelik kazanmışlardır. Allah da bu kazandıkların vermiştir onlara. Onlar Allah'ın gerçeklerini dinlemek istemezler. Kainata adalet güneşinin doğmasını kendi alışkanlıklarını bozucu görür, adaleti bilmek bile istemezler. Onlar için aslolan Allah'a kul olmamaktır; ondan başka herşeye kul olurlar. Kul oldukları kendi gibiler, kibirleri, heva ve hevesleridir. Başka şey bilmek bile istemezler.

Gözü böylesine kapalı, kulağı böylesine tıkalı, kalbi böylesine mühürlü olanlar, bunun sonucu olan karanlık cezayı da haketmişlerdir. Çünkü, inatla doğruya gözünü kapamak gözü inkar, inatla kulağı tıkamak kulağı iptal, inatla ilmin gerçeklerine sırt çevirmek de aklı terketmek anlamını taşır. Bunlar Allah'ın bize verdiği bu güzel emanetlere ihanettir, onları kötüye kullanmaktır, emniyeti suistimaldir; suçtur. Bütün suçların anası işte bu, 'düşünceyi önleme suçu'dur.Her suçun bir cezası vardır; tabii bunun da.

Ancak kalpleri -ve tam olarak niyetleri- Allah bilir. Bu nedenle bu vahim suçun cezası Allah'a aittir. Allah, bu suçu işleyenlere ahirette elim bir azap vardır diyor. Toplumlara, toplum olarak ahiret hesabı yoktur; cezası burada, Dünyadadır. Bu ceza, mesela, yokluktur, enflasyondur, anarşidir, terördür, adaletsiz gelir dağılımı, sefalettir; kıtlıktır... Fertler içinse hesap, ahirettedir; hesaplarını orada görürler...

Selam size!..


M. Selami Çekmegil
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İnnellezine keferu
« Posted on: 26 Mayıs 2020, 12:14:20 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İnnellezine keferu rüya tabiri,İnnellezine keferu mekke canlı, İnnellezine keferu kabe canlı yayın, İnnellezine keferu Üç boyutlu kuran oku İnnellezine keferu kuran ı kerim, İnnellezine keferu peygamber kıssaları,İnnellezine keferu ilitam ders soruları, İnnellezine keferuönlisans arapça,
Logged
21 Ağustos 2015, 09:56:01
✿ Yağmur ✿

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.684


Site
« Yanıtla #1 : 21 Ağustos 2015, 09:56:01 »

Esselamu aleykum;
Peygamber efenhdimiz sallahu aleyhi ve sellem 'İyilikle kötülük aynı kalpte bulunmaz' diyerek iyi insanlarala kötü insanların bir olmayacağını ,aynı derecede olmayacağını vurgalamak istemiştir...

Kafir yanlışına şartlanmış kişidir; onun için aslolan fanatizmidir. Hakikat gün gibi açığa çıksa bile onu hiç enterese etmez. Onun bir adı da yobazdır, softadır. Dünya dönse, ve yeni bir çağa erse, o hala şekillendiği şartları yaşar, ileri gitmez... Fanatik komünist, hasta ateis, hurafeci mistik bunun en belirgin örnekleridir. Şartlar değişir, insanlar şekillenir, ama o hala komünist kalır. Bernard Show'un, 'kırk yaşında da hala komünist kalana ağır hakaret etmesi, olgunluk çağında da yanlışa şartlanmışlıktan vazgeçmemede eşşekçe bir inat sezmesindendir. Hazreti Mevlananın deyimiyle kafirler inatlaşmada maymun tabiatlıdırlar.(bkz. Kriter, s. 9)

Rabbim bizleri fanatizmden ve kafilikten ,küfür etmeden alıkoysun inşalalh..Rabbim kötü kişilkli ve hareketlere sahip kişilerden muhafaza eylesin inşalalh..Rabbim masum insanları yok yere öldürenleri kahretsin inşAllah iki cihanda da..Rabim c.c.. razı olsun..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 21 Ağustos 2015, 09:56:17 Gönderen: Yağmur »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

23 Ağustos 2015, 00:43:01
Sevgi.
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 15.643



« Yanıtla #2 : 23 Ağustos 2015, 00:43:01 »

  Aleykümüsselam ecmain.

Sizden biriniz bir kötülüğü gördüğü zaman, onu eli ile değiştirsin, gücü yetmezse dili ile değiştirsin. Buna da gücüyetmezse kalbi ile buğzetsin. Bu imanın en zayıfıdır. (Hadis-i Şerif)

Şayet iyilik etmeye gücün yetmiyorsa, hiç olmazsa kötülük etme. Kötülük etmemek de, nefsin için verilmiş bir sadakadır. (Hadis-i Şerif)

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
23 Ağustos 2015, 00:53:54
İkraNuR
Öğrenci Grubu
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3.427



« Yanıtla #3 : 23 Ağustos 2015, 00:53:54 »

ve aleykümüsselam ve rahmetullah.
Allah (c.c.) razı olsun.
çok güzel bir paylaşım olmuş.
teşekkür ederim.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
24 Ağustos 2015, 10:44:49
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.868



Site
« Yanıtla #4 : 24 Ağustos 2015, 10:44:49 »

Ve aleykümüsselam ve rahmetüllah,

2:195 -  Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever.

Rabbim (celle celalühü) bizleri sevdiklerinden eylesin.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &