ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz  (Okunma Sayısı 627 defa)
18 Temmuz 2010, 15:57:20
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 18 Temmuz 2010, 15:57:20 »



Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz!



Bir gelinle bir kayınvalidenin hikayesi bu. Baştan sona bir imtihan süreci aslında. Kayınvalide hiç sevmediği gelinine hakaret ve beddualarla geçen bir ömrün ardından onun yanında ruhunu teslim edebileceğini aklından bile geçirmemişti. Ama tüm yaşananlardan sonra gelin hanım huzurlu ve “Ben her şeyi Allah rızası için yaptım.” diyebiliyor şimdilerde. Tanıştığı gençle evlilik kararı aldığında her genç kız gibi kendisini hemen sevip benimseyecek bir kayınvalide ve kayınpederin hayalini kuruyordu. Kendisi Eskişehirli, evleneceği genç ise Erzurumluydu. Farklı kültürlerin çocukları olmaları elbette ki bazı zorlukları beraberinde getirecekti; ama eşine olan sevgisi hepsinin üstesinden gelmesini sağlardı nasıl olsa.
Hasta bakıcı olarak çalışıyor oluşu insanlarla diyalog kurma bakımından bazı avantajlar sağlamıştı kendisine. Biraz da bu yönüne güveniyordu. Ama bu toz pembe hayaller eşinin köyüne yaptıkları ilk ziyarette bir hayli renk değiştirmişti. Hayatında ilk kez tezekle bu kadar iç içe bir yaşama tanık oluyordu İffet Hanım. Fiziksel şartlar hiç de kendi alışık olduğu köy düzenine benzemiyordu; ama olsun, eşinin ailesi iyi karşılamıştı kendisini. Sülaleye giren ilk yabancı oluşu, hele de çalışıyor oluşu oldukça merak uyandırmıştı çevrede. Kendisini görmeye gelen akrabaların beğenmediklerini ifade eden mimikleri gözünden kaçmamıştı; ama eşinin kendisine olan sevgisi en büyük sermayesiydi. İstanbul’a dönüş yeni bir hayatı beraberinde getirmişti. Eltisiyle altlı üstlü dairelerde oturuyorlardı. Aralarında kardeşane bir ilişki mevcuttu. Ancak ilk çocuğu olan Uğur’un dünyaya gelişi kayınvalidenin İstanbul ziyaretini sağlamıştı. Ancak bu ziyaret baştan sona kapris yüklüydü. Kendisine karşı asıl düşüncelerini bu ziyaretiyle anladığı kayınvalidesi bir hafta kadar kaldı; ama bu süre içinde pişirdiği hiçbir yemeği yemiyordu. Önüne konan her yemeği elinin tersiyle sertçe iten kayınvalide, sadece ekmekle karnını doyurmayı tercih ediyordu. Mesleğinden dolayı kendisini hakir gören kayınvalide belli ki hastanede çalışmasından dolayı iğreniyordu yaptığı yemeklerden. Daha sonraki İstanbul ziyaretlerinde de hep diğer gelininde kalan kayınvalide bazen mecburiyetten İffet Hanım’da kalsa da aynı kaprisleri sürdürüyordu. Artık İffet Hanım’a olan duyguları bir süre sonra çocuğuna da yöneltti. Bir Erzurumlu olarak erkek toruna olan düşkünlüğünü Uğur’a göstermemiş, bir kere olsun torununun başını okşamamıştı. Anne–oğula olan sevgisizliğini her fırsatta hissettiren kayınvalide, aslında zor bir insandı. Bunu diğer gelinlerine olan davranışlarından da anlamak mümkündü; ama İffet Hanım’a ve oğluna farklı davranıyor oluşu yenilir yutulur cinsten değildi. Yıllar geçti devran döndü ve iyice yaşlanan kayınvalide bir de kötürüm olunca bakıma muhtaç hale geldi. Köyde beraber oturduğu gelini bu haldeyken ona bir sene baktı; ama yatalak bir hastaya bakmanın zorluğunu bilen İstanbul’daki iki gelin kayınvalidelerini yanlarına almak, bakımını bir süre üstlenmek istediler. Bu aslında zor bir görevdi. Hele de temizliğe, titizliğe düşkün bu iki gelin için... Kayınvalidesinin geldiği gün kendisini zor günlerin beklediğini anlayan elti Süheyla Hanım bir hafta gözyaşları içinde Allah’a dua etti. Her namazda Allah’a içindeki iğrenme duygusunu alması için yalvaran, gözyaşı döken Süheyla Hanım, gönül rahatlığıyla kayınvalidesine bakmak istiyordu. Onun bu samimi isteği Allah tarafından kabul gördü ve içindeki tiksinti bir süre sonra yok oldu. Ancak yine de hiçbir şekilde hareket edemeyen kayınvalideyi sağından soluna döndürmek bile yorucu bir işti. Dönüşümlü olarak kayınvalideye bakma dönemi başlamıştı. İffet Hanım için aslında durum pek değişmemiş, aksine tahammülünü zorlayan bir hal almıştı. Yaşlılık kayınvalidenin İffet Hanım’a olan nefret duygularını pekiştirmiş görünüyordu. Gelininin bakımına muhtaç olmasına rağmen gönlünü almak bir yana hakaret ve beddua dolu sözlerini artırmıştı. Tüm bunları yaşlılığına veren İffet Hanım eşinin ya da bir başkasının yanında kendisine iyi davranan kayınvalidesinin tavırlarının bilinçli olduğundan emindi. Herkes bu iyi ve merhametli görünen kadının İffet Hanım’a yaptıklarına inanamıyordu. Bunu ispatlamak için komşularını gizlice eve alan İffet Hanım kendisine söylediği sözleri kapı arkasından onlara dinletmişti. Bu sözlere gözyaşları içinde şahit olan komşular artık söylenen sözlerin doğruluğundan emindi. Kayınvalidenin yaptıkları bunlarla sınırlı değildi elbet. Torununu tanımıyor ve onun geliş gidişine dayanarak gelinini ahlaksızlıkla suçluyordu. Ayrıca aynı dönemde İffet Hanım’a misafir olan annesine hakaret ediyor, “Burası benim oğlumun evi, sen de git kendi oğlunda kal.” diyerek kovuyordu. İki dünür arasındaki gerginliği annesini memlekete göndererek çözmek zorunda kalan İffet Hanım için durum dayanılmaz bir hâl almıştı. Ancak bu onun kayınvalidesinin bakımında herhangi bir geri adıma sebep olmamıştı. İffet Hanım’ın espritüel ve hoşgörülü yapısı bütün olumsuz tavırlara göğüs germesini sağlıyordu. Şakalar ve gönlünü alacak sözlerle ona bakmaya devam ediyordu. Kayınvalide ise hep diğer gelininin evine gitmek istediğini belirtiyordu. Bu kadir–bilmezliğine bile göğüs geren İffet Hanım, kayınvalidesi olduğu için değil, hasta ve düşkün bir insan olduğu için ona bakmayı sürdürüyordu. “Benim yaptıklarımı da onun yaptıklarını da Allah görüyor.”, diyerek bunu bir kulluk görevi olarak görüyor gönül rahatlığıyla hizmet ediyordu. Aralarındaki gerginliği aile ort----- yansıtmadığı için de problemler büyümüyor, ailenin diğer fertlerini etkilemiyordu. Örneğin Uğur kendisini sevmediğini bile bile babaannesine saygıda kusur etmiyor, babası Necmi Bey de ne annesini eşine karşı, ne de eşini annesine karşı ezik durumda bırakıyordu. Aile fertlerinin bu yapıcı tavırları yaşanabilecek tatsızlıklara meydan vermiyordu. İki elti arasında yapılan dönüşümlü bakım dönemi bir yıl kadar sürdü. Ancak ikisi de birbirine yardım ve destek olmaya devam ediyordu. Hasta bakımı konusundaki tecrübesini eltisiyle paylaşan İffet Hanım gibi Süheyla Hanım da kayınvalidelerinin temizliğine çok önem veriyordu. Öyle yalapşap değil, hijyene ve sağlık kurallarına dikkat ederek bakıyorlardı yaşlı kadına. Ancak o her şeye rağmen durumu onlar için daha da zorlaştırmaya çabalıyordu. Örneğin büyük abdest için tuvaleti kullanması mümkünken o altına yapmayı tercih ediyordu. Zaman zaman hem tuvaleti kullanması hem de vücuduna biraz hareket kazandırabilmek için sandalyeye tutunarak tuvalete götürmeye çalışıyorlardı; ama o bunu ısrarla reddediyordu. Bu konudaki zorlamalarını şimdi üzüntüyle anan Süheyla Hanım ona zahmet vermiş olduğunu düşünüp “Hakkını helal eder mi acaba?” diye hüzünleniyor. Ancak kendisine yapılan hizmet ve gösterilen hürmete hiçbir zaman teveccüh göstermeyen kayınvalideyi zaman zaman köyden gelerek yanında kalan eşi bile eleştiriyordu. Gelinlerinin bakımına atfen “Bir kere Allah razı olsun de!” diyordu ama o burun kıvırıp memnuniyetsizliğini belirtiyordu. İyilik yapana iyi muamelede bulunmak kolaydır. Bu da İffet Hanım’ın imtihanı olmalı ki kendisine iyi davranmayan birini onun himmetine düşüren Allah onun bu durumda ne yapacağını, ona nasıl davranacağını ölçüyordu. Kayınvalidesinin İffet Hanımın evinde olduğu zaman bu şekilde geçerken emr–i Hak vâkî oldu ve Azrail ruhunu orada kabzetti. Bu kaderin garip bir tecellisiydi belki de. Hiçbir zaman benimsemediği o evde, son suyunu sevmediği gelininin elinden içtikten sonra vefat etmişti. Bu olay, bu hikaye çevredekileri ve yakın akrabayı çok etkiledi. Kimin kimin eline düşeceği bilinmez, hastalık genç yaşlı dinlemez ama insanların bir gün himmetine düşecekleri yakınlarına iyi zamanlarında olumlu davranması en makul yatırımdır herhalde. İnsanın sosyal bir yaratık olması ve topluluk içinde yaşama ihtiyacının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek. Herkes aynı anda hem bir başkasına muhtaç hem de bir diğerinin yarasına merhem olabilir. Öyle yaşamalı ki bir gün bakımına muhtaç olabileceğimiz insandan bir bardak su istemeye yüzümüz olsun hiç değilse...


EBRU NİDA BİLİCİ

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz
« Posted on: 22 Eylül 2019, 00:17:39 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz rüya tabiri,Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz mekke canlı, Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz kabe canlı yayın, Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz Üç boyutlu kuran oku Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz kuran ı kerim, Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz peygamber kıssaları,Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabiliriz ilitam ders soruları, Himmet etmediğimizin himmetine muhtaç olabilirizönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &