ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü  (Okunma Sayısı 467 defa)
11 Ekim 2010, 13:42:21
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Ekim 2010, 13:42:21 »



Bunalım ve İntiharı Önlemede Dinin Rolü


İnsanoğlunun, ölüm, yokluk, hiçlik, kıyâmet ve dünyanın toz-duman olup gitmesi karşısındaki acılarına, korkularına, endişelerine çözüm ve tesellî bulamayan ideolojilerin, bütün bu problemlere çâre vaad eden dine saldırıları
da beyhûdedir; zîra öyle görülüyor ki, bir gün ilim de, insan zekâsı da dönüp dolaşıp mutlaka Din’in eşya ve hâdiselere bakış çizgisine gelecektir.



İçinde yaşadığımız asır, sunduğu maddî-manevî bütün imkânlarıyla insanlığa mutluluk vaat etmektedir. Ancak mutluluk arayışına bir cevap olarak sunulan şeylere ve elindeki tüm imkânlara rağmen çağımız insanının mutlu olduğu, maddenin onu mesut ve bahtiyar ettiği de söylenemez. Bunun en önemli göstergesi, ruhsal bunalımların ve intihar vakalarının yoğun biçimde yaşanmasıdır. Hatta ilginçtir ki bu gerçekle, gelişmiş olarak nitelenen, maddi refah seviyesi yüksek ülkelerde daha çok karşılaşılmaktadır. Ülkemizde de bir hayli yaygınlaşmakta olan intihar olgusu, önemli bir toplumsal problem olarak önümüzde durmaktadır. Bu yazıda bunalım ve intiharın önlenmesinde dinin rolü ile İslâm’ın intihara bakışı ve ona karşı aldığı önlemler üzerinde duracağız.

İnsanın hayatta kalmasını sağlayan, beslenme, barınma, korunma gibi birtakım sâikler vardır. Bunlar en önemli dinamikler olarak Yaratıcı tarafından insana verilmiştir. Ancak bunlar insanın ferdî olarak hayatta kalmasını sağlasalar da, onun sosyal bir varlık olarak hayat sürmesini temin edemezler. Bu yüzden insan, bunlardan başka, toplumsal bir hayat kurmayı gerçekleştirecek bazı duygularla da donatılmıştır. Bu temelden hareketle insanlar, bir aile kurar, bir toplum oluşturur, toplumsal kurumları meydana getirir ve bu yolla bir toplum hayatı sürerler. Ancak ferdî ve toplumsal hayatın ahenkli şekilde işleyişine, sağlıklı biçimde akışına, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılamasının ve sağlıklı olmasının yanında, bireyler ve sosyal gruplar arasında cereyan eden sosyal, ekonomik, ahlâki ilişkiler çok büyük katkı sağlar. İnsanın kurduğu sosyal organizasyonların en büyüğü sayılan devlet de bu ilişkilerin hürriyet, kanun, hak, adalet ve eşitlik gibi ilkeler çerçevesinde düzenlenmesine yardımcı olur.

Bütün bunlara rağmen insan hayatının düzenli biçimde akışını tehdit eden birtakım unsurlar vardır. Bunlar ya insanın kendinden/iç dünyasından ya da başkasından/dış dünyadan kaynaklanır. Örneğin insanın ruhsal ve bedensel sağlığının bozulması, arzularını tatmin edememenin verdiği çöküntü, sapkın inanç ve ideallerinin etkisine açık olma, bunalımın iç dünyadan kaynaklanan sebeplerinden iken; siyasal istikrarsızlık, sosyal yapıdaki bozulmalar, ahlâkî çöküntüler, ekonomik krizler, hak arayışları bağlamındaki şiddet ve terör eylemleri de dışarıdan sebeplerdir. Bütün bunlar bireysel ve toplumsal hayatı olumsuz yönde etkilemektedir. Bahsettiğimiz problemler karşısında benlikteki zayıflık, dayanma gücündeki yetersizlik, insanda bir bunalım meydana getirmekte ve bu bunalım bazen kendini yok etme fikrine sebebiyet vermektedir.
Bunalım ve intihar aslında bir sağlık bozulmasıdır.

Normalde sağlıklı insan hayatını, kendi iç dünyası, sosyal ve tabii çevresi ve de Yaratanıyla uyum içinde sürdürür. İntihar ise bunlardan biriyle ya da her üçüyle birden uyumsuzluğun bir ifadesi olarak bir sağlık bozulmasıdır. İntihar insanın kendi iç dünyasıyla uyumlu olmadığının bir tezahürüdür, çünkü insan bu durumda kendi varlık değerinin şuurunda değildir ve hatta kendisinin değersiz olduğuna inanır. Bu yüzden hayat onun için değersizleşir ve hayatta bulunmasının bir anlamı kalmadığını düşünür. İnsan sosyal ve tabii çevrenin bir parçasıdır ve kâinattaki fizikî bütünlüğü sağlamada önemli bir yere sahiptir.

İntihar insanın çevresiyle uyum gösteremediğinin ve çevreden koptuğunun bir ifadesidir. Dolayısıyla ona göre, ister fizikî olsun isterse sosyal, böyle bir çevrede yaşamanın anlamı kalmaz. Hatta uyuşamadığı bir çevrede yaşamak ona ıztırap verir ve hayatına kasteder. İntihar insanın Yaratan ile de uyumsuzluğunun bir ifadesidir, çünkü Allah’ın ona varlık verme iradesine bir karşı çıkıştır.

Dinin intihara Bakışı

İslâm inancına göre vücudumuz kendi malımız değil, Allah’ın bizde bir emanetidir. Kendini öldürmek emanete hıyanet etmek anlamına gelir. Bu sebeple İslâm dini, değil insanın kendini yok etmesine, bir uzvunu kesmesine veya zarar vermesine bile müsaade etmemiştir. İslâm intiharı kesin olarak yasaklamış ve bu yasağı Kur’ân-ı Kerim, "Kendinizi öldürmeyin" (Nisa sûresi, 29) fermanıyla beyan etmiştir. Ayrıca Kur’ân, bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi olduğunu söyleyerek (Bkz.: Maide sûresi, 32) öldürme karşısındaki tutumunu açıkça ortaya koymuştur.

Allah Resûlü (s.a.s.) de intiharla ilgili önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bu meyanda, savaşta aldığı yaraların ızdırabına dayanamayıp bundan dolayı kendini öldüren Kuzman isimli şahsın cehennemlik olduğunu bildirmiştir (Buhari, Cihad 77; Meğazi 38). Bir başka hadis-i şerifte ise, intihar edenlerin ne ile ve nasıl intihar etmişlerse cehennemde sürekli olarak o şekilde cezalandırılacağını, hatta orada ebedi kalacağını söylemiştir (Buhari, Tıb 56). Ayrıca Hz. Peygamber’in (s.a.s.), intihar eden birinin cenaze namazını kılmadığı da rivayet edilmiştir (Müslim, Cenaiz 107).

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) geçmiş kavimlerden intihar eden biriyle ilgili şu bilgiyi de vermiştir: "Geçmiş kavimlere mensup bir adamın bir yarası vardı. Adam ızdırabına dayanamayıp bileklerini bıçakla kesmiş ve kan kaybından ölmüştü, bunun üzerine Allah (c.c.); 'Kulum bana gelmekte acele etti ama ben ona cenneti haram kıldım.' buyurdu." (Buhari, Enbiya 50). Bu kudsi hadis de, Allah’ın (c.c.), dolayısıyla Efendimiz’in (s.a.s.) intihara bakışını göstermektedir.

Hanefi mezhebinin önemli imamlarından Ebu Yusuf, yukarıda zikrettiğimiz Hz. Peygamber’in (s.a.s.), intihar eden birinin cenaze namazını kılmadığı rivayetine dayanarak intihar edenlerin cenaze namazının kılınmayacağına dair fetva vermiştir. Ancak Ebu Hanife ve diğer fakihler intihar edenin cenaze namazının kılınacağını söylemişlerdir. Zira, Peygamber Efendimiz, Kendisi kıldırmamakla beraber sahabeyi intihar edenin cenaze namazını kılmaktan menetmemiştir. (Konuyla ilgili tartışma için bkz.: Hayati Hökelekli, "İntihar", DİA, XXII, 351-353). Ebu Hanife ve benzerlerinin yaklaşım biçimi aynı zamanda intihar edenin yakınlarını teselli edici mahiyettedir. Zira insanınbir yakınının sürekli cehennemde intihar ettiği vasıtayla cezalandırılmasını düşünmesi çok acı vericidir. Hem cenaze namazı bir duadır, ölüye bir faydası dokunur, belki kurtuluşuna vesile olur. Ayrıca Efendimiz’in cenaze namazına katılmadığı kimsenin belki bizim bilmediğimiz, ama O’nun bildiği özel bir durumu vardır. Bir de bu fakihler, normal şartlarda insanın kendisini öldürmeyeceğini, bu işe ancak bir hezeyan, bir şok sebebiyle başvuracağını da düşünmüş olmalılar. Nitekim günümüzde beyin üzerine yapılan çalışmalar, vücuttaki kimyasal dengelerin çeşitli etkilerle bozulduğunu ve bu yüzden beyin veya sinir sisteminde meydana gelen arızaların, kişileri hezeyana ve intihara sürüklediğini göstermektedir. İnsanın kaldıramayacağı miktarda bir baskıya maruz kalması, aşırı sevgi, korku gibi hallere kapılması, herhangi bir işte, sınavda kendini başarıya odaklayıp bunu elde edememesi ya da ağır bir tecavüze uğraması, sevdiklerini kaybetmesi gibi psikolojik durumların bu tür sonuçlar meydana getirdiği görülmektedir.

İntiharın yasaklanması da tıpkı diğer emir ve yasaklarda olduğu gibi, insan hayatına Allah’ın (c.c.) verdiği değeri gösterir. İslâm’ın bütün hükümleri, insan hayatını korumaya yöneliktir. Allah, emir-yasak, helal-haram nevinden koyduğu hükümlerde insanın şahsi veya toplumsal varlığının, aklının, sağlığının, neslinin, malının, din ve inançlarının korunması gibi gayeleri gözetmiştir. Mesela alkol ve uyuşturucu kullanımı aklın ve sağlığın korunmasına yönelik olarak yasaklanmıştır. Hırsızlık, malın korunması için yasaklanmıştır. Zina neslin korunmasını temin için haram kılınmıştır. Zekât toplumsal varlığın korunmasına yönelik olarak farz kılınmıştır. Savaşa, hem toplumsal varlığın, hem de din ve inançların korunması doğrultusunda izin verilmiştir. Öldürme ve intihar da insan varlığının korunması yönünde yasaklanmıştır. Dolayısıyla İslâm’ın insanın ferdi hayatını ve sosyal yapıyı tehdit eden bütün kötülüklerle ciddi biçimde mücadele ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü bu dinin temel gayesi, toplumların yeryüzünde huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlamaktır.

Bunalımı Önlemenin Yolu

İslâm fıkhının önemli dayanaklarından biri sedd-i zerâyi’dir. Bu terim, kötülüğün vasıtalarını ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir. Bu noktada bunalımı önlemek, intihara giden yolu tıkamak anlamına geldiği için önemlidir. İnsanlığa huzur bahşeden Kur’ân-ı Kerim’in bu hususla ilgili önemli tahşidatı bulunmaktadır. Ancak biz Asr sûresinin verdiği mesajlar üzerinden giderek konuya yaklaşımda bulunacağız. Çünkü bu kısa sure, problemin çözümü için bize çok önemli ipuçları vermektedir. Yüce Rabbimiz bu surede "Asra yemin olsun ki; iman eden, salih amel işleyen, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışında bütün insanlar hüsrandadır." buyurmuştur. Hüsran, insanın beklentilerinin boşa çıkması, yaptığı ticareti kaybetmesi, mutsuz olması, dünyevi veya uhrevi sıkıntılı bir durumun içine düşmesi anlamlarına gelmektedir. (Hüsran kelimesinin anlamları için bkz.: Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Azim yay. c. 9, s. 430). Dünyada b...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü
« Posted on: 13 Kasım 2019, 12:23:45 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü rüya tabiri,Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü mekke canlı, Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü kabe canlı yayın, Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü Üç boyutlu kuran oku Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü kuran ı kerim, Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü peygamber kıssaları,Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü ilitam ders soruları, Bunalım ve intiharı önlemede dinin rolü önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &