ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda  (Okunma Sayısı 786 defa)
19 Nisan 2011, 22:37:29
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 19 Nisan 2011, 22:37:29 »



                                        Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda

Cenab-ı Hak, insanı her bakımdan üstün yaratmıştır. Yarattıkları içinde en kıymetlisi, düşüneni ve başka her şeyin kendisi için yaratılmış olanı...

    Bu dünya meydanına imtihan için gönderilmiş olan insan, Peygamberlere komşu olacak derecede yücelebilir. Aynı insan hayvanlardan daha aşağılara kadar düşebilir, hatta Şeytanlaşabilir...

    Yücelmek için aklı, ruhu ve bunlara yol gösteren, ışık tutan vahyi dinlemek gerekiyor. Düşmek için ise, nefsi ve şeytan'ı izlemek yeterlidir. Ancak yücelip yükselmek ve meleklerden bile daha değerli hale gelmek zor iştir. Çalışma ister, emek ister, çile ister... Kendini, nefsini ve şeytan'ı aşmak, ruhun zevklerine, kalbin hazlarına, maneviyatın saadetlerine razı olmak gerekir. İnsan ancak böyle insan olur, hatta sultan olur...

   Benliğini aşan, yoklukta varlığı, tevazuda izzeti bulan bir kuldur gerçek insan... Benlikten kurtulamayan, bencillikten zevk alan, daima nefsinin izzeti peşinde olan insan ise, sadece görünüşte,
şekilde, biçimde insandır. Özde, gerçekte, iç dünyasında insanlıktan eser kalmamıştır.

     Bediüzzaman Hazretleri'nin deyimiy-le böyleleri, dış içe, iç dışa çevrilseler, insan değil hayvan suretlerinde görüneceklerdi...Ama, "belhüm adal" sırrınca, "hayvandan daha aşağı", fıtrat dışı bir mahlük suretinde olacaklardı.

     Hilkaten hayvan olanlar, binbir hikmetle bu dünyada bir görevi yapmak üzere yaratılmışlardır. Sahiplerini, maliklerini, yaratıcılarını unutmadan, yaratılış çizgisinden sapmadan fıtrat istikametinde yaşayıp gitmektedirler.

    Ancak 'ın kulu olmak yerine nef-sinin köleliğini tercih edenler, isyankar-lardır. Yaratıcı'larına başkaldırmış olan bu varlıklar, bütün kainatla irtibatlarını koparmış, yalnız başlarına kalmış, ve en çok zararı da kendilerine vermiş olan zavallılardır.

    Bunların işleri anarşidir, terördür, kandır, kindir. Başkaca bir işe yaramazlar. Zamanla zehirlemekten zevk alır hale gelirler ve Şeytan'ın ücretsiz askeri olurlar. Bunların yüzünden Şeytan günü-müzde bolca istirahat etmektedir. Çünkü bunlar, Şeytan',ın batırma, saptırma, fıtratına ters düşürme işinin taşaronlarıdır. Ya da, Şeytan'ın görünen  temsilcileri ...

    Oysa ki Şeytan, Rabbimiz'in bizi  tekamül ettirmek için önümüze koyduğu bir  engeldir.
Ama gerekli donanıma sahip olduğumuz zaman kolayca atlayıp geçebileceğimiz bir antreman engeli...Ruhi yapımızı, manevi dokumuzu geliştireceğimiz güçlendireceğimiz bin mania... Askerin eğitim alanında önüne konulan engeller, çukurlar, ipten merdivenler, gibi.. Bunlar askeri beden olarak geliştirmek, savaşa hazırlamak ve daha sıhhatli olmalarını sağlamak için değil midir? 

     Seytan da iç dünyamızı geliştirmek, kötülüklere karşı mücadeleye hazırlamak ve ruhi sağlımızı korumak maksadiyle önümüze konulan, bir imtihan engelidir.

     Nefis de içimize konmuş bir kötülük odağıdır. O da takılıp kalınacak bir tuzak değil, aşılıp gerilecek bir engeldir. Nasıl ki mikroplara karşı beden direncini artırmak için aşılar yapılıyor, yani bir miktar mikrop veriliyorsa vücuda, aynen onun gibi... Nefis de ruhumuzun kötülüğü tanıması ve ona karşı her daim mücadeleye hazır olması için benliğimize konulmuştur.

    Nefse takılıp da onun esiri olan insan, vücuduna aşı olarak verilen mikroplara yenik düşen zayıf, zavallı ve aciz insan gibidir. 

     Böyle biri aşağıların aşağısına düşer. Ancak nefis engeline takılmayan, Şeytan'ın tuzaklarına düşmeyen bir insan ise, yücelerin yücesine erişir, varlığını ebedi bir saadet yurdunda ölümsüzleştirir. Bu 'ın apaçık bir vaadidir.

     Böyleyken, insan niçin Şeytan'a. takılır kalır, nefsin engellemesine karşı koyamaz. Çünkü Şeytan'ın , işi tahriptir, bozmaktır, imhadır. Tahrip ise çok kolaydır. Nefsin çağırdığı kötülükler ise,
dış yüzleriyle çok makyajlı, süslü ve cazibelidir.
Dışları süs, içleri pis olan bir anlık lezzetlere çoğu zaman anlık gafletlerle, bazen de dalaletten gelen gönüllü itaatlerle düşer insanoğlu...

     İnsan acelecidir. Hemen gelen gayrı meşru lezzetlere tamah eder. Sonra-dan gelecek olan günahın acılarını düşünmez. Ruhun lezzetlerine ulaşmak, bilgi ister, arınma ister, sabır ister: Halbuki bedenin gelip geçici olan hayvani lezzetlerini tatmak için hiçbir çabaya ve çileye ihtiyaç yoktur.

     Ne var ki çok defa Şeytan'ın galibiyeti ruhun hakiki gıdasını bulamamasından kaynaklanır. Aç kalan insanın leş bile yiyebilmesi gibi, ruh da  inancının lezzetiyle doyurulup tatmin edilmezse, kötülük odaklarına yönelebilir, onları ilahlaştırabilir, kısacası şerrin emrine girebilir. 

    Gönül boşluk kabul etmez. Orada ya  olacaktır, ya da onun karşıtları...  bir gönülde gerçekten tecelli etmiş, inancın nuruyla orasını aydınlatmışsa, yani hakiki bir kul olmuşsa, Şeytan'ın o gönülde yapacak işi kalmamış demektir.

     Elbette 'ın sarsılmaz bir inançla gönüllerde tecelli etmesi, ilimle, irfanla, derin kavrayışlarla mümkün olacaktır. İman hem köklü, ciddi ve devam-lı çabalarla güçlü tutulacak, hem de ömür boyu aynı itina ile desteklenecektir.
Çünkü, nefsin ortadan kalkması, Şeytan'ın kesin olarak ümidini yitirmesi imkansızdır. Her daim bir açık kapı bulmanın dikkatiyle bekler ve tuzağına düşürmek için pusudadır.

     İnsanın iç dünyası bomboş bırakılırsa, gerçek anlamda  inancına geçit verilmezse, bu defa Yüce Yaratıcı'nın yerine kötülük odağı olan Şeytan gelip kurulmaktadır. Böyle bir durum Şeytan'ın bile, beklemediği bir vaziyettir. Çünkü onun temel işi, insanı sapıtmak, gaflete atmak ve günah çukurlarına düşürmektir. Fakat kendisinin ilah bilin-mesi, kutsanması Yaratıcı'nın yerine konulması, muhakkak ki şeytanı da şaşırtan bir akıl almaz tersliktir.

     Ancak bu durum da gösteriyor ki, insan inanca muhtaçtır. Bir gönül 'a mecburdur. Eğer iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun kaynağı olan Rabbi'ni bulamaz, O'na kul olamaz ve yoluna gidemezse, bunalıyor. Bu boşluktan akla hayale gelmez kötülükler fışkırıyor. Sürülmeyen, bakılmayan ve uzun yıllar boş bırakılan tarlanın gereksiz, hatta zararlı bitkilerle dolması gibi.. Yıllarca boş bı-rakılan, bakılmayan, temizlenmeyen evin kendi kendine kir, pas ve çürümeye maruz kalması gibi...

     Gönül evi ve ruh tarlası da yaratılış amacından uzaklaşarak bozuluyor, kirleniyor, çürüyor ve orada hiç olmaması gerekenler oluyor. Zira gönül boşluk kabul etmez.

     Boş bırakılmış ruhlarının karanlıklarında yalnız kalamayarak Şeytan'a tutunan ve onun hoşlandığı şerleri işleyen gençler ne kadar suçludurlar?
     Onların gönül boşluklarını oluşturan-lar, Şeytan'a ve nefse karşı savunmasız kalmalarına sebep olanlardır asıl suçlular...
     Kimdir bunlar?
     Anne-babadır.
     Eğitim veremeyen eğitim sistemidir.
     İrtica mirtica yaygarasıyla sapla smanı birbirine karıştırarak, insanları inanç odaklarından
     uzaklaştıran basın yayın dünyasıdır.
     Kötü arkadaşlardır.
     Nefsâni arzuları, insanin tabii ve zaruri ihtiyaçları gibi gösteren ve bunların tatmininde de hiç bir
     ölçü, kural ve sınırlama tanımayan çağdaş sapıklıklardır.

     Ancak hep başkalarını suçlamak gerekir. Bütün bu Şeytan'ın işini kolaylaştırmalar, hep Müslümanların gevşekliğinden ileri geliyor. İnanç zayıflığından, bilgisizlikten, ya da irade gevşekliğinden yararlanıyor  Şeytan...

      Şeytan'ın yolunu açan ve manevra alanını genişleten çok önemli bir sebep de, 'tan çok Şeytan'a uyan din mensuplarının davranışlarıdır. Özellikle de Müslümanların inandıkları gibi yaşama-maları, batıl ve asılsız inançların peşinde yuvarlanmaları Şeytan'ın işini kolaylaştırmaktadır.

Çünkü bu suretle gönüllerde fay hatları oluşuyor. İç dünyalarda menfi enerji kaynağı zehirli gazlar birikiyor. Şeytan da bunları nefis işbirliğiyle kolay tetikliyor, ateşliyor, patlatıyor.

Bu sebeple dir ki Efendimiz (s.a.v.) "Rabbim, beni bir an bile nefsimin eline bırakma" diye yakarmıştır.

Biz Müslümanlar günün kaç saatinde nefsimizin, kaç saatinde Rabbimiz'in emrindeyiz? Günlük hayatımızda yaptıklarımızın yüzde kaçı Mevla'nın rızasına, yüzde kaçı Şeytan'ın isteğine uygun durumdadır?...

     Her Müslüman, mutlaka, Şeytan'ın işine yarayacak neler yapıyorum?" diye düşünmelidir... Eğer bizim hayatımızdaki inanç ve ahlak boşlukları olmasaydı, Şeytan'a tapanlar ortaya çıkar mıydı?

     Eğer mü'minler gerçekten emredilen güzel ahlakı pırıl pırıl, tertemiz yaşasalardı, İslam toplumunda batıl düşünceler, kan, kin, Şeytancılık yaşanır mıydı?

     Değerli okuyucular, kabul edelim ki, hepimiz inancımızda, ibadetimizde, ahlakımızda boşluklar bırakmıyoruz. Hatalar yapıyoruz. İşte bu hatalar ve boşluklar, batılla doluyor, aykırı ve ters olanla doyuruluyor.

     Her şeye rağmen ve mazeretlere sığınmaksızın, hepimiz teker teker sorumluluğumuzun bilincinde olmalı, kendimizi; nefsimizi hesaba çekmeli ve açıklarımızı acilen kapatmaya koşmalıyız.

     Zira gönül ferman dinlemiyor. Gönül boşluk kabul etmiyor. Gönül aç ve susuz kalamıyor. Daha doğrusu gönül O'nsuz olamıyor. O'nun, O Yüce Yaratıcı'nın zikri, fikir ve inancı ile doyurulamayan gönül, çölleşiyor. Rabbimiz bizi, ancak imanla insan olacak, mutlu olacak, normal olacak şekilde yaratmıştır.

      Seçimin alternatifi fazla değildir:
      Ya , ya da Şeytan...
      Terazi iki kefelidir. Ya inanç ağır basacak, iyilik, güzellik hakim olacaktır. Ya da Şeytan'ın hükümranlığı altında şerler yayılıp gidecek, ve dünya yaşanmazlaşacaktır.

     Bu sebeple seçimi doğru yapmalı, tam ve kesin yapmalı, biraz iman, biraz da şe...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda
« Posted on: 09 Nisan 2020, 21:03:28 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda rüya tabiri,Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda mekke canlı, Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda kabe canlı yayın, Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda Üç boyutlu kuran oku Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda kuran ı kerim, Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda peygamber kıssaları,Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusuda ilitam ders soruları, Gönül boşluk kabul etmiyor_ şeytan pusudaönlisans arapça,
Logged
21 Nisan 2011, 15:35:17
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« Yanıtla #1 : 21 Nisan 2011, 15:35:17 »

inş. Allah razı olsun kardeşim çok güzel bir konu.

Rabbim, beni bir an bile nefsimizin  eline bırakmasın bizi. Amin Amin Amin..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &