ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi  (Okunma Sayısı 581 defa)
15 Eylül 2010, 22:13:46
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 15 Eylül 2010, 22:13:46 »



İmanda Sevgi Boyutu ve Allah Sevgisi

1. İmanda Sevgi Boyutu

Sevgi, imanın duygu unsuru içinde yer alan en temel duygulardan biridir. Öyle ki içinde sevginin bulunmadığı bir imanın varlığından bahsetmek imkânı yoktur1. Psikologların dinle en çok ilgili gördükleri duygu sevgidir2. Bu yönüyle sevgi imanın yapısını oluşturan duygu içinde birinci sırayı almaktadır. Tabiî bu birinci sırada oluş ancak bir yığın alt inançlarıyla birlikte kendi içinde bir bütünlük oluşturan imanın genelinden hareket edilerek yapılmış bir değerlendirmedir.

Bir dine iman eden kişinin, genel anlamda bu dine imanı değerlendirildiğinde, burada sevgi duygusu hâkimdir. Mü’minde olan sevgi temelde din sevgisidir; iman ettiği dinin en güzel, en doğru olduğunu düşünür ve dinine sevgiyle bağlıdır. Bu anlamda iman esaslarının hepsi bir anlamda sevgiye dayanır.

Zaten imanın içinde temel bir duygu olan güven ancak sevgi toprağında kök salabilir. Sevgi güvene zemin hazırlar. Yapılan bir anket çalışmasında öğrencilerin ifade ettikleri gibi kişi sevdiğine güvenir ve güvendiğiyle daha rahat bir ilişki kurar3. Sevgiye dayanmayan ve sevgiyle beslenmeyen bir güven her an yıkılabilir. Halbuki iman kendi içinde değer yönünden farklılık taşımakla birlikte; güç açısından yapılan bir ölçümde, onun en küçük sayıyı alanı dahi kolayca yıkılabilecek bir karakterde değildir.

Burada iman binasında sevginin sahip olduğu odalar, diğer iman esaslarının kendisine bağlı bulunduğu, dinin ve imanın özünü oluşturan Allah sevgisinden hareketle açıklanmıştır.

2. Allah Sevgisi

Allah sevgisi Allah’a imanın varlık şartları içinde en önemlisidir. Küllî bir karakterde olması sebebiyle imanı salt duyguya indirmiyorsak da eğer imanı, unsurları içinde sadece biriyle ifade etmek zorunluluğu doğsa, herhalde burada onun sevgi olduğu söylenirdi. İmanın “duygusal unsuru sevgiden ayrılamaz”4. İnsanın, evrende var olan her şeyin yaratıcısı ve yegâne mâliki Rahmân, Rahîm ve Velî olan bir Rabb’e iman etmesine bağlı olarak onu sevmesi tabiîdir. Kur’ân-ı Kerîm’de “İnsanlardan kimi Allah’tan başkasını Allah’a eşler ve benzerler edinir de, Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenler ise en çok Allah’ı severler”5 buyurularak bir taraftan ubûdiyetin temelinin sevgi olduğu beyan olunmakta, diğer taraftan mü’minlerin en çok Allah’ı sevdiği ifade edilmektedir. Elmalılı’nın (1878-1942) bu âyete dayanarak açıkladığı gibi insanın Allah’a kulluğunda asıl olan sevgi olup; mâbud aynı zamanda en yüksek sevgilidir. Dolayısıyla kişi en çok neyi seviyorsa, onu kendine mâbud edinmiş olur6. Dinde riyanın kabul edilmemesi ve kınanması da kullukta sevginin şart olduğuna işaret etmektedir7.

Kulun mâbuduyla kurduğu sevgi bağı, tek taraflı bir bağ değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de kulun Rabb’ine olan sevgisine yer verildiği gibi, Allah’ın kuluna olan sevgisine de yer verilir8. Ancak Kur’ân’da Allah’ın kulunu sevmesi İncil’de olduğundan tamamen farklıdır. Hıristiyanlık’ta, sevgiyle insan ve yaratıcısı arasındaki ekzistansiyel ayrımının üzerine çıkılabilir9. İncil’de Tanrı ve insan arasındaki ontolojik farklılığı yok edecek şekilde âdeta bir baba veya anne gibi Tanrı sevgisinden bahsedilirken, Kur’ân’da Rab-kul ilişkisi her zaman korunarak Allah’ın insana duyduğu sevgi belirli şartlara bağlanmıştır10. Üstelik muhtelif âyetlerde Allah’ın kimleri sevip kimleri sevmediği beyan edilmektedir. Meselâ Kur’ân’da Allah’ın sabredenleri11, müttakileri12, tevekkül edenleri13, adaletli davrananları14 sevdiği; ama kâfirleri15, zalimleri16, müsrifleri17, müstekbirleri18 sevmediği zikredilir19. Bütün bu âyetler insan-tanrı ilişkisinin duygusal yönünü göstermesi açısından önemlidir. Bu âyetler, Rabb’ini seven insanı, sevginin gücüyle yönlendirmektedir. Zira seven, sevdiğinin sevgisini kaybetmekten korkar. Nitekim psikolojide sevginin motive edici bir yönü olduğu20 belirtilmiştir.

Hz. İbrahim’in kavmini Allah’a iman etmeye davetinde kullandığı bir misalde, yıldızın batmasından hareket ederek onun, tanrısı olamayacağını; yıldıza iman edilemeyeceğini açıklamak için “ben batanları sevmem” ifadesini kullanmış olması da kul ile mâbud arasındaki iman bağının sevgi temelli olduğunu21, Elmalılı’nın ifadesiyle “rubûbiyyet ve ubûdiyyette mahabbetin üssül’esas olduğunu”22 gösteren güzel bir örnektir. “Sevilen şey mâbuttur”23, tersinden bir ifadeyle sevilmeyene iman da edilemez.

Kur’ân’da et-Tevbe Sûresi’nde “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, Resûlünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar bekleyin! Allah, yoldan çıkmış topluluğa asla hidâyet etmez”24 âyeti mü’minin her şeyden daha fazla Rabb’ini sevmesi gerekliliğini göstermektedir. Muhtelif hadislerde de mü’min sayılabilmenin şartı Allah ve Resûlünü sevmeye bağlanmıştır. Meselâ Hz. Peygamber “iman nedir?” sorusunun cevabında kelime-i şahâdeti zikretmiş ve akabinde “Sana Allah ve Resûlünün bu ikisi dışındaki her şeyden daha sevimli olmasıdır”25 buyurmuştur.

Tabiî ki bu naslar, insanın Allah ve Resûlü dışında hiç bir şeyi sevmeyeceği anlamına gelmemektedir. Kur’ân’da beyan edildiği üzere insana dünyada pek çok şey süslü gösterilmiş olup26 yaradılışında bunlara karşı bir sevgi vardır. Ancak mü’’minin Rabb’ine karşı sevgisi, diğer bütün sevgililerine duyduğundan üstün bir sevgidir.

Bütün bu değerlendirmeler neticesinde mü’min olabilmek için “muhib” olmak gerektiği açıktır. Netice açık olmakla birlikte, bu neticenin nasıllığı açık değildir. Konunun aydınlatılması için her şeyden önce muhib olmak ne demektir? İnsanın Allah’ı sevmesinin anlamı nedir? gibi sorular cevaplanmalıdır. Devam eden bölümde bu sorular üzerinde durulacaktır.

3. Allah’ı Sevmenin Anlamı

İnsanın Allah’ı sevmesinin ne olduğunu irdeleyebilmek için öncelikle sevgi kavramını analiz etmek gerekir. Ne var ki her gün savrukça sarfedilen bir sözcük olmasına rağmen sevgi, bütün duygular gibi, bir iç tecrübe konusu olması sebebiyle, tanımlarla hakikati tam olarak gösterilemeyen bir yapıya sahiptir. Sevginin sahip olduğu karmaşık ve derin yapı sebebiyle “psikologların onun analiz sorumluluğundan vazgeçerek bunu şiire bırakmalarının ferâsetli bir davranış olacağı”27 söylenmiştir. “Sevgi konusunu bilen ve bu konuda konuşan bilginlere göre, sevgi tanımı yapılamayan işlerdendir”28. Zira sevginin tarifi onu tanımlayanın hissedişine bağlı olarak değişmekte, bu açıdan sübjektif bir karakter taşımaktadır29.

Bütün bu endişelerle birlikte sevgi “insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu”30 veya “nefsin hayır görülen veya hayır zannedilen şeyi irade etmesi”31, “gönlün zevk aldığı şeye meyletmesi”32 olarak tanımlanabilir. Sevgi bu ifadelere hasredilmemiş tarih boyunca müteaddit defalar değişik şekilde tanımlanmaya çalışılmıştır. Ancak İbnü’l-Arabî (ö. 638/1240) sevginin tamamıyla tanımlandığını görmediğini geride bıraktığı izleri ve gerekleri aracılığıyla ifade edilebileceğini33 söyleyerek onun tarifinin yapılamayacağını belirtmiştir.

Gerçekten de yapılan tarifler incelendiğinde, her birinin konunun bir başka yönüne ağırlık verdikleri, sevginin kendisini değil de tezahürlerini dikkate aldıkları görülmektedir. Meselâ “sevgi, kalbin azığı, ruhun gıdası, gözün nurudur”34, “Sevgi gerek gıyabında gerek huzurunda sevgiliye muvafakat etmektir, sevgi hizmeti yerine getirmekle beraber, hürmeti terk ettim endişesi içinde olmaktır”35, “sevgi, tercihi sevgili için yapmaktır”36, ”sevgi, bir sarhoşluktur ki, seven sevdiğini görmeyince kendine gelemez”37, “sevgi, sevenin varoluşudur”38 gibi tanımların hepsi aslında sevginin görünümünü açıklamaktadır. Burada sadece örnek olarak bu cümleleri aktarmakla yetiniyor ve Allah sevgisini tezahürleri açısından incelemeyi uygun buluyoruz.

Öncelikle İslâm âlimleri arasında insanın Allah’ın zâtını sevmesinin mümkün olup olmadığının tartışma konuları arasında39 bulunduğunu belirtelim. Kelâm âlimlerinden sevgiyi iradenin çeşitleri arasında görenler vardır. Onlar iradenin ancak mümkün olan şeylerle alakası olduğundan hareket ederek muhabbetin Allah’ın zâtı ve sıfatlarıyla ilgili olmadığını belirtmişlerdir. Onlara göre insanın Allah’ı sevmesi, O’na taatte bulunmayı40 ve O’na hizmet etmeyi sevmek, veya mükâfata kavuşmak için daha fazla amel işlemek anlamına gelir41. Allah’ı sevmenin, kulluğu yalnızca O’na tahsis etmek ve tam bir istekle kulluğa yönelmek anlamında mecaz olduğu42 da ifade edilmiştir. Sûfîler ise insanın Allah’ın zâtını sevebileceğini kabul ederler. Dolayısıyla onlar, Allah’a hizmet etmeyi ve O’nun mükâfatına kavuşmayı sevmenin Allah sevgisi yanında aşağı bir derece olduğu düşüncesine sahiptirler43. Ancak biz her iki görüşte olanların da kabul ettiği noktadan sevginin tezahürlerden hareketle konuyu ele almayı uygun buluyoruz.

Zaten Kur’ân-ı Kerîm’deki âyetlerde de sevginin tezahürlerinin zikredildiğini görmekteyiz. Meselâ “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayan, esirgeyendir”44 âyeti sevginin mahiyetinin değil ama görünümünün nasıl olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Sevgi Allah ve Resûlüne itaatte itici bir güç olur45. Allah’ı seven bir insanın sevgisinin görünümü, Peygamber’e ittibâdır, hayatın her anında onu örnek almaktır46. Dolayısıyla sevginin eseri bütün söz, fiil ve tasarruflarda görülmelidir47. Aslında bu âyet genel anlamda sevginin davranışlarımıza nasıl yansıması gerektiği noktasında temel bir prensip koymakla birlikte bu konuda b...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi
« Posted on: 06 Haziran 2020, 18:59:42 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi rüya tabiri,İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi mekke canlı, İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi kabe canlı yayın, İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi Üç boyutlu kuran oku İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi kuran ı kerim, İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi peygamber kıssaları,İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisi ilitam ders soruları, İmanda sevgi boyutu ve Allah sevgisiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &