ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün  (Okunma Sayısı 360 defa)
11 Haziran 2010, 11:33:13
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Haziran 2010, 11:33:13 »



GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN


Vahyi kuşandığımız iddiasında bulunan bizlerin bu iddiamızı ispat etme gibi bir sorumluluğumuzun olması gerekir Hiçbir şekilde tehlikeli olana yürümeyen, ondan kaçarak kendilerine inanç kuleleri oluşturan kardeşlerimizin sınavla yüz yüze gelmeleri düşünülemez Sınava girme / karşı karşıya gelme nezaketi dahi göstermeyen bu kardeşlerimizin cennet adına iyimser hesapların içerisine girmeleri de anlaşılır görünmüyor Üstelik bu kaçışın fayda vermeyeceği bilgisi de bizlere verilmişken yaptığımız hareketlerin anlamsızlığı da ortadadır Her nerede olursak olalım ölüm bizi bulacak Öyle ki iyilikte kötülükte yalnız Allah’ın dilemesiyle olmaktadır O halde Rabbimizin sözlerini anlamaya çalışmalıyız
''Her nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur; yüksek yerlerde tahkim edilmiş kalelerde olsanız bile Onlara bir iyilik dokunsa ''Bu Allah'tan dır'' derler; onlara bir kötülük dokunsa ''Bu sendendir '' derler De ki :''Tümü Allah'tandır''Fakat ne oluyor ki bu topluluğa hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar (Nisa Suresi–78)
Başkalarının bizlerin yaşam süresi üzerinde de hiçbir etkileri yoktur Allah dilemedikçe hiçbir şekilde bizlere zarar ya da fayda veremezler, ölümümüzün zamanını da ne bir an geri ne de bir an ileri alamazlar Öyle ki ötekilerin güç ve ihtişamlarından korkmamızın, çekinip özgüvenimizi kaybederek bulunduğumuz hak yolda yavaşlamamızın hiçbir mantıklı tarafı olamaz Kendilerine verilen geçici bir süreyi yaşayan bu müstekbirlerin sonu ebedi olarak ateşte kalmak olacaktır Aday olduğumuz şey de gerçekte bu yanıcı ateştir Fakirlikle ilgili korkularımızın, yaşamımızın son bulmasına dair endişelerimizin, özgürlüğümüzün dört duvarla kısıtlanacağı kaygılarımızın, statümüzün ya da ticaretimizin kötüye gitmesine dair kafamızda oluşturduğumuz endişelerimizin, Rabbimizin bizlere sunduğu bilgilerle son bulması gerekir Çünkü bütün bu endişelerimizi etkileyebilecek olan yalnızca Rabbimizdir ve ayartıcıların bunlar üzerinde hiçbir etkisi bulunmamaktadır Geri döneceğimiz ve ebedi olarak kalacağımız yer de Rabbimizin yanıdır Aslında hayatımızın bugün sona ermesi ile yarın sona ermesi arasında çok da büyük bir fark bulunmamaktadır Asıl olan nasıl bir hayatla Rabbimizin huzuruna çıkacağımızdır
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar"(Yunus–49)
Hem umursamaz bir şekilde bu dünyadaki rahat yaşantımızı sürdürsek bile yaşayacağımız süre gündüzün bir saati kadar, birbirimizle kısa bir tanışma anı kadar olacaktır İnanmıyorsanız geride kalan yıllar içerisinde yaşadığınız şeyleri anlatmaya çalışınız, bakalım ne kadar bir zaman alıyor Yaşayacak olduğumuz bu kadar kısa bir süre için sorumluluklarımızdan kaçmak, öteki dünyamızla ilgili tekrar geri dönüp düzeltemeyeceğimiz pişmanlıklara sebebiyet verebilir
Allah insanları bir araya topladığı gün, sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kalmış ve bu süreyi birbirleri ile tanışmak için harcamış gibidirler Allah ile karşılaşacaklarını yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır, onlar doğru yolu bulamamışlardır (Yunus–45)
Üstelik öteki dünyada kendimizi kurtarma adına neler yapacağımız hakkında bakın Rabbimiz şimdiden bizleri nasıl uyarıyor Dağların etrafa uçuşmuş rengârenk yün gibi, gökyüzünün de erimiş maden gibi olacağı o günde suçlu ve günahkârlar bakın kurtuluş için neleri fidye olarak öneriyorlar
Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün; Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengârenk yün gibi olacak (Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz Onlar birbirlerine gösterilirler Bir suçlu-günahkâr, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; kendi eşini ve kardeşini ve onu barındıran aşiretini de; yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa Hayır; (hiçbiri kabul edilmez) Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir (Mearic Suresi, 8–15)
Hepimiz için dünyada iken mal ve makam sahibi olmak, çoluk çocuk sahibi olmak en büyük hedefimiz olmuştur Çocuklarımızın geleceği için ya da ulaşmak istediğimiz hedeflerimiz için bütün bir ömrümüzü tüketmişizdir Bizi her zaman kollayan akrabalarımızın, özellikle yakın aile çevremizin çokluğuyla övünmüşüzdür Arada sorunlarımız olsa da kan bağı taşıdığımız kardeşlerimiz her zaman bizler için güven unsuru olmuşlardır Eşimiz her yönüyle sıkıntımızı paylaşmıştır Onlarla her zaman iyi geçinmeye çalışmışızdır Ama hesap günü suçlu isek, Allah’ı umursamadan bir ömür geçirmiş isek bu ilişkilerimizin hiçbir değerinin olmadığı açık bir şekilde anlatılıyor Öteki dünyadaki anlatılan bu azabın boyutlarını bu dünyadaki duyularımızla anlayamayacağımız da anlaşılıyor Çünkü bu dünyada uğurlarına ölmeyi bile göze aldığımız, bütün bir ömrümüzü onlar için çalışarak tükettiğimiz eşlerimizi ve çocuklarımızı fidye olarak önerecek olmamız oradaki azabın şiddetinin bizlerin bilgisi dışında olduğunu gösteriyor Anlaşılan daha önce hiç görmediğimiz, tamamen farklı, çok korkunç bir durumla karşı karşıya kalacağız Allah böyle bir sondan inşaallah bizleri korur İşte Rabbimiz bu korkunç günle ilgili babalarımız, çocuklarımız ve akrabalarımızla kendisinin çizdiği hayat arasında tercih yapmak noktasında bizleri Mücadele suresindeki sözleriyle uyarıyor Doğru tercihte bulunmadığımızda, yakınlarınızı o korkunç günde kendi kurtuluşunuz için fidye olarak önereceksiniz diyor
22-Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kavmin; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Peygamberine düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır Allah onlardan razı olmuş onlarda O'ndan razı olmuşlardır İşte onlar Allah'ın taraftarlarıdır Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır

Şimdi çok dikkatli düşünmemiz gerekmez mi? Yukarıda bahsi geçen konular gerçekten de hafife alınacak basit tercihler değil Bahsedilen şeyler uğruna ömrümüzü tükettiğimiz ailemiz, akrabalarımız Çok sevdiğimiz annemiz babamız çocuklarımız ve tüm yakınlarımız Ama Rabbimiz diyor ki; Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kavmin; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Peygamberine düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin Yani bu şu demek oluyor ki bir kalpte aynı anda iki sevgiyi, iman ve isyanı taşıyamazsınız Aslında bu yanılgılarımız bir şekliyle kavramlara yeterince doğru manalar yükleyemememizle alakalıdır Örneğin zamanımızın büyük bir bölümünü Allah’ın yasakladığı hal ve hareketleri yaparak O’na isyanla geçiren arkadaşlarımızı Allah ve Resulüne karşı gelmiş kimseler olarak görmüyoruz Üstelik bütün bir zamanımızı bu tip arkadaşlarımızla geçirip, kahvehane köşelerine demir atarken nasıl olur da Allah’ın yanında üstelik ona rükû eden, secde eden kardeşlerimizle bir arada olduğumuzu söyleyebiliriz
Sizin dostunuz ancak Allah’tır, O’nun Resulüdür ve Allah’a tam boyun eğerek namazlarını hakkıyla ifa eden, zekâtlarını veren müminlerdir(Maide: 55)
Bunları yapmıyorsak da bizlere dünya hayatında faydalı olacağını düşündüğümüz bu kişilerle sıkı dostluklar kuruyoruz Çünkü aldığımız vahyi bilgiler çok yetersiz Kuran’ın da mealen / Türkçe olarak okunup okunmaması konusunda şüphelerimiz var Böylelikle Allah’ın bizlere ne dediğini öğrenemiyoruz Sahip olduğumuz bilgiler de çevremizden öğrenebildiğimiz geleneksel İslami bilgiler’’Benim babamda hoca idi’’ edebiyatı yapılan ama İslam’ın hükümlerine karşı asi söylemlerin oluşturduğu karma karışık, içinde şirki barındıran bir din anlayışı Rabbimizin deyimi ile atalardan miras alınmış bir din anlayışı Peki, biz ne zaman kardeşlerimize Kur'an'da anlatıldığı şekliyle ‘’Allah’ın indirdiği hükümlere uyun ‘’ desek, kardeşlerimiz devamlı olarak bizlere "Biz kendi bildiğimiz dini hükümlere uyarız" mı diyecekler Peki, hiç düşündünüz mü ya toplumumuzdan aldığımız geleneğin oluşturduğu bu bilgiler doğru değilse? Bizlere sundukları bilgiler eksik ya da yanlışsa? Yaşantımızla ilgili hükümler için Kur'an'a danışmamak, ısrarla atalarımızdan (ailemizden) aldığımız bilgilerin doğruluğuna inanmak, araştırma yapmayı reddetmek, iman etmiş bir müslümanın özelliği değildir
Rabbimiz Allah (cc) şöyle buyurmaktadır "Ne zaman onlara: Allahın indirdiklerine uyun' denilse onlar: 'Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız' derler Ya atalarınız aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?"
Yukarıda ki ayette Allah’ın indirdiklerine uymaları teklifi yapılanlar Allah’a şirk koşan müşriklerdir İman iddiasında olan bizlerin müşriklerle aynı söylemler üzere yol almamız tabii ki düşünülemez Rabbimize onların verdikleri tarzda bir cevap veremeyiz Bu kötü özelliklerden arınmak, temizlenmek zorundayız Bu da ancak Kur'an'ı şartsız anlamak ve yaşantımıza aktarmak maksadıyla kendi dilimizde okumakla mümkündür
Öyleyse konuyu özetleyecek olursak; Çevremizdeki insanların birçoğunun Allah’ın kitabına muhalif bir şekilde yaşam sürmesi bizleri yanıltmamalıdır Böyle bir hayatı yaşıyorken çok olanın doğru olabileceği aldanışıyla öteki dünyada yanacağımız bilgisini unutmamalıyız Bu bilgilerin gerçekleşeceği anı küçümseyip hafife almamalıyız Bu dünyada özlemini duyduğunuz Hülya Avşar tiplemelerinin sizlerle birlikte cehennemde olması, onlarla aşk hayatı yaşayacağınız anl----- gelmiyor Acı çekeceksiniz, her gün ölüm anınız gibi bir yaşam şekliniz olacak, hiçbir zaman bunlar aklınıza gelmeyecek Kötü olan hayatımızı değiştirme bilgisine sahip olalım ve asla şüphe ve korkulara kapılmayalım Çünkü ölüm ansızın bizi bulacaktır Bundan kaçış şansımız yok‘'Her nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur; yüksek yerlerde tahkim edilmiş kalelerde olsanız bile’’ Ayrıca ölüm saatimiz b...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün
« Posted on: 22 Mayıs 2019, 05:44:54 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün rüya tabiri,Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün mekke canlı, Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün kabe canlı yayın, Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün Üç boyutlu kuran oku Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün kuran ı kerim, Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün peygamber kıssaları,Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün ilitam ders soruları, Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı günönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &