ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Ahiretteki Şubemiz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ahiretteki Şubemiz  (Okunma Sayısı 537 defa)
28 Mayıs 2010, 16:07:42
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 28 Mayıs 2010, 16:07:42 »



Ahiretteki Şubemiz

Onu ilk olarak 1993 te tanıdım. Henüz okumakta olduğu fakülteyi bitirmemişti. 3 aylık yaz tatilini bizimle; canı bir kanı bir Azerbaycan'da, 70 yılın tahribatını tamir etme yolunda harcamak istemişti. "Çorbada benim de tuzum olsun" diye düşünmüştü. Sıcak bir haziran gününde Bakü hava alanında onu karşıladığımda nereye gideceği konusunda hiç tereddütüm yoktu.  Zakatala'nın 8.000 nüfuslu Aliabad köyünde imam olduğunu söyleyen Tarçın Efendi kaç aydır iki ayağımı bir pabuca sokmuştu "Gelsin bir Türk kardaşımız onunla evimizi, bir lokma çöreğimizi, her şeyden önemlisi talihimizi paylaşalım. Bizimle ağlayıp, bizimle gülsün. Büyüklerde iş kalmadı hiç olmazsa çocukları ve din adamlarını arzu edilmeyen akibetten kurtarsın" diyordu.

Bir ay sonra Türkiye'den gelen misafirlerle Zakatala'ya onu ziyarete gittiğimizde herkes yeryüzünde sahte cennetlerin en kusursuzu bu olsa gerek diye fikir birliğine varmıştı. Şeki'den itibaren 40 km. boyunca ceviz ağaçlarının oluşturduğu tünelden ancak Aliabad'a ulaştığımızda güneşi görmek nasip oldu. Aliabad'ın güzelliği cennetin yanında ne kadar sahte ise 120 günahsız bebenin yüzünden yansıyan Kur`an nurunun yanında da güneş o derece sahte kalıyordu. O sahte cennet içinde Eminciğim kendisine köşk seçme konusunda hiçte acele davranmamıştı. Kandak ta her an göçtüm göçeceğim diye, Sovyet imparatorluğuyla yaşıt bir odayı farelerle paylaşıyordu. "Kendine bir ev tutsan ne gerekirse yaparız" dedim. "Zaten uğramıyorum ki, 5 saat uyumak için ne yapayım fazlasını" dedi ve bundan sonra ondan sık sık duyacağım kelimeler döküldü ağzından "Vakıf malına yazık değil mi?"

3 ay sonra fakülteye devam etmek için Türkiye'ye gittiğinde Aliabad'lılar sitem doluydu. Köyü temsilen ricacı göndermişlerdi. "Ne olursun Emin Efendiyi göndermeyin. Hani bize söz vermiştiniz, hani bizimle kaderimizi paylaşacaktı. Bizim dertlerimizle dertlenip, bizimle sevinecek, bizimle üzülecekti. Arzu ederse burada evlenip bizim hemşehrimiz olacaktı. Biz onu hayat boyu kalsın diye istemiştik." Beni Emin Kürşadlarını ellerinden alan biri gibi görüyorlardi. Onu geri istiyorlardı. Onlara okulunu bitirmek için gittiğini anlattım." Okul bitince?"diye sordular "Ya nasip" dedim

Okulu bitene kadar her yaz tatili geldi. Azerbaycan'ın çeşitli yerlerinde gencecik balalara Kur'an nurunu nakşetti. Başka yerlerde çalışırken de hep bir ayağı Aliabad'da idi. Bakü'deki ofisimizin gidecek mektup kutusunda hep "gön = Zakatala çatacak = Emin Kürşat Yetere" kapaklı zarflar çoğunluktaydı.

Okulu bitirince yüksek lisansa başladığını ve üç yıl gelemeyeceğini duyduk. Doğrusu biraz da sitem ettik. Ancak Aliabad'da mütevazi bir yatılı okul açıldığını ve öğretmensizlikten sıkıntıda olduğunu duyunca dayanamadı, yüksek lisansını dondurup geldi. Ertesi yıl yine dondurdu, sonra yine dondurdu ve sonunda dondurmaktan da vazgeçip kendi haline bıraktı. Artık buralı olmaya karar vermişti.

Bundan iki ay önce toplam 2 saat yaşayan oğlunu öpüp bağrına bastıktan sonra "Tarçin abi babanı gömdüğümüz yer çok hoşuma gidiyor. Oraya gittiğim zaman içim ferrahlıyor. Oğlumu o salih babanın yanına defnedebilir miyim?" diye sormuştu. Müsbet cevabı aldıktan sonra da "Gördünüz mü artık benim bir parçam burada. Artık ben de buralıyım" diyerek o hüzünlü durumdan bile kendisi için ferahlatıcı bir sonuç çıkarmıştı.

25 Mart 1999 günü Bakü'de kendi bölgesine gidecek kurbanlıkları almaya geldiğinde çok kararlıydı. Bu gece dönecekti, ama mutlaka dönecekti. Yola çıktığında yanına aldığı Şekili arkadaşlara hatırlatmayı ihmal etmemişti "Bakın sizi bir şartla yanıma alıp götürürüm. Şeki'de beni ikna edip yatıya bırakmayacaksınız. Aksi takdirde sizi götürmem." Giderken Aliabad halkına hediye etmek için her ay 100 adet aldığı Kutup dergisinin önümüzdeki üç Aylık ücretini de nedense(!) ödemeyi ihmal etmemişti. Herkes onun küçücük balaları için her zaman acele ettiğini bilirdi ama bu defaki kararlılığına hiç kimse anlam verememişti. Nede olsa bu konuda tecrübesiz idik. Daha önce hiç birimiz şehadete koşmamıştık, hiç birimiz bu zevki tatmamıştık.

Onu kaybettiğimiz(!) için hep iyi yönlerini düşünüyorumdur diye açtım siciline baktım. İki hata kaydedilmişti." Haber vermeden okulun kapasitesinin iki katı talebe almak" ve "bütün maaşını fakir talebelere ve fakir komşulara dağıtarak onlarda fazla beklentiye sebebiyet vermek."

Sabah beş buçukta şahadet haberini aldığımda sakin olmaya çalıştım. Ben ki gurbette babamın ölüm haberini aldığımda bile makul davranabilmiştim. Birden bire hayatım boyunca hep kalbimi kemireceğine emin olduğum o duygunun esareti altına girdim. Bir defacık olsun Eminciğime "Seni Allah için seviyorum" dememiştim. Hatta hepsini canım gibi sevdiğim diğer insanlara, diğer dâvâ arkadaşlarıma da bu sözü hiç söylememiştim. Onları gördüğüm ilk yerde haykıracaktım "Sizi seviyorum arkadaşlarım, kardeşlerim, yoldaşlarım" diyecektim. Ya Emin... Emin ne olursun rüyama gir hiç olmazsa orada söyleyeyim. Beni bu sıkıntı ile başbaşa bırakma. Biliyorum gittiğin yerde inşAllah buna hiç ihtiyacın yok ama benim hoşbahtlığım için yap bunu.

27 Martta Aliabad'a defin merasimi için gittiğimde bütün Aliabad hatta bütün bölge halkı orada idi. Azerbaycan'ın her tarafından yüzlerce insan gelmişti. Hepsi gözyaşı döküyordu. Hepsi ağlıyordu. Zerre kadar riya, zerre kadar sahtelik yoktu gözyaşlarında. Zaten buna bir sebep de yoktu. Herkes Bakü'den gelen misafirlerle, Türkiye'den gelen kardeşi Hasan'ın onları teskin edecek bir şeyler söylemesini bekliyordu. Son sözü o söylemişti, ne diyebilirdik ki. Gayri ihtiyari "Şehitler ölmez. O ölmedi. O Gençliğe Yardım Fonu'nun ahiretteki şubesine görevli gitti. Yeni şubemize en iyi elemanımızı göndermeli idik ve öyle oldu" dedim. Sonra kendim de inandım, inandırdım kendimi bu söze.

Bir şeyler daha söylemek istedim ama teskin olmayı bekleyen o muazzam topluluğa bir kelime daha diyecek mecal bulamadım kendimde. Ben ağladım onlar da ağladı, daha çok ağladılar. Onun tıpatıpı olan kardeşi Hasan'ın metin tavrı ve teskin etme çabaları da fayda etmedi. Onu görünce daha bir hal oldular. Alican abimizin "İnşAllah abisinden kalan bayrağı kaldığı yerden devr alır " sözleri göz yaşlarını bir nebze olsun kurutmaya hizmet eden tek söz oldu.

"Ölünün arkasından ağlanmaz. Onun; ruhuna okunacak dualara daha çok ihtiyacı var" diye halkı sürekli eğiten muallim arkadaşları mahcup ettiğim için özür diliyorum. İnsan; ihtiyarında olan şeyleri idare edebilir. Emin Kürşat'ımızı o "beni ferahlatıyor" dediği yere, oğlunun yanı başına defnettik. Üç gündür okunan bilmem kaç yüzüncü hatim, kaç bininci Yasini teslim ettik. Sonra bölgedeki kadıların ve imamların son bir ricası oldu Eminden, son bir hizmet daha istiyorlardı. Ölümü ile, ölüye olunan muamele ile örnek olmasını istiyorlardı, örnek ölü olmasını istiyorlardı. Burada ölünün arkasından üçü, beşi, yedisi, onu, kırkı, elliikisi, gibi günlerde civar köy kasaba ve şehirlerden gelen yüzlerce insana bir ton yemek yedirilir. Ölü evi ölüyü, duayı, ibadeti unutup günlerce yemek hazırlar ve bu işe binlerce dolar harcanır. Kimsenin bunu ödeyecek takati yoktur ama hiç kimse de "şerefsiz evlat" damgasını yememek için bu vazifeyi aksatmaz. Emin'in arkasından sadece dua ve Kur'an okuyarak bu cahiliye adetini yıkmamız isteniyordu. Bu şartlarda en az on gün görüşmemek üzere Eminciğimizi yeni hizmeti ile başbaşa bırakıp veda ettik.

Bizi onun mezarı başında dua etme şansından mahrum etmeyen babasına telefonda da olsa teşekkür edebildik ama hastahanede yengemize sabır tavsiye edecek mecali kendimizde bulamayıp bir sonraki ziyarete bıraktık.

Bir çok defa zor anlarda müracaat ettiğimiz "Ölmedi kalbimizde yaşıyor, seni kalbimize gömdük, seni candan seviyoruz" gibi atalarımızdan bize miras kalan değişik kelimelerin hepsini yaşaya yaşaya hazmede ede kendimize malettik. Artık bunlar şeksiz şüphesiz benim sözlerim "Seni kalbimize gömdük Emin. Seni candan seviyoruz. Sen ölmedin kalbimezde yaşıyorsun Emin. Allah bizi de önce senin gibi hazırlasın, süsleyip bezesin, sonra bizden razı olarak huzuruna alsın."Amin.

Alıntı

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Ahiretteki Şubemiz
« Posted on: 22 Mayıs 2019, 23:53:52 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ahiretteki Şubemiz rüya tabiri,Ahiretteki Şubemiz mekke canlı, Ahiretteki Şubemiz kabe canlı yayın, Ahiretteki Şubemiz Üç boyutlu kuran oku Ahiretteki Şubemiz kuran ı kerim, Ahiretteki Şubemiz peygamber kıssaları,Ahiretteki Şubemiz ilitam ders soruları, Ahiretteki Şubemizönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &